Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2230 E. 2026/2944 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2230
- Karar No
- 2026/2944
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/250 E., 2025/543 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/206 E., 2024/519 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen dava davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacıların murisi ...'e davalı şirkete ait hastanede davalı doktor tarafından mide ameliyatı yapıldığını, ameliyattan sonra ...'in durumunun ağırlaşması nedeni ile yeniden ameliyata alındığını, ikinci ameliyattan sonra 25.05.2015 tarihinde muris ...'in vefat ettiğini, murisin riskler hakkında bilgilendirilmediğini, onamının alınmadığını, davalı doktor ile özel hastane ve çalışanlarının hataları, mesleki yetersizlikleri ve ihmalkarlıkları neticesinde murisin hayatını kaybettiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, davacı çocuklar ... ve ... için 100.000,00 TL, davacı eş ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00TL manevi tazminatın 25.05.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacılar vekili; müteveffa ... ...'nın davalı hastaneye başvurarak, davalı hekim tarafından 21.05.2015 tarihinde mide operasyonu geçirdiğini, ameliyat sonrası değerleri oldukça kötüleşen müteveffa için mavi kod uyarısı verildiğini fakat davalı hekimin hiçbir şekilde müdahalede bulunmadığını, hastaneye dahi gelmediğini, hastanede nöbetçi doktor bulunmadığından müteveffaya müdahale edilemediğini, davalı hekimin defalarca aranmasına rağmen hastaneye 1 gün sonra geldiğini, müteveffanın iç kanama geçirdiğini söyleyerek tekrar ameliyata giriştiğini, fakat müteveffanın fazlaca yaşadığı kan kaybından davalı hekimin ağır kusuru neticesinde hayatını kaybettiğini, hastanın ameliyat sonrası takip ve tedavide ciddi yetersizlikler ve kusurlar olduğunu, bu kusurun sorumluluğunun davalı doktor ...'a ve yeterli donanıma /personele sahip olmadığı halde hasta kabulü yapan davalı hastaneye ait olduğunun açıkça tespit edildiğini, Sağlık Bakanlığı müfettişleri tarafından resen yapılan denetleme neticesinde ... Odası'nın 02.08.2016 tarihli Onur Kurulu kararıyla kusurlu bulunan davalı hekime Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 39. maddesi gereğince geçici olarak meslekten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına oy birliğiyle karar verildiğini, ayrıca Cumhuriyet Savcılığına ihmalen adam öldürme suçundan ihbar yapıldığını, Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan davalı hekim hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğunu, davanın 8 yılı aşması neticesinde müvekkillerinin zararının hem maddi hem manevi olarak oldukça katlandığını, eşini ve annesini kaybeden müvekkillerinin davalı tarafın hiçbir bedel ödemediğini görmeleri nedeniyle yoğun bir şekilde üzüldüklerini, ileri sürerek; davacı eş ... için 449.615,25 TL gelir farkı tazminatı, çocuk ... için 280.790,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı, çocuk ... için 518.900,24 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 1.249.306,31 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; müteveffanın ölümünde herhangi bir kusurlarının olmadığını, tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, komplikasyonlar hakkında hastaya bilgi verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; ameliyat öncesi gerekli tetkiklerin yapıldığını, gerekli bilgilerin hastaya verildiğini, onamın alındığını, kusurun bulunmadığını, bilgilendirme üzerine davalı hekimin en kısa sürede hastaneye ulaştığını, tüm müdahalelerin yapıldığını, hastaya garanti verilmediğini, maddi tazminat taleplerinin dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli kararıyla; hastada ... gastrektomi operasyonu sonrası gelişen batın içi kanamasının bir komplikasyon olduğu ancak bu komplikasyonu gidermek için hastanın yeniden ameliyata geç alınması nedeniyle ölümün gerçekleştiği, ölüm ile doktorun eylemi arasında bağlantı bulunduğu genel cerrahi uzmanı davalı hekim ...’ın kusurlu ve ihmalli davranışı sonucu ölümün gerçekleştiği, verilen tedavi ve ameliyat hizmetinin ayıplı olduğu, davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararları davalılardan birlikte talep edebilecekleri, diğer davalı şirketin ise çalıştırdığı doktorun hizmet kusurundan dolayı sorumlu olduğu bu nedenle her iki davalının maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, vefat eden ... ...'nın davacı ...'nın eşi, ... ve ...'nın annesi olduğu alınan aktüerya bilirkişi raporları ile ... ...'nın ölümünden dolayı uğradıkları maddi zararın ayrı ayrı hesaplandığı, manevi tazminat talebi bakımından ise; vefat eden ile davacıların akrabalık durumu, olayın davacılar üzerinde etkisi, ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak ayrı ayrı manevi tazminat takdirine ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için; 3.483,68 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 191.789,95 TL gelir farkı olmak üzere toplam 195.273,63 TL'nin ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için; 103.847,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için; 139,111.80 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, 2.000,00 TL cenaze ve defin masrafının 1.500,00 TL'sinin dava, geriye kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.937,47 TL konaklama giderinin 308,00 TL'sinin dava kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 300,00 TL taşıma giderinin 200,00 TL'sinin dava, kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL ameliyat giderinin 1.000,00 TL'sinin dava, kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 492,00 TL ulaşım giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların fazlaya yönelik tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2022 tarihli kararıyla; dosya kapsamı ve alınan Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu incelendiğinde, davacıların murisine yapılan ameliyat sonrasında ortaya çıkan batın iç kanamasına ilişkin komplikasyona yönelik olarak hastanın ameliyata alınıp alınamayacağı hususunda bir tespit yapılmadığını, değerlendirmenin bu yönüyle eksik kaldığını, davacının murislerinin hastaneye tedavi için yatırıldığında çoklu organ yetmezliği tanısı olan bir hasta olduğunun iddia edildiği, bu hususunda kusur durumunun belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği halde mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp raporunda bu hususların belirlenmediği anlaşılmış olmakla başka bir değişle davalıların iddialarını karşılar mahiyette açıklayıcı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının anlaşıldığı, o halde mahkemece yapılacak işin, Üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek aralarında dava konusu olayda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve istinaf ve yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibaret olduğu, mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davalıların istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ... ... için doktor davalı ... tarafından gerçekleştirilen operasyonun endiksiyonunun doğru olduğu, hasta onamının alındığı ve cerrahi işlemin risklerini bilerek onayladığı, yapılan operasyonun usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş, cerrahi biterken tüm kontrolleri yapılmış olduğu fakat ameliyat sonrası 4. saatten itibaren kanama bulgularının ortaya çıkmış olduğu, obezite hastalarında komplikasyon gelişimi ile organ yetmezliği oluşması arasında gelişen süre normal vücut ağırlıklı olan hastalara göre çok kısa olduğu ve bu nedenle kanamaya hemen müdahale edilmediği için hızla stemik olarak bedensel yetmezliğe neden olduğu, hastanın kaybının kanama nedenine bağlı olarak zamanında reoperasyon alınmayışı nedeniyle olduğu kanaatine varıldığı ve varılan bu kanaat ve sonucun ATK 1. İhtisas Kurulu raporundaki sonuçla örtüştüğü, dosya kapsamı ve tıbbi belgelere uygun olduğu, ayıplı hizmet nedeniyle davacıların davalılardan birlikte müştereken ve müteselsilen maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecekleri gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davacı ... için; 3.483,68 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 191.789,95 TL gelir farkı olmak üzere toplam 195.273,63 TL'nin ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için; 103.847,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için; 139,111.80 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, 2.000.00 TL cenaze ve defin masrafının 1.500.00 TL'sinin dava, geriye kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.937,47 TL konaklama giderinin 308,00 TL'sinin dava kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 300,00 TL taşıma giderinin 200,00 TL'sinin dava, kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL ameliyat giderinin 1.000,00 TL'sinin dava, kalanının ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 492,00 TL ulaşım giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların fazlaya yönelik tazminat taleplerinin reddine, birleşen dava yönünden ise davacı ... için; 449.615,25 TL gelir farkı tazminatının, davacı ... için; 280.790,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için; 518.900,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 13.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen dava davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen dava davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen dava davacılar vekili; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili; mahkeme kararının yerinde olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davalının doktor seçiminde özen gösterdiğini, gerekli denetimleri yaptığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, derdestlik itirazının bulunduğunu, somut olayda müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek illiyet bağının bulunmadığını, gerçekleşen operasyonda müvekkilinin ya da hekimin kusurunun bulunmadığını, olayın komplikasyon olduğunu, davacının aydınlatılmış onam belgesinin imzalayarak riskleri kabul ettiğini, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, yeni eşin gelir durumuna ilişkin somut bilginin dosyada bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 1.Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin, asıl ve birleşen davada davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle ATK raporunda, davacıların murisinde ... gastrektomi operasyonu sonrası gelişen batın içi kanamasının bir komplikasyon olduğu ancak bu komplikasyonu gidermek için hastanın yeniden ameliyata geç alınması nedeniyle davalı hekim ...’ın kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı hekim hakkındaki ceza davasında alınan ATK raporunda davalı hekimin kusurlu olduğunun belirtildiği, üniversite görevlisi bilirkişi heyetinden alınan raporda da murisin kaybının kan kaybı nedeniyle zamanında reoperasyona alınmamasının sebep olduğunun belirtildiği, davalı şirketin adam çalıştıran sıfatı ile doktorun kusurundan meydana gelen zarardan sorumlu olduğu tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı, davacıların hatalı teşhis ve operasyon sonucunda murisleri olan annelerini kaybettiği gözetildiğinde, asıl ve birleşen davalarda davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen maddi tazminat miktarının isabetli olduğunun anlaşılmasına göre, asıl ve birleşen davalarda davalı şirket vekilinin davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin davacı ... yönünden asıl ve birleşen davada hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı ve gelir farkı tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da desteğin gelir durumuna göre bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; ölenin eşi sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde, bu kişinin yeni evlenme sonrası dönem için desteğinden yararlandığı eşinin ölümü nedeniyle yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Davaya konu olayda vefat eden ... ...'nın eşi olan davacı ...'in ölen eşinin desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile tazminat talep ettiği; davacının 06.10.2015 tarihinde yeniden evlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan hesap raporu ile davacının 1977 doğumlu olduğu ve 2031 yılı sonuna kadar destek alacağı kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Oysa, destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı davacı eşin ancak eşinin ölümü ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığındaki dönem için tazminata hak kazanabileceği gözetilip davacı ... bakımından asıl davanın kısmen kabulü ile 3.483,68 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerekirken eski eşin gelirinin yeni eşin gelirinden fazla olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davada gelir farkı tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3.Asıl davada davacılar ... ve ... vekili ile asıl davada davalı şirket vekilinin davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek, takdir hakkını etkileyebilecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla bu malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalı doktor tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle davacılar ... ve ...'nin annesinin vefat ettiği ve bu zararın oluşumunda davalı doktorun kusurlu bulunduğu davalı şirketinde adam çalıştıran sıfatıyla manevi tazminattan sorumlu olduğu nazara alındığında, davacılar ... ve ... yönünden takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri gözetilerek takdir edilen manevi tazminat miktarının çok az olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davalı şirket vekilinin temyiz itirazların reddi, davacılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle davacılar ... ve ... yönünden daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir. 4.Asıl davada davacı ... vekili ile asıl davada davalı şirket vekilinin davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminatın somut olayın özelliğine uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre davacı ... vekili ile davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin ayrı ayrı sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatları ve asıl davada davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminat yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 3.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... yönünden asıl ve birleşen davada hükmedilen gelir farkı tazminatı ile davacılar ... ve ... yönünden hükmedilen manevi tazminata karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi