İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1334 E. 2026/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1334
- Karar No
- 2026/811
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1334 Esas KARAR NO : 2026/811
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2026 KARAR TARİHİ : 18/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacının söz konusu takipten 15/12/2025 tarihinde banka hesaplarına haciz konulması üzerine haberdar olduğunu, takibe dayanak gösterilen 12/02/2024 düzenleme tarihli ve 25/03/2024,20/04/2024,15/05/2024 vadeli, her biri 250.000 TL bedelli senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığını, imzaların taklit edilerek sahte şekilde atıldığını, senetlerdeki imzaların birbirleriyle dahi örtüşmediğini, davacının davalıyı tanımadığını ve aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, kambiyo hukukunda sahte imzanın mutlak def’i niteliğinde olduğunu, bu nedenle senetlerin hukuken hiç doğmamış sayıldığını, davacının davalıya borçlu olmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/... E. sayılı dosyasında sahtecilik iddiasıyla şikayette bulunulduğunu, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davacının yüksek miktarda teminat yatırma gücünün bulunmadığını, senetlerin sahte olması sebebiyle teminat istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, HMK m. 389 ve devamı maddeleri uyarınca icra takibinin teminatsız veya makul bir teminatla tedbiren durdurulmasını, takibin iptalini ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ciro yoluyla iktisap ettiği kambiyo senetlerine dayalı olarak 2025/... E. sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, davacının imzaya itiraz ederek aleyhlerine tazminata hükmedilmesini talep ettiğini, davacının senetleri kendisinin keşide etmediği ve cirantayla alışverişi bulunmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu m. 790 gereği yetkili hamil olduğunu ve ciro zincirinin düzgün olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi olan müvekkilin senet üzerindeki imzanın sahteliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının alacağın tahsilini engellemek amacıyla kötü niyetli hareket ettiğini, ... Tapu Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda ... ile İbrahim Sönmez arasında taşınmaz alım satımı gibi ticari ilişkilerin bulunduğunun anlaşıldığını, taraflar arasında güven ilişkisi mevcutken imzaya itiraz edilmesinin müvekkilin zararına olduğunu, kambiyo senetlerinin mücerretlik ilkesi gereği temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu ve şekil şartlarına uygun senetlerdeki imzanın davacıya ait olduğunu, imza incelemesi yapılacaksa HMK m. 211 uyarınca keşide tarihinden önceki belgelerin kıstas alınması gerektiğini, davacının tedbir talebinin haksız olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini, davacı aleyhine icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : ... İcra Dairesi, ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... Tapu Müdürlüğü, ... 8. Noterliğine, ... İlçe Nüfus Müdürlüğü, ... Bankası, ... Bankası yazı cevapları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Davalı tarafça her biri 12/02/2024 düzenleme tarihli, 250.000,00-TL bedelli olan 25/03/2024, 20/04/2024 ve 15/05/2024 vade tarihli senetlere dayalı olarak ... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası ile başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 23.06.2026 tarihli raporunda; İnceleme konusunu oluşturan 3 farklı senet aslında bulunan borçlu imzalarının birbiri arasında uyumlu olup aynı el tarafından atıldıkları imzaların cihazlarla alınan görüntülerine istinaden baskı-fulaj izi verdikleri yani ıslak yazı ve imza olarak atıldıkları; Davacı ...’ya ait örnek imzaların birbiri ile uyumlu oldukları değerlendirilmiş davacıya ait örnek belgeler eskiden yeniye tarih sırasına riayeten yazılıp bütün yazı ve imzaları incelenmiş incelenen imzalarından alınan örnekler ayrı bir tablo yapılarak tabloda gösterildiğini, inceleme konusunu oluşturan 3 farklı senet aslında bulunan borçlu imzaları ile davacı ...’ya ait örnek imzaların mukayeselerinde, imzaların genel tersim yapısı yönünden farklı oldukları (davacıya ait örnek imzalar şekillerle oluşturulmuşken senet asıllarındaki imzalar harf kombinasyonu ile B-K harfleri üzerine resmedilmiş olup farklı oldukları) imzaların ara grama yapıları yönünden farklı oldukları, farklı senet aslında yer alan imzaların dikey formatta davacıya ait örnek imzaların yatay formatta atıldıkları ve eğim-meyil yönünden farklı oldukları, 3 farklı senet aslında yer alan imzaların 5 ve üzeri el hareketi ile oluşturuldukları davacının imzalarını tek el hareketi ile oluşturduğu ve farklı olduklarını, Sonuç: İnceleme konusunu oluşturan, 12.02.2024 düzenleme tarihli ve her biri 250.000 TL (İkiyüzellibin Türk Lirası) bedelli 3 farklı senet aslı ön yüzde yer alan borçlu imzaları ile; davacı ...’ya ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen farklı yapı ve görünümde imzalar olduğu, bir başka ifade ile 12.02.2024 düzenleme tarihli ve her biri 250.000 TL (İkiyüzellibin Türk Lirası) bedelli 3 farklı senet aslı ön yüzde yer alan borçlu imzalarının davacı ... tarafından atılmadığı/ imzalanmadığı, sonucuna varıldığını ve tetkiki biten dava dosyası ile belge asıllarının iade edildiği kanaatine varıldığını bildirmiştir. Somut olayda dava, davacı aleyhine başlatılan icra takibine dayanak senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. İİK. 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davasında, ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusunda, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise, HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, takibe dayanak senette imzanın keşideciye ait olmadığının- sahteliğinin- bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararı) Somut olayda; dava konusu icra takibine konu senetlerde keşideci borçlu olarak davacının imzası bulunduğu ancak bu imzanın inkarı nedeniyle açılan menfi tespit davasında, davacının imza inkarı nedeniyle imza incelemesine ilişkin rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, çekteki keşideci borçlu imzasının davacıya ait olmadığı ve imza itirazının mutlak defilerden olup iyiniyet-kötüniyet ayrımı yapılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği, bu halde davacının imzası nedeniyle davaya konu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Açılan davanın KABULÜ ile ... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, -Yasal koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," 1-Alınması gerekli 69.569,19 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 17.392,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 52.176,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvurma harcı, 7.392,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 18.124,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 11.040,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 158.765,02 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 6.000,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır