Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1525 E. 2026/1741 K. – Manevi Tazminat

Konu: Manevi Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1525
Karar No
2026/1741
Karar Tarihi
Konu
Manevi Tazminat

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1525 - 2026/1741 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1525 KARAR NO : 2026/1741 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/09/2024 NUMARASI : 2024/632 Esas, 2024/522 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/07/2023 tarihi saat 11:45'te, ...A.Ş.'ye ait ... 'nin ... isimli haber programının ... ile yapılan yayınında; ... itibarına ve müvekkili şirkete zarar vermeye yönelik yalan haber ve tezvirat sebebiyle müvekkili şirketin tüzel kişiliği zarar gördüğünü, ülke çapında ve dünyada temsil ettiği marka değeri zarara uğrayarak ticari itibarının zedelendiğini, 18.07.2023 tarihli ...yayının hemen ardından 19/07/2023 tarihli ...yayını ve son olarak 20/07/2023 tarihli ... yayını neticesinde yalan haberin kamuoyu nezdinde yaygınlaştırılması yoluna gidildiğini, Gazeteci ... tarafından ... nın ... çerçevesinde satıldığı haberinin, öncelikle 18/07/2023 tarihinde ...yayınında yapılan röportajın "..." adlı Twitter hesabından paylaşılması, ardından 19/07/2023 tarihinde davalı ... kanalında yapılan röportajın "..." adlı Youtube kanalında paylaşılması ve son olarak da 20/03/2023 tarihinde ... kanalında yapılan röportajın "..." adlı Youtube kanalında paylaşılması yoluyla yayıldığını,... adlı paylaşım platformlarında yer alan videolar ve canlı yayın kesitleri;... A.Ş. adına faaliyet gösteren "..." adlı Twitter hesabı, ... A.Ş. adına faaliyet gösteren "..." adlı Youtube kanalı ile ...A.Ş. adına faaliyet gösteren "..." adlı Youtube kanalında yayımlandığını, dezenformasyon bültenindeki yayınlar da dikkate alındığında birkaç gün içerisinde müvekkili Şirketin nasıl bir sistematik saldırıya hedef olduğunun görüdüğünü, adeta asılsız iddiaların sürekli tekrarlanması yoluyla ve sosyal medyanın da dahil edilmesiyle bir sürü asılsız ve gerçekdışı yayın birbirini takip eden tarihlerde ısrarla gündemde tutulmaya çalışıldığını, müvekkili şirkete ait ... hakkında asılsız isnatlar içeren ve müvekkili şirketin ticari itibarına, onur ve saygınlığına, marka değerine, zarar veren 20/07/2023 tarihli asılsız haber sebebiyle davalı şirketin 100.000,00 TL manevi tazminata mahkum edilmesine, yargılama neticesinde ortaya çıkacak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." isimli bir haber programının bulunmadığını, davacının iddiasını ispat için deliller sunmadığını, tüzel kişi olan şirketlerin gerçek kişiler gibi üzüntü, elem ve keder duygularını yaşamaları mümkün olmadığından davanın aktif dava ehliyeti yönünden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde belirtilen hususların doğru olduğu kabul edilse dahi dava konusu yayında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, zira iddia edilen ifadelerin haber değerinin olduğunu, dava konusu iddiaların daha önce başka ulusal kanallarda ve birçok gazete, haber sitesi ve yayında dile getirildiğini, aleniyet kazanmış güncel bir olgunun tekrar kamuoyu ile paylaşılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, yayında ele alınan konuların ...adlı ulusal kanalda yayanlanmış olmasının ve devamında birçok gazete ve haber sitesinde dile getirilmesinin konuyu alenileştirdiğini, basının kanıtlanmış somut olgulardan hareket etmediğini, aksinin kabulünün basının işlevini ortadan kaldıracağını, demokratik toplumlarda basın ve basın mensuplarının kişileri, kurumları, kurumların hareketlerini ve verdiği kararları gözlemleyebileceğini, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kamuya aktarabileceğini, eleştiri hakkı çerçevesinde eleştirebileceğini, bu sebeple yasalarla güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün kapsamının bir basın organı için daha geniş yorumlanması gerektiğini, talep edilen miktarının zenginleşme amacı taşıyacak büyüklükte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; ''...7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen TTK.nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinin 1. fıkrasında "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemeleri yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinde tarafların tacir olması nedeni ile davanın ticari mahiyette olduğu, konusunun manevi tazminat talebine ilişkin bulunduğu, görevsiz mahkemeye 15/08/2024 tarihinde açılan davada arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın eklenmediği, söz konusu son tutanağın ise il dava tarihinden sonra 28/08/2024 tarihinde düzenlendiği görülmüştür. Dosyasının mahkememize Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2024 tarih ve 2023/342 esas, 2024/11 karar sayılı görevsizlik kararı ile gönderildiği görülmektedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 09/02/2022 tarih ve 2021/1760 esas, 2022/102 karar sayılı kararında, "Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren bir davanın görevli olmayan bir başka mahkemede açılması durumunda da arabuluculuğa başvuru şartının aranması gerektiği, aksi halde taraflarca görevli olmayan bir başka mahkemede arabuluculuk dava şartını aşmak amacıyla dava açılmasına yol açılması durumunun söz konusu olacağı" belirtilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/10/2023 tarih ve 2022/2421 esas, 2023/5898 karar sayılı ilamı ile (görevsiz mahkemeye açılan dava tarihi olan) "12/12/2019 dava tarihinden önce arabuluculuk sürecinin bitirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin" usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek istinaf mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/12/2023 tarih ve 2023/4107 esas, 2023/4318 karar sayılı kararında da "6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine davaya görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından mahkemece görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından" istinaf kararının onanmasına karar verilmiştir. Usul ekonomisi gereğince arabuluculuk dava şartının, davanın görevli mahkemenin esasına kaydından önce giderilebileceğine dair içtihatlar bulunmakta ise de, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan davanın yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğu, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının hükmüne göre arabuluculuk son tutanağın dava dilekçesine eklemesinde zorunluluk bulunduğu, usul ekonomisi ilkesinin kanunun açık hükmünün önüne geçemeyeceği, aksinin kabulünün taraflarca arabuluculuk dava şartını aşmak amacıyla görevli olmayan mahkemede dava açılmasına yol açacağı gözetilerek bu dava şartı eksikliğinin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. HMK'nun 115. maddesinin 2. fıkrasında "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.", 3. fıkrasında "Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." düzenlemeleri yer almakta ise de, yukarıda da açıklandığı gibi davada arabuluculuk müessesesini özel olarak düzenleyen 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin öncelikle uygulanması gerektiği, eldeki ticari davada ise arabuluculuk dava şartının görevsiz mahkemede dava açılırken yerine getirilmediği ve sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından... dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE...'' dair karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyanın yerel mahkemeye gönderilmeden önce ve dolayısıyla yerel mahkemede esas kaydı yapılmadan önce Yargıtay kararları uyarınca taraflarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A-1 maddesinde yer alan düzenleme kapsamında dava şartı ticari arabuluculuk başvurusu yapıldığını, görevsiz mahkeme aşamasında eksikliğin giderildiğini, 7036 sayılı Kanunun 3. Maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun UYgulanmasındaki Amaç ve Usul Ekonomisi doğrultusunda yerel mahkemede dosyaya esas verilmeden önce 28/08/2024 tarihinde arabuluculuk işlemlerinin tamamlandığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/1 hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan Kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı Yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı TTK) 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun(6325 sayılı Kanun) 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davanın; ticari dava olması ve konusunun manevi tazminata ilişkin bulunması nedeniyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Eldeki davanın, 15/08/2023 tarihinde Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemece 11/01/2024 tarih 2023/342 esas ve 2024/11 Karar sayılı karar ile Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın 09/09/2024 tarihinde kesinleştiği, talep üzerine Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve 16/09/2024 tarihinde Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/632 esas sayısına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Eldeki davada, Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine davacı tarafça 20/08/2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin başlatıldığı ve bu sürecin 28/08/2024 tarihinde olumsuz olarak tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda; davacı tarafça arabuluculuk sürecinin eldeki davanın görevszizlik kararı sonrası Asliye Ticaret Mahkemesinde esas numarası alınmadan önce tamamlandığı anlaşıldığından usul ekonomisi kuralları gereğince dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/616 Esas ve 2023/2371 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3454 Esas ve 2025/1836 Karar emsal niteliktedir.) Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacının istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)Davacının istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2024 gün ve 2024/632 Esas, 2024/522 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3)Kaldırma nedenine göre davacı vekilinin istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, 5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1525, K. 2026/1741, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1525-e-2026-1741-k-ff42e739d7c5