Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/699 E. 2026/1792 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/699
Karar No
2026/1792
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/699 - 2026/1792 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/699 KARAR NO : 2026/1792

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2025 NUMARASI : 2024/342 Esas - 2025/153 Karar

DAVACI : ... KİMYA HIRDAVAT PETROL ÜRÜNLERİ DAĞITIM PAZARLAMA VE NAKLİYE SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - .... Gebze/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - .... Merkez/BİLECİK DAVALI : ... GEMİ İŞLETMECİLİĞİ ANONİM ŞİRKETİ - ..... Üsküdar/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - .... Üsküdar/İSTANBUL

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/04/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı taraftan alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin bakiye alacağının ödenmemesi üzerine taraflarınca Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/7225 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yasal süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve faiz oranına itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı tarafın itirazlarının tümünün yasal dayanaktan yoksun ve takibi sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasında ise de dava konusu takibe ilişkin takip talebinde de belirtmiş oldukları üzere, müvekkilinin taraflar arasındaki cari/açık hesap ilişkisinden kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, davalı tarafın Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/7225 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ve takibin devamı ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatının hüküm altına alınması adına Mahkemeye başvuru yapıldığını, fazlaya ilişkin talep ile özellikle denkleştirici adalet ilkesi gereği tazminat olmak üzere diğer dava hakları saklı kalmak koşu ile davalının Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/7225 Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ve takibin devamı ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatının hüküm altına alınmasına; tensiple birlikte icra takibi suretiyle muaccel hale gelmiş ve rehinle de temin edilmeyen müvekkili şirket alacağının tahsilini temin amacı ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, cari hesap alacağı iddiasıyla müvekkili şirket aleyhine Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/7225 esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, işbu takibe, takip konusu borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına, tüm ferilerine ve icra müdürlüğünün yetkisine ayrıca ve açıkça itiraz edildiğini, dava dilekçesinin, müvekkili şirkete 17.05.2024 tarihinde ile tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin kanuni merkezinin "Altunizade Mah. Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay Cad. No:35/1 Üsküdar / İstanbul" olduğunu, bu sebeple müvekkili aleyhine ikame edilecek dava ve takip dosyalarında müvekkili adresinin bağlı bulunduğu İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, yetki itirazının, işbu itirazın iptali davasında davacı yan tarafından fatura ve irsaliye görüntülerine dayanıldığını, sonuç olarak davacı tarafından alacak iddiasının ispat aracı olarak fatura ve irsaliye görüntülerine dayanılamayacağını, itirazın iptali davalarında alacaklının, takipte dayandığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, davacının sahte fatura düzenlediği ve kullandığı hakkında gelir idaresi başkanlığı tespiti bulunduğunu, davacının delilleri incelenirken bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı ... Kimya Hırdavat Petrol Ürünleri Dağıtım Pazarlama ve Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında, sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanımına veya düzenlenmesine yönelik olumsuz tespitler bulunduğunun öğrenildiğini, davacıdan yapılan tüm satın alımların gerçekliğinin ispatlanması gerektiği ve bu doğrultuda davacı ile fatura ilişkisi kuran tüm mükelleflerin ya satın alım işlemlerini ispatlaması ya da davacıyla ilişkili döneme ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığına sunulan beyanlarını düzeltmeleri gerektiğini, davacı yanın taraflar arasında olduğunu iddia ettiği borç ilişkisini ispatlamak adına yalnızca fatura ve irsaliye görüntülerine dayandığını, davacının takip dosyasında dayanak yapmadığı belgeleri itirazın iptali davasında da delil olarak kullanamayacağına ilişkin itirazının saklı kalmak kaydıyla söz konusu fatura ve irsaliyelerinin içeriğinin tamamına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, bu fatura ve irsaliyelerin tek başlarına borç ilişkisini ispatlamaya yeterli olmayıp yargılamayı gerektirmekte olduğunu, davacı hakkında sahte belge düzenlemek ve kullanmaktan dolayı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından olumsuz tespit yapılmış olması göz önünde bulundurularak, fatura ve irsaliyelerin ve bunların üzerindeki imzaların doğruluğunun teyit edilmesi gerektiğini, irsaliye üzerine imza atan kişinin müvekkili şirket ile ilişkisinin bulunmamasına rağmen müvekkili şirketi temsilen imza atması, usulsüz bir işlem yapılıp yapılmadığı konusunda şüphe uyandırmakta olduğunu, bu sebeple yalnızca müvekkili şirketten fazlaca maddi menfaat sağlamak amacıyla hareket eden davacının huzurdaki mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/7225 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Davalının takip konusu asıl alacağın %20'si olan 224.769,44.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın Gebze’de açılmasının yetki açısından doğru olduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, davacının takipte dayanmadığı belgelere dayanarak itirazın iptali davası açamayacağını, davacının sahte fatura düzenlediği ve kullandığı hakkında Gelir İdaresi Başkanlığı tespitinin bulunduğunu, davacının delilleri incelenirken bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, dava konusu alacağın likit olmadığı yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/02/2025 tarih, 2024/342 Esas - 2025/153 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı ile aralarında açık hesap ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, açık hesap ilişkisine dayanak faturaların bakiye bedellerinin davalı tarafından ödenmediğinden bahisle davaya konu takibin başlatıldığı, davalı tarafça yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar ) İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz... ...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır. Somut olayda; davacının takip talebinde ve ödeme emrinde cari hesap ilişkine dayandığının belirtildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde bu alacağa esas teşkil eden faturalar ibraz edilmiştir. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi düzenlemesine göre yazılı bir sözleşmenin bulunmasının gerektiği, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda takibe dayanak belge ve dava dilekçesi incelendiğinde davacının talebinin ödenmeyen faturadan kaynaklanan açık hesap alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Takibin konusu para borcu olduğunda ise, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç TBK 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/1143 esas 2018/11509 karar sayılı ilamı) Bu nedenlerle mahkemece davalının İcra Müdürlüğünün yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmesi isabetlidir. Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 03.09.2024 tarihli rapordaki tespitlere göre; her iki tarafın da ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, usulüne uygun tutuldukları, dolayısıyla 6100 sayılı yasanın 222/2.maddesi gereği delil mahiyetinde oldukları anlaşılmıştır. Yine rapordaki tespitlere göre; taraflar arasında faturadan kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından gönderilen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının anılan faturalar için bir kısım ödemeler de yaptığı, anılan fatura ve ödemelerin her iki tarafın defterinde de kayıtlı olduğu, defter içeriklerinin birbiri ile uyumlu olduğu tespit edilmiş olup, davacının düzenlediği faturaların davalı tarafından defterlerine kaydedilmesi ve 6102 sayılı yasanın 21/2.maddesindeki süre de itiraz da edilmediğinden faturalara konu malların davalı tarafından teslim alındığının kabulü gerekmiş olup, tarafların defterlerine göre davalının davacıya 1.123.847,20 TL borçlu olduğu da kayıtlı olduğundan mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 76.770,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 19.193,10-TL'nin mahsubu ile kalan 57.576,90-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/699, K. 2026/1792, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-699-e-2026-1792-k-ad58b47abb29