Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/654 E. 2026/1495 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/654
- Karar No
- 2026/1495
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/654
KARAR NO: 2026/1495
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/02/2023
NUMARASI: 2019/227 Esas - 2023/104 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin plastik ve temizlik ürünleri imalatı yapmakta olan bir şirket olduğunu, davalının ise geri dönüşüm ve atık değerlendirme işiyle uğraştığını, taraflar arasında devam eden cari ilişki sırasında, belirli tarihlerde fatura edilen ticari satımlar sonucunda toplam 218.767,09TL tutarında satış yapılmış ve davalı bu tutarın 47.155,00TL sını ödemiş, ancak bakiye kalan 171.612,09TL tutarındaki alacağı ödemek konusunda müvekkilini oyaladığını, davalı hakkında İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattıklarının davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı ile daha önce yapmış oldukları ticaret dolayısı davacı ile toplamda 47.155,00-TL'lik işlem yapıldığını, yapılan bu ticaretten kaynaklanan ödemeler dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacıya ödendiğini, 47.155,00-TL'lik alışverişin dışında ticari bir iş yapılmadığını davacıya borcu bulunmadığını, davacı alacaklı olduğuna dair ne bir fatura,irsaliye nede bir sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini usulsüz olarak tutulduğu mali müşavir bilirkişi tarafından tespit olunmakla davalı ticari defterlerinin lehine delil olarak değerlendirilmemiştir. Davacı tarafından davalı tarafa 2019 yılında 5 adet muhtelif tarihlerde banka yolu ile 47.155,00 TL ödemeler gönderilmesine rağmen davalının 2019 yılı ticari defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığı defterlerinden tespit edildiği, yapılan incelemelerde;
sürekli aynı arabalarla, aynı kişilerle yapılan sevkiyatların yapıldığı söz konusu sahıslar davalı şirket sgk'lı çalışanı olmasalar da aynı kişi ve araçlarla yapılan sevkiyatlar neticesinde davalının davacı yana kısmi ödeme de bulunduğu hususu bir bütün halde değerlendirilmekle davacı ticari defterindeki kayıtlar hükme esas alınmakla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 171.612,09 TL alacağının olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının KABULÜNE karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerin davalı şirket ile davacı şirket arasında gerçekleşen ticari işlerin bedelinin 295.164,09-TL olmadığını ortaya çıkardığını, davalı şirketin e-arşiv ve e-fatura mükellefi olmadığını, e-fatura ve e-arşiv mükellefi olmayan davalı şirkete gönderilen malların fatura ve irsaliyelerinin davalı şirket tarafından teslim alındığının, davacı tarafından ispatı gerektiğini, dosya ya sunulan belgeler içinde davaya konu fatura ve irsaliyelerin davalı şirkete tebliğ edildiğine dair bir belge de bulunmadığını, bilirkişinin davalının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerine bir takvim yılı içinde yaptığı ticari faaliyetleri tam olarak kaydetmediği görüşünün, belge ve bilgiye dayalı olmadığını, bilirkişinin kendisine verilen görevi ile bağdaşmayan bir yorumdur.Bilirkişiler görevleri ile ilgili konularda yorum yapamayacağını, mahkemenin bu görüşe göre hüküm kurmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının ticari defterlerinde davcı ile 13 adet toplam 131.070,21 TL'lik faturaların defterlerinde kayıtlı olduğunu, bu faturalar karşılığında davacıya muhtelif tarihlerde 123.552,00-TL ödeme yapıldığını, bu ödemeler mahsup edildikten sonra davalının davacıya 7.518,21 TL borcu bulunabileceğini tespit ettiğini, davacı tarafından sunulan cari hesap özetine itiraz edildiğini, bu belgenin dosya da delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davalının ticari defterlerini usulüne uygun tuttuğunu, lehine delil olarak kullanılabileceğini, davacının davasını ispat edemediğini, davalının dava dosyasına iddia etmiş olduğu alacağa ilişkin fatura ve malların davalıya teslim edildiğini yazılı delille ispat edemediğini, alacak likit olmadığından mahkeme tarafından alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; açık hesap alacağa dayanak teşkil eden fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediği, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "faturalara dayalı cari hesap bakiyesi" borcun sebebi gösterilerek 171.612,09 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
İspat kendisine ait olan tarafın ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmuş ve sahibi lehine delil niteliğinin bulunması, buna karşılık karşı tarafın incelemeye ibraz edilen ancak kanuna uygun tutulmamış yada açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmamış olması nedeniyle sahibi lehine delil olma vasfına sahip olmadığı hallere ilişkin yasada bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan defterlerindeki kayıtların varlığı yada yokluğu durumuna göre farklı ihtimallere göre değerlendirmek gerekecektir.
a) Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ve uyuşmazlık konusu hiçbir kayıt içermemesi halinde; Eğer karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan ticari defterlerinde hiçbir kayıt yoksa yani ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki uyuşmazlık konusu kayıtları hiç içermiyorsa, ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu açılış ve kapanış onayları olan ticari defterleri lehine delil olmayacaktır.
Çünkü HMK’nun 222/3 maddesine göre ticari defterlerin lehine delil olabilmesi kanuna uygun tutulan kendi defterlerindeki kayıtların karşı tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerinde de yer alması şartına bağlanmıştır. Karşı tarafın ticari defterleri hem kanuna uygun tutulmamış hem de hiçbir kayıt içermiyorsa artık ispat yükü kendisinde olan tarafın ticari defterleri lehine delil olmayacaktır.
b) Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ancak uyuşmazlık konusu kayıtlar ticari defterlerde kayıtlı olması halinde; Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ancak ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların tamamı yada bir kısmı yer almış ise karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmadığı için ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun ticari defterleri lehine delil olmasa da karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan ticari defterleri HMK’nun 222/4 maddesine göre aleyhine delil teşkil edecektir.
Bir örnekle anlatmak gerekirse; davacı tacir davalı tacire 10 ayrı fatura ile mal sattığı iddiası ile açtığı alacak davasında sadece ticari defterlere dayanıyorsa kendi ticari defterleri kanuna uygun tutulmuş ve 10 faturada ticari defterlerinde yer almış olsa da karşı tarafın ticari defterlerinde bu 10 fatura yer almıyorsa davacının ticari defterleri lehine delil olmayacaktır. Mal sattığını davacı başka belgeler ile ispat etmesi gerekecektir. Ancak karşı taraf ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış olmasına rağmen davacının dayanağı 10 fatura karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı ise bu durum davalı aleyhine delil oluşturacak ve davacının bu faturadaki mallar satıp teslim ettiği vakıası ispatlanmış olacaktır.
Eğer faturaların bir kısmı kayıtlı ise sadece kayıtlı olan faturalarda ki mallar açısından karşı tarafın ticari defterleri aleyhine delil olacağından kayıtlı olan faturadaki malların teslim edildiği ispat edilmiş olacaktır. Karşı tarafın kanuna uygun tutmadığı ticari defterlerinde lehine kayıtlar da varsa örneğin aldığı malların ödeme kaydı da varsa ticari defterler kanuna uygun tutulmadığı için ödeme kayıtları lehine delil olmayacak ve bu ödemeleri başka belgeler ile ispat etmesi gerekecektir.
Ancak şunu hemen belirtmek gerekir ki karşı taraf aradaki ticari (akdi) ilişkiyi tamamen reddediyorsa karşı tarafın ticari defterleri ister kanuna uygun tutulsun isterse kanuna uygun tutulmamış olsun uyuşmazlık konusu kayıtların hiç birini içermiyorsa davacı öncelikle akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekecektir. ( Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması, Hüseyin Tuztaş, Yargıtay Hukuk Genel Kurul Üyesi )
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.
E-Fatura; faturalarınızı elektronik ortamda düzenleyebilme, iletebilme ve saklayabilme imkanı sunan sistemdir. E-Arşiv Fatura ise, e Fatura sistemine kayıtlı olmayan kişi ve kuruluşlara düzenlenen e-Faturalardır. E-Arşiv sistemi aracılığıyla düzenlenir, gönderilir ve saklanır. Yani bu iki çözüm arasındaki temel fark adına fatura düzenlenen kişinin e-Fatura kullanıcısı olup olmadığıdır.
E-Fatura’da, fatura elektronik ortamda alıcısına iletilir ve kağıt çıktı alınamaz, e-Arşiv Fatura’da ise alıcı e-Fatura kullanıcısı olmadığı için, fatura hem elektronik hem de kağıt çıktı olarak iletilebilir. E-Fatura, alıcısına GİB üzerinden E-Fatura kapalı devre sistemiyle ulaştırılır. Göndericiler ve alıcılar bu sistem üzerinden işlem yapabilirler.
Dolayısıyla GİB anında haberdar olur, iptal edilemez, ancak fatura alıcısı ret veya iade yapabilir. E-Arşiv Fatura muhatabına mail veya SMS ile ulaştırılabilir.
Bu durumda düzenlenen e -arşiv faturanın alıcısına teslim edildiği hususun ispatı fatura düzenleyene düşer, Faturanın alıcısına ulaştığının ispatı üzerine 8 günlük sürede itiraz edildiğinin ispatı ise alıcısına düşmektedir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaya alınan bilirkişi raporları ile; davacının ticari defterlerini süresinde açılış tasdiklerini yapıldığı, kural ve standartlara uygun tutulduğu, ticari defterlerin birbirini teyit ettiği ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde olduğu belirlenmiştir.
Davacı ticari defter kayıtlarına göre 2018-2019 döneminde davalıya 43 adet 295.164,09 TL tutarlı fatura tanzim ettiği, buna karşılık davalıdan toplam 123.552,00 TL ödeme aldığı bakiye 171.612,09 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Davalının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarının süresinde yapıldığı, ancak davacıya 2018 yılında yaptığı ödemelerin dahi kendi defterlerinde kayıtlı olmadığı, bir çok işlemin hiçbir belgeye dayanmadan mahsup işlemi ile yapıldığı, kendi defterlerinde 2018 yılında davacının tanzim ettiği 13 adet 131.070,21 TL tutarlı faturayı işleyip borcu görünmesine rağmen, hiçbir belgeye dayanmadan hesapları kapattığı, mahsup fişini dengelemek için ortaklara borçlar hesabına giriş yaptığı, davacı kayıtlarında davalının yaptığı banka havalesi ödemelerinin bulunup dekontlarının sunulmasına rağmen davalı kayıtlarında banka hesabının dahi bulunmadığı, 'bir takvim yılı içinde' yapılan ticari faaliyetleri tam olarak kaydetmediği belirlenmiştir.
Bu haliyle davalı ticari defterlerinin kural ve standartlara uygun olarak eksiksiz tutulduğundan bahsedilemeyeceği gibi ticari defterlerin birbirini teyit ettiğinden de bahsedilemeyeceğinden davalı ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliği yoktur. Ancak HMK 222/4 hükmünce bu defterlerdeki kayıtlar sahibi aleyhine delil olarak kabul edilebilir. Davalının usulsüz defter kayıtlarına göre davacının tanzim ettiği 131,070,21 TL tutarlı mal aldığı sabittir. Bu husus davalı aleyhine delildir.
Davacı tarafın BS formları ile davalıya yaptığı satışlara ilişkin 43 adet faturayı vergi dairesine beyan ettiği, davalının ise sadece 5 adet KDV hariç 46.901 TL tutarlı faturayı BA formuyla beyan ettiği belirlenmiştir.
Bu durumda davacının düzenleyip kendi defterlerine kaydettiği 43 adet 295.164,09 TL tutarlı faturadan davalı ticari defterlerine kayıtlı olmayan malları davalıya teslim ettiğini ispat yükü altındadır. Dosyaya sunulan sevk irsaliyesi üzerindeki isimlerin davalının sigortalı çalışanı yada şirketi temsile yetkilisi olmadığı, düzenlenen faturalar e-arşiv fatura olup davalıya iletildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, bu haliyle davacını TTK 21/2 maddesindeki karineden yararlanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda ispat yükü altında bulunan davacının 131,070,21 TL - 123.552,00 TL = 7.518,21 TL alacağını ispat edebildiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemediği takdirde diğer tarafa yemin teklif edebilir. Ancak ispat yükü kendisine düşen taraf bütün delillerle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı takdirde son çare HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca olarak yemin deliline başvurur (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.baskı, cilt III, sh.2493). Tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamanki temsilcisidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının yemin etmesi zorunludur.
Somut olayda: Davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı, bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen tarafın o vakıayı başka delillerle ispat edemediği durumda diğer tarafa yemin teklifinde bulunabileceği, yeminin iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtası olduğu, hâkimin davacının iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde davacı tarafa dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de re'sen hatırlatması gerektiği, aksi hâlde davacının tüm delillerinin toplanıp değerlendirilmemiş olacağı anlaşılmaktadır. (Emsal Yargıtay 7. HD 2022/6865 E. 2023/688 K. Sayılı ilamı) Bu durumda ilk derece mahkemesince davacıya yemin delili hatırlatılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken tamamı ispat edilmeyen davanın tümden kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026