İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1985 E. 2026/795 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1985
Karar No
2026/795
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1985 Esas KARAR NO : 2026/795

DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 16/10/2026 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle: "Müvekkili güncel tapu kaydında ... Mahallesi ... sokak no:64 blok:1 .../ İstanbul adresli taşınmazın 1/10 oranındaki payının mülkiyetini, müteahhit ...'dan 29.08.2007 tarihinde satın almış, satış bedelinin tamamını ifa etmiş ve pay müvekkil adına tapuda tescil edildiğini, taşınmaz üzerindeki 9/10 pay ise davalı ...'da kalmaya devam ettiğini, müvekkilimiz dava konusu taşınmazı; ikamet etmek, aynı zamanda, İstanbul gibi taşınmaz değerinin yüksek bir şehirde yatırım sahibi olmak saikleri ile satın almış ve taşınmazda ikamet etmeye başladığını, ihtiyati tedbire hükmedilmesi için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile; bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı,bir hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı; tehlikesinin varlığı arandığı yani ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş veya halen var olması aranmadığını dava konusu hak ve şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebildiğini, dilekçemizin ilk bölümünde arz ettiğimiz üzere dava konusu taşınmaz kentsel dönüşüm sürecine girmekte olduğunu, davalı, 6306 sayılı kanun kapsamında bir müteahhit ile anlaşarak hisselerini anlaşma kapsamında devir ve temlikine hazırlandığını bu durumda müvekkilin hakını ileri sürmesi oldukça zorlaşacak ve hatta imkansız hale gelebileceğini izah edildiği üzere ihtiyati tedbir verilmesinin bir koşulu olan tehlike ve zararın önlenmesi hususu da işbu davamızın esasına yönelik yukarıdaki açıklamalarımız değerlendirildiğinde mevcut olduğunu şayet ihtiyati tedbir talebimizin sayın mahkeme tarafından kabul görmemesi halinde davalının devir silsilesini müvekkillerin hakkına ulaşmasını zorlaştırma adına genişleteceği şüphesiz olduğunu işbu nedenle dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması son derece elzem olduğunu" karar verilmesini talep etmiştir. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. 01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir. Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir. HMK 114.maddesinde; davacı vekilinin 16/10/2026 Tarihli dilekçesi ile sehven açıldığını, dosyanın Asliye Hukuk mahkemesinin gönderilmesini talep ettiğini, işbu dosyada görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır ☪ Üye ... ¸e-imzalıdır ☪ Üye ... ¸e-imzalıdır ☪ Katip ... ¸e-imzalıdır ☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1985, K. 2026/795, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1985-e-2026-795-k-11372a808b71