Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1083 E. 2026/1089 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1083
- Karar No
- 2026/1089
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/1083 KARAR NO : 2026/1089
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/440 DAVA TARİHİ : 22/04/2026 ARA KARAR TARİHİ : 14/05/2026 DAVA : Alacak, Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 14.07.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 14.07.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/440 Esas sayılı dosyasından verilen 14.05.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen 12.05.2026 tarihli ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, Manisa ili Akhisar ilçesi, .... Mahallesi, .... Parselde yer alan taşınmaz üzerine Ticari Depo İnşaatı yapılması adına 23/12/2024 tarihinde "İNŞAAT-ESER-SÖZ-..-..-.. PARSEL-TİCARİ DEPO-REV00" referanslı eser sözleşmesi imzalandığını, yapılan sözleşme uyarınca, ruhsatın alınmasının ardından 100 gün içinde, Manisa ili, Akhisar ilçesi, ....Mahallesi, ... Parselde yapılacak Ticari Depo İnşaatı (çatı dahil) tüm kaba inşaat işleri, hafriyat, betonarme imalatlar, prefabrik karkas ve cephe elemanları vb. tüm prefabrik imalatların, çatı kaplama/montaj imalatları dahil olmak üzere sözleşmede sayılı tüm işlerin ifası davalı şirkete yüklendiğini, davalı müteahhit tarafından yapılacak işin karşılığı olarak, taraflarca sözleşmede 6.300.000,00-TL olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca ruhsat alındıktan sonra 100 gün içerisinde yapılması beklenen taşınmazın yapımına ise davalı şirket tarafından zamanında başlanmadığını, bununla birlikte davalı şirket ve sahibi/yetkilisi .... tarafından müvekkilinden taşınmaz yapımı adı altında haksız yere birden çok defa ücret talep edildiğini, müvekkili firma tarafından davalıya talep ettiği miktarların ödenmiş ve davalı şirket tarafından yapılması gereken masrafların tamamının müvekkili şirket tarafından karşılanmak zorunda kalındığını, davalının 100 gün içerisinde ödemesini almasına rağmen işleri yapmaması ve hatta başlamaması sebebiyle müvekkilinin başvurusu ile, Akhisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/24 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yapıldığını, 23/12/2024 tarihli eser sözleşmesinin, müvekkilinin çekmiş olduğu İzmir 38. Noterliğinin 13/01/2026 tarih, 01382 yevmiye nolu ihtarnamesi ile haklı sebeple feshedilmesiyle birlikte davalı tarafa; haksız ödemelerin iadesi, davalı şirket tarafından karşılanması gereken ancak müvekkili tarafından karşılanan masrafların ve munzam zararın tazmini için süre verilmiş olup süresinde söz konusu bedellerin müvekkili şirkete ödenmemesi sebebiyle taraflarınca söz konusu bedellerin tazmini için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak tarafların anlaşamadığını, davalı şirket ve yetkilisi ... aleyhinde Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/2167 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, haricen edinilen bilgilere göre davalı şirketin Ege ve Marmara Bölgelerinde benzer sebeplerle uyuşmazlık yaşadığı birçok firma bulunduğunu ve davalı şirketin mal varlıklarını elden çıkarma çabası içerisinde bulunduğunu, hatta davalı şirket ismine benzer bir şekilde, davalı şirket sahibi ve yetkilisinin eşi ....'nın tam yetkili olduğu .... Şirketi kurularak, davalı şirketin mal varlıklarının yeni kurulan şirkete aktarılmaya çalışıldığını, davalı şirketin haksız olarak elde ettiği gelirlerin ise, davalı şirket sahibi/yetkilisinin yeğeni....'a ait ... Bankası .... numaralı kart üzerinden aklandığının haricen öğrenildiğini, borçlu davalının mallarını kaçırmasından endişe ettiklerini, müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zarara uğrayacağından öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile alacakları için borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır, taşınmaz malları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi takdirde ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulması yönünde ara karar kurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 14.05.2026 tarihli ara kararı ile özetle; ''...Davanın 1.000-TL değer gösterilmek sureti ile ikame edildiği, dava konusu açısından fazlaya ilişkin ödemeler ve maddi tazminat taleplerinin haklılığı yanında miktarlarının tespitinin yargılamaya gerektirdiği, ayrıca uyuşmazlığın esasını çözer mahiyette ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği kanaatine varılmakla, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 02.06.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, Manisa ili Akhisar ilçesi, ... Mahallesi, ... Parselde yer alan taşınmaz üzerine Ticari Depo İnşaatı yapılması adına 23/12/2024 tarihinde "İNŞAAT-ESER-SÖZ...-...-... PARSEL-TİCARİ DEPO-REV00" referanslı eser sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca, ruhsatın alınmasının ardından 100 gün içinde, Manisa ili, Akhisar ilçesi,.... Mahallesi, ...Parselde yapılacak Ticari Depo İnşaatı (çatı dahil) tüm kaba inşaat işleri, hafriyat, betonarme imalatlar, prefabrik karkas ve cephe elemanları vb. tüm prefabrik imalatların, çatı kaplama/montaj imalatları dahil olmak üzere sözleşmede sayılı tüm işlerin ifasının davalı şirkete yüklendiğini, davalı müteahhit tarafından yapılacak işin karşılığı olarak, taraflarca sözleşmede 6.300.000,00 TL olarak belirlendiğini, -Sözleşme uyarınca ruhsat alındıktan sonra 100 gün içerisinde yapılması beklenen taşınmazın yapımına ise davalı şirket tarafından zamanında başlanmadığını, bununla birlikte dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere davalı şirket ve sahibi/yetkilisi .... tarafından müvekkilinden taşınmaz yapımı adı altında haksız yere birden çok defa ücret talep edildiğini, müvekkili firma tarafından davalıya talep ettiği miktarların ödendiğini ve davalı şirket tarafından yapılması gereken masrafların tamamının müvekkili şirket tarafından karşılanmak zorunda kalındığını, davalının 100 gün içerisinde ödemesini almasına rağmen işleri yapmaması ve hatta başlamaması sebebiyle müvekkili firmanın başvurusu ile, Akhisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/24 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yapıldığını, 29/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Ruhsat tarihinin 22/09/2025 olduğu, Keşif tarihi 04/12/2025 itibariyle işin 72. gününde bulunulduğu, bu tarihte işin %70-75 seviyelerinde olması gerekirken yaklaşık %4-5 seviyesinde kaldığı, sahada sadece kazı/hafriyat, temel altı koruma betonu ve kısmi temel kalıp montajı dışında kayda değer imalat bulunmadığının tespit edildiğini, -Taraflar arasında imzalanan 23/12/2024 tarihli eser sözleşmesinin, müvekkilinin çekmiş olduğu İzmir 38. Noterliğinin 13/01/2026 tarih, 01382 yevmiye nolu ihtarnamesi ile haklı sebeple feshedilmesiyle birlikte davalı tarafa haksız ödemelerin iadesi, davalı şirket tarafından karşılanması gereken ancak müvekkili tarafından karşılanan masrafların ve munzam zararın tazmini için süre verildiğini, süresinde söz konusu bedellerin müvekkili şirkete ödenmemesi sebebiyle taraflarınca söz konusu bedellerin tazmini için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak karşı yan arabuluculuk sürecinde de anlaşmaya varma taraftarı olmadığını ve tarafların anlaşamadıklarını, -Bununla birlikte, müvekkili şirket tarafından ruhsat alınıp taşınmazın yapımına başlayana kadarki süreçte yapılan ödemelerin tamamının malzeme, işçi ve yapı için gerekli harcamalara ilişkin olduğunun düşünüldüğünü, ancak ruhsat alındıktan sonraki tarihte yapılacak her iş ve alınacak her malzeme için davalı şirket tarafından müvekkilinden tekrar tekrar ücret talep edilmeye başlanması ve müvekkili şirketin, davalı şirketin alınan malzemeleri inşaatta kullanmadığını, inşaatta çalışan işçilerin ücretini ödemediğini, davalının kendisine düşen görevleri yapmadığının öğrenilmesi sebebiyle müvekkilinin dolandırıldığını anladığını, taraflarınca davalı şirket ve yetkilisi ... aleyhinde Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/2167 Sor. Sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ilgili dosyada soruşturma aşamasının devam ettiğini, -Haricen öğrendikleri üzere, davalı şirketin Ege ve Marmara Bölgelerinde benzer sebeplerle uyuşmazlık yaşadığı birçok firma bulunduğunu ve davalı şirketin mal varlıklarını elden çıkarma çabası içerisinde bulunduğunu, hatta davalı şirketin ismine benzer bir şekilde, davalı şirket sahibi ve yetkilisinin eşi ....'nın tam yetkili olduğu ...Şirketi kurularak, davalı şirketin mal varlıklarının yeni kurulan şirkete aktarılmaya çalışıldığı, davalı şirketin haksız olarak elde ettiği gelirlerin ise, davalı şirket sahibi/yetkilisinin yeğeni ....'a ait ... Bankası ... numaralı kart üzerinden aklandığının haricen öğrenildiğini, tüm bu hususların Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/2167 Sor. Sayılı dosyasında da bildirildiğini, bu konuya ilişkin soruşturmanın devam ettiğini, -Müvekkilinin geçen süre içerisinde paraya ihtiyaç duyması, aralarındaki alacak verecek ilişkisinin de davalının kötü niyetli olması sebebiyle sonuçsuz kalması üzerine, davalıdan tarafına ödenen bedelin iadesini yapılmasını istediğini, davalının türlü bahanelerle müvekkilini oyaladığını ve telefonlarına da cevap vermemeye başladığını, -Anlaşılacağı üzere davalının kendisine yapılan sözlü başvuruların neticesiz kaldığını ve yükümlülüklerini yerine getirmek bir yana müvekkilini kandırarak aldığı borcunu ödemekten kaçınmaya başladığını, alacaklarının rehinle temin edilmediğinden ileride yapılacak normal takibin akim kalması ihtimalinin de mevcut olduğunu, -İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı olsa bile, kanun maddesinde öngörülen şartların sağlanması suretiyle ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğini, -Davalı tarafın üzerindeki mal varlığını elden çıkardığı, başkasının hesaplarını kullandığı yönünde bilgi edinildiğini, sahip olduğu taşınır taşınmaz malların sıfatlarını değiştirerek satış bedellerini düşük göstermek için kendilerince çözüm bulmaya çalıştıklarını, davalının alacaklı müvekkilinin borcunu ödemekten kaçındığını, tüm bu gerekçelerle borçlu davalının mallarını kaçırmasından endişe ettiklerinden, müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zarara uğrayacağından buna mani olmak için, yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının kaldırılarak, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemek zarureti hasıl olduğunu, -Yine İİK 258. maddesine göre alacağın varlığınına dair mahkemeye kanaat getirecek delilerin sunulması gerektiğinin belirtildiğini, Yargıtay'ın da vermiş olduğu kararlarında ihtiyati haciz için kesin ispatın gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olacağını belirttiğini, (Yargıtay 19. HD 11.02.2014 T. 2014/758 E. 2014/2683 K., Yargıtay 11. HD 04.05.2015 T. 2015/4336 E. 2015/6260 K.) -Dava dilekçeleri ekinde sunulmuş sözleşme, ihtarname ve dekontlar dikkate alındığında, tarafların imzalamış olduğu eser sözleşmesi kapsamında yapılacak olan ticari depo inşaatı için, davalı müteahhide toplamda 4.599.606,00 TL ödeme yapıldığı, ancak karşılığında davalı müteahhidin üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğinin Akhisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/24 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, bu yönüyle taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı sebeple feshedilmesinden kaynaklı olarak müvekkilinin, davalıdan alacağının bulunduğunu, belirtilen Yargıtay kararları ve yaklaşık ispat kuralı gereğince ihtiyati haciz kararına yeter nitelikte deliller sunulduğunu, -Her ne kadar mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi durumunda görüş bildirileceği şeklinde bir değerlendirme doğrultusunda talepleri reddedilmişse de yaşanan olaylar silsilesi bir arada değerlendirildiğinde ve davalının açıkça mallarını kaçırmaya devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati haciz kararı verilmesi zaruri olduğu gibi müvekkilinden alınan haksız kazancın dava sonucunda tahsil edilme ihtimalini doğurmak amacıyla da zorunlu olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/440 E. Sayılı dosyasında verilen 14/05/2026 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaat olunursa takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulması yönünde karar verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla yapılan fazla ödemelerin iadesi ve uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesi tarafından 14.05.2026 tarihli ara kararla reddine karar verildiği, verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince: Davacı vekili, taraflar arasında 23.12.2024 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığını, sözleşme gereğince davacı iş sahibinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, ancak davalı yüklenicinin sözleşme gereğince edimlerini zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, bu sebeple sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiğini belirterek sözleşme kapsamında yapılan fazla ödemelerin iadesi ve uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açtığı ve davalı hakkında ihtiyati haciz verilmesini talep ettiği görülmüştür. Somut olayda taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı edimlerin yerine getirilip getirilmediği, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve davacının fazla ödemesi ve sözleşmenin feshinden kaynaklı maddi zararının oluşup oluşmadığının yargılamayı gerektirdiği, İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, ayrıca İİK 257/2 maddesine göre davalının mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisinin kaçmağa hazırlandığı yahut kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair yaklaşık ispata yarar dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen 14.05.2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/440 Esas sayılı dosyasından verilen 14.05.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf haciz karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin bu davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258/3 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-f maddeleri gereğince kesin olmak üzere 14.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.