Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/525 E. 2026/1437 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/525
- Karar No
- 2026/1437
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/525
KARAR NO 2026/1437
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN) İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYETİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/11/2022
NUMARASI:2021/292 Esas - 2022/774 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/04/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davalının icra dosyası ile 3 adet faturaya ilişkin alacak talebinde bulunulduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki olmadığını, mal veya hizmet almadığını, icraya dayanak faturalardan kaynaklı hiçbir borcu bulunmadığını, ticari defterlerine işlenmediğini, kötü niyetli icra takibi yapıldığını, gerçekte var olmayan bir borçtan ötürü haciz ve diğer icra takipleri tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürerek,müvekkilinin İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespiti ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; huzurdaki dava 97.236,60-TL üzerinden açılmış ise de 52.446,07-TL tutardaki fatura yönünden icradan vazgeçildiğini, 2 adet alacak söz konusu olduğunu, 1 adet davacı şirketin talep ettiği ... marka cep telefonu ve müvekkilinin davacı firmanın müşterilerine verdiği hizmet bedeline ilişkin olduğunu, talep edilen cep telefonunun tedarik edilip davacıya teslim edildiğini,30/03/2020 tarihli mail ile Nisan'ın 2. haftasında ödeneceğini açıkça belirtmek suretiyle malın aldığının açıkça ikrar edildiğini, iş bu belgeler yeterli görülmez ise BTK'ya müzekkere yazılarak ... ... numaralı telefonun hangi numaralar ve kimler tarafından kullanıldığının sorulabileceğini, diğer alacak kaleminin ise hizmet bedeline ilişkin olduğunu, yapılan anlaşmaya göre davacının müvekkili şirketten aldığı hizmetler için komisyon ödeyeceğini, faturaların verilen hizmetlere yönelik komisyon hizmet bedeline ilişkin olduğunu, davacı şirketin sahibinin bizzat söz konusu bedellerin hesaplanıp müvekkiline mail ile iletildiğini, kurumsal mail adresinden gönderdiği yazışma ve sözleşmeyi sunduklarını, davacının tamamen kötü niyetli olduğunu belirterek, davadan önce icra takibinde vazgeçilen 52.446,07-TL'nin fatura miktarı da göz önünde bulundurularak takibin devamına, davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; BTK'ya müzekkere yazılmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, toplanan deliller ışığında, takibe konu 3 faturaya ilişkin, takibe konu edilen 12/05/2020 tarihli 7.404,50 USD bedelli faturanın TL'ye çevrilerek 52.446,07-TL talep edildiği, bu faturaya ilişkin alacaklının icra takibinden sonra davadan önce icra takibinden feragat edildiği, davadan önce bu miktar yönünden takipten feragat edilmesi nedeniyle bu miktar yönünden menfi tespit davası açmakta davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı, takibe konu edilen 27/02/2020 tarihli ve 10.303,18-TL bedelli faturanın dayanak olduğu 10.303,18-TL'lik alacak yönünden yapılan incelemede; her iki tarafın ticari defterlerinde de bu faturanın kayıtlı olduğu, ancak davacının bu fatura yönünden, her iki tarafın defterinde kayıtlı olan ve takibe konu olmayan 4.274,37-TL'lik faturanın varlığı sebebiyle 6.028,81-TL borcu bulunduğu, 29/12/2020 tarihli 3.540-USD bedelli faturanın ise TL'ye çevrilerek takip yapıldığı, faturanın davalı kayıtlarında davacı borcu olarak kayıtlı olduğu, ancak davacı kayıtlarında yer almadığı, fatura kesilmesinin tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, faturanın davacı kayıtlarında yer almaması, davalının faturaya konu hizmetin ne olduğu ve hizmetin verildiğini ispata yarar dosyaya belge sunamadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı gerekçeleriyle; davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına dayanak 29/12/2020 tarihli 3.540-USD bedelli fatura ve bu alacağa işlemiş 1.445,19-TL işlemiş faiz yönünden, 27/02/2020 tarihli ve 10.303,18-TL bedelli faturanın 4.274,37-TL'lik kısmı ve 662,44 TL işlemiş faiz bakımından borçlu olmadığının tespitine, 12/05/2020 tarihli 7.404,50-USD bedelli fatura yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca %20 oranında hesaplanan 1.627,29-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafın şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; 7.404,50-USD tutarlı fatura yönünden davalının alacaktan feragat etmediğini, sadece takipten vazgeçtiğini, mahkemece verilen hukuki yarar yokluğu kararının hatalı olduğunu, mahkemece verilen İİK'nın 72/3 maddesine göre hükmedilen tazminatın yanlış hesaplandığını, aleyhe tazminatın olmaması gerektiğini, aksine davalı aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesi gerekirken verilmediğini, ayrıca vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili; 3.540-USD tutarlı fatura sebebiyle alacaklı olduklarını, sözleşmeye göre davacıya verilen hizmet karşılığı düzenlendiğini, davacı şirketin 30/03/2020 tarihli maili ile borcun varlığını ve ödemeyi kabul ettiğini, ayrıca komisyon ücreti kesileceğine dair sözleşmenin bizzat davacı tarafça mail ile paylaşıldığını, davacın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalının davacıya karşı başlattığı faturaya dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Takibe konu 3 adet faturalardan 12/05/2020 tarihli faturanın 7.404,50-USD bedelli olduğu ve TL'ye çevrilerek 52.446,07-TL olarak talep edildiği, 29/12/2020 tarihli faturanın 3.540-USD bedelli olduğu TL'ye çevrilerek 52.446,07-TL olarak talep edildiği,27/02/2020 tarihli faturanın 10.303,18-TL bedelli olarak talep edildiği, her üç fatura için işlemiş faiz istendiği, takip çıkışı üzerinden harçlandırılan davada kısmen kabul kararı verildiği görülmüştür.İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle kendisini tehdit eden veya kendisi aleyhine icra takibi yapan kişiye, yani alacaklıya karşı herhangi bir borcunun olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava olarak tanımlanabilir. Borçlu aleyhine yürütülen takibin ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi takip hukuku yönünden sonuç doğurur; ödeme emrine konu borcun kabul edildiğine veya borç ilişkisinin ikrar edildiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine oluşturmaz.52.446,07-TL asıl alacak kalemi yönünden mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar vermiş, davacı vekili hukuki yararın mevcut olduğunu ileri sürmüştür.Her davada olduğu gibi menfi tespit davalarında da hukuki yarar dava şartıdır. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Eda davalarında ve inşai davalarda davacının hukuki yararının mevcudiyeti asıl iken, tespit davalarında böyle bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür.Dolayısıyla tespit davalarında her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.Somut olayda,12/05/2020 tarihli 7.404,50-USD tutarlı olup 52.446,07-TL olarak takibe konu edilmiş fatura ile ilgili davalı alacaklı 28/04/2021 tarihinde icra dairesine yazılı başvuru ile bu faturanın sehven takibe konu edildiğini, bu fatura yönünden takipten vazgeçtiklerini beyan etmiştir.Davacı borçlu faturalar sebebiyle borçlu olmadığını 29/04/2021 tarihli dava dilekçesi ile talep etmiştir. Davalı alacaklı açıkça fatura konusu alacaktan feragat etmemiş olup takipten vazgeçerek, ileride tekrar takip yapması imkan dahilinde olduğundan yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, davacının bu fatura için borçlu olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararı vardır.Takibe konu olan bir diğer fatura "hizmet bedeli" açıklamalı 3.540-USD bedelli olup, 26.505,04-TL olarak talep edilmiş; mahkemece faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı, davalı kayıtlarında yer aldığı ancak davalının hizmeti verdiğini somut delillerle ortaya koyamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince yazılı bir sözleşme olduğu, buna istinaden bu faturanın düzenlendiği ileri sürülmüşse de cevap dilekçesi ekinde (ek-4) "..." başlıklı bir excel dosyası olup, bunun içeriği bilinmemektedir. Yine ödeme yapılmasını isteyen davalının 26/03/2020 tarihli e-postasına, davacı tarafından 30/03/2020 tarihli e-posta ile Nisan ayının 2. haftasında ödeme yapılacağı belirtilmişse de, yazışmaya konu bu ödemenin hangi fatura için istendiği, hangi faturaları kapsadığı belli değildir.Davacının ödeme yapmayı kabul etme iradesinin 27/02/2020 tarihli telefon satımına dair 10.303,18-TL'lik fatura dışında 29/12/2020 tarihli hizmet faturasını da içerip içermediği açık değildir. Bu sebeple hizmet verdiğini ve alacaklı olduğunu ispatlayamayan davalı tarafın, bu faturaya ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Takibe konu edilen 10.303,18-TL lik fatura yönünden ise "..." açıklamalı bu faturanın davacı ve davalı kayıtlarında mevcut olduğu, kayıtlar kapsamında davacının tanzim ettiği 4.274,37-TL tutarındaki faturasının düşümü neticesinde kayıtlar kapsamında davacının 6.028,81-TL borçlu olduğu, 4.274,37-TL'lik kısmından borçlu olmadığına dair verilen kararda usule aykırı bir yön görülmemiştir. İİK'nın 72/5. maddesi "Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan kanun hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.Somut olayda ise davalı alacaklının takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılama sırasında İİK'nın 72/3. maddesine göre verilmiş ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden, reddedilen 6.028,81-TL bakımından İİK'nın 72/4. maddesindeki tazminatın koşulları davalı lehine mevcuttur. Buna göre 27/02/2020 tarihli 10.303,18-TL tutarlı fatura, davacının defterlerinde kayıtlı olmakla bu fatura sebebiyle, aynı ticari ilişkide düzenlenen ve her iki tarafın defterinde kayıtlı olan 07/05/2020 tarihli faturanın mahsubu ile takibin 6.028,81-TL üzerinden devam edeceğinin anlaşılması karşısında, bu tutar üzerinden %20 oranındaki 1.205,76-TL tazminata karar verilmesi gerekirken, mahkemece 1.627,29-TL'ye karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerindedir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne, davalı yararına tazminata hükmedilmesine ve davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2022 Tarih, 2021/292 Esas - 2022/774 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davacının davalıya İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına dayanak 29/12/2020 tarihli 3.540,00-USD bedelli fatura, 12/05/2020 tarihli 7.404,50-USD bedelli fatura ve 5.874,68-TL işlemiş faiz, 1.445,19-TL işlemiş faiz, 662,44-TL işlemiş faiz kalemleri yönünden borçlu olmadığının tespitine, 27/02/2020 tarihli 10.303,18-TL tutarındaki faturanın 4.274,37-TL'si yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine;İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, reddedilen 6.028,81-TL üzerinden %20 oranda hesaplanan 1.205,76-TL tazminatın davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 6.230,40-TL karar ve ilam harcından yatırılan 1.660,56-TL peşin harcın mahsubu ile 4.569,84-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 1.719,86-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 121,70-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 2.121,70-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.990,15-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 6.028,81-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,"Alınması gereken 2.246,51-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 561,62-TL harcın mahsubu ile kalan 1.684,89-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafça yapılan 102-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 96-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafça yapılan 96-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranına göre hesaplanan 5,95-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026