Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/557 E. 2026/1485 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/557
Karar No
2026/1485
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/557 KARAR NO : 2026/1485

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2023 NUMARASI : 2023/242 Esas 2023/1062 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2023 gün ve 2023/242 Esas 2023/1062 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/03/2021 tarihinde müvekkiline ait, ... sevk ve idaresindeki .... plakalı araca ...'nın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkiline ait aracın hasarlandığını ve değer kaybına uğradığını ileri sürerek 23.727,28-TL hasar bedeli ile 3.150,00-TL değer kaybı olmak üzere toplam 26.877,28-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, gerçek zararın ZMMS Genel Şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve değer kaybının ZMMS sigortacısından tahsiline ilişkin olduğu, davacının yerleşim yeri itibariyle mahkemenin yetkili bulunduğu, tarafların gösterdiği delillerin toplandığı, 26/05/2023 tarihli celsede taraf sürücülerinin kusur durumunun belirlenmesi için trafik bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilerek bilirkişi ücretinin yatırılması amacıyla davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, süresinde yatırılmaması halinde kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ve mevcut delillere göre karar verileceğinin ihtar edildiği, bilirkişi ücretinin kesin süre geçtikten sonra 22/06/2023 tarihinde yatırıldığı, kesin süreye ilişkin ara kararın açık ve usulüne uygun olduğu, sürenin geçirilmesiyle davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu nedenle dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek kusuru ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 26/05/2023 tarihli duruşmada bilirkişi ücretinin yatırılması için iki haftalık kesin süre verilerek duruşmanın 13/09/2023 tarihine bırakıldığını, bilirkişi ücretinin ise 22/06/2023 tarihinde yatırıldığını, ücretin sonraki duruşmadan yaklaşık üç ay önce yatırılması nedeniyle celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına yol açılmadığını, sonraki duruşmaya kadar bilirkişi raporunun alınması ve taraflara tebliğinin mümkün olduğunu, kesin süre kurumunun davanın reddi için bir araç olarak kullanılamayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/04/2022 tarihli, 2021/1326 Esas ve 2022/3365 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, kesin süreye ilişkin ara kararın açık ve eksiksiz olması gerektiğini, dayandığı Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca usul kurallarının hakkın elde edilmesini engelleyecek biçimde uygulanamayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorunda oldukları, taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle hakim, tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyecektir. 6100 sayılı HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Somut olayda, mahkemece 26.05.2023 tarihli celsede taraf sürücülerinin kusur durumunun belirlenmesi amacıyla trafik bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilerek bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, duruşmanın 13.09.2023 tarihine bırakıldığı, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra ancak bir sonraki duruşmadan önce 22.06.2023 tarihinde yatırıldığı, bu hususun Uyap kayıtlarında yer alan tahsilat makbuzuyla da sabit olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle davacının kesin süre içerisinde delil avansını yatırılmadığı gerekçesiyle bilirkişi deliline dayanılmamış sayıldığından bahisle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ise de, delil avansının tamamlanmasına ilişkin getirilen düzenlenmelerde kanun koyucunun temel amacının, eksik giderin yatırılmasını ve davaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1.maddesi hükmüne göre makul sürede sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Somut olay özelinde davacıya verilen kesin sürenin sona ermesinden sonra 22.06.2023 tarihinde delil avansının yatırıldığı, delil avansının yatırıldığı tarih ile 13.09.2023 tarihli talik celse tarihi arasında yaklaşık üç aylık bir süre bulunduğu, bu durumda delil avansının geç yatırılmasının münhasıran celse talikine uğramasına neden olduğu söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Davanın uzamasının engellenmesi davaların ucuz, basit ve çabuk sonuçlandırılması prensibi de kabul edilerek yatırılan avansa göre, kesin sürenin amacına da ulaştığı belirlendiğinden, toplanacak delillere göre davanın sonuçlandırılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır. Dolayısıyla davacının dayandığı delillerin dosyaya kazandırılmadan karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken, yatırılan delil avansı gözetilerek dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmesi, kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/67 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyası ve toplanan diğer deliller birlikte değerlendirilerek taraf sürücülerinin kusur durumunun belirlenmesi, davaya konu hasar bedeli ve değer kaybı talepleri yönünden gerekli teknik inceleme yaptırılması, alınacak raporun taraflara tebliğiyle itirazlarının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2023 gün ve 2023/242 Esas 2023/1062 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/557, K. 2026/1485, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-557-e-2026-1485-k-4b5067b5db1f