Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/632 E. 2026/1040 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/632
- Karar No
- 2026/1040
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/632
KARAR NO : 2026/1040
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/03/2026 ara karar
NUMARASI: 2026/15 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli...tescil numaralı markanın 3.kişilere devrinin engellenmesini ve davalının bu markadan doğan haklarını müvekkili aleyhine kullanmasının tedbiren önlenmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 23/01/2026 tarihli tedbir kararı ile "1-Davanın niteliğine göre taraf teşkilinde güçlük yaşanmaması bakımından davalı adına tecilli .../... tescil nolu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin takdiren 30.000,00 TL teminat karşılığı kabulüne, , davalı adına tescilli ise .../... tescil nolu markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına, 2-Davacının davalının tescilli markadan doğan haklarını davacıya karşı ileri sürmesinin önlenmesine yönelik tedbir talebinin SMK 159 ile HMK 389 ve devamı maddelerinde aranan koşullar bu aşamada gerçekleşmediğinden bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, " dair karar verilmiştir.
Davacı vekili 30/01/2026 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunun HMK 400 maddesi gereğince bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, akabinde hükümsüzlüğe konu davalı adına tescilli...tescil numaralı markanın müvekkiline, müvekkilinin mal ve hizmetlerini müvekkilinin bilgi ve izni dahilinde satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine yönelik tedbir talebinin alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden değerlendirilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizin 02/02/2026 tarihli ara kararı ile dosyanın marka uzmanı bilirkişiye tevdine, ihtiyati tedbir talebinin bilirkişi geldikten sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 19/02/2026 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararı ile, "Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL nakdi veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu teminat ile kısmen kabulüne, davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını davacıya karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine, davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönündeki talebinin reddine" dair karar verildiği, davacı vekilince bu karara karşı verilen 16/01/2026 tarihli dilekçe ile davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını müvekkiline ve müvekkilinin bilgisi ve izni dahilinde bu ibareyi taşıyan mal ve hizmetlerini satan, satışa sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönünde yeni bir karar verilmesini talep etmesi üzerine celse açılmış ve taraflara ilgili hususta davetiye gönderilmiştir.
Dosyanın 10/03/2026 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanı ile, mahkemece isimlerini daha önce belirtmiş oldukları iş ortaklarına yönelik tedbir kararları verilse bile bu kararın efektif anlamda olmayacağını, yeni iş ortaklarının da eklenmesi veya mevcutların çıkarılmasının söz konusu olabileceğini, kendilerinin müvekkilinin bilgisi ve izni dahilinde satış yapan tüm iş ortaklarına yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili de duruşmadaki beyanı ile, bu aşamada davacı tarafın talebi mahkemece kabul edilecek olursa esasa ilişkin netice-i talep baştan kabul edilmiş olacağını, müvekkilinin tescilinin bir anlamı kalmayacağını, davacı tarafça beyan edildiği üzere isimlerini belirttiği firmalar haricinde başka firmalara karşı da müvekkilinin markasını kullanması engellenmiş olacağını savunarak taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi 10/03/2026 ara kararı ile; Davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönünden yapılan değerlendirmede; Söz konusu üçüncü kişilerin dosyada taraf olmaması, kim olduklarının net bir şekilde belirtilmemesi ve bu derece geniş tedbirin ileride davalı açısından teminatla dahi giderilemeyecek zararlara sebep olma ihtimali göz önünde bulundurularak," İtirazın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... şirketinin "..." ibaresini 1997 yılından bu yana dünya genelinde ve 2009 yılından beri Türkiye'de kesintisiz kullandığını, davalının ... ... sayılı marka tescilinin müvekkilinin önceki tarihli haklarına aykırı olduğunu, davalının bu tescile dayanarak müvekkilinin iş ortaklarına ihtarnameler gönderip muaraza yarattığını, açılan hükümsüzlük davasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının davalının marka haklarını müvekkilin iş ortaklarına karşı kullanmasını engellememesinin hatalı olduğunu, üçüncü kişilerin kimliklerinin ve iş ortaklığı ilişkisinin dava dosyasına sunulan Noter ihtarnameleri ve dilekçelerle açıkça bildirildiğini, mahkemenin üçüncü kişilerin taraf olmadığı yönündeki gerekçesinin maddi vakıalarla örtüşmediğini, davalının tedbir kararından sonra dahi Asspor firmasına gönderdiği e-postalarla müvekkilin iş ortaklarını taciz etmeye devam ettiğini, bu durumun müvekkilin ticari ilişkilerine ve ekonomik faaliyetlerine zarar verdiğini, marka hukuku uyuşmazlıklarında yerleşik içtihadın davalının haklarının sadece davacıya değil, davacının distribütör ve yetkili satıcılarına karşı da kullanılmasının engellenmesi yönünde olduğunu, aksi yorumun tedbir kararını fiilen etkisiz kıldığını, hukuki belirliliğin sağlanması adına ihtiyati tedbir talebinin tümden kabul edilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin kararının kaldırılarak davalının .../ ... sayılı "..." markadan doğan haklarını müvekkiline, müvekkili şirketin yetkililerine ve müvekkilin "..." ibaresini taşıyan mal ve hizmetlerini müvekkilinin bilgisi ve izniyle ürünleri satan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla davacının asılsız istinaf isteminin reddi ile mahkemenin 10.03.2026 tarihli ihtiyati tedbir itirazının reddine dair ara kararının aynen korunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İstinafa konu karar 10/03/2026 tarihli ara karardır.
Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkeme, 19/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile, "Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL nakdi veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu teminat ile kısmen kabulüne, davalının "..." ibareli markadan doğan haklarını davacıya karşı kullanmasının tedbiren önlenmesine, davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesi yönündeki talebinin reddine" dair karar verildiği, davacı vekilince bu karara karşı itiraz edilmesi üzerine duruşmalı inceleme neticesinde,10/03/2026 tarihli ara kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
09/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davacı şirketin dosyaya sunmuş olduğu kullanımlar incelendiğinde yurtdışında olduğu kadar Türkiye’de de yapılan yatırımlar ile “never stop exploring” ibaresinin ayırt edicilik kazanmasını sağladığı, mal/hizmetin kaynağını işaret edebilir nitelikte olduğu, bu kullanımların davalı ... ... tescil nolu markasından geçmişe dayandığı, yukarıda sayılan emtialar bakımından davacının gerçek hak sahipliği bulunduğu,
Kötü niyet yönünden marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek, aynı sektörde bulunma gibi hususlar yönünden takdir ve değerlendirme sayın Mahkemeye ait olduğu " belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı adına tescilli ... ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğü ve davalının markadan doğan haklarını davacının mal ve hizmetlerini bilgisi ve izni ile satan ve sunan iş ortaklarına karşı kullanmasının tedbiren önlenmesini talep ettiği, mahkemece istinafa konu, 10/03/2026 tarihli ara kararı ile bu talebin reddine karar verildikten sonra, 22/04/2026 tarihli ara karar ile davacının bu tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davacının istinaf talebi konusuz kaldığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusu hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının İstinaf başvurusu konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
2-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince iadesine,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026