Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/802 E. 2026/1783 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/802
Karar No
2026/1783
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/802 - 2026/1783 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/802 KARAR NO : 2026/1783

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2024 NUMARASI : 2023/553 Esas - 2024/948 Karar

DAVACI : ... İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... Çankaya/ANKARA VEKİLİ : Av. ... - ..... Çankaya/ANKARA DAVALI : ... ULUSLARARASI NAKLİYAT İTHALAT İHRACAT ANONİM ŞİRKETİ - .... Gebze/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - .....Gebze/KOCAELİ

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 10/07/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat A.Ş tarafından, 14.07.2014 tarihinde Gebze 3.İcra Müdürlüğü'nün 2014/4338 Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili şirket aleyhine yapılan ilamsız icra takibinde, 60.105.30.TL asıl alacak, 12.622.06.TL işlemiş yıllık %12 vade farkı ve 14.210.73.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.887.41.TL alacak talebinde bulunulduğunu, takibin dayanağı olarak 22.10.2012 tarih ve 0030922 seri numaralı 33.040.00 EURO bedelli fatura gösterildiğini, tebliğ edilen ödeme emrine karşı, borçlu vekili tarafından 23.07.2014 tarihinde itiraz edildiğini, alacaklı vekili tarafından 10.12.2014 tarihinde, Ticaret Mahkemesi sıfatı ile Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/764 Esas sayılı dava dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, bu dosyada bilirkişi raporu alındığını,müvekkili şirketin Libya ve Suriye'de meydana gelen iç savaş nedeni ile düştüğü zor durum nedeni ile hakkında 400 civarında icra takibi yapıldığını ve T.C Devleti'nin vergisel bakımdan müvekkiline mücbir sebep uygulamasına tabi tuttuğunu, bu nedenle TBK. 28. maddesi kapsamında hakimin sözleşmeye müdahele etmesi gerektiğini, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı ile ortaya çıkan sonuç ağır ve yıkıcı olduğunu, karar aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulmuş ise de mahkeme işleyecek faiz oranına itiraz edilmediği gerekçesi ile bu hükmün verildiğini ve bu nedenle olumlu tespit davası yolu ile sözleşme ve tesis edilmiş itirazın iptali davası kapsamında talep edilmiş alacağa uygulanacak yıllık %12 vade farkının tespiti ihtiyacı doğduğunu beyanla; taraflar arasındaki 08.10.2012 tarihli sözleşme hükümleri kapsamında kira bedeli yabancı para alacağı olarak tespit edildiği ve sözleşmenin 6. maddesi hükmü gereği yıllık %12 vade farkı uygulanması öngörüldüğü ve Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.10.2020 tarih ve 2020/73 Esas 2020/525 Karar sayılı ilamı ile takibin yabancı para alacağı olarak tespit edildiği için, takip tarihinden itibaren yıllık %12 vade farkı uygulanması gerektiği ve 14.07.2014 tarihinden itibaren uygulanacak yıllık vade farkının TCMB kurları esas alınarak tespit edilmesini, taraflar arasındaki 08.10.2012 tarihli sözleşme hükümleri gereği yıllık %12 vade farkı tespit edildiği için işlemiş faiz talep edilemeyeceğinin olumlu tespit yolu ile tespit edilmesini, taraflar arasındaki 08.12.2012 tarihli sözleşmede yer alan yabancı para alacağına yıllık %12 vade farkı hükmünün TBK. 28. maddesine göre açıkça gabin oluşturduğu tespit edilerek hakimin müdahalesini, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 05.05.2023 tarih ve 2023/255 Esas-2023/654 Karar sayılı ilamı gereğince, sözleşmeye ve itirazın iptaline dair mahkeme ilamına aykırı olarak, müvekkilin cebri icra altında ödemek zorunda kaldığı hukuka aykırı bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000.00-TL'sının ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davaya zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, TBK'nın 28. maddesi gereğince gabin iddiasında hak düşürücü süre söz konusu olduğunu, bu sürenin öğrenme tarihinden itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılabileceğini, taraflar arasındaki icra takibine konu sözleşme tarihinin 08.10.2012 tarihi olduğunu, bu sözleşme gereğince ifa edilen hizmet sonucu tanzim edilen faturalar tarihinin ise 22.10.2012 olduğunu, davacının sözleşme ve faturadan doğan borcunu ödememesi üzerine yapılan icra takibine ilişkin takip tarihinin 10.07.2014 olduğunu, davacının dava dilekçesindeki gabin iddiası yönünden bir ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müsbet tespit ve diğer tüm talepleri açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacının dava dilekçesindeki tüm taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın açmış olduğu davada hukuka aykırı bir takım iddia ve taleplerde bulunulduğunu, dava dilekçesindeki belirttiği hususların tespitinin gabin iddiası ile sözleşmeye hakimin müdahalesinin yine cebri icra altında ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği miktarın şimdilik dilekçede belirttiği kısmının reeskont faizi ile birlikte müvekkil şirketten tahsilini talep ettiğini, eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davasının açılamayacağından davacının müspet tespit davası niteliğindeki davasının reddinin gerektiği, davacının dava dilekçesindeki her üç talebi açısından derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 08.10.2012 tarihli sözleşmede belirtilen şartlarda, sürede ve miktarda müvekkili şirket tarafından müvekkili şirkete ait 180 tonluk paletli vinç ile 55 tonluk beton bloğun denize indirilme işinin yapılması konusunda anlaşma imzalandığını, müvekkil şirket ve davacı şirketi ile akdetmiş olduğu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, müvekkiline olan borcunu ödemediğini, davacı şirketin sözleşmedeki taahhüdü gereğinin müvekkili şirketçe tanzim edilen 22.10.2012 tarihli 0030922 seri numaralı 33.040,00-Euro bedelli faturadan doğma bakiye 20.755,31-EURO borcunu ödememesi üzerine; davacının borçlu hakkında Gebze 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4338 Esas numaralı dosyası üzerinden, icra takip tarihi itibari ile 1 Euro 2.8959-TL olmak üzere, 20.755,31-Euro karşılığı 60.105,30-TL ve 12.622,06-TL işlemiş yıllık %12 vade farkı alacağı ve 14.210,73-TL faizi ile birlikte toplam 86.938,09-TL’lik icra takibinin yapıldığını, yapılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, ödeme emrini tebliğ alan davalı borçlunun 23.07.2014 tarihinde müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığını iddia ettiğini, borca itiraz ettiğini, takipten sonra asıl alacağa işleyecek aylık %12 vade farkının ve yine takipten sonra asıl alacağa ve vade farkına işleyecek ticari temerrüt faizi talebine itiraz etmediğini, davalı borçlunun yapmış olduğu itiraz sonucunda icra takibinin durduğunu, davacının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, itirazın iptaline konu dava dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde, icra takibine konu borcun aslına, dayanağı olan sözleşme ve faturalara işlemiş vade farkı, işlemiş faiz, işleyecek vade farkı, işleyecek faize bir itirazı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme tüm hükümleri ile kesinleşmiş olduğu halde davacının basiretli bir tacir olarak sözleşmenin akdedilmesinden 11 yıl sonra Mahkememizde dava açarak sözleşmedeki vade farkı oranı ile ilgili gabin iddiasında bulunamayacağını, davacı tarafından usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın öncelikle esasa girilmeden, görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm, derdestlik ve zaman aşımı itirazları doğrultusunda reddini, esasa girildiği takdirde davacı tarafça haksız ve mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın tüm talepleri ile birlikte reddini, dava masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının, taraflar arasındaki 08.12.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin gabinin tespitine yönelik davasının zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davacının diğer tüm talepleri yönünden açtığı davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kira teklif formunun onaylanması ile 180 tonluk paletli vinçin 3 gün için 28.000.EURO+KDV bedelle kiralandığı, bu kiralama ile yapılacak işin gerçekleştirilmesi neticesinde ... Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti. tarafından 22.10.2012 tarih ve 0030922 seri numarası ile 28.000.EURO+5.040 EURO olmak üzere toplam 33.040.00 EURO bedelli faturanın düzenlendiğini, sözleşmenin 6.maddesinde kira bedeli yabancı para olarak belirlenmiş olup yıllık %12 vade farkı uygulanacağının açık olduğunu, davalı-alacaklı tarafından, söz konusu faturaya ilişkin olarak 14.07.2014 tarihinde Gebze 3.İcra Müdürlüğü-2014/4338 Esas sayılı ilamsız takip dosyası ile müvekkil şirket aleyhine 60.105.30.TL asıl alacak ,12.622.06.TL işlemiş yıllık %12 vade farkı alacağı ve 14.210.73.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.938.09.TL alacak talebinde bulunulduğunu, yapılan yargılama sonucunda verilen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin usul ve yasaya, kesinleşmiş mahkeme ilamı ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı tesis edilmiş 18.12.2024 tarih ve 2023/553 Esas-2024/948 Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.10.2020 tarih ve 2020/73 Esas-2020/525 Karar sayılı ilamında yer verilen gerekçeler dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçelerin teatisi aşamasında süresinde sunmadığı, süresinde sunmakla birlikte dava ve cevaba cevap dilekçesinde belirtmediği iddia ve savunmalarını istinaf dilekçesinde belirtmesine, iddia ve savunmalarını genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacının istinaf dilekçesindeki bu yöndeki iddia ve savunmalarının incelenmeden reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki tüm taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2024 tarih, 2023/553 Esas - 2024/948 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın gabin iddiası yönünden zaman aşımı yönünden reddine, diğer istemler yönünden esastan reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 08.10.2012 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında davalının davacıya iş makinesi tedarik ettiği, sözleşme kapsamında fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle davacı hakkında takip başlatıldığı, davacının itirazı üzerine duran takibin devamı için Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, anılan mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, anılan mahkemece sözleşmenin iş makinesi kirasından kaynaklandığından bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderildiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Sakarya Bölge Asliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle kaldırıldığı, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilerek “…Davalı hakkındaki Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2014/4338 E sayılı dosyasında, iş bu davalı borçlunun 60.105,30 TL dava konusu asıl alacak 11.416,45 TL vade farkı üzerinden itirazının iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,..” karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, icra müdürlüğünce toplam dosya borcunun 161.263,13 TL olarak hesaplandığı ve borcun ödenerek infaz edildiği, davacının takipten sonra uygulanması gereken vade farkının aylık %12 olarak talep edildiğinden hesaplamanın bu orana göre yapılması gerekirken yıllık %12 den yapıldığından bahisle şikayet yoluna gittiği, Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/255 esas 2023/654 karar sayılı ilamı ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin kararında takipten sonrası için bir faiz oranı belirlenmediğinden takip talebindeki faiz oranına da açık itiraz olmadığından takip talebindeki aylık %12 vade farkı üzerinden hesap yapılması gerektiğinden bahisle anılan kararın kaldırıldığı ve bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, anılan karar gereği davacının fazla ödemede bulunduğu, bu nedenlerle takibe konu sözleşmedeki vade farkının aylık %12 olmadığı, yıllık %12 olduğunun tespitine, vade farkı uygulandığı için alacağa faiz işletilemeyeceğinin tespitine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/255 esas 2023/654 karar sayılı ilamı gereği ödenmek zorunda kalınan bedelin şimdilik 100.000,00 TL’sinin istirdadına, 08.10.2012 tarihli sözleşmedeki yıllık %12 vade farkının gabi olduğunun tespitine karar verilmesi amacıyla eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, mahkemece gabin iddiası yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, diğer istemler yönünde de esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Uyuşmazlığa İlişkin Yasal Düzenlemeler ve Yargı İçtihatları Değerlendirilecek Olursa; Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kesin hüküm kavramı açıklanmalıdır. Bilindiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan unsurlardır. Belirtmek gerekir ki, dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için aranan ve kamu düzeni ile ilgili olan zorunlu koşullardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2). Bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son karar olan kesin hüküm, hem bireyler hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükümle, çelişik kararların ortaya çıkması engellenerek toplum hayatı için zorunlu olan hukuki istikrar sağlanır. Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Görüleceği üzere, maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı olmasıdır. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir (HMK. m.303/3). İkinci koşul olan dava sebebinden amaç ise hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıalardır. Kesin hüküm hâline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz. Maddi anlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için gerekli olan üçüncü koşul ise dava konusunun aynı olmasıdır. İlk kararın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı ise; diğer bir anlatımla ikinci davadaki talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1-1264 E., 2020/192 K. sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(13)3-773 E. 2021/102 K. Sayılı ilamı ) Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Eldeki davada taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının, takip tarihinden sonra işleyecek vade farkı oranı yönünden ve gabin iddiasına bağlı takip öncesi uygulanan vade farkının kesin hüküm teşkil edip etmediğinin tespiti gerekmektedir. Bu iddia kapsamında ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmesi ve itirazın iptali davası açılması hâlinde yapılacak yargılama ve mahkemece kurulan hükmün mahiyeti incelenmelidir. Ödeme emrine itiraz, borçlunun borçlu olmadığını veya alacaklının takip yapma yetkisini haiz bulunmadığını icra dairesine bildirmesidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 62. maddesine göre “İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.” Borçlunun süresinde itirazı üzerine takip kendiliğinden durur (m.66/1). Kanun koyucu ödeme emrine itiraz içeriği konusunda borçluyu sınırlayıcı herhangi bir düzenlemeye yer vermemiştir. Borçlunun borca itiraz ederken itiraz sebeplerini ayrıca ve açıkça bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlunun yalnız “itiraz ediyorum” demesi dahi yeterlidir ve borca itiraz olarak kabul edilir. Ancak iki hâl yönünden itiraz iradesinin açıkça belirtilmesi zorunlu görülmüştür. Bunlardan ilki “Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.” şeklindeki 62/4. maddesi gereğince kısmi itiraz, diğeri ise “Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır.” şeklindeki 62/5. maddede düzenlenen imzaya itiraz hâlidir. Ödeme emrine itirazla birlikte asıl borç ve işlemiş yahut işleyecek faiz gibi feri taleplerle birlikte tümden duran takibin devamını sağlamak isteyen alacaklı itirazı hükümden düşürebilmek için itirazın kaldırılmasını (m. 68-70) talep edebileceği gibi, itirazın iptali davası da açabilir. İtirazın iptali davası; İİK’nın 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre bu davanın açılabilmesi için; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) Alacaklının, itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmaması, iiiv) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gereklidir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır. Gelinen aşamada, yapılan açıklamalar ışığında eldeki davaya konu icra takibi ve itirazın iptali davası süreci incelenmelidir. Davacı borçlu şirket hakkında davalı alacaklı tarafından Gebze 3. İcra Dairesinin 2014/4338 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinde asıl alacak 60.105,30 TL, takip öncesi yıllık %12 oranında vade farkı olarak 12.622,06 TL ile takip öncesi işlemiş 14.210,73 TL faiz toplamı 86.938,09 TL’nin asıl alacağa işleyecek aylık %12 vade farkı ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Borçlu süresinde verdiği ödeme emrine itiraz dilekçesinde yetkiye, borca ve vade farkı alacağına itiraz ederek takibin durmasını sağlamıştır. Duran takibin devamı için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/73 E., 2020/525 K. sayılı dosyası üzerinden görülen itirazın iptali davasında mahkemece 07.10.2020 tarihli karar ile “…Davalı hakkındaki Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2014/4338 E sayılı dosyasında, iş bu davalı borçlunun 60.105,30 TL dava konusu asıl alacak 11.416,45 TL vade farkı üzerinden itirazının iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,...” karar verilmiş, hüküm borçlu tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin 2021/351 esas 2021/1987 karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verilerek karar bu suretle kesinleşmiştir. Ödeme emrine itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiğine yönelik açıklama, ödeme emriyle istenilen asıl alacak, işlemiş ve işleyecek vade farkı gibi tüm borç kalemlerini kapsadığından, duran takibe ilişkin olarak itirazın iptali davasında verilen “takibin devamı” kararının işleyecek vade farkını da içerdiğinin kabulü gerekir. Anılan kararda işleyecek vade farkı oranı yönünden takiptekinden farklı herhangi bir kabule yer verilmemiş olması nedeniyle takip aylık %12 işleyecek vade farkı oranı üzerinden devam edecektir. Aynı takibe ilişkin olarak alacaklının ikame ettiği itirazın iptali davasında verilen hüküm ile buna dayanak takipte istenilip itirazın iptali davasının müddeabihinin içinde yer alan işleyecek vade farkı miktarına ilişkin menfi tespit istemli eldeki davanın dayanağı olan olay ve olgular aynıdır. İşleyecek vade farkı oranı itirazın iptali davasında verilen karar ile kesinleştiğinden bu miktarın başka bir mahkemede menfi tespit istemiyle yeniden tartışılması kesin hüküm nedeniyle mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(13)3-773 E. 2021/102 K. Sayılı ilamı ) Yine itirazın iptali davasında takip tarihine kadar işlemiş vade farkı alacağı hususunda da ayrıca hüküm kurulduğundan davacının bu talebi de kesin hüküm kapsamında kalmakta olup, uyuşmazlığın bu şekilde giderildiği dikkate alındığında davacının gabin iddiası nedeniyle sözleşmedeki vade farkı oranına itirazı da yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle mahkemece davanın 6100 sayılı yasanın114/1-i ve 115/2.maddeleri gereği kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenlerle; davacının istinaf istemlerinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzeni gereği kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2024 tarih, 2023/553 Esas - 2024/948 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davacının 6100 sayılı yasanın 114/1-i ve 115/2.maddeleri gereği USULDEN REDDİNE, b-Alınması gerekli 732,00.-TL harcın yatırılan 1.707,75.-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 975,75.-TL harcın talep halinde davacıya iade edilmesine, c-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve posta gideri olarak sarf edilen 128,00.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2. maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00.-TL.-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, d-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, e-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilerek, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Bakiye 116,60-TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e)6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/802, K. 2026/1783, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-802-e-2026-1783-k-4cc64e3dd669