Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5375 E. 2026/2875 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5375
- Karar No
- 2026/2875
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/895 E., 2025/1322 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/221 E., 2024/393 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının, dava dışı amme borçlusunun 1.910.762,06 TL tutarındaki borcu nedeniyle müvekkili nezdindeki hak ve alacaklarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 86183 sayılı Kanun) 79. maddesi kapsamında haciz konulduğunu bildirdiğini, müvekkilinin süresi içinde itiraz edemediği için borç yedinde sayıldığını, oysa amme borçlusu şirketin müvekkili şirketten haciz tarihi itibariyle herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, borçlu şirketin müvekkiline gönderdiği iki faturanın da ödendiğini, buna dair dekontların bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının süresinde itiraz etmemesi nedeniyle borcun zimmetinde sayıldığını, borçlu olmadığını davacının ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; dava açıldıktan sonra davanın sebebini oluşturan borcun ödendiği, uyuşmazlık konusunun kalmadığı, ancak somut uyuşmazlıkta davalının alacaklı olduğu icra dosyasından, davacıya 2004 sayılı İİK'nın 89/1. ve 2. maddeleri gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiği, davacı tarafça haciz ihbarnamelerine yasal sürede cevap verilmediği, bu durumda 2004 sayılı İİK'nın 89/2-3. maddesi kapsamında ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak davacıya gönderildiği; ancak davacı yanca eldeki menfi tespit davası açıldıktan sonra borcun ödendiği, dava dışı borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu ispat yükünün davalıda olduğu, dosya kapsamında davalının iddiasını ispatlar somut delil sunmadığı, davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu ve böylece davalı alacaklının davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeniyle yargılama giderlerinden de sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip borçlusunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerektiği, böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğunun ileri sürülemeyeceği, bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını ispat etmesinin beklenemeyeceği, somut olayda takip alacaklısı olan davalının alacak iddiasının dayanağını somut olarak göstermediği, dosyada alacağın varlığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, davacı üçüncü kişinin iddiasını ispat ederken ileri sürdüğü vakıaların aydınlatılması için davalı alacaklının doğruluk ödevine uygun hareket ederek takip borçlusunun üçüncü kişiden neden alacaklı olduğunu açıklaması gerektiği, ispat yükü üzerinde bulunan alacaklı davalının alacağın varlığına ilişkin bilgi ve belge sunmadığı, takip borçlusunun davacıdan alacağını somut delillerle ispat edemediği anlaşıldığına göre, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile ispat külfeti kendinde olan davalı alacaklı alacağın sebebini açıklamadığından dava açılmasına sebebiyet verdiği ve davacı davasında haklı olduğundan açıklanan gerekçe ile konusuz kalan davada yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı şirketin yasal süresi içinde haciz bildirisine itirazda bulunmaması nedeniyle alacağın yedinde sayıldığını, davacının bu nedenle işbu menfi tespit davasını açtığını, 6183 sayılı Kanunun 79/4 maddesi gereği borcunun olmadığını davacının ispatlaması gerektiğini, buna rağmen mahkemenin ispat yükünün müvekkilinde olduğu gerekçesiyle aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, tersine davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava 6183 sayılı Kanunun 79.maddesi kapsamındaki menfi tespit istemine ilişkindir. Dava açıldıktan sonra amme borcunun ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücreti temyiz incelemesinin konusunu oluşturmaktadır. 6183 sayılı Kanunun 79.maddesinin üçüncü fıkrasına göre "Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur." Davanın hukuki dayanağı 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 89. maddesinin somut olaya uygulanması hatalıdır. Diğer taraftan Mahkemece her ne kadar ispat yükünün davalıya ait olduğu ve davalının da delil sunamadığı gerekçesiyle, yargılama giderleri davalıya yükletilmiş ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; 6183 sayılı Kanunun 79. maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça belirtildiği üzere amme alacağı takibatında üçüncü kişinin, kendisine tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içinde borcu olmadığını bildirme zorunluluğu vardır. Borcu olmadığı halde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır. Bu hükümle kanuni bir karine getirilmiş; diğer bir ifadeyle asıl olan borcun varlığının ispatı iken, haciz bildirisine itiraz edilmemesi halinde ispat yükünün üçüncü kişiye geçmesi öngörülmüştür. Buna göre üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasında, amme borçlusuna borcu olduğu yönünde yasal karine bulunan üçüncü kişinin borcunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanu'nun (HMK) 331.maddesinin birinci fıkrasında; konusuz kalma nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, hâkimin davanın açıldığı tarihteki haklılık duruma göre yargılama giderlerini takdir edeceği öngörülmüştür. İlk Derece Mahkemesince; yukarıda yapılan açıklamalara göre, ispat yükünün davacıya ait olduğu dikkate alınarak, davalı yararına yargılama giderlerine (ve dahi vekalet ücretine) hükmedilmesi gerekirken, kanuni karine göz ardı edilip ispat yükünün davalıya ait olduğu yönündeki hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde yargılama giderlerine (ve dahi vekalet ücretine) hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.