Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1444 E. 2026/1464 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1444
Karar No
2026/1464
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1444

KARAR NO : 2026/1464

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (Kapatılan) İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 13/06/2024

NUMARASI : 2022/159 E. - 2024/355 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine olarak İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürülüğünün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkiline bugüne dek ne bir tebligat, ne de bir bildirim yapıldığını, müvekkilinin e-devlet sistemine girilerek, başlatılmış bulunan takipten çok az zamana öncesinde haberdar olduğunu, müvekkilinin davalıya karşı hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin, İstanbul'da yaşadığı süre içerisinde kendi adına kurmuş olduğu ... .... Ltd. Şti. üzerinden bir kısım ticari/şahsi işler yaptığını, iş yapmış olduğu şüpheliler ... Limited Şirketi ve bu şirketin yetkilisi ..., müvekkiline ait şirketin kaşesini kendi imkanları ile temin ederek, kendi şirketine ait çekleri müvekkilinin imzasını kullanarak davalıya ciro ettiklerini, cirolarda yer alan imzalar ile müvekkilinin elinden çıkan imzalar arasında çıplak göz ile fark edilebilecek şekilde bariz bir farklılık bulunduğunu beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davacı tarafa kambiyo senetlerine dayalı örnek 10 ödeme emri gönderildiğini, davacının senet üzerindeki ciro imzasının kendisine ait olmadığı ve borcu bulunmadığı iddiasıyla dava açtığını, davacı borçlunun tebligat yapılmadığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında 28/07/2020 tarihinde ...'a ve 11/08/2020 tarihinde ... ... Limited Şirketi'ne tebligatların usulüne uygun şekilde yapıldığını, davacının imza sahteciliği iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, imzanın çıplak gözle dahi ayırt edilebileceğini, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde imzanın borçluya ait olduğunun tespit edileceğini, bu kapsamda davacının resmi dairelerdeki, bankalardaki ve çalıştığı şirketteki imza örneklerinin dosyaya celbini talep ettiklerini, senetten doğan borç ilişkisinin asıl ilişkiden bağımsız olduğunu ve kıymetli evrağın geçerliliğini koruduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, davacının borçlu olmadığını kanıtlayacak hiçbir delil sunamadığını, icra takibinin durdurulması talebinin İİK 169. madde uyarınca sadece satış işlemlerini durdurabileceğini, davacının kötü niyetli olarak takibi uzatmayı amaçladığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/159 esas, 2024/355 karar sayılı, 13/06/2024 tarihli kararı ile; "Somut olayda davacı kendi imzasının sahteliğine dayandığından mutlak defi niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceğinden ve ATK raporu ile çekte ciranta sıfatı bulunan davacı ismi altındaki imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından;

1-Davanın KABULÜ ile;

Davacının İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu;

-Keşidecisi : .... Ltd. Şti., Lehtarı: .... Ltd. Şti. olan ... Şubesine ait ... seri nolu 05.05.2019 vade tarihli 30.000,00-TL bedelli çek ile,

-Keşidecisi : .... Ltd. Şti., Lehtarı: .... Ltd. Şti. olan ... Şubesine ait ... seri nolu 05.06.2019 vade tarihli 30.000,00-TL bedelli çekten kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespitine," karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı ile davacının imza inkarına dayalı menfi tespit davasının kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'un imza incelemesi öncesinde HMK'nın 211. maddesi uyarınca mahkeme huzurunda isticvap edilmediğini, talimat yoluyla alınan imza örneklerinin isticvap yerine geçmeyeceğini, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 21.02.2022 ve 13.06.2023 tarihli raporların eksik incelemeye dayandığını, raporda mukayese için kullanılan belgelerin senedin keşide tarihine uzak olduğunu, Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak yeterli teknik donanım ve grafolojik yöntemler kullanılmadan soyut ifadelerle kanaat bildirildiğini, mahkemece grafoloji uzmanı üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, kambiyo senedine dayalı takiplerde ispat yükünün davacıda olduğunu, asıl borç ilişkisi iddialarının kıymetli evrakın geçerliliğini etkilemeyeceğini, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu belirterek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine dayanak çekler üzerindeki imza sahteliğine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Nitekim ilk derece mahkemesi tarafından belgelerin celp edildiği ve ATK Fizik İhtisas Dairesinden 13.06.2023 tarihli rapor alındığı, işbu rapor kapsamında; inceleme konusu çeklerin arka yüzünde 5. ve 6. ciroda "...-...." kaşe izi üzerinde ve "..." isim yazısının yanında atılı imzalar ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'un eli ürünü olmadığının belirlendiği görülmüştür.

Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafların üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, dava konusu çeklerde davacıya atfen yer alan ciranta imzasının davacı asilin eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan) İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/06/2024 tarih ve 2022/159 E. 2024/355 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,6‬0- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.024,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1444, K. 2026/1464, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1444-e-2026-1464-k-2921b07448ea