İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/456 E. 2026/760 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/456
- Karar No
- 2026/760
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/456 Esas KARAR NO : 2026/760
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 08/06/2026 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, ticari faaliyeti kapsamında ... Bank A.Ş. ... Şubesi'nden ... ve ... seri numaralarıyla başlayıp ... seri numarasıyla biten çek koçanlarını teslim aldığını, aralarındaki güven ilişkisine dayanarak davalı ...'nin hileli iknası ve yalnızca "hatır çeki" olarak bankalarda teminat amaçlı kullanılması şartıyla söz konusu koçanlardaki boş çek yapraklarını bedel ve vade kısımları boş olacak şekilde imzalayarak teslim ettiğini, davalı ...'nin miktar ve vadeleri yazmadan önce onay alacağını vaat etmesine rağmen bu kurala uymadığını, oğlu olan davalı ... (TCKN: ...) ve resmiyette onun adına kayıtlı görünen ancak gerçekte ...’ye ait olan ... vergi numaralı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile el ve iş birliği içerisinde hareket ederek müvekkilinin iradesi dışında çekleri toplamda 18.000.000,00 TL meblağ ile doldurarak tedavüle soktuğunu, müvekkilinin bu durumu ancak çeklerin karşılıksız işlemi görmesi ve icra takipleri başlamasıyla öğrendiğini beyan ettiğini, dava konusu olan ... ... ... Şubesine ait, 22/11/2025 keşide tarihli, ... seri numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı çek yönünden, .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasında talep edilen alacak miktarı açısından da müvekkilinin hiçbir avans işlemi veya menfaatinin bulunmadığını, çekteki imzanın ticari bir mal veya borç karşılığı olmaksızın "boşa imza" şeklinde atılmış bir hatır çeki niteliğinde olduğunu, söz konusu işlemler karşılığında müvekkiline kumaş dahil hiçbir maddi menfaat veya karşılık sağlanmadığını, bu hususun davalı ...'nin (TCKN: ...) imzasını taşıyan ekli "Borç İkrar Belgesi" ile sabit olduğunu, davalıların iştirak halinde müvekkilini dolandırarak elde ettikleri hatır çeklerini kendi menfaatleri doğrultusunda piyasayı aldatma amaçlı kullandıklarını, konkordato başvurularının hukuku dolanma yöntemi olduğunu ve paravan şirketleri olan ... vergi numaralı ... Kumaş Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkilisi ... üzerinden hileli mal varlığı transferi yapılarak aklama faaliyetinde bulunulduğunu, bu hususta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürdüğünü, İcra takibini başlatan davalı ... San. ve Tic. Limited Şirketi'nin (V.N: ...) asıl borçlu olan kişilerin davalılar ... olduğunu bildiğini, davalı ... firması yetkililerinin ...’nin ... firmasında resmi bir imza yetkisinin bulunmadığını ve şirket kaşesini ciroda kullanamayacağını bilmelerine rağmen bu hileli sürece iştirak ettiklerini, davalı ... şirketinin çekin imza suistimaliyle doldurulduğunu ve kambiyo vasfı taşımadığını bilerek takibe girişmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu, takibe dayanak yapılan çekin illetten ve illiyetten mücerret olmadığını, ilk cirodaki imza ile kaşenin hileli olması sebebiyle senedin kambiyo vasfı taşımadığını belirterek; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle İİK'nın 72/2. maddesi doğrultusunda .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasındaki icra takibinin durdurulması yönünde teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirket ve yetkilisinin iflas bildirmesi sebebiyle adli yardım taleplerinin kabulünü, davanın kabulü ile 1.000.000,00 TL toplam alacak yönünden müvekkili davacıların borçlu olmadığının tespitini, haksız ve kötü niyetli icra takibinin iptalini ve davalı ... firması aleyhine senede konu miktarın %40’ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, borçtan kurtulmak ve çek şikayetlerini neticesiz bırakmak amacıyla diğer davalılarla ortak hareket ederek müvekkilini ve piyasayı dolandırma kastı taşıyan haksız bir dava açıldığını beyan etmiştir. Öncelikle usul yönünden; davacı tarafa mahkemenin 18/06/2026 tarihli ara kararı ile 1.500,00 TL gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verildiğini, ancak davacının bu yasal kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığını, bu nedenle davanın esasa girilmeksizin öncelikle usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu çeki, davacının da dilekçesinde ikrar ettiği üzere, diğer davalılar ile aralarındaki mevcut ticari ilişki ve mal tesliminden doğan alacağına mahsuben ciro yoluyla yasalara uygun olarak devraldığını, Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında meşru ve iyi niyetli üçüncü kişi hamil konumunda bulunduğunu beyan etmiştir. Kıymetli evrak hukukundaki "illetten mücerretlik" ilkesi gereğince çekin temel ilişkiden bağımsız olduğunu, müvekkilinin davacı ile lehtar arasındaki iç ilişkiyi ve çekin "hatır çeki" olarak verildiğini bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, TTK m. 687 uyarınca şahsi def'ilerin iyi niyetli üçüncü kişi hamile karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Davacının bu iddiayı müvekkiline karşı ileri sürebilmesi için müvekkilinin çeki iktisap ederken "bile bile davacının zararına hareket ettiğini" (ağır kusur veya kötü niyet) yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, senede karşı senetle ispat kuralı (HMK m. 200) uyarınca tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını belirterek haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddini, davacının icra inkar ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca açılmış olan menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) ve icra takibinin iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 115/1. maddesi gereğince mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkillerinin mali durumunun yetersiz olduğunu ve iflas bildirdiğini beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur. HMK m. 334 hükmünde adli yardımdan yararlanabilecek kişiler sayılmış, HMK m. 335 hükmünde adli yardımın kapsamı açıklanmış, HMK m. 336/2 hükmünde ise adli yardım isteminde bulunanın yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin 18/06/2026 tarihli ara kararı ile; davacının ticari şirket olması, adli yardımdan faydalanmasını gerektirir dosyaya yeterli mali durum belgesi ile delilin sunulmamış olması ve mahkememizde bu yolda haklı bir kanaat oluşmaması gerekçeleriyle HMK m. 336/2 ve m. 337/2 hükümleri uyarınca davacı vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Aynı ara karar ile davacı vekiline; başlangıçta yatırılması yasal zorunluluk olan 732,00 TL başvuru harcı ile 17.077,50 TL peşin harcı yatırması için duruşma gününe kadar kesin süre, yargılama giderlerinin karşılanması amacıyla 1.500,00 TL gider avansını yatırmak üzere ise iki haftalık kesin süre verilmiştir. Ara kararda gider avansı verilen kesin süreler içerisinde ikmal edilmediği takdirde davanın usulden reddedileceği hususu davacı tarafa açıkça ihtar olunmuş, ara kararın tebliği ile ihtarın yapılmış sayılacağı kararlaştırılmıştır. HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiş olup Kanun'un 115/2. maddesine göre de dava şartı noksanlığının giderilmesi için mahkemece verilen kesin süre içerisinde bu şart yerine getirilmezse dava usulden reddedilir. HMK'nın "Harç ve gider avansının ödenmesi" başlıklı 120. maddesinde ise; "Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. 2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.3) (Ek:22/7/2020-7251/9 md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324. madde hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır. Yönetmeliğin "Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi" başlıklı 205. maddesinde de; " (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adlî yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adlî yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması hâlinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir..." düzenlemesi bulunmaktadır. Gider avansı tarifesi 3. maddesinde:'' Davacı, bu Tarifede gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı her türlü tebligat ücreti ile posta ücretleri gibi giderleri kapsar.'' Şeklinde ve 4. maddesinde:'' Davacı, taraf sayısının beş katı tutarında tebligat ücreti ile diğer iş ve işlemler için 530 TL toplamını avans olarak öder.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Yapılan incelemede; davacının adli yardım talepli olarak davayı açtığından gider avansı yatırmadığı, mahkememizce adli yardım talebinin reddine ve eksik gider avansını (davada 4 adet davalı olması ve tarifeye göre 20 adet tebligat tutarı (20*265=5.300,00TL) ile 530,00TL yatırması gerekirken mahkememizce dava dilekçesinin tebliği için 1.500,00TL gider avansı talep edilmiş ) yatırmasına dair usulüne uygun olarak tebliğ edilen ara karara rağmen davacı tarafça mahkememizce verilen kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığı, 16.10.2026 tarihli duruşmadan önce 10.10.2026 tarihinde gider avansını yatırdığı, davalılara dava dilekçesinin tebliği yapılamaması sebebi ile yargılamanın uzamasına ve celse talikine sebep olduğu görülmekle davacının dava açarken gider avansı yatırmasının yasal düzenlemeler gereği zorunlu olduğu, yasa gereği 2 haftalık kesin süre içerisinde ödenmemesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafça gider avansının süresinde yatırılmadığı sabit olmakla, davanın esasına girilmeksizin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça mahkememizin 18/06/2026 tarihli ara kararı ile verilen kesin süreye rağmen 1.500,00 TL gider avansının ve yasal harçların süresinde yatırılmadığı anlaşıldığından, davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-g ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan harç bulunmadığından davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın yatırana iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır