Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/621 E. 2026/1212 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/621
- Karar No
- 2026/1212
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/621 Esas 2026/1212 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/621 KARAR NO : 2026/1212
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2025 NUMARASI : 2025/784 Esas 2025/994 karar DAVA TARİHİ : 19/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026
Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile yeniden tescili istenen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, ihyası istenen şirketin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirket aleyhine Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/107831 sayılı dosyası ile taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, takip devam ederken borçlu şirketin ticaret sicilinden resen silindiğinin öğrenildiğini belirterek Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/107831 sayılı dosyasında icra takip işlemlerine devam edilebilmesi için ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin TTK'nun Geçici 7.maddesi kapsamında sicilden terkin edildiğini, yapılan işlemlerin kanuna uygun olduğunu, davanın konusuz kaldığını, müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ihyası istenen dava konusu şirketin TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ticaret sicili müdürlüğünce anılan Tebliğ'in (a) bendi gereğince ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınmış olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiğinin anlaşıldığı, TTK'nun Geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığının anlaşıldığı, davalı Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü de usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiği, bu haliyle usulsüz terkin işlemi ile dava konusu şirketi ticaret sicilinden terkin eden davalının eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği, Geçici 7. Maddesinin 15. fıkrasının 6. cümlesi düzenlemesinin eldeki davada uygulanma imkanı bulunmadığı, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken tasfiye kapanışı yapılarak terkin edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/107831 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son yetkili ve ortak ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda TTK'nun Geçici 7'nci maddenin 15'inci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra hazineye intikal edeceğini ve Hazine'nin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağının düzenlendiğini, şirketin 23/01/2014 tarihinde terkin edildiği göz önünde bulundurulduğunda anılan 10 yıllık sürenin dolması sebebiyle şirketin malvarlığının Hazine'ye intikal ettirilmesi ve bu doğrultuda Hazine'nin de şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı düzenlemesine bağlı olarak davanın konusu ortadan kalkmış olup, huzurdaki davada bu yönde karar verilmesinin hukuka uygun olacağının düşünüldüğünü, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, geçici 7'nci maddenin 12'nci fıkrası dikkate alındığında davacının ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacağı sebebiyle işbu ihya davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, ... sanayi ve ticaret limited şirketi'nin müdürlüğe bildirdiği son adresi adresine kapatılma nedenine ilişkin geçici 7. maddesinin 4.fıkrasının a bendi uyarınca 03/10/2013 tarihinde çıkarılan tebligat, "taşınmış" notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca, 07/10/2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketlerin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, tebligatın bu sebeple iade olduğunu, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, her ne kadar mahkemece şirkete tebliğ edilmeksizin doğrudan ticaret sicili gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu şeklinde hüküm kurulmuş olsa da, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7'nci maddesinin 4/a bendinde "...yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir." hükmünün yer aldığını, şirketin son adresine tebligat yapıldığından, tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilan Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtar hukuka uygun olduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28/01/2014 tarih ve 8495 sayılı TTSG'de yapılan ilan ile sicilden re'sen terkin edildiğini, müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ticaret sicili müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu, davada taraf gösterilmesinin sebebi de bu olduğunu, bu nedenle yapılacak yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları ve davanın açılmasında kusurları bulunmaması nedeniyle taraflarına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2023/107831 (eski Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2015/18275) sayılı dosyasının incelenmesi ile, alacaklının davacı banka, borçlunun ihyası talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olup, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle 25/10/2010 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İhyası talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 28/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı, ihyası istenilen şirketin sicilden terkin tarihinde aleyhine başlatılmış icra takibi bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından ihyası talep olunan şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyası derdest bulunduğundan davacı tarafından davalı aleyhine borçlu şirketin ihyası talebiyle işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu gibi, ihyası talep olunan şirket halen ticaret sicilinden terkin edilmiş durumda bulunduğundan işbu davanın konusuz kaldığından da söz edilemeyecektir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise taşınmış notuyla bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının ihyası talep olunan şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla dava açılmadığı gözetildiğinde tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesi, tasfiyeye tabi tutulması ve tasfiye memuru atanması gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı ilamı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme HMK'nun 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.