Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2083 E. 2026/1812 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2083
Karar No
2026/1812
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2083

KARAR NO : 2026/1812

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/08/2026 (Ara Karar)

NUMARASI: 2026/745

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/09/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 29/06/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İşbu Derdest davada Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;

"Müvekkkillerinin içinde bulunduğu ekonomik zorluk ve ödeme güçlüğünden faydalanan davalı tarafın, müvekkilleri ceza yargılaması ile tehdit etmesi suretiyle hukuka aykırı şekilde gerçekleştiğini, müvekkillerinin baskı altına alındığını, bu ikrar(korkutma) neticesinde borcun muvaazalı bir sözde cari hesap sözleşmesine dayandırılarak fahiş şekilde şişirildiği yeni bir protokolü müvekkillerine zorla imza ettirdiklerini,bununla da yetinmeyerek müvekkile ait taşınmazın tapu devrinin de gerçekleştirildiğini belirterek dava konusu taşınmazların sözde borcun teminatı olarak davalı ... 'a devir ettiğini, davalının taşınmazları üçüncü kişilere devretme riski bulunduğunu, tapu kaydının devredilmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı açık olduğundan HMK m. 389 uyarınca tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini" talep etmiştir.Mahkeme 22/07/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:"...Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının tapu iptal ve tescil talebinde bulunduğu, davaya konu taşınmazın yargılama esnasında mülkiyet değişikliğine uğraması durumunda davacının muhtemel bir hakkının ihlale uğrayacağı, mahkemenin yargılaması sürecinin de uzayacağı, gereksiz yargılama harç ve giderleri yapılmasına sebebiyet verileceği dikkate alınarak davaya konu edilen taşınmazın muhtemel değeri dikkate alınarak 100.000,00 TL teminat alınarak ihtiyati tedbir konulması hak ve menfaatler dengesine uygun olduğundan ihtiyati tedbir talebinin teminat mukabilinde kabulüne, karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacının 100.000,00 TL teminat yatırması veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunması halinde davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile ... İli, ... İlçesi, ... Ada ... Parselde kayıtlı hisselere davalılar ... ve ... ANONİM ŞİRKETİ adına kayıtlı olması halinde üçüncü kişilere devir ve temlikinin önler mahiyette ihtiyati tedbir konulmasına,

2- Teminat yatırıldığında tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

3-İş bu ara kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde teminat yatırılıp tedbir kararının uygulanması istenmediği takdirde 6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağının İHTARINA (İş bu ara kararın tebliği ile ihtarın yapılmış ve sürenin başlamış sayılmasına), ..." karar vermiştir.

Davalı vekili işbu ihtiyati tedbir kararına dilekçesiyle süresinde itiraz etmiştir.İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili özetle; Davacı tarafın ticari hayatın olağan akışı içinde karşılıksız çıkan çekleri nedeniyle doğan borçlarını yapılandırmak amacıyla müvekkillerle masaya oturduğunu ve özgür iradesi ile söz konusu protokolü imzaladığını, davacıların ikrah olarak nitelendirdiği hususun, müvekkillerinin yasal bir hakkı olan karşılıksız çek şikayetinde bulunma hakkını kullandıklarını belirterek Mahkememizin 22/07/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararına itirazların sunulması ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise tarafların hak ve menfaat dengesi ile dava konusu taşınmazların protokolde açıkça belirtilen 4.000.000,00 TL 'lik gerçek değeri gözetilerek müvekkillerin uğrayacağı muhtemel zararların teminat altına alınabilmesi amacıyla teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş,17/08/2026 tarihli duruşmasında hazır olan taraf vekillerini dinlemiş ve aynı celsedeki kısa ara kararıyla:

"....GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1-İhtiyati tedbire itirazın reddine,

2-Teminata itirazın kabulü ile; ihtiyati tedbir için gerekli olan teminat miktarının sözleşmede taşınmaz bedeli olarak belirlenen 4.000.000,00-TL bedelin takdiren %10'u oranında toplam 400.000,00 TL'ye çıkarılması suretiyle bu aşamada devamına, davacı vekiline 300.000,00TL nakdi teminat yatırması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubu sunması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılacağının ihtarına (ihtarat yapıldı)

3-Bu hususta gerekçeli ara karar yazılarak taraflara tebliğine,." karar vermiş,bu kısa ara kararı yönünden ayrıca gerekçeli olarak 17/08/2026 tarihli ara karar yazmış,bu ara kararında da:

"...Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar, dava dosyasının içeriği ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde davanın dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve davacı adına tescil istemine ilişkin olduğu, taşınmaz devri durumunda davacı için telafisi güç veya imkansız zararlar doğacağı bu nedenle dava konusu taşınmazdaki kayıtlı hisselere davalılar adına kayıtlı olması halinde üçüncü kişilere devir ve temlikinin önler mahiyette ihtiyati tedbir konulmasının yasaya uygun olduğu, itiraz sebebinin yerinde olmadığı olmadığı değerlendirilmiş ve davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar verilmiş teminata itiraz yönünden yapılan değerlendirmede ise her ne kadar dava konusu taşınmaz değeri bu aşamada henüz tespit edilmemiş olsa da taraflar arasında yapılan protokolde taşınmaz satış bedelinin 4.000.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğu dikkate alınarak gerekli teminat miktarının takdiren bu tutarın %10'u olarak belirlenmek suretiyle 400.000,00 TL 'ye çıkarılması gerektiği görüş ve kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati tedbire itirazın reddine,

2-Teminata itirazın kabulü ile; ihtiyati tedbir için gerekli olan teminat miktarının sözleşmede taşınmaz bedeli olarak belirlenen 4.000.000,00-TL bedelin takdiren %10'u oranında toplam 400.000,00 TL'ye çıkarılması suretiyle bu aşamada devamına, davacı vekiline 300.000,00TL nakdi teminat yatırması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubu sunması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılacağının ihtarına, ,..." şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili işbu ara kararını 26/02/2026 tarihli dilekçesiyle süresinde istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde özetle: "...YAKLAŞIK İSPAT KOŞULU GERÇEKLEŞMEMİŞTİR.Davacılar, müvekkiller ile aralarında imzalanan ... tarihli Sulh Protokolü'nün irade bozukluğu altında imzalatıldığını iddia etmektedir. Ancak dosyada bu soyut iddiayı destekler nitelikte hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu m. 38/2 :"Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir."Davacılar karşılıksız çek şikayetinde bulunma söylemini bir tehdit ve hatta şantaj olarak nitelendirmektedir. Somut olayda müvekkil şirket yetkilileri ticari hayatın olağan akışı içinde ödenmeyen çek bedelleri için yasal şikayet haklarını kullanacaklarını belirtmişlerdir. Yasal bir hakkın kullanılacağının bildirilmesi hukuken tehdit sayılamaz.Davacı taraf kendi ticari basiretsizliği ile ödeyemediği borçlarını yapılandırmak için özgür iradesiyle protokol imzalamış, sonrasında sırf borçtan kurtulmak ve süreci uzatmak kastıyla bu davayı açmıştır. Dosya kapsamında davacıların iddialarını destekler nitelikte bir yaklaşık ispat bulunmamaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2026/308, K. 2026/331, T. 26.02.2026 kararında da belirtildiği üzere; "dosyaya toplanan deliller ve gelinen aşama itibarıyla yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla tedbir talebinin reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır."İşbu dosya kapsamında mevcut delil durumu itibarıyla yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gözetilerek tedbir kararının kaldırılması gerekmektedir.UYUŞMAZLIK KONUSU PROTOKOL GEÇERLİ BİR İNANÇLI İŞLEM NİTELİĞİNDEDİR VE VERİLEN TEDBİR DAVANIN ESASINI ÇÖZER MAHİYETTEDİR.Davacı taraf mülkiyet devrinin ... kapsamında geçersiz olduğunu iddia etse de dosyaya bulunan... tarihli Sulh Protokolü'nün 3. maddesinde, devir işleminin borcun ödenmesinin teminatı olarak yapılmış bir inançlı işlem olduğu taraflarca imza altına alınmıştır. Türk borçlar hukuku uygulamasında inançlı işlemler geçerli olup, borcun ödenmemesi halinde inanç konusunun inananın mülkiyetinde kalmasını öngören sözleşmesel düzenlemeler hukuka uygundur.İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı vermesi ve bu kararda direnmesi, davacının devir geçersizdir iddiasını yargılamanın henüz başında peşinen kabul etmek ve uyuşmazlığı tedbir yoluyla çözmek demektir ve ayrıca hukuka aykırıdır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1671, K. 2024/1707, T. 31.10.2024 kararında açıkça vurgulandığı üzere: "Bu düzenlemeye göre, Mahkemece; davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez." Aynı yönde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1014, K. 2025/1121, T. 28.07.2025 kararında da; "talep edilen tedbirin haklılığının yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın doğru olduğu anlaşılmakla..." denilerek açıkça hüküm altına alınmıştır.

TARAFLARIN HAK VE MENFAAT DENGESİ ALEYHİMİZE AĞIR BİR ŞEKİLDE BOZULMUŞTUR

Her ne kadar ilk derece mahkemesi itirazımız üzerine teminat miktarını 400.000 TL'ye çıkarmış olsa da, bu durum taşınmaz üzerine konulan blokajın yarattığı mağduriyeti ortadan kaldırmamaktadır.Müvekkil ... A.Ş.'nin davacı tarafta olan ve protokole bağlanan gerçek alacağı çok yüksek bir meblağdır. Davacı taraf, müvekkile olan devasa borcunu ödemediği gibi, teminat amacıyla devredilmiş bir taşınmazın üzerinde tedbir kararı aldırarak müvekkilin tasarruf yetkisini haksız yere kısıtlamaktadır. Haksız davanın muhtemel reddi sonucunda müvekkillerin uğrayacağı ticari zarar, davacının yatıracağı teminat ile karşılanamayacak kadar büyüktür.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle;İstinaf başvurumuzun ve ihtiyati tedbire itirazımızın KABULÜNE,

Yaklaşık ispat şartlarını taşımayan ve davanın esasını çözer nitelikteki İHTİYATİ TEDBİR KARARININ KALDIRILMASINA,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına," karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf eden Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebepleri yönünden inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , takdiren tayin edilen teminat karşılığında verilmiş ihtiyati tedbir kararı, tedbire itiraz sebepleri , itirazın duruşmalı olarak incelenmesi sonunda verilen ve HMK 87. Md uyarınca takdiren ve arttırılarak tayin edilen teminat türü ve miktarı karşılığında verilen ve istinaf edilen, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin itirazın reddine dair gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ;Tapu iptali ve tescil talebinin de bulunması nedeniyle, derdest davanın/uyuşmazlığın doğrudan konusu yönünden, HMK 389. Maddesine göre , yaklaşık ispata dair yeterli koşullarının varlığı yönünden ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına binaen söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunması, zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olması , mahkemece de HMK 87. Maddesi ile 392. Maddesine göre takdiren tayin ettiği uygun görülen ve arttırılan teminat karşılığında söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalı taraf vekilinin sözkonusu ihtiyati tedbir kararına vaki itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden, ihtiyati tedbire itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararına karşı davalı taraf vekilince yapılan itirazının reddine dair duruşmalı inceleme ile karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ile aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2026/745 Esas sayılı, 17/08/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

3- Davalılar tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2083, K. 2026/1812, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2083-e-2026-1812-k-0644c386ca0b