Diğer ·

2022/911 E. 2026/1659 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2022/911
Karar No
2026/1659
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/911

KARAR NO:2026/1659

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/11/2021

NUMARASI:2021/509 Esas - 2021/1068 Karar

DAVANIN KONUSU:Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/10/2026

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın, 06.03.2018 tarihinde, kaldırımda temizlik yapan müvekkiline çarpması ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu raporu ile %24 oranında sürekli maluliyeti oluştuğunun tespit edildiğini, müvekkilinin uğradığı bedeni zararların karşılanması için davalıya yapılan başvuru neticesinde tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından 2020/6274 arabuluculuk dosyasında anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin eski vekili tarafından davalı sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamaması nedeniyle dava açılacağının bildirildiğini ve müvekkilinin beklemeye başladığını, bu süreçte ilk ödeme adı altında müvekkiline 31.000,00-TL ödeme yapıldığını ve sonraki ödemelerin de 2 ayda bir yapılacağının iletildiğini, ancak kendisine herhangi bir ödeme yapılmayınca müvekkilinin mahkeme kararını görebilmek için 31.05.2021 tarihinde UYAP vatandaş portala girdiğinde ise, herhangi bir dava açılmadığını aksine dava konusu arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlendiğini gördüğünü, müvekkilinin, eski vekili hakkında bulunduğu şikayetin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2392 Bakanlık Muhabere numarası üzerinden işlem gördüğünü, aynı zamanda Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/18307 soruşturma numaralı dosyası ile takibata geçildiğini, dava konusu arabuluculuk anlaşma belgesinin müvekkilinden haberiz ve rızası dışında tanzim edildiğinden hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından soruşturma dosyasına gönderilen cevabi yazıda müvekkilinin zararına karşılık 45.300,00-TL ödeme yapıldığı bildirilmiş ise de söz konusu meblağın müvekkilinin zararını karşılamadığını, müvekkilinin gerçek zararı ile davalı tarafça ödenen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, anlaşma tutanağının gabin sebebiyle iptali gerektiğini, arabuluculuk yoluna davalı tarafça başvurulmasının, arabuluculuk bürosunun Ankara ilinde olması nedeniyle arabuluculuk görüşmelerinin telekonferans yöntemi ile yapılmasının ve de arabuluculuk davetiyesinin müvekkiline gönderilmemiş olmasının davalı ile arabulucunun anlaştığı kanaatini oluşturduğunu, TBK m. 28 ve 39 gereğince arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali gerektiğini belirterek ... arabuluculuk numaralı 30.04.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya bakma görevinin İstanbul Anadolu Mahkemelerine ait olduğunu, davacı tarafça iddia edilen hususlara ilişkin olarak müvekkili şirketin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, sürecin, davacı tarafından önceki vekile çıkartılan vekaletnamede yer alan yetkileri kapsamında yürütüldüğünü, davacı tarafça sunulan maluliyet raporunun geçerli olmaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından alınan maluliyet raporu ve düzenlenen aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davalı tarafa ödeme yapıldığını, davacının eski vekilinin, taraflar arasındaki anlaşmayı bildirmemiş olması, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin tamamının davacıya teslim edilmemiş olmasının ve vekilin mesleki özen ve yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "...Arabulucu ... tarafından düzenenen ve iptali talep edilen ... numaralı arabuluculuk tutanağına göre arabuluculuk sürecinin 29/04/2020 tarihinde başladığı ve 30/04/2020 tarihinde sona erdiği, başvurunun davalı sigorta şirketi vekili Av. ... tarafından yapıldığı, davalı adına arabuluculuk görüşmelerinin de adı geçen avukat tarafından yürütüldüğü, davalı sigorta şirketi vekilinin Av. ... olduğu ve yetki belgesi ile Av. ...'a yetki verildiği, davacının vekilinin ise sunulan vekaletnameye göre Av. ... olduğu, davacı adına arabuluculuk görüşmelerinin de adı geçen avukat tarafından yürütüldüğü, arabuluculuk konusu uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklı sürekli kısmi iş göremezlik, sürekli tam iş göremezlik, geçici iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri, ilaç gideri ve yol gideri olarak belirtildiği, arabuluculuk görüşmesinin taraf vekillerinin telefon aracılığıyla görüntülü görüşme biçiminde katılmasıyla gerçekleştiği ve toplamda 45.300,00 TL üzerinden anlaşmanın sağlandığı anlaşılmış olup davacı tarafın vekaletname ile yetkilendirdiği Av. ...'in yetkisiz olduğu yönünde bir iddiasının bulunmadığı, her iki tarafın vekaletname ile yetkilendirdiği avukat tarafından yürütülen arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olduğu, bu nedenle söz konusu arabuluculuk tutanağının iptalini gerektirir bir hususun mevcut olmadığı, davacı vekilinin işbu dava ile müvekkiline yapılan ödemelere nazaran müvekkilinin uğradığı maddi zararının daha fazla olduğundan bahisle söz konusu arabulculuk tutanağının iptalini talep ettiği nazara alındığında davacı tarafın yapılan ödeme ile karşılanmayan zararı bakımından açılacak bir dava ile bu taleplerini ileri sürerek bu kapsamda davalıdan talepte bulunabileceği, yine bunun dışında davacının önceki vekilinin süreç hakkında kendisini eksik ve yanlış bilgilendirmesi, anlaşılan tutarı kendisine tam olarak ödenmemesi, anlaşılan bedelin davacının zararını karşılamaması ile ilgili iddialarını ancak önceki vekili olan avukata karşı ileri sürerek vekalet ilişkisi kapsamında talepte bulunabileceği..." gerekçesi ile;

"1-Davanın Reddine,...

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,...

5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA," karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili tarafından eski vekiline, anlaşma tutanağında belirtilen bedel hususunda anlaşılmasına yönelik olarak yetki verilmediği ve muvafakat da edilmediği, mahkemece aktüer bilirkişi incelemesi yapılması halinde müvekkilinin gerçek zararı ile arabuluculuk tutanağında belirtilen bedel arasında fahiş fark bulunduğunun tespit edileceği, müvekkilinin zararını tazmin etmekten çok uzak bir miktarda yapılan anlaşmanın TBK m. 28 gereğince iptali gerektiği, arabuluculuk tutanağının usule aykırı olduğu, arabuluculuk tutanağının bir gün ara ile farklı ildeki yetkisiz arabuluculuk nezdinde telekonferans yöntemi ile yapılması nedeniyle iptali gerektiği, eldeki davada, arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edilmiş olması nedeniyle tespit istemli olduğu, arabuluculuğa başvuru zorunluluğu bulunmadığından arabuluculuğa başvurulmamış olmasına rağmen hukuka aykırı olarak arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verildiği, davalı taraf vekilinin duruşmalara katılmamış olmasına rağmen yararına vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.Dava, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemine ilişkindir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18. Maddesinin beşinci fıkrası şöyledir: "(5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz."Bu düzenlemeyle kanun koyucu arabuluculuk anlaşma belgesindeki anlaşmanın iptal edilmesine ilişkin bir yasak getirmemiş olup hükmün amacı, arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olması hâlinde aynı konularda dava açılamayacağının düzenlenmesidir.Arabuluculuk tutanağı nitelik olarak bir sözleşme olup arabuluculuk tutanağı düzenlenirken genel geçer sözleşme hükümleri olan TBK'nın 1, 26 ve 27. maddeleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Açıklanan maddeler uyarınca arabuluculuk tutanağının iptali söz konusu olabilecektir.6325 sayılı Kanun'un 3. maddesinde arabulucuya başvurunun, sürecin devamının ve sonlanmasının iradiliğinden bahsedilmektedir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 5/1'e göre taraflar bu sürecin içine zorla dahil edilemezler. İradilik ilkesi ihlal edilen arabuluculuk görüşmeleri ve bu doğrultuda düzenlenen tutanaklar, taraflardan birinin gabine uğramasına sebebiyet vereceği veya zarar uğratacağından arabuluculuk kurumunun kötüniyetle kullanılmasının önüne geçmek açısından bu maddeler kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.Maddi hukuk sözleşmesi olan arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği için uyuşmazlığın taraflarının uyuşmazlığın çözümüne dair karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarının buluşması ve bu anlaşmayı yazılı bir hâle getirme yönündeki karşılıklı istekleri gerekir. Şüphesiz karşılıklı irade beyanlarının uyuşmazlığın tamamını kapsaması zorunlu değildir (Badur, s. 59). Arabuluculuk faaliyeti sonunda elde edilen ilâm niteliğindeki anlaşma belgesi maddi anlamda kesin hüküm olmadığından, tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesi mümkündür (Akkan, s. 22-23). Fiil ehliyetsizliği, irade fesadı gibi iddialar somut bir şekilde kanıtlanabilir olmalıdır. Anlaşma belgesinin iptaline karar verilmedikçe tazminat talebi ile açılan davanın esasına yönelik inceleme yapılması mümkün değildir.Anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin iptalini, tazminat talebi ile aynı davada da ileri sürebilir ki, bu durumda, anlaşma belgesinin geçersizliği iddiası, açılan davada ön sorun olarak incelenecektir. Tazminat davasında cevap dilekçesinde geçerli bir anlaşma belgesi olduğunun savunulması durumunda da bu husus, davada ön sorun olarak ele alınmalıdır. Diğer bir ifade ile davacıya anlaşma belgesinin iptaline yönelik ayrı bir dava açılması için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır.Arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerin yanısıra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı yararlanma" kenar başlıklı 28. maddesinin “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." şeklindeki 1. fıkrasında, gabinin unsurları ile sonuçları düzenlenmiştir.Sözleşmenin taraflarından birinin, gabin hukuksal nedenine dayanarak sözleşmeyle bağlı olmamayı ya da sözleşmenin varlığını korumakla birlikte edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesini istemesi hâlinde; gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının somut olayda varlığının irdelenmesi gerekir. Bu bağlamda gabinin kabulü için sözleşmede edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Anlaşma belgesinde anlaşılan miktarla, zarar görenin, gerçek zararının karşılaştırılması sonucunda açık bir oransızlık bulunduğu (objektif unsur) tespit edilse dâhi, taraflar bakımından subjektif unsurun varlığı aranmalıdır.Dosya kapsamında yer alan arabuluculuk anlaşma belgesinin incelenmesinde; arabuluculuk görüşmelerinin 29.04.2020 tarihinde başladığı, 30.04.2020 tarihinde anlaşma ile son bulduğu, arabuluculuk görüşmelerinin arabuluculunun Ankara ilinde bulunan bürosunda gerçekleştiği, davalı sigorta şirketi vekili ile davacı adına vekili sıfatıyla Av. ...'ın tefon aracılığıyla görüntülü görüşme biçiminde müzakereye katıldığı, müzakere sonucunda, "...... A.Ş. nezdinde ... sayıl ve 17.07.2017-17.07.2018 vadeli ... Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın 06.03.2018 tarihinde yaptığı kaza sonucu, taraflardan ...'ın sürekli kısmi iş göremezliği, sürekli tam iş göremezliği, sürekli bakıcı gideri, tedavi gideri, ilaç gideri yol gideri oluştuğu, iş bu kaza neticesinde ...'ta oluşan sürekli kısmi iş göremezlik, sürekli tam iş göremezlik ve geçici iş göremezlik aynı zamanda meydana gelen sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri, ilaç gideri, yol gideri konusunda ... A.Ş.'den talep edilen maddi tazminat sebebiyle; Ana Para: 39.830,00-TL, Vekalet Ücreti: 5.470,00-TL olmak üzere toplam 45.300,00-TL net bedel ödenmesi konusunda tarafların anlaştıkları, ... A.Ş.'nin net 45.300,00-TL bedeli ... vekili Av. ...'e ait banka hesabına 01.06.2020 tarihine kadar aktarmayı kabul ettiğinin..." belirtildiği, tutanağın 30.04.2020 tarihinde düzenlendiği ve taraf vekilleri ile arabulucu tarafından imzalandığı görülmüştür.Davacı tarafça sunulan, arabulucu ... tarafından düzenlenen, İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/6274 arabuluculuk numaralı 10.02.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; davaya konu anlaşma belgesinin konusunu oluşturan tazminat istemlerine ilişkin olarak, davacı vekili sıfatı ile Av. ... ve davalı sigorta şirketini temsilen Av. ...'un arabuluculuk görüşmelerine katıldığı ancak anlaşma sağlanamadığı, davaya konu arabuluculuk anlaşma belgesinde davacıyı temsil eden Av. ...'e verilen vekaletnamenin, 05.03.2020 tarihinde düzenlendiği görülmüştür.Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacı tarafça, öncelikle, davaya konu anlaşma belgesinin düzenlenmesi hususunda, dava dışı önceki vekile muvafakat etmediği, anlaşma belgesinin, davacının bilgisi ve muvafakati bulunmaksızın düzenlendiği ileri sürülmüş, ayrıca dava dilekçesindeki önceki vekil hakkında yapılan şikayete ilişkin olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2392 Bakanlık Muhabere numarası üzerinden inceleme yapıldığı bildirilmesine rağmen, ilk derece mahkemesince, söz konusu dosyanın akıbeti araştırılmaksızın yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmiştir.Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez.Bu durumda, ilk derece mahkemesince, öncelikle davacının, davaya konu anlaşma belgesine yönelik olarak rızası ve muvafakati bulunmadığı,dolayısıyla az yukarıda anlatıldığı gibi, anlaşma belgesinin iradi olarak düzenlenmediğinin ileri sürüldüğü göz önüne bulundurularak, anlaşma belgesini davacıyı temsilen imzalayan Av. ...'e yönelik şikayetine ilişkin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2392 Bakanlık Muhabere numaralı dosyasının akıbetinin tespiti, gerek duyulması halinde yapılan incelemenin sonucunun beklenilmesi ve akabinde davacı tarafın iddialarının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir.Açıklanan nedenle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m. 353/1-a/6 hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairemizce verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dairemizce verilen kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,

1/(Kapatılan)Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2021 tarih ve 2021/509 Esas 2021/1068 Karar sayılı kararının davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine İADESİNE,

4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2026

Atıf: Diğer, E. 2022/911, K. 2026/1659, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2022-911-e-2026-1659-k-eaa48257e0e6