İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/9 E. 2026/737 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/9
- Karar No
- 2026/737
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/9 Esas KARAR NO : 2026/737
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 21/12/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı ... A.Ş. tarafından müvekkil şirket aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak teşkil eden çekin aslında müvekkil tarafından ... Ltd. Şti.'ne olan ticari borcun ifası amacıyla keşide edildiğini, çek bedelinin asıl lehdara ödenmesine rağmen çekin zayi olduğunu ve davacı dışındaki yollarla davalı faktoring şirketinin eline geçtiğini, lehdar tarafından...'da açılan zayi çek iptali davasının derdest olduğunu, müvekkil şirketin olası hak kayıplarını önlemek amacıyla dosya borcunu 890.000 TL teminat olarak yatırdığını ve ihtiyati hacizlerin ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kaldırıldığını, ancak bu ödemenin teminat niteliğinde olduğunu ve alacaklıya ödenmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağını, 4. İcra Müdürlüğü nezdinde yapılan başvurulara rağmen alacaklının parayı çekme girişimi bulunduğunu, İİK m. 36 uyarınca icra takibinin durdurulması gerektiğini, davalı faktoring şirketinin TTK m. 686 anlamında iyi niyetli olmadığını ve basiretli tacir yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen çek zayi davasının işbu menfi tespit davası için bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava öncesi 20.10.2025 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu'nun... Büro / ... Arabuluculuk numaralı dosyasında zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, icra takibinin devamının müvekkilin ticari itibarını zedeleyeceğini, İİK m. 72/2 gereğince icra takibinin durdurulması gerektiğini, ayrıca İİK m. 72/7 uyarınca terditli olarak istirdat taleplerinin bulunduğunu belirterek ... 6. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasındaki icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında ödeme yapılması halinde istirdat talebinin kabulüne, davalının kötü niyetli takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile temlik işleminin tarafı olmayan davacının önceki hamillerle olan ilişkilerinden doğan defileri müvekkile karşı ileri süremeyeceği, faktoring müşterisinin ..., önceki cirantanın ise ... Şti. olduğu, davacının temlik işleminden önceki maddi vakıalara dayalı defileri müvekkile karşı ileri süremeyeceği, davacının ödeme iddiasından bahsettiği ancak dilekçe ekinde herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı, ödeme iddiasının ispata muhtaç olduğu, çekin en son hamiline yapılmayan ödemenin iyi niyetli hamil açısından bağlayıcılığı bulunmadığı, çeklerin tedavül kabiliyetini haiz kıymetli evraklar olduğu, ödemenin çeki elinde bulunduran hamile yapılması gerektiği, davacının ödeme iddiasının çek hamilinin müracaat haklarını kullanmasına engel teşkil etmediği, müvekkilin davaya konu çeki 6361 sayılı yasa 9/2 maddesine uygun şekilde fatura ile tevsik ederek ve davacının iddialarından haberdar olmaksızın temlik alan iyi niyetli hamil olduğu, davacının 6361 sayılı yasa 9/3 maddesi gereğince müvekkilin çekleri iktisap ederken bile bile davacı zararına hareket ettiğini ispatlamakla yükümlü olduğu, davacının soyut iddialar dışında müvekkilin kötü niyetli olduğunu gösterir bir delil sunamadığı, müvekkilin çeki 09.05.2025 tarihinde iktisap ettiği, davacının açtığı çek iptal davasının ise 14.05.2025 tarihinde yani müvekkilin iktisap tarihinden sonra açıldığı, müvekkilin bile bile davacı zararına hareket etmesinin söz konusu olmadığı, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası, ... 10. İcra Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası, ... 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Hazine ve Maliye Bakanlığı Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı, Finansal Kurumlar Birliği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çekin keşidecisi olan davacı tarafından, çeki faktoring işlemi kapsamında ciro yoluyla iktisap eden ve buna dayanarak kambiyo senetlerine özgü yoldan takip yapan son hamil faktoring şirketine karşı, takipten sonra İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve terditli istirdat davasıdır. Davacı, çek bedelinin lehdara ödendiğini, çekin zayi olduğunu ve davalının çeki iyi niyetli olarak iktisap etmediğini ileri sürmektedir. Davalı ise 6361 sayılı Kanun ve TTK hükümleri uyarınca iyi niyetli hamil olduğunu savunmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının lehdara ödeme ve çekin zayi olduğu yönündeki def'ilerini davalı faktoring şirketine karşı ileri sürüp süremeyeceği, davalının çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket edip etmediği veya iktisabında ağır kusurunun bulunup bulunmadığı ve çek iptali davasının eldeki davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizin 05/05/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında, davacının delilleri arasında bulunan bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için gerekli 10.000,00 TL bilirkişi ücretini yatırması amacıyla davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiş ve bu süre içinde avansın yatırılmaması halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin hazır bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından bilirkişi ücretinin ise 13/10/2026 tarihli duruşma günü, kesin sürenin sona ermesinden uzun bir süre sonra yatırıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan taraf, o işlemi yapma hakkını kaybeder. HMK'nın 324/2. maddesi uyarınca ise taraflardan biri kendi ikame ettiği delille ilgili avansı verilen kesin süre içinde yatırmazsa, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmek suretiyle verildiği, sonradan yatırılan ücretin kesin süreye bağlanan hukuki sonucu ortadan kaldırmayacağı gözetilerek davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Davacı vekili kesin süreye ilişkin kararın davacı asile tebliğ edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11/1. maddesi ve HMK'nın 72 ve devamı maddeleri uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır ve vekile yapılan ihtar ile verilen kesin süre asil hakkında da sonuç doğurur. Delil avansının yatırılması, vekilin temsil yetkisi kapsamında yerine getirmesi gereken bir usul işlemi olup kanunda bu konuda asile ayrıca tebligat yapılmasını gerektiren bir hüküm bulunmamaktadır. Çek, TTK'nın 780 ve devamı maddelerinde düzenlenen, soyut nitelikte bir kambiyo senedidir. Kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetinin ve iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasının doğal sonucu olarak, TTK'nın 818/1. maddesi yollamasıyla çeke de uygulanan 687. maddesi uyarınca, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Aynı ilke, faktoring işlemleri bakımından özel olarak 6361 sayılı Kanun'un 9/3. maddesinde de tekrar edilmiştir. Bu hükme göre bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Faktoring şirketlerini bu korumadan yararlandırmanın karşılığında, aynı maddenin ikinci fıkrası ile faktoring şirketlerine temlik aldıkları alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura veya fatura yerine geçen belgelerle tevsik etme yükümlülüğü getirmiştir. Faktoring işlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri uyarınca devralınan faturalar Merkezi Fatura Kaydı Sistemi'ne kaydedilerek mükerrerlik kontrolü yapılmalı, e-Arşiv ve e-Fatura uygulamaları Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan teyit edilmelidir. Yönetmeliğin 8/1. maddesi uyarınca ise ciro silsilesinde faktoring şirketine kambiyo senedini ciro eden kişinin devralınan faturada alacaklı görünen kişi olması ve fatura ile kambiyo senedindeki tutarların uyumlu olması gerekir. Bunun yanında, TTK'nın 792. maddesi uyarınca bir çek her ne suretle olursa olsun zilyedinin elinden çıkmışsa, hakkını TTK'nın 790. maddesi uyarınca kesintisiz bir ciro zinciri ile ispat eden hamil, çeki ancak kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisabında ağır bir kusuru bulunmuş olduğu takdirde geri vermekle yükümlüdür. TMK'nın 3. maddesi uyarınca iyi niyet asıl olup hamilin iyi niyetli olduğu karine olarak kabul edilir. Bu nedenle, TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca davalı faktoring şirketinin çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini, kötü niyetli olduğunu veya iktisabında ağır kusurunun bulunduğunu ispat yükü, bu olguya dayanarak hak iddia eden davacıdadır. Faktoring şirketlerinin yükümlülüğü, temlik alınan alacağın fatura ile tevsiki, fatura ile kambiyo senedinin uyumunun araştırılması ve ciro silsilesinin dış görünüş itibarıyla düzenli olup olmadığının denetlenmesi ile sınırlıdır. Dosyaya sunulan faktoring işlem belgeleri, Gelir İdaresi Başkanlığı yazısı ve Finansal Kurumlar Birliği yazısı birlikte değerlendirildiğinde: Davalı faktoring şirketinin müşterisi ... tarafından, 08/05/2025 tarihinde .... Şti. (VKN: ..) adına, 700 kutu karton bardak ve 800 adet palet streç film satışına ilişkin, KDV dahil 900.000,00 TL tutarlı ... numaralı e-Arşiv faturası düzenlenmiştir. ..., 09/05/2025 tarihli alacak temlik beyanı ile bu faturadan doğan alacağın 826.600,00 TL'lik kısmını davalıya temlik etmiş; alacağın mal satışından doğduğunu, malların alıcıya teslim edildiğini, alacağın başka bir kişiye devredilmediğini ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığını beyan ve taahhüt etmiştir. Aynı tarihli ve ... numaralı Çek/Senet Tevdi Bordrosu ile, borçlu unvanı...Şti. olarak gösterilen iki adet çek davalıya devir ve teslim edilmiştir. Bu çeklerden biri ...tarafından keşide edilen 200.000,00 TL bedelli ... numaralı çek, diğeri ise davacı tarafından keşide edilen 626.600,00 TL bedelli dava konusu ... numaralı çektir. İki çekin toplamı (826.600,00 TL), temlik edilen alacak tutarına birebir eşit olup fatura tutarının altında kalmaktadır. Böylece dava konusu çeki faktoring şirketine ciro eden kişi faturada alacaklı görünen ..., ondan önceki ciranta ise faturada borçlu görünen ... Şti.'dir. Çek, fatura borçlusu tarafından fatura alacaklısına, onun tarafından da faktoring şirketine ciro edilmiş olup Yönetmeliğin 8/1. maddesinde öngörülen ciro ve tutar uyumu sağlanmıştır. Davalı, aynı gün düzenlenen Ön Ödeme Talimatı uyarınca müşterisi ...'ın ... T.A.Ş. nezdindeki hesabına 670.000,76 TL ön ödeme yapmıştır. Bu durum davalının çeki bedel ödeyerek iktisap ettiğini göstermektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 18/06/2026 tarihli yazısına göre ... numaralı e-Arşiv faturası veri tabanında kayıtlı olup herhangi bir iptal veya itiraza konu olmamıştır. Finansal Kurumlar Birliği'nin 04/05/2026 tarihli yazısına göre ise aynı fatura, dava konusu çekle ilişkili olarak Merkezi Fatura Kaydı Sistemi'ne kaydedilmiş olup iptal edildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Finansal Kurumlar Birliği'nin aynı yazısına göre, dava konusu çek hakkında Birliğe iletilmiş herhangi bir çalıntı veya kayıp bildirimi kaydına rastlanmamıştır. Davalı çeki 09/05/2025 tarihinde iktisap etmiş olup davalı faktoring şirketinin, çeki iktisap ettiği anda çekin lehdarın elinden rızası dışında çıktığını bilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu tespitler karşısında davalı faktoring şirketinin, 6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi ile Yönetmelikte öngörülen fatura ile tevsik, MFKS ve GİB teyidi, ciro ve tutar uyumu yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Davacı ise davalının çeki iktisap ederken bile bile kendisinin zararına hareket ettiğini, kötü niyetli olduğunu veya iktisabında ağır kusurunun bulunduğunu gösteren herhangi bir delil sunmamıştır. Davacı, TTK'nın 18/2. maddesindeki basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne dayanmış ise de, bu yükümlülük faktoring şirketine kanun ve yönetmelikte öngörülenin ötesinde, keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiyi araştırma yükümlülüğü yüklememektedir. Çeklerin fatura borçlusundan farklı bir kişi tarafından keşide edilmesi ticari hayatın olağan bir sonucudur. Fatura borçlusunun, kendi alacağı karşılığında aldığı üçüncü kişi çekini satıcısına ciro etmesi, çekin ödeme aracı olmasından kaynaklıdır. Bu itibarla keşidecinin bir endüstriyel mutfak şirketi, fatura borçlusunun ise bir kırtasiye şirketi olması, tek başına davalının ağır kusurunu göstermemektedir. Davacı, çek bedelini asıl lehdar...Şti.'ne ödediğini ileri sürmektedir. Bu savunma, keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiye dayanan şahsi bir def'idir. Yukarıda açıklanan TTK'nın 687. ve 6361 sayılı Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca bu tür def'iler, ancak bile bile borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanan hamile karşı ileri sürülebilir. Bu nedenle davacının lehdara yaptığı ödeme iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemez. Ayrıca kambiyo senetlerinin kıymetli evrak niteliğinin ve hakkın senede bağlanmış olmasının zorunlu sonucu olarak, senet borçlusu borcunu ancak senedin geri verilmesi karşılığında ödemekle borcundan kurtulur. Senedi geri almadan veya senet üzerine ödeme şerhi düşürmeden lehdara ödeme yapan keşideci, senedin tedavüle çıkması halinde iyi niyetli hamile karşı sorumludur. Lehdar tarafından açıldığı bildirilen zayi nedeniyle çek iptali davası, TTK'nın 818/1. maddesi yollamasıyla çeke de uygulanan 757 ve devamı maddeleri kapsamında, senedin kimin elinde bulunduğunun bilinmediği hallere özgü, hasımsız olarak açılan ve çekişmesiz yargı niteliğindeki bir davadır. TTK'nın 758/1. maddesi uyarınca senedi elinde bulunduran hamilin belli olması halinde mahkeme, iptal talep edene istirdat davası açması için süre verir. Bu itibarla iptal davasında verilecek ödeme yasağı veya iptal kararı, o davada taraf olmayan ve çeki iyi niyetle iktisap etmiş hamilin hakkını ortadan kaldırmaz ve onun hakkında kesin hüküm oluşturmaz. Ayrıca somut olayda iptal davası, davalının çeki iktisabından sonra açılmıştır. Davacı, çeki elinde bulunduran davalı hamilin kötü niyetli olduğunu veya iktisabında ağır kusurunun bulunduğunu eldeki davada ispatlayamamıştır. Davacının icra dosyasına yatırdığı 890.000,00 TL yönünden davalının çekten doğan alacağının varlığı ve davacının bu alacaktan sorumlu olduğu anlaşıldığından, İİK'nın 72. maddesi kapsamında istirdat koşulları oluşmamıştır. Davalının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı talebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki 6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesine ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olarak fatura ile tevsik edilmiş bir faktoring işlemi kapsamında, bedeli ödeyerek ve iyi niyetle iktisap ettiği, davacının lehdara ödeme ve çekin zayi olduğu yönündeki def'ilerinin TTK'nın 687. maddesi ve 6361 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiği veya TTK'nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli olduğu ya da iktisabında ağır kusurunun bulunduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın Davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 139.500,00-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.833,33TL arabuluculuk ücretinin Davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 6-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/10/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."