Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1000 E. 2026/1024 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1000
- Karar No
- 2026/1024
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1000 - Karar No:2026/1024 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1000 KARAR NO : 2026/1024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2024 NUMARASI : 2022/662 E-2024/232 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/10/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı hakkında 08.04.2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı ve borçlunun 18.04.2022 tarihinde borca ve yetkiye itiraz ettiği, davalının bu itirazında Akyurt İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu, taraflarınca gösterilen miktarda borcu bulunmadığını, ana para yönünden 62.000,00 TL fazla talepte bulunulduğunu, faizlerin yüksek olduğunu ve faiz aralıklarının belirtilmediğini belirttiği, Ankara 10. İcra Müdürlüğü tarafından dosyanın yetkisizlik ile Akyurt İcra Müdürlüğüne gönderildiği, borçlunun bu ödeme emrine karşıda itirazda bulunduğu, akabinde dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulduğu, borçlunun borcu kabul ettiği, ancak yaptıkları işlerden doğacak hakedişlerin sürelerinin belli olmamasından dolayı ne zaman ödeme yapılacağına dair bir süre veremeyeceklerini bildirdikleri, izah olunan sebeplerden de anlaşılacağı üzere borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ettiği ve takibi durdurduğu, müvekkilinin taahhüt ettiği bütün edimleri yerine getirdiği fakat davalının her defasında borcunu ödemekten kaçındığı ve müvekkilinin zararına sebebiyet verdiği, davalının borca itiraz dilekçelerinde takip miktarının 62.000,00 TL'sine itiraz ettiği, bir diğer itirazlarının da borcu kabullenmeyerek temerrüdün gerçekleşmediği olduğu, bu yönüyle bile itirazın haksız ve müvekkilinin zararına sebebiyet vermek maksadıyla yapıldığının aşikar olduğu belirtilerek davanın kabulü ile haksız yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, icra takibinin öncelikle Ankara 10. İcra Müdürlüğünde başlatıldığı, müvekkilinin itirazı üzerine icra dosyasının Akyurt İcra Müdürlüğüne gönderildiği, Akyurt İcra Müdürlüğünün düzenlediği ödeme emrinin tebliği üzerine asıl borç ve fer'ilerine ilişkin itiraz edildiği, dava dilekçesinde ise, hem Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6899 Esas sayılı dosyasına, hem de Akyurt İcra Müdürlüğü’nün 2022/190 Esas sayılı dosyasına dayanılarak dava açıldığı, bu durumda dava şartlarından olan HMK'nın 114/1-h maddesinde yazılı hukuki yarar koşulunun gerçekleşmediği ve davanın reddi gerektiği, esasa yönelik olarak da takibe konu edilen işlerin yapılmadığı, davacının yapmadığı işlere ilişkin olarak hak ediş tutanakları hazırladığı fakat bu tutanaklardan bir çoğunun müvekkili ya da yasal temsilcisi tarafından imzalanmadığı, bu nedenle müvekkilinin yapılmayan iş nedeniyle davacıya ödeme yapma yükümlülüğünün doğmadığı, davacının icra takibini başlatırken faturaya dayalı olarak icra takibi başlamış ise de dayanak belge olarak hak ediş tutanaklarını sunmadığı, bu nedenle tarafın hak ettiği alacak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının sözleşmenin 3. maddesindeki; "Fabrika sahasında çalışma esnasında çalışanların SGK bildirgeleri, SGK ödemeleri, yüksekte çalışma raporu ... tarafından karşılanacaktır ve bütün sorumluluk ... ait olacaktır" hükmü gereği müvekkiline verilmesi gereken belgeleri vermediği, TBK 117. maddesi kapsamında temerrüde düşürülmedikleri, İİK’nın 58/2. maddesi gereğinde ödeme emrine takibin dayanağı belgelerin eklenmediği, takip dayanağına bir kısım faturalar eklenmiş iken, bir kısım fatura ile hak ediş belgelerinin eklenmediği, tüm alacağın ödendiği, ödemelerin toplamının 914.440,00 TL olduğu, hal böyle olunca davacının alacaklı olmadığı, ödemeler dikkate alındığında davacının HMK'nın "Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü" başlıklı 29. maddesine aykırı davrandığı belirtilerek davanın reddi ile davacının takibinde kötüniyetli olduğu belirtilerek İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; getirtilen Ankara 10.İcra Dairesi’nin 2022/6899 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı ... Tah.. Ltd. Şti vekili tarafından ... Yol Bakım…A.Ş İzmir Şubesi aleyhine 939.105,37 TL asıl alacak, 140.997,13 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.080.102,50 TL tutarındaki toplam alacağın, icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yasal faiz (Yıllık %9 ) ve değişen oranlardaki faizi ile –TBK md.100 kapsamında- tahsilini teminen Akyurt İcra Müd.’de ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağı olarak, 8 adet 939.105,37 TL fatura bedelinin gösterildiği, ödeme emrinin davalı /borçlu tarafa tebliğini müteakip davalı borçlu vekilinin yetkiye itirazı üzerine dosyanın Ankara 10.İcra Dairesine intikal ettiği, yeniden çıkarılan ödeme emrine karşı borçlunun 15.04.2022 tarihli dilekçe ile ; “….takibin başlatılması gereken yer Ankara Akyurt İcra Müdürlüğü’dür. Bu sebeple yetki itirazında bulunuyoruz. Müvekkilin alacaklıya karşı gösterilen miktarda borcu bulunmamaktadır. Ana para borcu yönünden 62.000,00 TL fazla talepte bulunulmuştur. Talepte talep edilen rakamlara gösterilen oran üzerinden işletilen faizlerde yüksek hesap edilmiş olup faiz aralıkları gösterilmemiştir. Bu sebeple belirtilen miktarda borca ve buna isabet eden fer’ilerine itiraz ediyoruz.…..” şeklinde itirazda bulunduğu ve takibin durmasına sebebiyet verdiği, davalı vekiline 08/06/2023 tarihli duruşmada, davalıya ait ticari defter kayıt ve belgelerini ibraz etmek veya bulundukları yer ve kişi bilgilerini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde defter ve belgeler ibraz olunmadığı takdirde HMK'nın 222. maddesi ve TTK’nın 83. maddesi gereği defteri ibrazından kaçınmış sayılacakları ve defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları, ayrıca kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması kaydıyla karşı tarafın usulüne uygun tutulan kayıtlarına itibar edileceği hususunda ihtarat yapıldığı, ancak ticari defterlerin ibraz edilmediği ve bulundukları yerle ilgili bilgi verilmediği, davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, SMMM bilirkişi düzenlediği raporunda-ek raporunda sonuç olarak; davacı tarafından dava dosyasına sunulan ticari defterlerin açılış tasdikinin ve kapanış tasdikine tabii yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, envanter ve kebir defterlerinin kapanış tasdikine tabii olmadığı, taraflara ve ihtilaf konusuna bağlı kalınarak yapılan incelemede davacı ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz yansıtmadığı, bu nedenle usulüne uygun düzenlenmediği, davacı şirket ticari defter kayıtlarında, takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.102.872,01 TL cari hesap bakiye alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğu, takip ve dava konusu tüm faturaların davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, takip ve dava konusu faturalar nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi, itibariyle (01.11.2019 tarihli A seri 145765 sıra no.lu 249.262,02 TL bedelli faturadan , 98.622,02 TL bakiye alacağının kaldığı, 27.03.2020 tarihli …2 no.lu faturadan 82.600,00 TL, 08.05.2020 tarihli ..3 no.lu faturadan 6.490,00 TL,10.06.2020 tarihli …5 no.lu faturadan 175.526,97 TL, 02.10.2020 tarihli ..6 no.lu faturadan 143.515,73 TL, 31.12.2020 tarihli ..1 no.lu faturadan 187.688,64 TL 01.03.2021 tarihli …3 no.lu faturadan 52.710,21 TL, 04.10.2021 tarihli ..5 no.lu faturadan 41.311,80 TL olmak üzere ) 746.465,57 TL asıl alacağın (fatura alacağının) bulunduğu, davacı tarafından takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takipte işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağı, mahkemece,746.465,57 TL fatura alacağına ilişkin davacının davalıdan işlemiş faiz talebinde bulunabileceğinin değerlendirilmesi durumunda işlemiş yasal faiz tutarının 140.691,11 TL olduğu, mahkemece ; davalı tarafından banka kanalıyla yapılan tüm ödemenin cari hesap bakiye tutarından tenzilinin gerektiği, davacının takip konusu fatura bedellerinin işlemiş faiziyle birlikte talep edilebileceğinin değerlendirilmesi durumunda; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 939.105,37 TL asıl alacak(fatura bedeli) 140.691,11 TL işlemiş faiz talebinde bulunulabileceği, ancak takipte davacı davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle, davacı şirket tarafından davalı firma adına düzenlenen faturalara dayalı alacağa yönelik yapılan ilamsız icra takibinde, borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz üzerine İİK’nın 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, davanın yasal bir yıllık süresi içinde açıldığı , her ne kadar davalı vekili Ankara İcra Dairelerinin yetkili olduğu iddiası ile, İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de; yetki itirazı üzerine icra dosyasının Akyurt'tan Ankara İcra Müdürlüğü’ne gönderildiği ve davanın da buna göre açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin icra dairesi ile ilgili yetki itirazının reddine karar verildiği, dava dilekçesi, davaya konu faturalar, ödeme belgeleri, icra dosyası, davacı firma ticari defterleri, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; taraflar arasında 31.07.2019 tarihli İş Sahibi (İşveren) ... ..Ltd. Şti, İş Üstlenici Firma ... Ltd. Şti olarak imzalanan sözleşme gereğince davacı tarafından 8 adet fatura düzenlediği, davalı firmanın faturalara dayalı borcunu ödememesi üzerine, davacı şirket tarafından (yetkisizlikle gelen)Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6899 Esas sayılı dosyası ile davalı firma aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı borçlunun borca ve fer’ilerine itiraz etmek suretiyle takibin durmasına sebebiyet verdiği, alacaklının ise borçlunun itirazının iptali yönünde eldeki davayı açtığı, taraflar arasında; sözleşme ve faturalara dayalı ticari ilişki bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki anlaşmazğın; davaya konu faturalara dayalı işin yapılıp yapılmadığı ve faturalara dayalı davalı firmanın borcunun bulunup bulunmadığı ile bu borcun ödenip ödenmediği noktalarında toplandığı, davalının ihtarata rağmen defterlerini sunmaması nedeni ile davacı firmanın usulüne ve yasaya uygun olarak tutulmuş olan defter kayıtlarına itibar edildiği, her ne kadar bilirkişi tarafından ödeme kayıtları yönünden usulüne uygun kayıt bulunmadığını belirtmiş ise de; davalı tarafın faturalara bir itirazı bulunmadığı dikkate alındığında ve davacı kayıtlarına göre davalının borcunun sabit olduğu, ödeme iddiasının da belgeler ile ispat edilebileceği gözetildiğinde davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, mahkemece alınan davacı şirket ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme sonucunda düzenlenen SMMM bilirkişi rapor-ek raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğunun görüldüğü, somut olayda; davalının ticari ilişkiye, takip ve dava konusu faturalara yönelik itirazı bulunmadığı, davalının bir yandan sözleşmeye konu işin yapılmadığını iddia ederken, bir yandan fatura bedellerinin ödendiğini iddia ettiği, işin yapılmadığına yönelik davanın herhangi bir delil ibraz etmediği, iddiasını ispat edemediği, esasen faturalara dayalı borcun defter kayıtlarına göre sabit olduğu ve ödeme iddiası bulunduğu da dikkate alındığında, işin yapılmadığı iddiasının da yersiz olduğu, davalının ödeme iddiasına ilişkin belgeler sunduğu, ancak takip ve dava konusunun cari hesaba yönelik olmadığı dikkate alındığında, Yargıtay uygulamaları gereği de sadece faturalara yönelik inceleme ve ödeme belgelerinin dikkate alınması gerektiğinden, inceleme ve değerlendirmenin buna göre yapıldığı, yine davalı tarafından ödeme yapılmamasına gerekçe olarak, davacı firmanın taraflar arasındaki sözleşme uyarıca vermesi gereken SGK bildirgeleri, SGK ödemeleri ve bunun gibi belgeleri vermediği savunmasında bulunulmuş ise de; sözleşmede söz konusu belgelerin verilmemesi durumunda iş bedelinin ödenmeyeceği hususunda bir düzenleme bulunmadığından, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, SMMM bilirkişi raporuna göre, davacı firmanın kanuna ve usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, bu nedenle HMK’nın 222/2-3. maddesine göre kayıtların lehine delil teşkil ettiği, taraflar arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğu, icra takibine konu alacağa yönelik düzenlenen faturaların davacı firmanın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dosya kapsamında davalı tarafın faturalara itiraz ettiğine dair bir bilgi ve belge de bulunmadığı, davalı tarafın ibraz ettiği ödeme belgelerinden sadece faturalara dayalı ödeme belgelerinin dikkate alınması gerektiği(takibin dayanağının fatura olup, incelemenin bu faturalara yönelik yapılması gerektiği), bu durumda (davalının ibraz ettiği ödeme belgelerinden faturalara yönelik olanlar dikkate alındığında) davacının icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten 8 adet faturaya dayalı 746.465,57 TL alacaklı bulunduğu, davacının icra takibinde yasal faiz talebinde bulunduğu, davacı/alacaklı tarafından takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takip tarihinde önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ve taraflar arasında vade tarihi/ödeme günü belirlendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığından davacının işlemiş faiz talebinde bulunmayacağı kanaatine varıldığı, davacı her ne kadar TTK’nun 1530/4.maddesine göre faiz işletilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de; bu maddeye göre faturanın tebliğine veya teslime dair belge ibraz etmediğinden iddiasına itibar edilmediği belirtilerek davalının borca itirazının kısmen haksız olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile; davalının Ankara 10.İcra Müdürlüğü'nün 2022/6899 Esas sayılı dosyasında 746.465,57 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %9 faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine; alacak yargılamayı gerektirdiğinden tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkili icra dairesinin hatalı belirlendiği, mahkemenin gerekçesinde belirttiğinin aksine, taraflarınca Ankara 10. İcra Dairesi'nin 2022/6899 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borçlunun Akyurt İcra Dairesinin yetkili olduğunu beyan ederek yetkiye itiraz ettiği ve dosyanın yetkisizlikle kapatılarak Akyurt İcra dairesine gönderildiği, Akyurt icra dairesince borçluya yeniden ödeme emri gönderildiği ve borçlunun borca itiraz etmesiyle itirazın iptali davası ikame edildiği, mahkemenin dava konusu olayı tam tersine yorumlayarak yanılgıya düştüğü, kararın duraksamaya yer vermeyecek şekilde olmadığı, mahkemenin gerekçeli kararının tereddüte sebebiyet verdiği, icrasının mümkün olmayacağı, 25.01.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 3. maddesi '' Takip ve dava konusu tüm faturaların davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, takip ve davakonusu faturalar nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi, itibariyle (01.11.2019 tarihli A seri 145765 sıra no.lu 249.262,02 TL bedelli faturadan , 56.622,02 TL bakiye alacağının kaldığı, 27.03.2020 tarihli …2 no.lu faturadan 82.600,00 TL, 08.05.2020 tarihli ..3 no.lu faturadan 6.490,00 TL,10.06.2020 tarihli …5 no.lu faturadan 175.526,97 TL, 02.10.2020 tarihli ..6 no.lu faturadan 143.515,73 TL, 31.12.2020 tarihli ..1 no.lu faturadan 187.688,64 TL 01.03.2021 tarihli …3 no.lu faturadan 52.710,21 TL, 04.10.2021 tarihli ..5 no.lu faturadan 41.311,80 TL olmak üzere ) 746.465,57 TL asıl alacağın (fatura alacağının) bulunduğu, davacı tarafından takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takipte işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağı,'' şeklinde görüş belirtildiği, mahkemenin gerekçesinin 9. paragrafının ise '' icra takibine konu alacağa yönelik düzenlenen faturaların davacı firmanın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dosya kapsamında davalı tarafın faturalara itiraz ettiğine dair bir bilgi ve belge de bulunmadığı, davalı tarafın ibraz ettiği ödeme belgelerinden sadece faturalara dayalı ödeme belgelerinin dikkate alınması gerektiği(takibin dayanağının fatura olup, incelemenin bu faturalara yönelik yapılması gerektiği), bu durumda (davalının ibraz ettiği ödeme belgelerinden faturalara yönelik olanlar dikkate alındığında) davacının icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten 8 adet faturaya dayalı 746.465,57 TL alacaklı bulunduğu,'' şeklinde olduğu, bilirkişi raporunun ilgili bölümü ve mahkemenin kanaati birlikte nazara alındığında, mahkeme davalı tarafın sunmuş olduğu ödeme belgelerinden sadece faturaya dayalı ödeme belgelerinin dikkate alındığını, davalı tarafın sunmuş olduğu tediye makbuzunun (50.000,00 TL x 3 adet =150.000,00 TL çek ) fatura alacağı mukabinde yapıldığını kabul ettiği, çek bedellerinin neye ilişkin yapıldığına dair bir bilgi, belge, açıklama yok iken mahkemenin bu çek bedellerini fatura alacağından mahsup etmesinin isabetsiz olduğu, kaldı ki çeklerin vade tarihlerinden sonra borçlu davalının cari hesap açıklamasıyla ödeme dekontlarının mevcut olduğu, bu çeklerin neye ilişkin olarak verildiği belli değilken ve taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi olduğu da düşünüldüğünde çek bedellerinin fatura mukabilinde yapıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, 6102 sayılı TTK’nın 1530/4. maddesinde yeni bir düzenleme yapıldığı, buna göre; faturanın teslimi ve tebliği gibi bir şartın söz konusu olmadığı, kaldı ki ; 01.11.2019 tarihli, fatura alacağının davalı borçlu şirket yetkilisine teslim edildiği, faturada şirket yetkilisinin bizzat imzası bulunduğu, geriye kalan faturaların hepsinin e-fatura olarak düzenlendiği, sistem üzerinden otomatik olarak şirkete gönderildiği bu nedenle işlemiş faize hükmedilmemesinin hatalı olduğu, icra inkar tazminatının reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği, davalının borca itiraz dilekçelerinin birinde takip miktarının 62.000,00T L'sine itiraz ederken bir diğer itirazında tamamına itiraz ettiği, bu yönüyle bile kötü niyetli olarak borca itiraz edildiğinin anlaşılacağı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, icra takibinin öncelikle Ankara 10. İcra Müdürlüğünde başlatıldığı, müvekkilinin itirazı üzerine icra dosyasının Akyurt İcra Müdürlüğüne gönderildiği, Akyurt İcra Müdürlüğünün düzenlediği ödeme emrinin tebliği üzerine asıl borç ve fer'ilerine ilişkin itiraz edildiği, dava dilekçesinde ise, hem Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6899 Esas sayılı dosyasına, hem de Akyurt İcra Müdürlüğü’nün 2022/190 Esas sayılı dosyasına dayanılarak dava açıldığı, bu durumda dava şartlarından olan HMK'nın 114/1-h maddesinde yazılı hukuki yarar koşulunun gerçekleşmediği ve davanın reddi gerektiği, taraflar arasında imzalanan 31.07.2019 tarihli sözleşme ile İzmir'de imal edilen fabrikanın "Çelik Konstrüksiyon işinde kaynak, boya işçiliği" yapılmasına ilişkin olarak davacı tarafın yükümlülük altına girdiği, davacının işi yaptığını ispat edemediği, davacı yapmadığı işlere ilişkin olarak hak ediş tutanakları hazırlamış ise de, bu tutanaklardan bir çoğunun müvekkili ya da yasal temsilcisi tarafından imzalanmadığı, takibe dayanak belge olarak hak ediş tutanaklarının sunulmadığı, hal böyle olunca, davacının hak ettiği alacak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşme uyarınca müvekkiline verilmesi gereken belgelerin verilmediği, bu kapsamda davacı tarafın yapılan işte SGK'lı çalıştırıp çalıştırmadığı, SGK ödemelerini yapıp yapmadığı, yüksekte çalışan personelin raporlarının alınıp alınmadığının belirli olmadığı, eksikliği vuku bulması halinde asıl işveren olarak müvekkilinin sorumlu olacağı, temerrüde düşürülmediklerini, davacı tarafın talep ettiği işlemiş faizin tümden reddine karar verilmesi gerektiği, İİK'nın 58. maddesi uyarınca ödeme emrine takibin dayanağı belgeler eklenmediği, bir kısım faturalar ile takip dayanağı olması gereken hak ediş belgelerinin eklenmemesi nedeni ile kararın kaldırılması gerektiği, kabul etmemek kaydıyla tüm borcun ödendiği, toplam 914.440,00 TL ödeme yapıldığı, davacının HMK'nın 29. Maddesindeki "Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü"ne aykırı davrandığı, davacı takibinde kötüniyetli olmakla İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, kök ve ek rapora itirazları giderilmeden karar verildiği, ek raporun (3.) sayfasının "2.2.b) Vekaletnamenin ve banka dekontunun incelenmesi" başlığını taşıyan bölümde incelediği belgeye atıf yaparken "vekaletname" yazılması gerekirken maddi hata olarak "ihtarname" yazıldığı, anılan vekaletname içeriğinin (ikinci sayfada) "...T.C. Hudutları dahilinde halen mevcut bulunan ve bundan böyle mevcut olacak olan bilumum resmi, yarı resmi, hususi, milli ve yabancı bankalar ile özel finans kurumları nezdinde şirketimzi adına senetlerin teslim alınması ve protestoların kaldırılması işlemlerini yapmaya, gerekli evrak ve belgeleri imzalamaya,..." yetkisi verildiği, vekaletnamede bankayla ilgili açık yetki ("...gerekli evrak ve belgeleri imzalamaya...") olduğu halde, bu durumun tam tersini raporuna yazan bilirkişinin ya belge içeriğini okumadan bu satırları yazdığını ya da bu ibareleri okuduğu halde, gerçeğe aykırı bir şekilde bu durumu raporuna yansıttığı, tarafsızlığını yitirdiği, raporunun bu yönüyle eksik ve gerçeğe aykırı olması nedeniyle hükme esas alınmaması gerektiği, yine ek raporunun dördüncü (4.) sayfasında aynen; "...Asıl raporumuzun tanziminden sonra, davalı vekili tarafından dava dosyasına,... A.Ş tarafından ... bankası aracılığı ile Avans ödemesi açıklaması ile 05.09.2016 tarihli 100.000,00 TL bedelli , 06.04.2016 tarihli 75.000,00 TL bedelli toplam 175.000,00 TL ödeme belgesi sunulmuş ise de ; takip ve dava konusu ilk faturanın 01.11.2019 tarihli A seri 145765 sıra no.lu 249.262,02 TL bedelli fatura olduğu, belirlendiğinden ve huzurdaki davada cari hesap alacak bakiye tutarı talep edilmediğinden hesaplamamıza dahil edilmeyecektir..." tespitinin doğru bir tespit olmadığı, anılan raporun beşinci (5.) sayfasında bilirkişinin "... CH Ödemesi" başlığı altında yapılan ödemeler ile müvekkilin itiraz aşamasında ödeme belgelerini sunduğu 175.000,00-TL ödemeyi borca karşı mahsup etmemesinin doğru olmadığı, ikinci olarak, aynı borç ilişkisinin (temel borç ilişkisinin) fatura veya cari hesap ilişkisi olarak ikiye ayrılmasının hukuki bir dayanağı bulunmadığı gibi, böyle bir ayırım yapma yetki ve görevi de bilirkişinin görevi kapsamında olmadığı, davacı talepleri terditli olarak incelendiği, davalı taraf olarak kendi savunmalarının dikkate alınmadığı, terditli bir hesaplama yapılmadığı, bu hususun bilirkişinin görünürde tarafsız olmadığı intibakını verdiği, ek raporunun yedinci (7.) sayfasında aynen; "....Dava dosyasına sunulan 16.03.2022 tarihli ... A.Ş’ne ait banka dekontunda davalı/... A.Ş. çalışanı veya davalı şirket adına hareket ettiği anlaşılan ... tarafından, ...A.Ş banka hesabına nakit 42.000,00 TL yatırıldığı, işlem açıklamasında, ‘... A.Ş carisine istinaden‘ ifadesinin yer aldığı, bu nedenle takip ve dava konusu fatura bedellerinden tenzilinin gerektiği,..." belirtildiği halde, aynı raporun beşinci (5.) sayfasında hesaplamanın yapıldığı tabloda müvekkilin "... CH Ödemesi" başlığı altında yapılan ödemelerin dikkate alınmaması raporun kendi içinde çelişkili olduğunu ortaya koyduğu, ek raporunun sekizinci (8.) sayfasında aynen; "....Sayın Mahkemece ; davalı tarafından banka kanalıyla yapılan tüm ödemenin cari hesap bakiye tutarından tenzilinin gerektiği, davacının takip konusu fatura bedellerinin işlemiş faiziyle birlikte talep edilebileceğinin değerlendirilmesi durumunda; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 939.105,37 TL asıl alacak(fatura bedeli) 140.691,11 TL işlemiş faiz talebinde bulunulabileceği, ancak takipte davacı tarafından takip tarihi itibariyle 140.997,13 TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu,..." tespitinin kendi içinde çelişkili olduğu, bilirkişinin "...davalı tarafından banka kanalıyla yapılan tüm ödemenin cari hesap bakiye tutarından tenzilinin gerektiği,..."ni belirtmekte ancak yukarıda ikinci itirazlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, müvekkilin yaptığı ödemelerin mahsup edilmeden davacı tarafın alacaklı gösterilmesinin kendi içinde raporun çelişkili olduğunu ortaya koyduğu, yeni heyetten rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi nedeni ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine göre hükümde maddede yazılanlar dışında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri bulunmalıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu hükmü getirilmiştir. Bunun amacı, hükmün infaz edilecek kısmı sonuç kısmı olacağından sonuç kısmının infaz ve uygulamaya elverişli olarak yazılmasını sağlamaktır. Bu bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde; dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, dosyadaki belgelerden Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2022/6899 sayılı dosyası ile 07/04/2022 tarihinde öreme emrinin çıkartıldığı, davalı ......A.Ş. vekilince borca itiraz ile birlikte Ankara Akyurt İcra Dairesinin yetkili olduğu yönünde itiraz dilekçesi verilidiği, alacaklı vekilinin 18/04/2022 tarihinde dosyanın Akyurt İcra Dairesine gönderilmesine ilişkin talepte bulunduğunun görüldüğü, mahkemece yapılan yargılama ile verilen kararda davanın kısmen kabulü ile Ankara 10. İcra Dairesinin 2022/6899 sayılı dosyasındaki itirazın iptaline karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, davacı vekilince de icra takibinin Akyurt İcra Dairesinin 2022/190 sayılı dosyası ile devam ettiği, bu nedenle verilen kararın infaz kabiliyetinin bulunmadığı yönünde de istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı itibari dikkate alındığında; dosyadaki mevcut belgeler ile mahkemenin "her ne kadar davalı vekili Ankara İcra Dairelerinin yetkili olduğu iddiası ile, İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de; yetki itirazı üzerine icra dosyasının Akyurt'tan Ankara İcra Müdürlüğü’ne gönderildiği ve davanın da buna göre açıldığı" şeklindeki gerekçesi ile icra dosyasının yetkisizlik kararı üzerine Akyurt İcra Dairesi'nden Ankara İcra Dairesine gönderilmesine dair tespiti ve buna dair kurulan hükmün çelişik olduğu, denetlenebilir nitelikte bulunmadığı ve kararın infazında tereddüt yaratacak nitelikte olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamındaki icra dosyası ve icra dosyasındaki işlemlerin tarih ve silsilesi dikkate alınıp taraf itirazları da giderilecek şekilde infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurulmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının diğer istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/03/2024 gün ve 2022/662 Esas, 2024/232 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 12.750,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır