Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/783 E. 2026/1780 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/783
- Karar No
- 2026/1780
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/783 - 2026/1780 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/783 KARAR NO : 2026/1780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2025 NUMARASI : 2023/352 Esas - 2025/145 Karar
DAVACI : ... LOJİSTİK ANONİM ŞİRKETİ -... Maltepe ISTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ..... Maltepe/İSTANBUL DAVALI : ... (T.C. NO:11501720298) -.... Tepebaşı/ESKİŞEHİR VEKİLİ : Av. ... - ..... Otunpazarı ESKİŞEHİR
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 10/07/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğü 2022/51768 ve 2022/50810 sayılı dosyaları ile icra takipleri başlatıldığını, alacağın bir kısmının rehin sözleşmesine dayalı olarak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla, bakiye kısım için ise ilamsız icra takibi başlatıldığını, davaya konu alacağın, taraflar arasında akdedilen Yurt İçi Emtia Taşıma Sözleşmesi isimli ticari sözleşme’den doğduğunu, sözleşmeye istinaden rehin sözleşmesi akdedildiğini ve alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesi gerektiğini, davalının sözleşmeye göre hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi ve/veya hiç yerine getirilmemesi nedeniyle tahakkuk edilmiş olunan faturalardan doğan borcu bulunduğunu beyan ederek; 2022/51768 ile 2022/50810 sayılı dosyalarına vaki itirazların iptali ile takiplerin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vadesi gelmeyen borcun tahsili için teminat olarak alınan rehne dayanarak takip başlatılmasının müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, sözleşmeye istinaden verilmiş bir teminat olduğunu ve sorumlulukların yerine getirilmemesi durumunda nakde çevrileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin taahhütlerini yerine getirdiğini, alacaklının hem rehin takibi hem de faturalar üzerinden takip yaptığını, müvekkiline noter kanalı ile bir ihtar gönderilmediğini, taşımacılık yapan müvekkilinin araçların satılması halinde iş yapamayacağını, müvekkiline sorumluluklarında olmayan bir bölgenin fark faturası kesildiğini, davacı tarafın müvekkiline bildirmeden başka firmalardan araç aldığını ve bunların faturalarını müvekkiline kestiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/51768 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, -Takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, -Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/50810 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, -Takibin kaldığı yerden devamına, -Davalının itiraz etmiş olduğu asıl alacağın (110.940,98 TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 31.12.2021 tarihli 466.475,24 TL bedelli faturanın, davalı tarafından süresi içerisinde sadece 93.307,84 TL'sine itiraz edildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 11.05.2022 tarihli mailde davalı cevap dilekçesinde itiraz ettiği Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım aylarına ilişkin hesapların da yer aldığı, davalı noter vasıtasıyla itiraz ettiği fatura içeriğinin cevap mailinde bu sefer kabul ettiği ve davacı tarafından belirlenen tutarlarda mutabık kalındığı bu nedenle de davacının davalıdan 31.12.2021 tarihli 466.475,24 TL bedelli fatura yönünden alacaklı olduğunun kabul edildiğini, Mahkemenin itirazları olmasına rağmen davacı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığına ilişkin yeterli araştırmada bulunamadığını, eksik incelemenin söz konusu olduğunu, kesilen faturaların hangi araç hangi bölge için kesildiğinin açıklattırılması gerektiğini, mahkemece bu hususun araştırılmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yapılan yargılamada, davalı tarafla davacı şirket arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu tespit edilerek, davalının bu ticari ilişki sebebiyle davacı şirkete toplamda 574.069,64 TL borçlu olduğunun belirlendiğini, mahkemece davanın kabulüne karar verilirken, dosyayla ilgili tarafların tüm delilleri toplanarak, ticari defterleri, akdettikleri sözleşmeler, bilirkişi heyetleri tarafından incelenerek, somut ve objektif bilirkişi raporlarının dava dosyasına sunulduğunu; mahkemenin, tüm bunların sonucunda, davalı tarafça verilen rehinin sözleşmeye uyulmaması sebebiyle usulüne uygun olarak paraya çevirme şartlarının oluştuğuna ve yapılan yasal takiplerin ve istenilen faizlerin hukuka uygun olduğu yönünde karar verildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2025 tarih, 2023/352 Esas - 2025/145 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında 24.05.2021-24.05.2022 arasını kapsayan taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda sözleşmenin teminatı olarak davalının maliki olduğu ... plakalı araca 200.000,00 TL bedel ile rehin tesis edildiği, davalıya sözleşme kapsamında gönderilen faturaların bedellerinin ödenmediğinden bahisle davalı hakkından menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve rehin dışında kalan bakiye bedel yönünden ise ilamsız takip başlatıldığı, davalının menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipteki borcun tamamına, ilamsız takipteki borcun ise 110.948,98 TL’lik kısmına itiraz edildiği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça ilamsız takipteki borcun ise 110.948,98 TL’lik kısmından borçlu olunmadığını, borçların muaccel olmadığını, takiplerin mükerrer olduğunu savunarak davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz... ...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır. İİK'nın 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, İİK'nın 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2001 tarih ve 2001/12-354 Esas, 2001/367 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacaklının asıl kredi borçlusu hakkında haciz yolu ile takip yapmasına bir engel bulunmamaktadır. Somut olayda; davacı taraf alacak iddiasını taraflar arasındaki taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinin 4.2 ve 4.4 maddelerindeki düzenlemelere, aynı sözleşmenin 3.21.maddesindeki taminatı nakde çevirme yetkisine dayandırdığı görülmüştür. Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2001 tarih ve 2001/12-354 Esas, 2001/367 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacaklının asıl kredi borçlusu hakkında haciz yolu ile takip yapmasına bir engel bulunmamaktadır. Eldeki olayda davacının alacak talep ettiği toplam miktarın 574.069,64 TL olduğu, rehin miktarının 200.000,00 TL olduğu, talep edilen alacak miktarının belirgin bir şekilde rehinle temin edilen alacağın üzerinde olduğu, davacının takip başlatırken ilamsız takipte rehin konusu edilen miktarı tahsilde tekerrür olmayacak şekilde mahsup ederek açtığı görülmüştür. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Davalı tarafça istinafa konu edilen kısmın Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/50810 esas sayılı dosyasına konu edilen açık hesap ilişkisine ait faturalardan 14.02.2022 tarihli 17.633,14 TL bedelli faturanın tamamı ile 31.12.2021 tarihli 466.475,24 TL bedelli faturanın 93.307,84 TL’lik kısmına yönelik olduğu görülmüştür. Anılan faturalar davacının 6100 sayılı yasanın 222.maddesine uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde ise kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere; faturaların davalının defterinde kayıtlı olmaması nedeniyle faturalara konu alacağın varlığını davacının ispatlaması gerekecektir. 31.12.2021 tarihli 466.475,24 TL bedelli faturanın 93.307,84 TL’lik kısmı davalı tarafından kabul edilmezken bakiyesi kabul edilmektedir. Taraflar arasında imzalanan 6.1.maddesine göre cari hesaba borç kaydedilen ceza, masraf ve tazminatların varlığı halinde, bu meblağların da hesaba katılarak taraflarca haftalık mutabakat yapılacağının kararlaştırıldığı, cari hesap dökümlerinde farklılıklar olması halinde ise davacının kayıtlarının esas alınacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. 6100 sayılı yasanın 193.maddesi kapsamında delil sözleşmesi olan anılan maddeye göre davacı tarafından 31.12.2021 tarihli 466.475,24 TL bedelli faturanın içeriği hususunda davalıya gönderilen mutabakat metninin davalı tarafından 11.05.2022 tarihinde kabul edildiği, bu şekilde davalının anılan fatura içeriğine itiraz ettikten sonra mutabakatı kabul etmesi, anılan mutabakatın sözleşmenin 6.1.maddesi gereği davalıyı bağlar nitelikte olduğu anlaşıldığından mahkemece anılan fatura bedelinden davalının sorumlu tutulması da isabetlidir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere; İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacının alacak iddiasını dayandırdığı 14.02.2022 tarihli 17.633,14 TL bedelli fatura içeriğinde alacak konusunun “Hasar Bedelleri” olarak yer aldığı, mahkemece anılan faturaya konu işe ilişkin tüm evrakların istenmesi sonucunda dosyaya sunulan belgelerde ve yazılı beyanda fatura konusu borcun Şişecam tarafından davacıya düzenlenen temin edilmeyen araçlarla ilgili fark bedeli olduğunun belirtildiği görülmüştür. İtirazın iptali davasının açılması ve karara bağlanmasında takip talebi ve ödeme emri esas alınacaktır. Zira, davanın konusu, ilamsız icra takibine borçlunun yaptığı itirazın haklı olup olmadığıdır. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takip ve dava konusu olmayan istemler bu davada dikkate alınamaz. Takipte talep edilmeyen hususlarda karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmüne de aykırılık oluşturur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/1273 esas 2020/1442 karar sayılı ilamı) Davacının ödeme takip talebi ekinde sunduğu açık hesaba konu faturanın içeriğinin “Hasar Bedeli” olarak yer alması, davalının buna göre anılan borca itiraz etmesi ve davacının fatura konusu borcun hasar bedeli olmayıp temin edilmeyen araç için fark bedeli olduğunu beyan etmesi karşısında davanın anılan faturaya konu “Hasar Bedeli” iddiasını ispat edemediği, fatura içeriği borcun itirazın iptali davasında değiştirilmesine olanak bulunmadığı da anlaşıldığından anılan fatura yönünden davalının itirazında haklı olduğu kanaatiyle bu fatura yönünden de istemin reddine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Yine kısa kararda davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuşken gerekçeli kararda davanın kabulüne dair hüküm kurulması da hükümle gerekçeli kararın çelişmesine neden olmuş olup Anayasa’nın 36/1.maddesi, AİHS’nin 6.maddesi ile 6100 sayılı yasanın 298/2.maddesine aykırı şekilde hükmün değiştirilmesi de hatalıdır. Bu nedenlerle; davalının istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden KISMEN KABULÜNE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2025 tarih, 2023/352 Esas - 2025/145 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/51768 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, -Takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, -Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/50810 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, -Takibin 356.436,50 TL miktar üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden sonra yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Davalının itiraz etmiş olduğu ve kabul edilen asıl alacağın (93.307,84 TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli 20.035,80 TL harçtan, peşin alınan 5.310,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.725,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, ç-Davacı tarafından yapılan 5.579,90 TL harç ve 13.698,00 TL sair gider olmak üzere toplam 19.277,90 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 18.121,22 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, e-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 46.929,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.633,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, g-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 2.932,80 TL’sinin davalıdan, bakiyesi olan 187,20 TL’sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, h-Davacı tarafından yatırılan 5.737,69 TL'lik yenileme harcının davacı üstünde bırakılmasına, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irat kaydına, b)İstinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c)Davalı tarafından yapılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 480,00 TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, e)6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*