Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2320 E. 2026/905 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2320
Karar No
2026/905
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2320 KARAR NO : 2026/905

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :17/10/2024 NUMARASI :2023/756 Esas - 2024/580 Karar

DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :28/12/2023

KARAR TARİHİ :08/05/2026 KR. YAZIM TARİHİ :05/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı borçlu taraf arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın davacıdan çeşitli ürünler satın aldığını ve borcunu süresinde ödemediğini, davacı ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı alacaklara ilişkin olarak Euro para birimi olarak fatura düzenlendiğini ve ödemelerin sipariş formunda görüleceği üzere TCMB döviz alış kuru üzerinden yapılacağına dair mutakabat bulunduğunu, ayrıca ödemelerin sipariş formunda belirtildiği gibi yapılmaz ise oluşacak farklar için fark faturası düzenleneceğinin açıkça belirtildiğini, davalı tarafın davacıya olan borçlarını farklı tarihlerde TL olarak yaptığını ancak yapılan ödemelerin Euro karşılığının mevcut alacağı karşılamadığını, bu sebeple davacı tarafından 07.09.2023 tarihli, IME2023... numaralı fatura ile 18.799,20-Euro bedelli ticari satımdan kaynaklı kur farkı alacağının tahsili için borçlu davalıya bildirimde bulunulduğunu ancak borçlu davalının ilgili miktarı davacı şirkete zamanında ödemediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine Sakarya 3. İcra Dairesinin 2023/17165 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başlatmış olduğu ilamsız icra takibine dayanak olan 18.799,20-Euro tutarlı IME2023... numaralı "Kur Farkı Faturası" hiçbir yasal dayanağı olmadan Euro tutarlı olarak kesilen bir fatura olduğunu, söz konusu faturaya istinaden davalı şirket tarafından B012023... nolu "Kur farkı iade" faturası düzenlendiğini ve bu faturanın davacıya tebliğ edildiğini, davacı ile davalı şirketin ilk çalışmaya başladığı 2021 yılından bugüne kadar tüm fatura ve ödemelerin TL para birimi üzerinden işlem gördüğünü, ticari teamüller çerçevesinde tedarik ödeme sürecinde tüm işlemlerin TL cinsinden yapıldığını, tüm ödemelerin fatura tarihinden 1 gün önce açıklanan TCMB döviz alış kuru üzerinden TL olarak yapıldığını, davacı tarafından başlatılan icra takibine istinaden davalı şirket tarafından hazırlanan 01.12.2023 tarihli "Cari Hesap Ekstresi" tablosundan da görüleceği üzere davalı şirketin, icra takibi yapıldığı sırada davacıya ödenmemiş hiçbir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davacının davasının REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketçe tanzim edilen faturaların Türk Lirası karşılığı gösterilerek Euro üzerinden düzenlendiğini, iş bu faturalara süresi içinde davalı tarafça itiraz edilmediğini, Yargıtay kararları ışığında zaten bir sözleşmenin var olması aranmayıp faturada bulunan yabancı para üzerinden bedelin belirtilmesi yeterli görülmüş iken taraflar arasında bir anlaşmanın bulunduğunun kabulü gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılmış olan incelemede yalnız davalı tarafın ticari defteri esas alınmış olup buradaki kayıtlara yer verilerek mütalaanın buna dayandırıldığını, davacı şirketin defterlerinin incelenip incelenmediğinin ise muallak olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesince taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir teamül bulunmaması da gerekçe olarak gösterilmekte ise de kur farkında, vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığının önemli olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında vade farkı veya kur farkı uygulanacağına ilişkin de bir sözleşme, anlaşma veya teamül bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödeme vadesinde gecikilmiş bir fatura varsa bile temerrüte düşülen ödeme tutarlarına ilişkin davacı tarafından TL fatura kesilerek gönderilmesi gerektiğini, davacının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadan davalı şirketten Euro tutarlı bir fatura ile kur farkı talep ettiğini, bu faturanın da hukuki dayanağı bulunmayan bir fatura olduğundan, davalı şirket tarafından kesilen B012023... nolu "Kur farkı iade" faturası ile davacıya iade edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından kur faturası kesilebileceği yönünde karar verilse dahi, işbu davaya konu davacı tarafından kesilen kur faturasının neye dayanarak hangi satın alıma dayanılarak kesildiğinin de belli olmadığını, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporunda, bilirkişi tarafından esaslı bir hata yaparak davacı firmanın davalı şirkete 7.158,67-TL borcu varken, davalı şirketin davacıya 7.158,67-TL borcu vardır şeklinde rapor düzenlemiş olsa da bilirkişi raporunda cari hesap incelemeleri sonucunda davalı şirketin davacıya kur farkı faturası tutarında bir borcu olmadığını açıkça ortaya çıkardığını, bilirkişi tarafından yapılan esaslı hataya ilişkin açıklamalarının, ilk derece mahkemesi dosyasında yer alan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ayrıntılı olarak anlatıldığını, bu doğrultuda defter incelemeleri sonucunda davalı şirketin borçlu olmadığının, hatta alacaklı olduğunun net bir şekilde gözüktüğünü belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/10/2024 tarih, 2023/756 Esas - 2024/580 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kur farkı nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça, 07.09.2023 tarihli "kur farkı bedeli" açıklamalı fatura alacağına istinaden Sakarya 3. İcra Dairesinin 2023/17165 E. sayılı dosyası le yapılan ilamsız icra takibinde borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine, itirazın iptali istemli eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça kur farkı iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiğini, 2021 yılından itibaren tüm fatura ve ödemelerin TL para birimi üzerinden işlem gördüğünü belirterek davanın reddinin talep edildiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının kur farkı alacağı bulunup bulunmadığı ve bu miktarın talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4821 esas, 2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları). Eldeki davada; taraflar arasında davalı tarafça davacıya gönderilen sipariş formları üzerine davacı şirketin kaşesi üzerinde imzasının bulunduğu, söz konusu sipariş formları uyarınca davacı tarafından düzenlenen faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalı tarafından faturaların kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği ve ödemelerin havale ile yapıldığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarih 2020/3692 Esas 2021/984 Karar sayılı ilamında, taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin döviz üzerinden yapılmış olması, asıl faturada açıkça döviz karşılığının belirtilmesi ve döviz karşılığının süresinde ödenmemesi halinde kur farkı alacağının talep edilebileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/03/2021 tarih 2020/3819 Esas 2021/2489 Karar sayılı ilamında, çekle yapılan ödemelerden dolayı kur farkı talep edilemeyeceği, havale ya da elden yapılan ödemeler yönünden fark istenebileceği ifade edilmiş ise de somut olayda; taraflar arasında 28.06.2021 tarihinden itibaren süre gelen ve çok sayıda satım ilişkisi bulunduğu, ödemelerin faturaların düzenleme tarihlerinden sonra (3-4 ay ve sonrası) yapıldığı, taraflar arasında 07.09.2023 tarihli kur farkı faturasının düzenleme tarihine kadar geçen 2,5 yıllık sürede fatura bedellerinin yine yukarıda belirtilen sürelerde ödenmesine rağmen, davacının kur farkı alacağı talebinde bulunmadığı, taraflar arasında kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunmadığı, davacının sonradan kur farkı alacağı talebinde bulunmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, bu sebeple davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2320, K. 2026/905, T. 08.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2320-e-2026-905-k-3ac3ef463f8b