Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9917 E. 2026/5009 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9917
Karar No
2026/5009
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1665 E., 2025/1884 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/296 E., 2023/83 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.06.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait Pakistan'da bulunan inşaat projelerinde kalıpçı formeni olarak 02.02.2018-15.01.2019 tarihleri arasında aylık net 2.500,00 USD ile çalıştığını, çalıştığı süre boyunca, tüm hafta içi (6 gün) 07.00-18.00 (yaz dönemine göre 08.00-19.00) saatleri arasında ve ayda iki hafta tatilinde çalıştığını, haftada en az 3 gün beton döküm işlemi ve buna bağlı işler yapıldığından akşam çalışmasının 22.00'ye kadar devam ettiğini, resmî tatiller ile Kurban Bayramı'nda bir gün çalıştığını, Şirket politikası gereği işçilerin ücretinden her ay %10 kesinti yapıldığını belirterek ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının görev ve sorumluluğundaki kısmın tamamlanması ile davacının çalışmasına ihtiyaç kalmadığını, davacının bazı aylar elden avans almış olduğunu kendisinin de ikrar ettiğini, eksik ödemelerin tespiti hâlinde bu hususun da değerlendirilmesi gerektiğini, iş sözleşmesi gereği iki haftalık ihbar öneli verildiğini, müvekkili Şirkette fazla çalışma yapılırsa ya bordrolara işlenmek suretiyle bankadan ödendiğini ya da ücretli izin olarak kullandırıldığını, bu nedenle davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını, resmî tatillerde ve dinî bayramlarda çalışma olmadığını, Türkiye'de geçirdiği izin sürelerinin fazla çalışma ve hafta tatili süresinden mahsup edilmesi gerektiğini, davacıya iş sözleşmesinin sona ermesi sırasında yurt dışında geçirdiği emek ve çalışmasına karşılık olarak 4.113,00 USD ödeme yapıldığını, müvekkili Şirketin davacıya tüm ödemelerin yapıldığının banka dekontları ile sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar cevap dilekçesinde uygulanacak hukuka ilişkin bir savunma olmasa da davalı vekilince rapora itiraz dilekçesinde Pakistan hukukunun uygulanması gerektiği yönündeki itirazları değerlendirildiğinde taraflarca sadece matbu nitelikteki sözleşme imzalandığı, sözleşmede davacı işçi için uygulanacak yer hukukunun açıkça belirtilmediği, taraflar arasında uygulanacak hukuk seçimi yapıldığının kabulüne imkân bulunmadığı, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının kabul edilen hizmet süresine göre 4 haftalık (28 günlük) bildirim süresinin olacağı, bildirim süresinin bölünmezliği ilkesi gereği yapılan bildirimin bir geçerliliğinin bulunmadığı ve davacının ihbar tazminatına hak kazanacağı, tanık beyanlarına göre ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, ücret adı altında yapılan ödemenin başkaca işçilik alacaklarından mahsup edilmesine olanak bulunmadığe gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlıkta Pakistan hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Yurt dışı iş sözleşmesinde ihbar süresinin iki hafta kararlaştırıldığından usule uygun olarak ihbar öneli kullandırıldığını, 3. Davacı ile menfaat birliği içerisinde olan tanık beyanları ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlanamayacağını, 4. Davacının fazla çalışma yapmadığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, çalışma süresi boyunca kullandığı izinlerin fazla çalışma ve hafta tatili süresinden mahsup edilmesi gerektiğini, 5. Türkiye'deki ulusal bayram ve genel tatil günlerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, 6. İş sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan 4.113,00 USD tutarlı ödemenin alacaklardan mahsubu gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının hesaplanması ve ispatı ile mahsuba ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; davacının yurda giriş çıkış kayıtlarına göre 19.08.2018-02.09.2018 tarihleri arasında Türkiye'de bulunduğu görülmektedir. Ne var ki fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanırken davacının yurt içinde olduğu bu dönemlerin hesaplama dışında tutulmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir: "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz" 6100 sayılı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrası ise şöyledir: "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Somut dosyada; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının tanık beyanlarına göre arife günü ile dinî bayramlarda bir gün çalıştığının tespiti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı hesaplanmıştır. Ancak davacının dava dilekçesinde dinî bayramlardan Kurban Bayramında bir gün çalıştığını iddia ederek talepte bulunduğu anlaşıldığından, davacı talebi ile bağlı kalınmak suretiyle sadece Kurban Bayramlarında bir gün çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9917, K. 2026/5009, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-9917-e-2026-5009-k-926f7cf53c58