Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1241 E. 2026/1524 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1241
Karar No
2026/1524
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

19. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1241

KARAR NO : 2026/1524

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/02/2026

NUMARASI : 2023/492 Esas - 2026/139 Karar

DAVA: Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 21/07/2023

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2024/455 Esas 2024/532 Karar sayılı dosyası

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 06/07/2026

İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 19/02/2026 tarihli, 2023/492 Esas, 2026/139 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.

Dosya incelendi.

Asıl dava İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/492 esas sayılı dosyası: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili fabrika niteliğini haiz taşınmazın satılması işinde komisyoncu ve simsar olarak, sözleşme imkanının hazırlanması yükümlülüğünü üstlendiğini, davalının ise satın alınacak alanın simsar vasıtasıyla satın alınması halinde satın alınan bedel üzerinden %3 + kdv ödemeyi taaahhüt ettiğini, Ancak davalı firma, müvekkilini aradan çıkarmak suretiyle mülk sahibi ile bizzat iletişim kurarak bu taşınmazı kendisinden satın aldığını, tarafları bir araya getiren, davalı yana taşınmazı gezdiren, gerek yüz yüze gerekse de mailleşmeler ile süreci olgunlaştıran , sözleşmenin hazırlanmasına ortam hazırlayan müvekkili firmanın hukuka aykırı bir şekilde aradan çıkarılarak hak kazanmış olduğu hizmet bedelini alamamış olması esasında işbu davanın ikame edildiğini, Gebze Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında müvekkilinin satın alınmasına aracılık ettiği taşınmazın davalı firmaca 35.000.000 (otuzbeş milyon) TL'YE satın alındığı görüldüğünü, Normal şartlarda müvekkili aradan çıkarılmasaydı hak etmiş olduğu hizmet bedelinin 03.08.2022 tarihli "Yer Gösterme Beyanı ve Taahhütname" evrakında belirtildiği üzere satın alınan bedelin %2'si artı KDV'si olan 840.000 TL olacağını, ancak davalı firmanın müvekkili firmayı aradan çıkarmak suretiyle taşınmazı satın alması kendisini hamaliye/tellaliye bedelinin 3 katı + KDV tutarındaki cezai şartı ödeme borcu altına soktuğunu, 03.08.2022 tarihli "Yer Gösterme Beyanı ve Taahhütname" evrakında da ifade edildiği üzere müvekkili firmanın aradan çıkarılması durumunda davalı firma hamaliye/tellaliye bedelinin 3 katı + KDV tutarındaki cezai şartı ödeyeceğini taahhüt ettiğini, müvekkile ödenmesi gerekli cezai şart bedelinin 2.520.000 TL (KDV dahil) olacağını, Yer Gösterme Beyanı ve Taahhütname adı altında taraflarca imza altına alınan simsarlık sözleşmesi çerçevesinde .... Mevkii, .../4 ada parselde bulunan Fabrika niteliğindeki taşınmazın satılması noktasında aracılık hizmeti veren müvekkili firmanın aradan çıkarılmak suretiyle kendisine ödemesi yapılmamış hamaliye/tellaliye bedelini 3 katı + KDV tutarındaki cezai şartın kendisine ödenmesi" talepli davalarının kabulüne, davalının gelinen aşama itibariyle mal kaçırma ihtimali bulunduğundan, borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız, ihtiyaten haczine karar verilmesine, şimdilik toplam 2.520.000-TL tutarındaki cezai şart bedelinin davalıdan temerrüt tarihinden başlatılmak üzere reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 03/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile: “Yer Gösterme Beyanı ve Taahhütname” adı altında taraflarca imza altına alınan simsarlık sözleşmesi çerçevesinde .... Mevkii, .../4 ada parselde bulunan Fabrika niteliğindeki taşınmazın satılması noktasında aracılık hizmeti veren müvekkil firmanın aradan çıkarılmak suretiyle kendisine ödemesi yapılmamış hamaliye/tellaliye bedelini 3 katı + KDV tutarındaki cezai şartın kendisine ödenmesi" talepli davanın kabulüne, şimdilik toplam 2.520.000-TL tutarındaki cezai şart bedelinin davalıdan temerrüt tarihinden başlatılmak üzere reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dava İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2024/455-532 esas sayılı dosyası: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı tarafça müvekkilİ şirket ile arasında imzalandığı iddia edilen 03.08.2022 tarihli “Yer Gösterme Beyanı ve Taahhütname” adlı sözleşme, imzaya ve temsile yetkili olmayan ... ... isimli şirket çalışanı tarafından şirket nezdindeki işinden istifa ettikten sonra geriye dönük olarak imzalandığını, üstelik daha sonradan davalı şirket yetkilisi ...tarafından sözleşmede değişiklik/ekleme ve tahrifat yapılarak hukuka aykırı şekilde alacak davasına konu edildiğini, müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığı halde borçlu konumuna düşürülmesi kabul edilebilir olmadığını, sözleşmede müvekkili şirketi temsilen imza attığı beyan edilen ... ...'nin, Ağustos 2022'den önce müvekkil şirkette 4A'lı bir şirket çalışanı olduğunu, adı geçen dava dışı şahıs ...'nin, işbu sözleşmeyi imzaladığı görünen tarihten 5 gün sonra işten ayrıldığını, ancak Ş....'nin, temsil yetkisi olmaması bir yana müvekkili şirket nezdindeki işinden istifa ettikten sonra art niyeli olarak söz konusu sözleşmeyi geriye dönük olarak imzaladığını ve davalı ile birlikte haksız kazanç sağlama kastıyla hareket ettiğini, Daha sonrasında kendi beyanına göre pişman olduğunu belirten Ş.... sözleşmenin imza attığı ilk ve tek halini müvekkili şirkete ilettiğini, alacak davasından, müvekkili şirketin uets kullanımına yeni geçmiş olması sebebiyle sonradan haberdar olunduğunu, haberdar olunduğunda ise davalı şirketin, tarafı olmadıkları sözleşmeyi davaya konu ettiği yetmezmiş gibi sözleşmenin tahrif edildiğini, müvekkili şirket tarafından bir başkasından alınan ... Ada 2 Parsel sayılı taşınmazın bilgileri sonradan eklenerek tapu kayıtları ile örtüşecek hale getirildiğinin görüldüğünü, ardından davalı şirketin, şirket yetkilisi ve ... ... hakkında belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından savcılık şikayeti yapıldığını, şirket dışında üçüncü bir kişi tarafından atılan imzada, şirketin kaşesi ve ismi de kullanılmadığını, yani hiçbir şekilde şirketi temsil eden ve sorumluluk yükleyen bir ilişkinin bulunmadığını, davalı tarafın, müvekkili şirketin tarafı olmadığı bir sözleşmeyi üstelik üzerinde tahrifat yapmak suretiyle ve kendisi ile ilgili olmayan bir taşınmaza ilişkin alacak davasına konu etmesi ve akabinde ihtiyati haciz tesis etmesi açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin tarafı olmadıklarını, müvekkili şirket böyle bir sözleşmenin tarafı olsaydı dahi davalı tarafça sırf cezai şartı alacak konusu yapabilmek adına kendisi ile bağlantısı olmayan taşınmazın ada parsel bilgilerini sözleşmeye sonradan eklemesi dahi kötü niyeti açıkça gösterdiğini beyanla: Davanın kabulü ile Müvekkili şirketin, davalı şirkete karşı İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/492 Esas sayılı dosyası, Simsarlık Sözleşmesi, Komisyon Ve Arıcılık Sözleşmesi kapsamında ve sözleşme kapsamında borçlu olmadığının tespitine, menfi tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/02/2026 tarih, 2023/492 Esas, 2026/139 Karar sayılı "1-Asıl dava İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/492 esas sayılı dosyası; Pasif husumet yokluğu/taraf dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine Birleşen dosya İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2024/455-532 esas sayılı dosyası yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine," kararı Davacı-karşı davalı ve Davalı-Karşı davacı tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı Karşı -Davalı ......LTD ŞTİ vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin davalı şirketin somut dava bakımından pasif husumet/taraf sıfatının bulunmadığı değerlendirmesinin açıkça hatalı olduğunu, zımni icazet hususunun gözardı edildiğini, yüksek mahkeme kararlarının 03.08.2022 tarihli "yer gösterme beyanı ve taahhütname"nin ... A.Ş yönünden bağlayıcı olduğunu gösterdiğini, davalı şirketin "yer gösterme beyanı ve taahhütname" başlıklı sözleşmede kararlaştırılan hizmeti aldığının sabit olduğnu, şirket üretim müdürünün şirketi temsilen imzaladığı sözleşmeye icazet verildiğinin delili olduğunu, davalı şirket süreç içinde müvekkili şirketi her aşamada "gayrimenkul danışmanı" olarak tanıtması ve şirket yazışmalarında bu hususun açıkça dile getirilmiş olmasının sözleşmenin davalı şirket açısından bağlayıcılığını gösterdiğini, davalının davacı şirketten aldığı simsarlık hizmetinin karşılığı ücret ödeme borcu doğduğunu, simsarlık sözleşmesinin geçerli olduğunu ve davacı şirketin ücrete hak kazandığını, davalı şirketin ceza koşulunu ödeme borcu altında olduğunu, kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan 2.520.000 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın hukuki yarar yokluğu gözetilerek reddine karar verilmesini talep ederek kararı istinaf etmiştir.

Davalı-karşı Davacı ... ...Anonim Şirketi Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle, alacak davasının varlığının menfi tespit davası açma hakkını ortadan kaldırmayacağını, asıl davanın pasif husumet yokluğu gibi usuli bir nedenle reddedilmiş olmasının söz konusu sahte ve tahrif edilmiş belgenin ileride farklı hukuki sebeplerle yeniden ileri sürülmesine engel teşkil etmediğini, bu nedenle müvekkilinin borçsuzluğunu ayrı bir ilamla tespit ettirme, belge üzerindeki tahrifatı kesin biçimde ortaya koydurma ve ileride doğabilecek yeni talepleri bertaraf etme yönündeki hukuki yararının halen güncel ve korunmaya değer olduğunu, birleşen menfi tespit davasının temel amaçlarından birinin de, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız talepleri nedeniyle İİK’nun 72/5. maddesi kapsamında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini sağlamak olduğunu, sözleşmedeki tahrifat, sahtecilik iddiaları ve kötü niyet tazminatı taleplerinin esas bakımından da incelenmesi ve lehe %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, asıl dava bakımından verilen ret kararının onanmasına, birleşen dava bakımından verilen ret kararının ise kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek kararı istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalandığı iddia olunan simsarlık sözleşmesi gereğince alacağın tahsili talebine, birleşen dava ise söz konusu sözleşmenin birleşen dosya davacısı yetkilisi tarafından imzalanmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "...Asıl dava İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/492 esas sayılı dosyasında Davalı ... AŞ nin alınan ... kayıtları ve temsile yetkililerini gösterir genel kurul kararına göre; münferiden temsile yetkili müdürünün tutanak tarihi itibariyle ... olduğu,09/03/2021 tarihinde seçildiği, görev sürelerinin 09/03/2024 tarihinde görevinin sona erdiği bundan sonra 26/02/2024 tarihinde ... ın seçildiği belirlenmiştir. Davacı alacağının dayanağı "yer gösterme beyanı ve taahhütname " 03.08.2022 tarihli tarihli olup, davalı şirket yönünden bağlayıcı imzanın temsilcileri olan ... tarafından atılması aranacaktır. 03.08.2022 tarihli tutanakta ... nin ismi ve imzası vardır. Alınan ... kayıtları ve hizmet cetveline göre davalı şirketin ... lı işçisi olan ... nin davalı şirketi temsil yetkisi yoktur.Yargılama aşamasında da davalı şirket ... tarafından imzalanan simsarlık sözleşmesini kabul etmemiştir. Sırf söz konusu taşınmazın davalı şirket tarafından satın alınması tek başına davalı şirketin simsarlık sözleşmesine de icazet verdiği anlamına gelmeyecektir. Simsarlık sözleşmesi, simsar ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşmedir. Öyle olunca davalı şirket yetkilisi veya temsilcisi olmayan, dava dışı ... tarafından imzalanmış olan sözleşme davalı şirketçe onanmadığından davalı şirketi bağlamayacaktır. Bu nedenle davalı ... Anonim Şirketi nin hakkında açılan davanın HMK 114/1-d md gereğince pasif husumet/taraf sıfatı dava şartı yokluğu nedeniyle usulen reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2024/455-532 esas sayılı dosyasında; " itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı hukuki sebebe dayanarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” (19. HD. 16.12.2013 T. 14780/19903) Asıl dava ile görülen alacak davasından sonra açılan menfi tespit davasında; 03.08.2022 tarihli "yer gösterme beyanı ve taahhütname " tutanağı nedeniyle sürülebilecek iddialar, alacak davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı takdir edilmiş,davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ..." gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür.

Tarafların istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Somut olayda, davacı vekili tarafından, taraflar arasındaki "yer gösterme beyanı ve taahhütname" başlıklı 03/08/2022 tarihli sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olduğu iddiasıyla sözleşmede yer alan cezai şart talep edilmiş, davalı taraf ise müvekkili şirketin yetkilisi tarafından imzalanmayan ve sonradan taşınmaz bilgileri yazılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, suç duyurusunda bulunduklarını belirtmiş, bu hususta menfi tespit davası açtığı ve bu dava dosyasıyla birleştiği görülmüştür.

Dava konusu “Yer Gösterme Beyanı Ve taahhütname” başlıklı, 03.08.2022 tarihli belge altındaki 2 adet imzanın, dava dışı ... ...'nin eli ürünü olduğu bilirkişi incelemesi ile sabittir. Mahkemece yapılan yazışmalar ve araştırmadan ... ...'nin belge tarihinde ve öncesinde davalı ... A.Ş.nin yetkilisi olmadığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Davacı şirket bir tacir olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2’nci maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Davalı şirketin basiretli tacirin öngöreceği haller dışında bir durumun bulunduğuna dair bir ispatının bulunmadığı açıktır. Sonuç olarak davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle sözleşmenin tarafı olmadığı bu nedenle pasif husumetten red kararının yerinde olduğu görülmüştür. Yine söz konusu sözleşme nedeniyle açılmış bir alacak davası olduğu halde aynı sözleşmeyle ilgili menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından birleşen davanın usulden reddi de usul ve yasaya uygun görülmüştür.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, ayrıca alınan bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu, verilen kararın yerinde bulunduğu, hüküm ve gerekçesinde tarafların istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı anlaşılmakla tarafların tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince Davacı-karşı davalı ve Davalı-Karşı davacının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

Davacı-karşı davalının İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Davalı-karşı davacının İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,

Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1241, K. 2026/1524, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1241-e-2026-1524-k-9ef410ce0d08