İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1700 E. 2026/909 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1700
- Karar No
- 2026/909
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1700 Esas KARAR NO : 2026/909
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2026 KARAR TARİHİ : 26/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adlı firmada sosyal medya danışmanlığı hizmeti verdiğini, davalının müvekkilinden 'gelinceyiziiumraniye'' kullanıcı adlı Instagram hesabına züccaciye/çeyiz ürünlerinin tanıtımını yapacak reklam hazırlamasını, züccaciye/çeyiz ürünlerini takipçilerine hediye etmek amacıyla çekiliş videosu hazırlamasını talep ettiğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalının hizmet bedelini ödemediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, Şimdilik 5.000,00 TL'nin reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz dosyasının 15/09/2026 tarihli tensip zaptının 1 numaralı ara kararı uyarınca tarafların tacir-esnaf kaydının araştırılması için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına karar verildiği, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin 15/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 18/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesinin 16/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının herhangi bir mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatlarlar Odası birliğinin 25/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının esnaf kayıtlarına rastlanılmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesinin 06/10/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının Potansiyel Mükellef vergi kaydının bulunduğu, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ise 06/10/2026 tarihli yazı cevabında da davalının kaydının bulunmadığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava alacak talebine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/412 E., 2025/761 K. Sayılı kararında " Davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmekle, davalı hakkında vergi dairesine yazılan müzekkereye; davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu, yine İstanbul Ticaret Sicil Müd.'ne yazılan müzekkereye de davalının gerçek kişi ticari kaydının bulunmadığı yönünde yanıt verildiği görülmüştür. Yapılan araştırmalar sonucu davalının tacir sıfatı olmadığının kesinleştiği böylece eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı tespit edilmekle mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece; davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerekirken.." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin 15/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 18/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesinin 16/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının herhangi bir mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatlarlar Odası birliğinin 25/09/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının esnaf kayıtlarına rastlanılmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesinin 06/10/2026 tarihli yazı cevabında davacı ve davalının Potansiyel Mükellef vergi kaydının bulunduğu, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ise 06/10/2026 tarihli yazı cevabında da davalının kaydının bulunmadığının bildirildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tarafların tacir olduğuna dair somut bilgi belgeye rastlanmadığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceğinden yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. 26/10/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)