İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/80 E. 2026/750 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/80
- Karar No
- 2026/750
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/80 Esas KARAR NO :2026/750
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 29/01/2026 KARAR TARİHİ: 05/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...İletişim ve Satış Ticaret A.Ş., ... ve ... platformlarını işleten, ... markasının sahibi ve elektronik ticaret aracılık hizmeti sunan bir şirket olduğunu, davalı ... E-Ticaret Ltd. Şti. ile elektronik ortamda Elektronik Ticaret Aracılık Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalı satıcının ürünlerinin ... platformunda satışa sunulduğunu, gerçekleşen satışlar, komisyonlar, kargo giderleri, iade kargo bedelleri, tüketici iadeleri ve diğer hak edilerler taraflar arasındaki cari hesapta kayıt altına alındığını, davacının sözleşme gereğince satıcıların alacak bakiyesi oluştuğunda ödemelerini eksiksiz yerine getirdiğini , buna karşılık borç bakiyesi veren satıcılardan alacakların tahsili amacıyla yasal yollara başvurulduğunu ifade ettiğini, davacı tarafın davalının cari hesabında 8.745,22 TL borç bakiyesi oluşmasına rağmen bu borçun vadesine ödenmediğini, yapılan tahsili girişimlerinin sonuçsuz kalmasına üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasi ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalın süresi içinde borca itiraz etmesi nedeniyle icra takibinin durduğunu açıklanan nedenlerle .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, alacağın likit olması ve davalının kötü niyetli itirazın nedeniyle alacağı en az %20’si oranında icra inkar tazminatına hukmedilmesine, ayrıca yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı taraf, davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır. ARAŞTIRMA; 1-.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. 2-İlgili Vergi Dairelerinden tarafların 2023-2024 yıllarına ait BA/BS form ve kayıtları getirtildi. 3-04/07/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda; "Dosya kapsamı, davacı ticari defterleri, cari hesap ekstresi, e-fatura kayıtları, sistem iade kayıtları ve sunulan ödeme/iade referans belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket kayıtlarında davalı ... E-Ticaret Ltd. Şti.’nin takip tarihi olan 29/11/2024 itibarıyla 8.745,22 TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden karşılaştırmalı defter incelemesi yapılmamıştır." Yönünde rapor tanzim edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 8.745,22-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek uyuşmazlık hususunda SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, 04/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özzetle; "Dosya kapsamı, davacı ticari defterleri, cari hesap ekstresi, e-fatura kayıtları, sistem iade kayıtları ve sunulan ödeme/iade referans belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket kayıtlarında davalı ... E-Ticaret Ltd. Şti.’nin takip tarihi olan 29/11/2024 itibarıyla 8.745,22 TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden karşılaştırmalı defter incelemesi yapılmamıştır." bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı tarafın rapora karşı herhangi bir beyan ve itirazda bulunmadığı görülmüştür. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının incelenen ticari defterlerinin, usulüne uygun olarak tutulduğu ve lehine delil olma niteliğini haiz olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının, sunulan sözleşme, davacının usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları ve BA/BS kayıtları ile ispatlanmış olduğu, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı, buna göre takip konusu alacağın 2023 yılı iade edilen ürün satışlarına ilişkin olduğu ve bu kapsamda davacının davalından 8.745,22-TL alacaklı olduğunun, davcının usulüne uygun tutulan defter kayıtları, BA/BS kayıtları ve davalı tarafın ticari defterini ibrazdan kaçındığı hususları dikkate aldığında, davacı tarafından ispatlanmış olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından, ticari defter, fatura, vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere 1-Davanın KABULÜNE, .... İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 8.745,22-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 732,00-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL peşin harç ve 732,00-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.464,00-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 10.100,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti 6.000,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 8.745,22-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibrariyle KESİN olmak üzere karar verildi.verilen karar usulen okundu anlatıldı.05/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır