Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4247 E. 2026/3692 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4247
Karar No
2026/3692
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2025/63 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı ve davalı şirket vekili tarafından duruşmasız, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalılardan ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'nın sekiz aylıkken göz yaşı kanalı tıkanıklığı şikayeti ile 20.05.2009 tarihinde davalı şirkete ait hastaneye götürüldüğünü, davalı doktor tarafından hemen sol gözünden ameliyata alınarak ameliyattan yarım saat sonra da taburcu edildiğini, ancak eve götürüldükten bir saat sonra operasyon geçiren sol göz çevresinin şiştiğini, sonra bu şişliğin artarak bütün kafasına yayıldığını, müvekkillerinin davalı doktoru arayarak durumu anlattıklarını, doktorun soğuk kompres uygulamalarını söylediğini, ertesi gün 21.05.2009 tarihinde çocuğu tekrar hastaneye götürdüklerini, sekiz gün hastanede yattıktan sonra durumunun düzeldiği söylenerek 29.05.2009 tarihinde taburcu edildiğini, gözü şişlikten dolayı hala kapalıyken taburcu edildikten bir hafta sonra biraz açıldığını ama göz bebeğinin gözükmez olduğunu ve beyaz bir perde oluştuğunu, tekrar davalı doktora gittiklerinde doktorun damla verdiğini, damlaya rağmen düzelmeyince gidilen doktorun tavsiyesi üzerine gittikleri Üniversite hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü ancak sol gözünün görme yeteneğini kaybettiğini, müvekkili ...'ın şikayeti üzerine Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/4961 soruşturma sayılı dosyasında davalı doktor hakkında yapılan soruşturmada aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda doktorun yaptığı işlemin tıp kurallarına uygun olmadığının belirlendiğini, doktorun ağır kusurlu olduğunu, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, küçüğün sürekli işgöremezlik gücü kaybından dolayı şimdilik 150.000,00 TL maddi, ... için 200.000,00 TL, ... ve ... için 75.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacıların...'ın tedavisi için müvekkiline başvurmadığını, ameliyat için başvurduğunu, ayrıca...'ın yarım saatte taburcu edilmesinin mümkün olmadığını, ertesi gün şişlikten dolayı müvekkili doktor ve hastaneye başvurulduğunda yaklaşık "8" gün yatış yapıldığını, müvekkili doktor ve çocuk uzmanı gözetiminde tedavi olduğunu, şişlik indikten ve normale döndükten sonra taburcu edildiğini, müvekkili doktorun tıp kurallarına aykırı ameliyat yaptığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkili doktorun daha önce hastanın ... Hastanesi ve .... Hastanesinde ve .... Hastanesinde tedavi gördüğünü bildiğini, müvekkilinin ağır kusurlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2012 tarih ve ... nolu iddianamesi ve içeriğini kabul etmediklerini, burada aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunu da kabul etmediklerini, müvekkilinin tıp kurallarına ve son bilimsel gelişmelere uygun ameliyat yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.01.2016 tarihli kararıyla; davacıların ıslah edilen maddi tazminat davasının kabulü ile ... için 172.341,27 TL maddi tazminat, ... için 20.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (kapatılan) 13.Hukuk Dairesince verilen 06.11.2018 tarihli ilamla; davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, Mahkemece daha makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiş; davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 20.10.2020 tarihli ilamla; ceza dosyasında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen bu kararın hukuk davası için bağlayıcılığı bulunmadığı, davalıların 26.12.2012 havale tarihli dilekçelerinde, davacı küçüğün ameliyat için hastaneye başvurduğunu, daha önce ..... Hastanesi Çocuk Polikinliğine 10.11.2008 tarihinde, ....Hastanesi Çocuk Polikinliğine 01.12.2008 tarihinde, Özel .... Hastanesi Göz Polikinliğine 10.03.2009 tarihinde müracaat edip damla, antibiyotik ve masaj tedavisi gördüğünü, yine..... Hastanesi göz doktoru .....'e muayene olarak ilaç kullandığı, bunun SGK kayıtlarında mevcut olduğunu bildirdiği, hükme esas alınan raporlarda, bu hususlara yer verilmeksizin, 1 hafta 10 gün lokal damla şeklinde ve gerekirse sistematik olarak antibiyotik tedavi yapılması gerektiği halde bunları yapmadan müdahalede bulunan doktorun hatalı olduğunun bildirildiği, bu haliyle, alınan Adli Tıp raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ..... Üniversitesi Tıp Fakültesi .... Anabilim Dalı'na hasta sevk edilmiş ve rapor alınmış ise de, raporda bu yönler ve doktor hatası bakımından bir değerlendirme yapılmadığı, hal böyle olunca, davacı hastaya ait SGK kayıtları ve anılan hastanelerden hasta kayıtları ve tüm belgeler temin edilip, üniversitelerin ana bilim dallarında seçilecek konusunun uzmanı doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte, olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığının, mevcut delillerlerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi ve sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken, zuhulen yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulduğu belirtilerek önceki bozma ilamının kaldırılarak hükmün yazılı gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'ya davalı hekim tarafından sondalama işleminin yapıldığı, ancak sondalama işlemi öncesinde topikal antibiyotik tedavisi verilmemesi nedeniyle davalı hekime kusur izafe edilebileceği, davalı hekimin bu kapsamda özen borcuna aykırı hareket ettiği ve davalı hastanenin elbette ki sunduğu sağlık hizmeti çerçevesinde yanında çalışan hekim, hemşire, hasta bakıcı gibi sağlık görevlilerinin eylemlerinden de sorumluluğa ilişkin şartların varlığı hâlinde mesul olacağı kanaati ile davacının maddi tazminata ve hakkaniyete, olayın oluşuna, tarafların sosyal ve ekonomik şartlar dikkate alınarak manevi tazminata hak kazandığı gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat yönünden davalarının kabülü ile, davacı ... yönünden 172.341,27 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar vekillerinin ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibarıyla aynı nitelikteki temyiz dilekçeleriyle; davacının müvekkili ..... tarafından ameliyat edilmeden önce pek çok farklı hastanede tedavi gördüğünü, 09.05.2009 tarihinde, davalı Hastanede görev yapan bir diğer .... Hastalıkları Uzmanı Dr. ..... tarafından muayene edilerek antibiyotik tedavisi uygulandığını, davacıların doğumsal göz yaşı kanal tıkanıklığı teşhisi koyulması sonrası antibiyotik tedavisine rağmen durumunun kötüleşmesi nedeniyle sondalama ameliyatını gerçekleştirmek üzere müvekkiline başvurduklarını, ameliyat sonrasında komplikasyon gelişerek enfeksiyon oluştuğunu, akabinde esasen ameliyattan bağımsız olarak gelişen kornea ödemi neticesinde görme kaybı oluştuğunu, Mahkemece bozma sonrası alınan ilk iki raporda müvekkiline kusur atfedilmeyeceği bildirilmesine rağmen son alınan rapordaki kusur atfına dayanarak ve çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, bozma kararı sonrası SGK'dan temin edilen ilaç listesinde davacının operasyon öncesi 3 ay boyunca antibiyotik kullandığına ilişkin sunulan delillerin değerlendirilmediğini, ayrıca davacıda meydana gelen komplikasyon ile müvekkilinin uyguladığı işlem arasında illiyet bağı bulunmadığının da 07.04.2022 tarihli raporda tespit edildiğini, ayrıca hükmedilen tazminatların hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir. 2. Davacılar vekili; kısmen reddedilen manevi tazminat ve davalı tarafa reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden verilen vekalet ücretinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, vekâlet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 1. Somut olayın incelenmesinde; en hafif kusurunda dahi sorumlu olduğu kabul edilen davalının davacıya uyguladığı operasyon öncesinde uygulaması gereken antibiyotik tedavisini uyguladığı hususunu ispatlayamadığı, hastanın nazolakrimal probing işleminden önceki en yakın muayenesinin işlemden 11 gün önce yapıldığı, bu muayenede hastaya akut atopik konjonktivit tanısı konulduğu, atopik konjonktivitin bir çeşit alerjik konjonktivit ve dakriyostenozdan farklı bir klinik durum olduğu, bu vizitte hastaya hangi reçetenin verildiğinin bilinmediği, davalının hastaya hangi ilacın reçete edildiğini araştırmadan ve bu konuyu netleştirmeden antibiyotik kullanıldığı varsayımıyla operasyon kararı almış olmasından dolayı kusurlu olduğu, davacıya uygulanan işlemden 1 hafta-10 gün önce antibiyotik kullanılması gerektiği dosyada yer alan raporlarda bildirilmiş olup davacıya bu süreden daha önceki muayenelerinde antibiyotik reçete edilmiş olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, davalının eylemi nedeniyle meydana gelen sonuç arasında illiyet bağının mevcut olduğu, hükmedilen tazminatların hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacıların manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle aleyhe hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararıyla; manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulamasına dayanak oluşturan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326. maddesinin ikinci fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan mezkur kararın dokuz ay sonra, 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile manevi tazminat davalarının kısmen reddi durumunda karşı taraf lehine vekalet ücreti verilmesine dair Tarife'nin 10. maddesinin ikinci fıkrasını 08.01.2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile yürürlükten kaldırmıştır. Temyiz inceleme tarihi itibari ile mezkur Anayasa Mahkemesi kararı yürürlüğe girmiş, kısmen reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden karşı vekalete hükmedilmesinin yasal dayanağı ortadan kalkmış olup bu husus bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hususun giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin 9., 10., 11. bentlerinin hükümden çıkartılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4247, K. 2026/3692, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4247-e-2026-3692-k-245405edd670