Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/319 E. 2026/1689 K. – Menfi Tespit Ve
Konu: Menfi Tespit Ve İstirdat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/319
- Karar No
- 2026/1689
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit Ve İstirdat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/319
KARAR NO: 2026/1689
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI: 2022/263 Esas - 2022/985 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit- İstirdat (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın dava dışı borçlu ...Limited Şirketi'nin ilk müdürü olduğunu, şirketin ticari faaliyetinin devamı için davalı bankadan nakdi yahut gayri nakdi kredi kullandığını, şirketin davalıdan genel kredi sözleşmeleri çerçevesinde kullanılan tüm kredilerinin zamanında ve tamamen ödenerek kapatıldığını, ancak davalı banka tarafından müvekkilleri ile şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ... nolu kredi alacağı, ..... nolu kredi kartı alacağı, ... nolu kredi alacağı ve ferilerinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde davacıların imzasının bulunmadığının görüleceğini, davacı ...'ın takibe itirazı ile takibin durduğunu, ancak davalı banka tarafından itirazın iptali davası ikame edilebileceğinden huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunduğunu, diğer davacının yurt dışında olması sebebiyle gecikmiş itiraz başvurusunun reddedildiğini, bu davacı açısından haciz tehdidi devam ettiğini, banka hesapları ve maaşı üzerine haciz konulduğunu, maaş haciz kesintilerinden dosyaya tahsilatlar yapıldığını, davacının maaşı üzerindeki haciz devam ettiğinden gelecek aylarda da kesintiler yapılmaya devam edileceğini ileri sürerek, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında kredi, kredi kartı ve kredili mevduat risklerinden dolayı davacıların da sorumlu olduklarına dair yaratılan muarazanın menine,
davacıların dava dışı .... Şti.'ne kullandırılan kredilerden, kredi kartı ve kredili mevduat borçlarından dolayı davalıya karşı kefil sıfatıyla sorumlulukları ve borçlarının bulunmadığının tespitine, davacı ... adına icra dosyasına mahsuben yapılan haksız ve dayanaksız ödemelerin karar tarihi itibariyle tespit edilerek tamamının ödeme tarihi itibariyle, aksi takdirde dava tarihi itibariyle işleyecek faizi ile birlikte davacı ...'a ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında 2011 yılında imzalanmış olan genel kredi sözleşmesinde de görüleceği üzere, kefillerin şahsi kefaletleri bulunduğunu, şirket ortaklığından ayrılmış olmalarının söz konusu kefalete herhangi bir etkisi bulunmadığını, sözleşmenin 41.1 - kefalet'te :''... İşbu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefiller, Müşterinin işbu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte aslen veya kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı (kefalet dahil ) bütün meblağları, Bankaya karşı, 1. Maddede yazılı kredi miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üstlenir veya üstlenirler.
Sözleşmede birden fazla kefilin bulunması halinde Birlikte Kefalet söz konusu olmayıp, kefiller birbirlerinden bağımsız olarak aşağıda imza bölümünde belirtilen miktara kadar, bu bölümde herhangi bir miktar belirtilmediği takdirde . Maddedeki limite kadar sorumluluk altına girmeyi kabul ve taahhüt ederler...'' hükmü bulunduğunu, sözleşmenin 2011 yılında imza altına alınmış olduğunu, belirsiz süreli olarak hazırlanmış olması hasebiyle halen geçerlilik arz ettiğini, bu bağlamda davacı-borçluların kefaletlerinin de geçerliliğini koruduğunu savunarak, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacıların imzasını taşıyan bir sözleşmenin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı, sunulan ... numaralı sözleşme ve kredi kartı sözleşmesinde davacıların imzasının olmadığı, ... numaralı genel kredi sözleşmesinin imza sayfalarının olmadığı, davalı vekili tarafından bu sayfaların bulunamadığının bildirildiği, yine takip dayanağının .....nolu genel kredi sözleşmesi olduğunun bildirildiği, dolaysıyla....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe konu kredi kartı, tek hesap ve ticari kredilerinden dolayı davacıların borçlu olmadığının anlaşıldığı, davacıların imzasını olmayan sözleşmelerden dolayı davalılar hakkında takip başlatmasında davalının kötüniyetli olduğu ... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacıların....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından takibe konu edilen kredi, kredi kartı ve kredili mevduat (tek hesap) nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, davacı ...'tan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edilen ve davalıya ödemesi yapılan toplam 11.625,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü ile takip tutarının %20'si olan 5.216,99 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların sübjektif dava birleşmesi ile ihtiyari dava arkadaşlığı içerisinde olduğunu, birlikte dava açma hakkına sahip olanların davalarını birlikte açmak zorunda olmadığını, her iki davacı açısından dava değeri dikkate alındığında AAÜT'nin ikinci kısmında belirtilen maktu ücret olan 9200-TL' nin ayrı ayrı belirlenmek suretiyle hükmedilmesi gerektiğini,
Gerekçede "davacılar" ibaresi yerine "davalılar" ibaresi kullanılmak suretiyle yazım yanlışı yapılmak suretiyle maddi hata yapıldığını, gerekçe metni bütün olarak ele alındığında anlaşılır olmakla birlikte söz konusu maddi hatalara itiraz etiklerini,
Her bir davacı lehine ayrı ayrı olmak üzere dava değerinin %20 sinden az olmak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve hükmün, ayrı ayrı ilam vekalet ücretine hükmedilmek, her iki davacı lehine ayrı ayrı olmak üzere dava değerinin %20'sinden az olmak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmek suretiyle düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Cevap dilekçesinin ekinde mübrez 11.11.2011 tarihli ve ... numaralı genel kredi sözleşmesinin 41.1. Maddesi ve devamında kefalete ilişkin hükümler düzenlendiğini, anılan sözleşmenin 41.1. Maddesi aynen "İşbu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefiller, Müşterinin bu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte aslen ve kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı (kefalet dahil) bütün meblağları, Bankaya karşı 1. Maddede yazılı kredi miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üstlenir veya üstlenirler" hükmü, yine anılan sözleşmenin 41.3. Maddesi de "Kefil/ler, Borçlar Kanunun 490. Maddesinde kefile tanınan haklardan feragat ettiklerini, Banka alacağı için işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından, bir senelikten fazla olsa dahi, sorumlu olduklarını; keza borçlar kanununun 493 ve 494. Maddelerindeki kefaletten kurtulma haklarından feragat ile bu maddelere istinaden Bankaya karşı hiçbir istekte bulunmayacaklarını kabul, beyan ve taahhüt ederler. "hükmünü içerdiğini, kefalet sözleşmesi süreli imzalanabileceği gibi süresiz olarakta imzalanabileceğini, davacıların da 11.11.2011 tarihinde imzaladıkları genel kredi sözleşmesi kapsamında yer alan kefalet sözleşmesi süresiz olarak imzalandığını, şirketin tüm borçlarına 10 yıl süreyle kefil olduklarını, bu konuda muaraza bulunmadığını, davacıların kefaletten kaynaklı yükümlükleri devam ederken asıl borçlunun ödeme yapmaması nedeniyle borçlu durumuna düşmesi kefalet hükümlerinin devreye girmesine sebebiyet verdiğini, başvuruya konu dosyasının davacılarının da borçlu sıfatını kazanmasına sebebiyet verdiğini,
Gerekçeli kararda ilk derece mahkemesi neden genel kredi sözleşmesi hükümlerini dikkate almadığını belirtmediğini, bu konuda gerekçeye yer verilmediğini, bu sebeple Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,
Davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kötü niyet tazminatına ancak talep halinde hükmedilebileceğini, ayrıca karşı tarafın da kötüniyetli olması gerektiğini, davacıların kötü niyet tazminatı ödenmesi hiçbir zaman talep etmediğini, mahkemenin taleple bağlı kalmaksızın müvekkili aleyhine hüküm tesis ettiğini, bir an için davacıların imzalı hiçbir sözleşmesi olmadan takip başlatıldığı düşünülse idi dahi kötü niyetin varlığından söz edilebileceğini, ancak dava dosyasına mübrez ve davacıların inkar etmedikleri genel kredi sözleşmesine istinaden takip başlatıldığı nazara alındığında davalı-müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi ve kredi kartı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle İİK'nin 72.maddesi kapsamında borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili; davalının, ... nolu kredi alacağı, ........ nolu kredi kartı alacağı, ... nolu kredi alacağı ve ferilerinin tahsili amacıyla başlattığı ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının dayanağı genel kredi sözleşmelerinde davacıların imzasının bulunmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, davacıların davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürerek menfi tespit ve ödenen bedeller bakımından ödenen bedelin istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili ise; 2011 yılında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıların sorumlu olduğunu savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacıların imzasını taşıyan bir sözleşmenin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı, sunulan ... numaralı sözleşme ve kredi kartı sözleşmesinde davacıların imzasının olmadığı, ... numaralı genel kredi sözleşmesinin imza sayfalarının olmadığı, davalı vekili tarafından bu sayfaların bulunamadığının bildirildiği, takip dayanağının ......nolu genel kredi sözleşmesi olduğunun bildirildiği, bu sebeple takibe konu kredi kartı, tek hesap ve ticari kredilerinden dolayı davacıların borçlu olmadığını gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede; ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı banka tarafından davacılar ile dava dışı .... Şti.aleyhine, 02.01.2020 tarihinde ... nolu kredi alacağı, ....... nolu kredi kartı alacağı, ... nolu kredi alacağı ve ferilerinin tahsili amacıyla toplam 26.084,96 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı ...'ın takibe itirazı ile takibin durduğu diğer davacının ise itiraz etmediği, gecikmiş itiraz talebinin de icra mahkemesince reddedildiği, bu davacı hakkında haciz işlemlerinin uygulandığı görülmektedir.
Davalı banka tarafından icra takip talebinin ekinde ... sayılı genel kredi sözleşmesini ve kat ihtarnamesini sunmuş olup, ....Noterliğinin 10.12.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı kat ihtarnamesinde davacıların ...... nolu kredi kartı borcu sebebiyle müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiği görülmektedir.
Menfi tespit davasında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı bankadadır.
Davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesinde 11.11.2011 tarihli bir genel kredi sözleşmesi sunmuş ve davacıların bu kapsamda sorumlu olduklarını savunmuş ise de, davalı tarafça takip talebi ekinde sunulan ve takip dayanağı olan ... sayılı genel kredi sözleşmesinde davacıların imzalarının bulunmadığı, yine davalı yanca dosyaya sunulan 16.07.2018 tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinde de davacıların imzalarının bulunmadığı, kat ihtarnamesinde de davacıların kredi kartı borcu sebebiyle sorumlu olduklarının belirtildiği nazara alındığında davalı yanca davacıların takip konusu borçtan sorumlu oldukları ispatlanamadığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
İİK'nın 72/5 maddesine göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Somut olayda, dava dilekçesinde davacılar vekilince kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmamıştır. Mahkemece, davacılar tarafından talep edilmediğinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı vekilinin bu sebeple istinaf istemi kısmen yerinde görülerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kararın hüküm kısmındaki kötüniyet tazminatınını hükümden çıkarılarak hükmün düzletilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;
Davacılar aynı icra takip dosyası kapsamında borçlu olmadıkları iddiasıyla eldeki davada menfi tespit ve istirdat talep etmişlerdir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşıdır. Her birisinin ayrı ayrı menfi tespit ve istirdat davası açmaları mümkündür. Bu durumda, mahkemece her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir avukatlık ücretine hükmedilmiş olması usule aykırı bulunmuş, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.
Gerekçedeki davacı ve davalı ibarelerinin yanlış yazılması da yerinde olmadığından hükmün gerekçesi de yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğundan, davacılar vekilinin kötü niyet tazminatına iki kere hükmedilmesi gerektiğine dair istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kabulüne, davacıların ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takibe konu edilen kredi, kredi kartı ve kredili mevduat (tek hesap) nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine,
2-Davacı ...'tan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edilen ve davalıya ödemesi yapılan toplam 11.625,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
3-Davacıların kötüniyet tazminatı talepleri bulunmadığından, bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.781,86-TL harçtan, peşin alınan 445,47-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 1.336,39-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
5-Davacılar kendilerini avukatla temsil ettirdiklerinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince her bir davacı için ayrı ayrı takdir olunan 26.084,96'şar TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak her bir davacıya ayrı ayrı verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 445,47-TL peşin harç, 69,75-TL tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 595,92-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin tamamının, davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
b-Kararımızın mahiyetine göre, tarafların yaptığı kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
9-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.