Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/1187 E. 2026/1525 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1187
Karar No
2026/1525
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1187 - 2026/1525 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1187 KARAR NO : 2026/1525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/508 E. - 2023/408 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2022/508 E. - 2023/408 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ... markasının müvekkili adına tescilli ... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verir nitelikte olduğunu, müvekkiline ait başta ... markası olmak üzere ... ibaresi ile başlayan “... ...” markaları dikkate alındığında, ... ibaresi ile başlayan markaların müvekkili şirket ile özdeşleştiği de göz önüne alındığında ... markasının müvekkiline ait bu markaların serisi içinde yer alan yeni bir marka olduğu ve bu marka ile sunulacak ürün/hizmetlerin müvekkilinin başka bir seri marka oluşturarak sunmaya başladığı ürün/hizmetler olduğu düşünülerek ilgili marka ile sunulan ürün/hizmetlerin tercih edilmesinin söz konusu olacağını, dava konusu ... markasının, müvekkilinin ... başta olmak üzere “...” markalarının kapsamında bulunan ürün ve hizmetler ile benzer olan 09 / 11 / 14 / 18 / 20 / 24 / 25 / 35. Sınıf ürün ve hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirkete ait “....” markasının tanınmış marka olduğunu ve yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik vasfını haiz olduğunu, .... markasının T/02598 sayı ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, ... ve ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, öncü ve toplumda saygınlığı yakalamış müvekkiline ait ... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ... ibaresinin tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceğini, davalıya ait ... ibareli marka başvurusunun TTK anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-13635 sayılı kararının iptali ile 2020/143143 sayılı “...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmişitr. Davalı ... vekili, markaların düşük ayırt ediciliği olan “...” sözcük unsurunu paylaştığını, davacıya ait markaların esas unsurunun bir bütün olarak “...” sözcük kalıbı olduğunu, markanın zayıf ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, bu anlamda markanın bütüncül bir şekilde değerlendirilerek esas unsurunun doğru şekilde belirlenmesinin gerektiğini, davacıya ait markaların esas unsurunun bölünerek herkesin kullanımına açık “...” ve “...” sözcükleri üzerinde ayrı ayrı tekel hakkı tesis etmenin marka hukuku ilkelerine aykırılık taşıdığını, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde geriye kalan şekil ve sözcük unsurlarının değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2020/143143 sayılı ve “......” ibareli markanın dava konusu malları/hizmetleri ile davacıya ait redde mesnet markaların kapsamındaki mallar/hizmetlerin benzer olduğu, dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, davalının markasıyla davacı firmanın “...” ibaresini içeren markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, her ne kadar “...” ibaresi ayırt edici niteliği düşük bir ibare olsa da, davacının “...” ibareli markalarının bilinirliğinden kaynaklı arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5. hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı, davalının kötüniyetli olduğuna dair bir kanaate varılamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022-M-13635 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda yer alan ve özellikle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu şeklinde yapılan subjektif değerlendirmelerin hiçbir değişiklik yapılmadan alınarak gerekçeli kararın oluşturulduğunu, davacıya ait markaların esas unsurunun bölünerek herkesin kullanımına açık “...” ve “...” sözcükleri üzerinde ayrı ayrı tekel hakkı tesis etmenin marka hukuku ilkelerine aykırılık taşıdığını, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ibarenin zayıf olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "Şekil + ..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira, dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, “...” ibaresi ayırt edici niteliği düşük bir ibare olsa da, davacının “...” ibareli markalarının bilinirliğinden kaynaklı arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğunun tespit edildiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı ...ndan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1187, K. 2026/1525, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2024-1187-e-2026-1525-k-36caada7f0ec