Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1191 E. 2026/1198 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1191
- Karar No
- 2026/1198
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1191
KARAR NO : 2026/1198
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : ... Esas
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ: 24/07/2024
BİRLEŞEN İSTANBUL 19. ATM'NİN 2024/582 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil|Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, birleşen dosyada ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile; davacının, davalı kooperatif ile ekte yer alan kat karşılığı inşaat sözleşmesini yapan dava dışı müteahhit ...'dan takas yoluyla üzerine bir miktar da bedel ödeyerek ekli noter tarafından düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile davalı adına kayıtlı İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, .... Parsel, C Blok,.... no'lu (Kat irtifakı ile daire numarası ... olarak değiştirilmiştir) daireyi satın aldığını ve davalı Kooperatif tarafından Kat karşılığı sözleşme ve Genel kurul kararları gereğince borçsuz üye kabul edilip tapusunun verilmesi gerekir iken bu güne kadar sürüncemede bırakılarak davacının ağır derecede mağdur edildiğini, davacının başka bir sözleşme olan, Beşiktaş 6. Noterliği'nin 23.03.2006 tarihli ... yevmiye no'lu satış vaadi ile satın aldığı İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... Parsel, A Blok, 46 no'lu daireye ilişkin, mahkememizin ... esas sayılı dosyası ile "Tapu İptali ve Tescil Davası" açmış olduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle taraflar ve konusunun aynı olması, aynı iddia ve savunmalara, aynı evraklara dayalı olarak davanın açılmış olması göz önüne alındığında çelişkili hükümlere sebebiyet vermemek için, huzurdaki dosyanın mahkemenin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini; İstanbul ili, ... ilçesi, ... mh., ... ada, 51. parsel, C blok, ... numaralı bağımsız bölümün; bunun mümkün olmaması durumunda halen kooperatif mülkiyetindeki aynı parsel üzerindeki A bloktaki.. B bloktaki ... bloktaki ... numaralı dairelerden muadil olan 1 tanesinin tapusunun iptali ve tescilini; bu da mümkün olmaz ise C blok ... numaralı dairenin dava tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazminini ve öncelikle teminatsız; aksi durumda teminat mukabilinde tapu kaydına dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devir, temlik ve başkaca ayni tasarruf yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulmasını talep etmiştir.
Mahkemenin 19/07/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesine ilişkin ara kararı ile; "Davacı tarafın, İstanbul ili, ... ilçesi, ... mh., ... ada, .... parsel, C blok, ... numaralı bağımsız bölümün; bunun mümkün olmaması durumunda halen kooperatif mülkiyetindeki aynı parsel üzerindeki A bloktaki ... B bloktaki... bloktaki .. numaralı dairelerden muadil olan 1 tanesinin öncelikle teminatsız; aksi durumda teminat mukabilinde tapu kaydına dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devir, temlik ve başkaca ayni tasarruf yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE" dair karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, 16/06/2026 tarihli dilekçesi ile; Davalı tarafın 12/02/2026 tarihli beyanında, tanıklar ... ve ...in kooperatifle ihtilaflı olduğunu, tanık müteahhit ...'un ise gayrimenkul saat vaadi sözleşmesi ile vaadini gerçekleştirmediği için davacıya karşı esas borçlu olduğunu, kooperatifin daireleri vermesi halinde borcundan kurtulacağını söyleyerek taraflı beyanda bulunduklarını ileri sürdüğünü, tanıklar ... ve ...in kooperatifin eski yöneticileri olmaları sebebiyle kooperatifli ihtilaflı olmaları yasal olarak tanıklık ifadelerinin geçersiz olacağı anlamına gelmemekte olduğunu, tanıkların beyanlarının, yazılı olarak ibraz ettiğimiz ve davalı kooperatiften sadır olmuş tüm yazılı evraklara uygun olduğu gibi, davalı kooperatifin yazılı evraka rağmen soyut inkarlarına da aykırı olduğunu, hakeza, müteahhit ...'nun kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve devamında yapılan ek sözleşmelerle hak ettiği gayrimenkule ilişkin haklarını müvekkiline devri neticesinde bu satış vaadi borcunun kooperati tarafından ifa edilmesinin, tapu devrinin yasal bir durum olduğunu, bu borcun davalı kooperatifin olduğunu, ne müvekkilinin tanık ...'ya karşı, ne de tanık ...'nun müvekkiline karşı herhangi bir talebi olmadığını, davalı kooperatifin, birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/582 esas sayılı dosyasına verdiği 11/11/2024 tarihli cevap dilekçesinin 6. sayfasının 5. bendinde açık ikrarda bulunduğunu, şahit olan müteahhit ... ile hukuki ilişkinin anlaşma ile sonlandırıldığını ve tarafların birbirlerini ibra ettiğini açıkça beyan ve ikrar ettiğini, cevap dileçesinin 14 numaralı ekinde ise bahsi geçen 10.09.2009 tarihli ibraya dair protokolün mevcut olduğunu, esasen, davalı kooperatifin cevap dilekçesinin ekinde geçen bu 10.09.2009 tarihli protokolün, Avukatlık Kanunu'nun 35A maddesine göre ilam hükmünde olduğunu ve davalı kooperatifi ve müteahhitten bu protokol konusu hakkı devir alan müvekkili için de hak bahşetmekte olduğunu, müteahhit ile davalı kooperatif arasında ihtilaf çıktığını ve bu ihtilafın avukatları huzurunda, avukatlarının da imzası ile tarafların karşılıklı olarak yerine getirecekleri hükümleri tutanak altına alan bir protokol olduğunu, davalı kooperatifin ana müteahhitten daire devir alan davacının haklarının olmadığını iddia ettiğini, bahsi geçen protokolün 2. sayfasının 8. bendinde, yükleniciye taahhüt edilen daireler de dahil olmak üzere, tüm hak sahiplerine daire tapularının kooperatif tarafından dağıtılacağına dair hüküm bulunduğunu, 10. bentte ise karşılıklı ibra için davalı kooperatifin yükleniciye taahhüt edilen dairelerin tapularını hak sahiplerine vermesinin gerekmekte olduğa dair hüküm bulunduğunu, davalı kooperatifin, davacı hariç tüm satın alanlara dairelerini verdiğini, tüm bu yazılı delilleri onaylayan eski yönetici ... ve ...in tanık ifadelerine karşı, sırf eski yöneticilikleriyle ilgili davalı ile ihtilaflı olmalarından yola çıkarak davalının itiraz etmesinin hukuki hiçbir değerinin olmadığını, hakeza, müvekkiline daire haklarını devir ettikten sonra herhangi bir borcu kalmayan davacının herhangi bir talepte bulunmadığı, şu anda davalı ile de bir ihtilafı olmayan müteahhit ...'un yazılı kooperatif evrakını onaylayan ifadelerine davalı itirazlarının da hukuken bir öneminin olmadığını, davalı kooperatifin 16/05/2026 tarihli genel kurulunun 13.gündem maddesinin, daire tahsisi kararı alınan gecekondu sahiplerine, daire devri konusunun görüşülmesi ve karara bağlanmasına ilişkin olduğunu, bu gündem maddesine ilişkin olarak davalı kooperatifin, birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/582 esas sayılı dosyası ile talepleri olan muadil dairelerin tamamını gecekonducu üyelere tahsis ve tapu devri yapmaya kalktığını, birleşen dosya kapsamında dava konusu C blok ... numaralı dairenin tapu iptali ve müvekkili adına tescilini talep etmiş iseler de, bu dairenin daha evvelden iyi niyetli 3. şahısa devir edildiğini öğrendiklerinden, 05/11/2025 tarihli beyanları ile birincil bu taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiş olduklarını, terditli 2. taleplerinin devam ettiğini, ikincil talepleri olan kooperatife ait aynı ada ve parsel üzerindeki A blokdaki ...ve ... bloktaki ... ve E Bloktaki 42 numaralı dairelerden muadil olan tanesinin davacı adına tescilini taleplerinin devam ettiğini beyan ettiklerini, E blok 42 numarlaı daire hakkında Ceyhun Baş isimli üyenin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/694 esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığı ve bu davanın davalı kooperatifin kabülü ile 2022/191 karar sayılı hükmü ile kabul edildiği ve 28.04.2022 tarihinde kesinleştiği; A blok 24 numarlaı ve B Blok 15 numaralı gayrimenkullerin ise davalı Kooperatifin borçlarından dolayı, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... esas Ve İstanbul Gayrimenkul Satış Müdürlüğünün 2023/1043 Talimat sayılı dosyasından cebri icra yoluyla satıldığı; B Blok 1 numaralı dairenin mülkiyetine dair İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkesinin 2024/131 eass sayılı dosyasında davalı kooperatif ile bir üyesi arasında ihtilaf olduğunun haricen öğrenildiğini; bu durumda davacı için muadil daire olarak, halen kooperatif üzerine kayıtlı İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde kayıtlı A blok ...numaralı, B blokta ise ...numarlaı dairelerin kaldığını, davalı kooperatifin ise 16/05/2026 tarihli genel kurulun 13. gündeminde aldığı tahsis ve tapu devri kararı ile, davacı için muadil olabilecek dairelerin tamamını üye kabul ettiği üçüncü kişilere devir için karar aldığını, davacının ise hak sahibi olduğunun yaklaşık olarak ispat edildiğini, tüm bu nedenlerle davalı kooperatif üzerine kayıtlı son daireler olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, 51 parselde kayıtlı, A blok ... numaralı dairelerin devir ve temliklerinin önlenmesi için, dava neticeleninceye kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 25/06/2026 tarihli ara kararı ile ; "...Asıl ve birleşen dosyada davacı tarafça ileri sürülen iddiaların haklılığı hususunda kanaat uyandırıcı nitelikte olmadığı, talebin yerinde olup olmadığının açıklığa kavuşmsının yargılamayı gerektirmesi, talebe konu bildirilen 9 ayrı bağımsız bölümün değerlemesinin yapılmamış olması ve bu bağımsız bölümlerden hangisi yönünden hüküm kurulacağının bu aşamada belli olmaması ve bu hususta henüz keşif ve bilirkişi incelemesinin henüz gerçekleştirilmemiş olması, menfaatler dengesi dikkate alınarak " davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkeme ara kararına karşı davacı vekili tarafından talep dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.
6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.
İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.
İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir. İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir. İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).
İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477).
Somut olayda; davacı yan birleşen dosyada, davalı Kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapan dava dışı müteahhit ...'dan takas yoluyla daire satın aldığını ve davalı Kooperatif tarafından borçsuz üye kabul edildiğini, ancak dava konusu C-... nolu dairenin tapusunun davacıya devir edilmediği gibi üçüncü kişileri devir ve teslim edildiğinden kooperatif adına kayıtlı muadil başka bir taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, hak kaybının engellenmesi amacıyla davalı kooperatif üzerine kayıtlı son daireler olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı, A blok ... numaralı dairelerin devir ve temliklerinin önlenmesini talep etmiştir. Dosyaya ibraz edilen mevcut deliller dikkate alındığında tapu iptal ve tescil istemine konu davada tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi ihtimali olduğu, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, mahkemece tedbir isteminin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak davacı vekilince davalı kooperatif üzerine kayıtlı son daireler olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde kayıtlı, ...ve ...; B blok ... numaralı dairelerin devir ve temliklerinin önlenmesini talep edilmiştir. Dava konusu ise tek taşınmazdan kaynaklanmakta olup üçüncü kişilere devredildiğinden dolayı kooperatif adına kayıtlı muadil başka bir taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talep edilmiştir. O halde davacı tarafça bildirilen taşınmazlardan; davalı kooperatif adına kayıtlı, takyidatı bulunmayan, başka hak sahipleri ile ihtilaflı olmayan, dava konusu edilen taşınmaza muuadil olabilecek bir adet taşınmaz tespit edilerek uygun teminat mukabilinde üçüncü kişilere satış, devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç olarak, birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 bendi gereğince kabulü ile mahkeme ara kararının kaldırılmasına, belirtilen eksik hususlar doğrultusunda dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarihli ve ... Esas null/null Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026