Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/801 E. 2026/1794 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/801
- Karar No
- 2026/1794
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/801 - 2026/1794 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/801 KARAR NO : 2026/1794
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2025 NUMARASI : 2024/175 Esas - 2025/130 Karar
DAVACI : ... MADENİ YAĞLAR FİLTRE HIRDAVAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ....İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - .... Sancaktepe/İSTANBUL DAVALI : ... GEMİ İŞLETMECİLİĞİ VE ACENTELİĞİ LİMİTED ŞİRKETİ - .... İzmit/KOCAELİ
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/04/2024
KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında uzun yıllardır ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, bu ticari ilişki hasebiyle müvekkili şirketten yağ ürünleri satın aldığını, 25/05/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 118.811,25 TL, 27/05/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 51.117,60 TL, 30/07/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 91.591,60 TL, 14/07/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 88.439,82 TL, 30/09/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 151.405,80 TL, 13/09/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 52.510,00 TL, 04/06/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 82.755,76 TL, 21/06/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 94.561,24 TL, 17/08/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 150.800,44 TL, 09/80/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 66.500,02 TL, 27/08/2021 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 67.425,00 TL ve genel toplamda 1.015.918,53 TL değerinde satış gerçekleşmiştir. Söz konusu alacaklara istinaden davalı şirket tarafından müvekkil şirkete, 27/05/2021 tarihinde 118.811,25 TL, 27/05/2021 51.117,60 TL, 24/06/2021 tarihinde 94.561,24 TL, 24/06/2021 tarihinde 82.755,76 TL, 17/08/2021 tarihinde 150.800,44 TL, 09/09/2021 tarihinde 66.500,02 TL, 01/12/2021 tarihinde 151.405,80 TL, 01/12/2021 tarihinde 34.594,80 TL olmak üzere toplamda 750.546,91 TL ödeme yapıldığını, arda kalan 265.371,62 TL bakımından ödenme yapılmadığını ve ilgili alacağa istinaden taraflarınca Kocaeli İcra Müdürlüğü'nde ilamsız icra takibine başlanıldığını, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2023/89043 Esas sayılı takibe davalı borçlu tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, delil olarak sunulan faturaların hepsi irsaliye yerine geçtiğini, davalı tarafın ticari defterlerinde de doğrulanacağını, bu faturalardan kaynaklı alacak olan 265.371,62 TL için herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin limited şirketi olduğunu, banka hesaplarının ortada olduğunu, davalı tarafın tanıkla ispat durumuna muvafakatlerinin olmadığını, söz konusu alacağın likit bir alacak olduğunu, haksız itiraz ile duran takibin devamı ile %40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep ettiklerini, sürekli ve hızlı bir şekilde değişen paranın ekonomik gücü sebebiyle ve müvekkilinin alacağına ulaşacağı sürenin gecikmesi ile faiz oranı arasındaki orantısızlık sebebiyle %40 oranın hakkaniyete uygun olduğu kanaatinde olduklarını, itirazın iptaline karar verilerek takibin devamının sağlanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalı müvekkili şirket arasında uzun yıllardır ticari ilişki olduğunu, ticari ilişki sebebiyle davacı tarafından davalı müvekkili şirkete yağ ürünleri satıldığını, dava dilekçesinde belirtilen faturalarda toplam 1.015.918,53 TL değerinde satış gerçekleştiğini, davalı müvekkili şirketin dava dilekçesinde belirtilen tarihlerde toplam 750.546,91 TL ödeme yaptığını, kalan 265.371,62 TL için ödeme yapılmadığını ve bu nedenle davacı tarafından ilgili alacak için Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2023/89043 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını ve davalı müvekkilinin takibe itiraz ettiğini belirterek haksız itiraz ile duran takibin devamını talep ettiğini, itirazın iptali davasının kısmi dava şeklinde açılmasını mümkün olmadığını, alacaklı tarafından takip konusu yapılan ve itiraz edilen alacak miktarının belirli olduğundan davacı alacaklının kısmi olarak alacağın iptalini isteyemeyeceğini, somut olayda davacı alacaklıların takip konusu yaptıkları alacak niteliği itibariyle bölünebilir ise de davacıların takip konusu yaptığı ve davalının itiraz ettiği alacak miktarının davacılar açısından belirli olduğunu, bu nedenle kısmi davaya konu edilemeyeceğini, davacı tarafın iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından ödendiğinden davalı müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği bir kısım faturaların dava konusu olan üç adet fatura karşılığında ise davalı müvekkili şirket herhangi bir mal alımı yapmadığını, müvekkili şirketin bahse konu faturalara ilişkin olarak davacıya borcunun bulunmadığını, dosyaya mübrez söz konusu üç adet fatura olan 27/08/2021 tarihli 67.425,00 TL bedelli fatura, 30/07/2021 tarihli 91.591,60 TL bedelli fatura ve 14/07/2021 tarihli 88.439,82 TL bedelli faturalarda davalı müvekkili şirketin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu faturalarda belirtilen malların alımını yapmadığını, müvekkili şirketin ilgili dönemdeki ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacıya borcunun olmadığını, davanın reddini, takibin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle takip konusu alacağın %40'ından az olmamak üzere tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; a-Davalının Kocaeli İcra Dairesinin 2023/89043 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 247.456,42-TL asıl alacak üzerinden devamına, b-Asıl alacağa takip tarihi olan 06.07.2023 tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz uygulanmasına, c-Alacağın %20'si oranında hesap edilen 49.491,28-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan BA formlarının davalı şirket tarafından beyan edilmemiş olduğu mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığından hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı şirketin dava konusu 3 adet fatura karşılığında herhangi bir mal alımı yapmadığı, tehir-i icra taleplerinin kabulünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2025 tarih, 2024/175 Esas - 2025/130 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya faturalara konu1.015.918,53 TL değerinde satış yaptığını, davalının ise buna karşılık 750.546,91 TL değerinde ödeme yaptığını, davalının 265.371,62 TL daha alacağının olduğundan bahisle davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça faturalara dayalı ilişkinin kabul edildiği, ancak davacının alacak iddiasını dayandırdığı 3 adet faturaya konu satış ilişkisinin bulunmadığı, anılan malların davalıya teslim edilmediğini savunarak davanın reddinin talep edildiği; mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı) Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Somut olayda; mahkemece tarafların ticari defterlerinin dosyaya sunulması sağlanmış ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu 18.07.2024 tarihli asıl, 09.12.2024 tarihli ek rapor dosyaya alınmıştır. Anılan raporlardaki tespitlere göre davanın dosyaya sunulan kayıtlarında defter tasdik bilgilerine ilişkin bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiş olup davacının defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222/2.maddesi gereği davacı lehine delil vasfında olmadığı, ancak aynı yasanın 222/4. Maddesi gereği aleyhe delil vasfında olduğu görülmüştür. Davalının defterlerinin ise usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin olduğu, usulüne uygun tutulduğundan davalı lehine delil mahiyetinde olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacının alacak iddiasını dayandırdığı faturalardan 3 tanesinin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere; Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Dosyaya gelen BA formlarında anılan faturaların kayıtlı olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, dolayısıyla davalının anılan faturalara konu malları BA formuna işlemesi nedeniyle anılan malları teslim aldığının kabulü gerekecektir. Dosyaya sunulan raporda ve tarafların defter kayıtlarında anılan faturalara konu bir ödeme de tespit edilemediğinden mahkemece davanın kısmen kabulü yerindedir. Davalı taraf BA bildirimlerinin davalı tarafından yapılmadığını, davacının yaptığı bildirime göre BA formuna işlendiğini savunmuş ise de, anılan savunmanın ilk derece mahkemesi önünde ileri sürülmediği, BA formları ve raporlar sunulduktan sonra da mahkemeye anılan hususun bildirilmediği dikkate alındığında 6100 sayılı yasanın 357/1.maddesinin “…ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz…” hükmü gereği davalının bu yöndeki savunmaları incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 16.903,74-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 4.225,93-TL'nin mahsubu ile kalan 12.677,81-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*