Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/132 E. 2026/1683 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/132
- Karar No
- 2026/1683
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/132 - 2026/1683 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2022/132 KARAR NO : 2026/1683
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09/09/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/253E., 2021/502K. DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 08/10/2026 YAZIM TARİHİ : 08/10/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı ...'ın ... bünyesinde faaliyet gösterdiği sırada müvekkili ile 14/01/2011 tarihinde 2010/66, 16/04/2012 tarihinde 2012/3, 25/09/2012 tarihinde 2012/30 ihale dosya numaralı üç ayrı sözleşme imzaladıklarını, sözleşme ilişkisi devam ederken davalının 05/11/2013 tarihli ihtarname ile 14/01/2012, 16/04/2012, 25/09/2012 tarihli hizmet alım sözleşmelerinin ve 01/08/2013 tarihli sözleşmenin eki niteliğindeki protokollerin, protokolün 5.3. maddesine dayalı ve bildirim süresine uygun şekilde 06/12/2013 tarihinde son ereceğini ihtar ettiğini ve ihtarda belirtilen şekilde sözleşme süresi henüz dolmadan ve hizmet alım sözleşmesinde belirtilen fesih nedenleri oluşmadan hiçbir haklı sebep yokken hizmet alım sözleşmesinin 24.2. maddesine aykırı olarak ek protokole ilave edilen 5.3. madde uyarınca sözleşmeyi tek taraflı olarak fes edip müvekkiline işten el çektirildiğini, davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi fes etmesinin ana sözleşme ve hukuka aykırı olduğunu, 3 ayrı sözleşmenin fesihinden ötürü ödenen damga vergileri, projeler kapsamında müvekkili tarafından çalışma sahasında abone adresine gidilmiş olmasına rağmen müvekkil ve çalışanlarından kaynaklanmayan nedenlerle fatura edilemeyen sayaç okuma işleri, "durum kodu" olarak tanımlanıp ücreti her hak edişten kesilen tutarın tazmininin gerektiğini, sözleşmenin zamanından önce tek taraflı fesih nedeni ile kazanç kayıplarının oluştuğunu, sözleşmenin haksız fesih sonrasında müvekkili tarafından işçilere kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ödemelerinin yapıldığını, teminat mektuplarının ödenen komisyonlarının bulunduğunu, bu istek kalemlerinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek; sözleşmenin yenilenme tarihinden 3 ay sonra tek taraflı olarak haksız olarak fesih edilmesinden ötürü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir ihale dosyası için 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL maddi tazminatın 06/11/2013 olan fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacının serbest iradesi ile imzaladığı ek protokollerin hukuka aykırı olduğunun iddia edilemeyeceğini, müvekkilinin davacının üstlendiği işleri sözleşmenin feshi sonrasında başka bir firmaya vermeyip kendi bünyesindeki elemanlarla ifa ettiğini, taraflar arasında mevcut ek protokolün erken fesih hakkını düzenleyen 5.3.maddesine gör haklı fesih nedeni ile davacının tazminat talebinde bulunamayacağını savunarak; davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Davacı vekilinin istek kalemlerinden HMK 119/2.maddesi uyarınca açıklık getirmesi için mehil verilmiş, Davacı vekili 10/02/2021 tarihli dilekçe ile istek kalemlerini, 2010/66 sayılı dosya için 7.500,00 TL kazanç kaybı zararı, 2.000,00 TL durum kodu zararı ve 500,00 TL damga vergisi zararı, 2012/3 sayılı dosya için 7.500,00 TL kazanç kaybı zararı, 2.000,00 TL durum kodu zararı ve 500,00 TL damga vergisi zararı, 2012/30 sayılı dosya için 8.000,00 TL kazanç kaybı zararı, 2.000,00 TL durum kodu zararı olarak belirleyip açıklık getirmiştir. Damga vergisi ve durum kodu zararının fesih tarihinden önce yapılan ödeme ve şirket çalışmasından ötürü oluştuğu iddia edilmekle, bu istek kalemleri ile ilgili davanın sözleşme ve ek protokol içeriği dikkate alınarak haklılık durumunun kanıtlanması halinde istenebileceği dikkate alınarak bu istek kalemleri yönünden yargılamaya devam edilebilmesi açısından dosya tefrik edilmiştir. Sözleşmelerin haksız fesih olunduğu iddiasına dayalı haksız fesih tarihinden sonrası için kazanç kaybı istemi ile ilgili davada ise, Taraflar arasında mevcut sözleşmelere ek olarak düzenlenen ek protokollerin 5.3.maddesinde, "..., sözleşmeyi dilediği herhangi bir tarihte, herhangi bir sebep belirtme zorunluluğu bulunmaksızın en az 30 gün önceden bildirmek suretiyle fes etme hakkına sahiptir. Böyle bir fesih halinde yüklenicinin fesih tarihine kadar yerine getirilen hizmetlerle ilgili alacağı mahfuzdur, ancak bunun dışında yüklenici hangi nam altında olursa olsun hiçbir tazminat, gelir kaybı veya zarar ziyan talebinde bulunamayacaktır ..."düzenlemesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davalı iş sahibi ek porotokolün anılan maddesine uygun şekilde sözleşmeyi fesih etmiş olup, TTK'nun 18/2.maddesi uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir, Amir hükmü dikkate alındığında, davacı yüklenicinin aralarındaki ek sözleşmeye uygun olarak davalı iş sahibi tarafından sözleşmelerin fesih ile sona erdirilmesi sonrasında, davacının fesih tarihi sonrası dönem için kar kaybı talep etmesi haklı olmamakla bu istek kalemi ile ilgili davanın reddi cihetine gidilerek; davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Emredici hukuk kurallarına aykırı şekilde dikte edilen ek protokolün 5,3. maddesine itibar edilerek hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, ana sözleşme imzalandıktan sonra KİSK’nun 15. maddesindeki koşulların dışında sözleşme yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda ek sözleşmenin 5.3. maddesi hem KİSK. 15. maddesi hem de TBK 20-21-24-25 ve 27. maddesi amir hükmü gereğince kesin hükümsüz olduğu, TBK 21. maddesi uyarınca yazılmamış sayılması gerektiği, bu nedenle KİSK’nun 15. maddesindeki koşulların dışında sözleşme imzalanmasından sonra sözleşmede değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda ek sözleşmenin 5.3. maddesi TBK 27. maddesi amir hükmü gereğince kesin hükümsüz olduğu, TBK 21. maddesi uyarınca da yazılmamış sayılması gerektiği, bu emredici hukuk kuralına rağmen mahkemece TTK 18/2 maddesi uyarınca değerlendirme yapılmasının hukuk kurallarının hatalı uygulanması olduğu, kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verildiği, arabuluculuk ücretinin taraflarınca ödenmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususta hüküm kurulmasının da yasaya aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı, durum kodu zararı, damga vergisi alacaklarının fesih tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte tahsili talebidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08/10/2026
Başkan Üye Üye Katip