Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4387 E. 2026/2424 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4387
- Karar No
- 2026/2424
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3167 E., 2024/900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/85 E., 2018/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... Kadastro Mahkemesine sunduğu 01.12.2014 tarihli dava dilekçesinde; ... ili ...Mahallesinde bulunan, babasından kendisine geçen ve imar-ihya ederek tarla olarak kullandığı taşınmazlarının orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek, hatalı tespitin iptali ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... Kadastro Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 1 50... parsel sayılı taşınmaz ile fen bilirkişisinin 08.04.2015 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen tapusuz taşınmaz olduğunun tespit edildiği, taşınmazların bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B uygulama çalışmalarının 30.10.2014 tarihinde ilân edildiği, davanın orman kadastro tespitine itiraz ve tescil istemine ilişkin olduğu, 1 50... sayılı parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi dışında bırakıldığından bu parsel yönünden davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmadığı, (A) harfiyle gösterilen taşınmazın ise tahdit içinde kalmakla birlikte orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile davacının davasının reddine, tescil talebi yönünden ise Mahkemenin görevsizliği ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili...Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.02.2017 tarihli ve 2015/12694 Esas, 2017/1681 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyası tescil istemleri yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca,1 50... parsel sayılı taşınmazın dava konusu olup bilirkişi raporlarında (A) harfiyle gösterilen kısmının evveliyatının orman olmadığı ve Hazine adına kayıtlı olduğu, kadastro yenileme çalışmalarının 25.12.2014 tarihinde yapıldığı, dava tarihinin 01.12.2014 olduğu dikkate alındığında (A) harfiyle gösterilen alanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmaz şartını taşımadığı, bilirkişi raporlarında (B) harfiyle gösterilen tapusuz taşınmaz üzerinde orman hasılatı veren ağaç ve ağaççıkların bulunduğu, 19 61... tarihli gizli memleket haritasıyla ve 19 54... tarihli hava fotoğrafında ormanlık alan içerisinde kaldığı, fiilen ise büyük bölümünün dere yatağı içerisinde kalıp kuzeyinin yol ve devamının orman olduğu, diğer üç yönünün de ormanlık alanla çevrili olduğu, orman kadastro çalışmaları esnasında da orman olarak sınırlandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçmişe dönük uydu fotoğrafları ve hava fotoğrafları uyarınca, davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde mülkiyeti kazanmayı sağlayacak herhangi bir zilyetliğinin olmadığı gibi taşınmazların mevcut vasıflarının da tarım arazisi vasfında olmadığı, imar-ihya edilmedikleri, bu anlamda İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, davaya konu taşınmazların orman vasfında olmadığını, uzun zamandır kendisi tarafından kesintisiz kullanıldığını, imar-ihya edildiğini, zilyetliğine herhangi bir itirazın olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen müvekkili kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescili ve tapusuz taşınmazın tescili istemlerine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Davacının bilirkişi raporlarında (B) harfiyle gösterilen tapusuz taşınmazın tescili istemine yönelik temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davacının 1 50... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescili istemine yönelik temyiz itirazları bakımından; İlk Derece Mahkemesince; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca,1 50... parsel sayılı taşınmazın dava konusu olup bilirkişi raporlarında (A) harfiyle gösterilen kısmının evveliyatının orman olmadığı ve Hazine adına kayıtlı olduğu, kadastro yenileme çalışmalarının 25.12.2014 tarihinde yapıldığı, dava tarihinin 01.12.2014 olduğu dikkate alındığında (A) harfiyle gösterilen alanın 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmaz şartını taşımadığı gerekçesi ile verilen ret kararı dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu ... ili...ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 50... parsel sayılı taşınmazın 27.12.2013 tarihinde 10.983,79 m² yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla ihdasen davalı Hazine adına tescil edildiği, 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda ise yüzölçümünün 10.983,98 m²'ye çıktığı, davacının 01.12.2014 tarihli dava dilekçesi ile taşınmazın babasından kendisine geçen ve imar-ihya ederek tarla olarak kullandığı yerlerden olduğunu ileri sürerek, adına tescilini talep ettiği, bu durumda davacının bu taşınmaza yönelik talebinin tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup taşınmazın ihdasen Hazine adına tescil tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılması gerekirken, tapu siciline kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; hükme esas alınan ve orman mühendisi ile ziraat mühendisi bilirkişi tarafından müşterek olarak tanzim olunan bilirkişi heyet raporunda, 1976 tarihli hava fotoğrafı uyarınca dava konusu taşınmaz üzerinde dağınık konumda maki formasyonuna ait bitkilerin bulunduğu ve kayalık olduğu belirtilmiş olmasına rağmen rapor ekinde taşınmazın hava fotoğrafı üzerindeki konumunun denetime elverişli olarak gösterilmediği, yine anılan raporda taşınmazın kısmen maki florasına ait bitkilerle kaplı olup taşlı bir yapıya sahip olduğunun, imar-ihya görmediğinin, kısmen de yakın tarihte makineli çalışma yapılarak imar-ihya edildiğinin belirtildiği, görevsiz Kadastro Mahkemesince 26.02.2018 tarihinde yapılan keşif uyarınca düzenlenen bilirkişi raporlarında ise 19 54... tarihli hava fotoğrafları uyarınca dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyete konu edildiğinin, fiilen de bir kısmı üzerinde değişik yaş ve cinste meyve ağaçlarının bulunduğunun, diğer kısmının boş olduğunun, dikili meyve ağaçlarının yaşlarına bakıldığında 20 yıl ve üzeri tarımsal amaçla kullanıldığının belirtildiği, bu hali ile bilirkişi raporlarının birbiri ile çelişkili olduğu ve bu çelişkinin giderilmediği nazara alınarak, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile taşınmazın Hazine adına ihdasen tescil tarihinden geriye doğru 15... yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın vasfı ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, dosya içerisindeki bilirkişi raporlarından ayrılma gerekçelerini içerir, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, vasfını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları bakımından; İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve istinaf edilmediği, kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, bilirkişi raporlarında (B) harfiyle gösterilen taşınmaza ilişkin, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (V.B.2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, 1 50... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarında (A) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (V.B.3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.