İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/888 E. 2026/723 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/888
- Karar No
- 2026/723
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/888 Esas KARAR NO : 2026/723
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun 11/12/2024 tarihinde davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmediği, müvekkilinin otomotiv tamircisi olup, davalının aracını tamir etmiş ve aracın parçalarının değişimini sağladığı, işbu fatura içeriğinin araç tamir, parça bedelleri ve işçilik hizmetlerine ilişkin olduğu, faturaya yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazın gelmediği, bunun üzerine davalı hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 104.292,00 TL asıl alacak ve 14.440,00 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, davalının 23/03/2025 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, davalının, icra takip dosyasına sunulan faturadan dolayı borcunun bulunduğu, davalının icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediği ve ödeme belgesi de sunmadığı, açıklanan nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olup mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunmasını talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacıya yaptırdığı tüm işlemlerin bedelini zamanında ödediğini, takip konusu faturanın gerçeği yansıtmadığını ve müvekkilinin aracına söz konusu tamir işlemlerinin hiç yapılmadığını, icra takibine ve dava dilekçesine konu faturada araç plakasına dair hiçbir bilginin yer almadığını, bu durumun faturanın uydurma olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin davacıya ve davacının akrabaları olan ... ile ...'e 13/01/2024 ile 19/07/2024 tarihleri arasında çeşitli tutarlarda ödemeler yaptığını, bu ödemelerin ...'in kredi kartı ve banka havaleleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini, davacının daha önce tahsil ettiği bedeller için mükerrer tahsilat amacı güttüğünü, müvekkilinin aracını 11/07/2024 tarihinde sattığını, satış tarihinden sonra 11/12/2024 tarihinde fatura kesilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kullandığı yedek parçalara ilişkin faturaları sunamadığını, tarafların Ba-Bs formlarının ilgili vergi dairelerinden celbini talep ettiğini, müvekkilinin ... Bankası hesap ekstresinin, ... ve ...'e ait banka kayıtlarının ve davacının pos cihazı ekstrelerinin dosyaya kazandırılmasını istediğini, aracın satış tarihinin Trafik Tescil Şubesi'nden sorulması gerektiğini, var olmayan bir alacak için icra takibi başlatılmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ...tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca .. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/22081 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; Davanın davacı ve davalı arasındaki ticari ilişki gereği davacı tarafından düzenlenen 11/12/2024 tarihli fatura nedeniyle davacı tarafın alacağının bulunup bulunmadığı, davacının ne kadar alacağı olduğu, davalının temerrüde düşüp düşmediği, düştü ise tarihi, buna göre uygulanması gereken faiz tür ve oranının ne olduğu, tahakkuk eden faiz miktarının ne olduğu, davacının davalıdan talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faizin ne kadar olduğu, davalının itirazının haklı olup olmadığı hususlarının tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Dosyada mübrez bilirkişi tarafından sunulan 20/01/2026 tarihli bilirkişi kök raporunda; dava konusunun, davacının davalıya 104.292,00 TL Fatura Alacağı ve 14.440,00 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 118.732,00 TL alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğu, davalının itirazı ile takibin durduğu, bu kez davacının talebi ile huzurda görülen itirazın iptali davasının açılmış olduğu, davacını tarafın incelemeye sunulan 2024 yılı Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, defterlerin birbirlerini doğrular nitelikte olduğu ve dolayısıyla, ...K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin Ticari Defterlerinin lehine delil teşkil ettiği kanaatine varıldığı, davalının incelemeye sunulan ticari defterlerinden, 2023 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, defterlerin birbirlerini doğrular nitelikte olduğu ve dolayısıyla, ...K.'nun amir hükümlerine göre davalı şirketin 2023 yılı Ticari Defterleri lehine delil teşkil ettiği kanaatine varıldığı, ancak davalının 2024 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri yasal süresinde ve usulünce yaptırılmış olmakla birlikte 2024 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin yaptırılmadığı tespit edildiğinden davalının 2024 yılı ticari defterlerinin lehinde delil niteliğine haiz olup olmadığı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; davacı tarafın davalıya düzenlediği faturayı davalının hesabına borç hanesine kaydedildiği, davacının defterlerinde davalıdan ödeme aldığına dair bir kayıt tespit edilemediği, davacının ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 104.292,00 TL alacaklı olduğu; davalının ticari defter kayıtlarına göre, davalının davacının düzenlediği faturayı ticari defterlerine kaydetmediği ve davalının davacıya borçlu olduğu hususunda herhangi bir kayıt tespit edilemediği; davacı tarafın 2024 yılında 1 adet belge ile KDV hariç 86.910,00 TL tutarında satış yaptığını beyan etmiş olduğu, davalı tarafın da aynı şekilde 2024 yılında davacıdan 1 adet belge ile KDV hariç 86.910,00 TL tutarında alım yaptığı yönünde BA bildiriminde bulunduğu, söz konusu beyanların birbiri ile örtüştüğü tespit edilmiştir. Davalının bilirkişi raporuna itiraz etmesi üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış olup bilirkişi tarafından kök rapordaki kanaatlerini değiştirmesini gerektirir bir hususun bulunmadığı beyan edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların bağlı bulundukları vergi dairesinden ilgili dönemlere ait BA ve BS formları celp edilerek tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu; davacının ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 104.292,00 TL alacaklı olduğu; davalının ticari defter kayıtlarına göre, davalının 2024 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde ve usulünce yaptırılmış olmasına rağmen 2024 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin yaptırılmadığının tespit edildiği; davalının, davacının düzenlediği faturayı ticari defterlerine kaydetmediği ve davalının davacıya borçlu olduğu hususunda herhangi bir kayıt tespit edilemediği, davacı tarafın 2024 yılında 1 adet belge ile KDV hariç 86.910,00 TL tutarında satış yaptığını beyan etmiş olduğu, davalı tarafın da aynı şekilde 2024 yılında davacıdan 1 adet belge ile KDV hariç 86.910,00 TL tutarında alım yaptığı yönünde BA bildiriminde bulunduğu, söz konusu beyanların birbiri ile örtüştüğü tespit edilmiştir. HMK m. 282 uyarınca hâkim, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder ve raporla bağlı değildir. Yine HMK m. 279/4 uyarınca bilirkişi, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bu itibarla, bilirkişinin davacının ticari defterlerinin "sahibi lehine delil niteliği taşıdığı" yönündeki değerlendirmesi hukuki nitelendirmeye ilişkin olup, bu husustaki takdir doğrudan mahkemeye aittir. Bilirkişi kök ve ek raporu, defterlerin şeklî unsurları ile kayıt içeriklerinin tespiti bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte, yeterli ve denetime elverişli bulunmuştur. Taraflar arasında TTK m. 89 ve devamı maddeleri anlamında yazılı şekilde akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların "cari hesap" olarak nitelendirdiği ilişki, münferit satım sözleşmelerinden doğan semen alacaklarının muhasebe kayıtlarında tek bir hesap altında izlenmesinden ibarettir. Dolayısıyla dava konusu alacağın hukuki sebebi, TBK m. 207 ve devamı ile TTK m. 23 hükümleri çerçevesinde satılan malın bedelidir. TTK m. 21/2 uyarınca kendisine fatura gönderilen kişi, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. HMK m. 222/2 uyarınca ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu şartlara uygun tutulan defter kayıtlarının sahibi lehine delil kabul edilebilmesi ise, diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması koşuluna bağlıdır. Dördüncü fıkra uyarınca ise, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Davacının ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliğinde bulunmasına rağmen davalının 2024 yılına ait yevmiye defterinin kapanış tasdikini yaptırmadığından sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı ve takip ve dava konusu faturanın davalı tarafından BA formu ile birlikte vergi dairesine bildirilmiş olması karşısında davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek faturaya konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak davacı tarafından yerine getirildiği ve davacının söz konusu fatura nedeniyle davalıdan 104.292,00 TL alacaklı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından faturaya konu hizmetin hiç sunulmadığı, tamir hizmeti verilen aracın fatura tarihinden çok önce satıldığı iddia edilmiş ise de davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliğinin bulunmaması ve söz konusu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği anlaşıldığından davalının bu yöndeki savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Aynı şekilde davalı tarafından bir kısım ödemelerin üçüncü kişilerin hesabına yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu ödemelerin takip konusu borca mahsuben davacının talimatı ile üçüncü kişilere yapıldığı hususu ispatlanamadığından davalının bu yöndeki savunmasına da mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde delilleri arasında açıkça yemin delilinin belirtilmemiş olması nedeniyle mahkememizce iddialarının ispatı bakımından yemin delili de hatırlatılamamıştır. Açıklanan nedenlerle açılan davanın asıl alacak bakımından kabulü ile takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından takip öncesi faiz talebinin reddine, alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takdiren kabul edilen tutarının %20'si oranında hesaplanan 20.858,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 104.292,00 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE 3-Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile takdiren kabul edilen tutarının %20'si oranında hesaplanan 20.858,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 5-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 7.124,19-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.433,99-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.690,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden 14.440,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 1.433,99-TL Peşin/Nisbi Harç olmak üzere toplam 2.049,39-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 10-Davacı tarafından yapılan; 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 588,90-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 7.588,90-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.665,95-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 120-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 559,36-TL'sinin davacıdan, bakiye 4.040,64-TL'nin ise davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı