İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/151 E. 2026/680 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/151
- Karar No
- 2026/680
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/151 Esas KARAR NO : 2026/680
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/02/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yediemin işiyle meşgul olup İstanbul' da çok sayıda deposu bulunduğunu, davalı tarafın müvekkille harici şekilde anlaşarak dava dışı ... Tic. Ve San. A.Ş.' yi tahliye edildiğini ve malları müvekkilin deposuna kaldırdığını, tahliye işlemi sonrasında işletmeye ait çok sayıda demirbaş eşyanın kurum tarafından derhal teslim alınamaması nedeniyle kamu zararının doğmasının önlenmesi amacıyla malların uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiği tespit edilerek bu kapsamda düzenlenen 29.08.2025 tarihli OLUR ve akabinde düzenlenen teslim–nakil tutanakları ile söz konusu malların müvekkil şirkete ait depoya sevk edilmesine karar verildiğini, teslim tutanağında “Teslim edilen malzemelerin korunması ve muhafazası sorumluluğu bu tutanak ile birlikte yediemine geçmiştir.” ibaresine yer verildiğini, bu kayıt davalı idarenin muhafaza hizmetini fiilen başlattığını, depo seçimini gerçekleştirdiğini ve muhafaza yükünü müvekkile devrettiğini ortaya koyduğunu, tahliye edilen işletmeye ait yüzlerce kalem demirbaş eşya müvekkil depo alanına taşındığını, güvenliği sağlandığını ve muhafaza altına alındığını, mallar halen davalı adına korunmakta olduğunu, davalı hizmetten fiilen yararlanmaya devam ettiğini, ancak aldığı hizmet bedelinin karşılığını ödemediğini, müvekkil şirket tarafından verilen muhafaza hizmetine ilişkin olarak 19.09.2025 – 19.11.2025 dönemini kapsayan 720.000,00 TL bedelli e-fatura davalı idare adına düzenlendiğini, fatura davalıya ulaşmasına rağmen herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, müvekkil şirket tarafından verilen muhafaza hizmetine ilişkin olarak 19.09.2025 – 19.11.2025 dönemini kapsayan 720.000,00 TL bedelli e-fatura davalı idare adına düzenlendiğini, fatura davalıya ulaşmasına rağmen herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil kurum ve ihbar edilen şirket arasında Dolmabahçe Sarayı içerisinde yer alan kafeterya bölümünün kiralanması konusunda 22.05.2023 tarihli kira sözleşmesinin müvekkil kurumun 2866 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca açtığı ihale sonucunda akdedildiğini, müvekkil kurum tarafından ihbar edilen şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiği tespit edildiğinden sözleşmede kendisine tanınan tek taraflı ve haklı fesih yetkisini kullanarak kira sözleşmesini feshettiğini, ihbar edilen şirkete 17.06.2025 tarihli ... sayılı fesih ve tahliye ihtarı gönderildiğini, İhbar edilen taraf taşınmazı tahliye etmediği gibi işbu ihtara karşı birçok dava ikame ettiğini, müvekkil kurumun fesih yetkisini kullandığını, ihbar edilenin taşınmazda bulunan malzemelerini tahliye etmesi için ihbar edilene birden fazla tebligat gönderildiğini, ihbar edilen işbu ihtarlara karşı müvekkil kuruma verdiği yazılı cevapta malzemelerin mülkiyetini terk ettiğini açık bir şekilde ifade ettiğini, müvekkilin kamu kurumu niteliğinde olmasından dolayı mülkiyeti terk edilen malzemeleri kendi envanterine geçirmesinin mümkün olmadığı da gözetildiğinde taşınmazda bulunan malzemeleri tahliye etmesinden başka bir seçeneği kalmadığını, davacının deposuna çekilen malzemelerin tamamı ihbar edilene ait olduğunu, müvekkil kurum tarafından ihbar edilene birden fazla kez ihtarname gönderilerek kiralanan taşınmazda bulunan malzemelerini teslim alması ihtar edildiğini, ancak ihbar edilen şirket ihtarları adeta görmezden gelerek malzemelerini taşınmazdan aldığını, bunun üzerine müvekkil kurum ihbar edilene ait malzemeleri kamu zararı oluşmaması adına malzemeleri davacıya ait depoya naklettiğini, davacı tarafından talep edilecek depo ücreti nakliye masrafı, yediemin ücreti gibi tüm alacak kalemleri talep edebileceği kurum ihbar edilen şirket olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, saklama ve depolama hizmet ücretinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. Somut olayda, davanın itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın saklama ve depolama hizmet ücretinin tahsilinden kaynaklandığı, davalının tacir olmadığı, dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği, HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevinin Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla; davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3- HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 4- Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davanın görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK.nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine, Dair; kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerini e duruşma yolu ile yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır