Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/709 E. 2026/1770 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/709
Karar No
2026/1770
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/709 - 2026/1770 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/709 KARAR NO : 2026/1770

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2024 NUMARASI : 2024/290 Esas - 2024/336 Karar

DAVACI : .... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ..... Ümraniye/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ...... Üsküdar/İSTANBUL DAVALI : . ... (T.C. NO:...) - ...... Derince/ KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - ...... İzmit/KOCAELİ

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalılardan olan alacağının tahsili için takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılara ödeme emri tebliğ edildiğini, davalıların süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkil şirket ile Özel .... Akademi Sosyal Hizmetler ve Eğitim İşlt. Tic. A.Ş. Arasında akdedilen 13/01/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, belirlenen bedelin vadesinde ödenmemesi üzerinde Üsküdar 21. Noterliği 07/0/2016 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara bildirildiğini ancak borcun tahsilinin gerçekleşmediğini, bunun üzerine Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/13057 Esas sayılı dosyasıyla borçlular aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip konusu alacağın likit olması ve davalının itazının tamamen müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olması sebebiyle kötüniyetli olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini ve 312.467,99 TL asıl alacak üzerinden takibin devam etmesini, takip tarihinden itibaren 298.533,56 TL asıl alacak için yıllık %9,00, 13.934,43 TL nakdi risk için yıllık %23,14 faiz işletilmesini, bu miktar üzerinden %20'den az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkillerinin de içinde olduğu altı kişiye karşı 04/02/2022 tarihinde ilamsız takip başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkillere 15/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, takip konusu belgeler olarak ödeme emrinin ekinde Üsküdar 21. Noterliğinin 07/09/2016 tarih ve 77477 yevmiye nolu ihtarnamesi ve 13/01/2012 tarihli Genel Kredi sözleşmesinin müvekkillere gönderildiğini, ilgili ihtarname suretinde müvekkillere genel kredi sözleşmesi gereği temerrüde düşürüldüğü bildirilmiş ancak genel kredi sözleşmesinde müvekkillerin adının dahi geçmediğini, dolayısıyla takip konusu ihtarın da geçerli bir ihtar olmamakta ve takibe konu edilen belgelerde müvekkilin borcuna, borcun miktarına dair hiçbir bilgi olmamakla birlikte genel kredi sözleşmesinde de müvekkilin adı ve imzası bulunmadığını, müvekkillerinin davacı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu belgelerle de hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkillerin aleyhinde başlatılan Kocaeli İcra Dairesinin 2022/13057 esas sayılı dosyadaki borca ve tüm ferilerine süresi içinde itiraz edildiğini, ancak yapılan itirazın takip konusu borcun fon alacağına dönüşmesi ve alacaklının TMSF olması nedeniyle satış işlemleri dışında takibe devam edildiğini, takibe devam edilmesi sebebi ile haciz tehdidi altında olan müvekklerin davacı aleyhinde Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/150 Esas ve 2022/151 Esas sayılı dosyaları ile ayrı ayrı olarak menfi tespit davası açtığını, müvekkillerin dava dışı Özel .... Akademi Sosyal Hizmetler ve Eğitim İşletmeleri Tic. A.Ş.'nin kuruluşunda yer aldığını, sonrasında birlikte 31/12/2007 tarihinde şirketten tamamen ayrıldıklarını, davacının ise 13/01/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkillerin müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu iddia ettiğini, böyle bir imzanın bulunmasının mümkün olmadığını, kredi sözleşmesinin kurulduğu tarihte asıl borçlu olan Özel ... Akademi Sosyal Hizmetler ve Eğitim İŞletmeleri Şirketi ile müvekkillerin hiçbiz bağının kalmadığını, müvekkillerin ilgili genel kredi sözleşmesindeki imzasına itiraz etmekle birlikte böyle bir imzanın var olduğunun kabulü halinde dahi kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığını, ayrıca yine şirketin malvarlığının Maliye Bakanlığına devredilmiş olması nedeniyle müvekkillerin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını ve haksız olarak haciz baskısı altında olduklarını, müvekkillerin takip konusu genel kredi sözleşmesinden doğan borçlardan hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, bu sebeple alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niye tazminatına ve takip konusu alacağın %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini, davalı müvekkillerin açmış bulunduğu tarafların aynı olduğu konunun da aynı olduğu Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/150 esas sayılı dosyada birleştirme talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte ise açılan menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davacının açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararda belirtildiği şekilde söz konusu davaların hukuki sonuçlarının aynı olmadığını, zira taraflarınca ikame edilen itirazının iptali davasının lehlerine sonuçlanması durumunda icra tazminatına hak kazanma durumları mevcutken davalı tarafça ikame edilen menfi tespit davasının lehlerine sonuçlanması durumunda herhangi bir tazminat şansının bulunmadığını, bu itibarla; kanunen tanınmış bulunan tazminat hakkının kaybolmaması adına söz konusu kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, mahkeme tarafından verilen hükmün herhangi bir hukuki gerekçeye dayanmadığı 01/07/2024 tarihli gerekçeli kararda verilen hükmün gerekçesinin izah edilmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; halihazırda menfi tespit davasında davalının davacıya borçlu olup olmadığının yargılama ile anlaşılacak olup, dava konusunun aynı icra dosyası olması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmasında davacının hukuki yararının olmadığını, bu nedenle davalıya karşı açılan itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu, gerekçeye yer verilmediği iddia edilse de bu iddialara katılabilmenin mümkün olmadığını, açıkça görüldüğü üzere hükmün gerekçesi açıklanırken incelenen belgeler, davalı tarafından Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/150 E. Sayılı dosyası ile işbu davadan önce açılan ve halen derdest olan menfi tespit davasının varlığı tüm dosya kapsamında dikkate alındığını ve göz önünde bulundurularak hüküm kurulduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2024 tarih, 2024/290 Esas - 2024/336 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile dava dışı asıl borçlu Özel ... Akademi Sosyal Hizmetler ve Eğitim İşlt. Tic. A.Ş. arasında 13.01.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının anılan sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerinde hesabın kat edildiğini, yine ödeme yapılmaması üzerine aralarında davalının da bulunduğu borçlular hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığından bahisle davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile 2004 sayılı İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (2004 sayılı İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Somut olayda; mahkemece davalı tarafından davacı aleyhine eldeki itirazın iptali davasından önce Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/150 esas sayılı dosyasıyla menfi tespit davası açıldığından aynı borca ilişkin aynı taraflar arasında itirazın iptali davası açılmasından hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılması halinde, itirazın iptâli davasında borçlunun borçlu bulunup bulunmadığı zorunlu olarak inceleneceğinden bu halde borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmekle birlikte, menfi tespit davası icra takibinden önce ya da sonra açılmış olsa dahi, icra takibine yapılan itiraz üzerine duran takibe devam edilebilmesi ve alacaklının cebri icra işlemlerini sürdürebilmesi için itirazın iptali ya da alacak davası açması zorunludur. Derdestlik oluşturmayacağı gibi menfi tespit davası sonucunda borçlunun davasının reddine karar verilmiş olması alacağın cebri icra işlemlerine devam etmesine olanak sağlamayacağından alacaklının menfi tespit davasından sonra dahi olsa itirazın iptali ile alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/917 esas 2020/3079 karar sayılı ilamı, Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/6239 esas 2018/1166 karar sayılı ilamı, Benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/12489 esas 2013/15543 karar sayılı ilamı) O halde mahkemece yapılacak iş; davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararının olduğu dikkate alınarak; gerekirse itirazın iptali davasından önce açılan, tarafları ve alacak konusu aynı olan, fakat farklı nitelikteki iş bu menfi tespit davasının sonucu itirazın iptali davasını etkileyeceğinden, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/150 esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenerek, sonucuna göre karar verilmesi (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/6239 esas 2018/1166 karar sayılı ilamı,) olmalıdır. Kabule göre de; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesi gereği hukuki yararın dava şartlarından olduğu dikkate alındığında, hukuki yararın bulunmadığı hallerde aynı yasanın 115/2. maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olup, mahkemece anılan yasal düzenlemelere uyulmaması da hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-(4), maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2024 tarih, 2024/290 Esas - 2024/336 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.08/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/709, K. 2026/1770, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-709-e-2026-1770-k-88a47ba0a18a