İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/828 E. 2026/580 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/828
Karar No
2026/580
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/828 KARAR NO : 2026/580

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 23/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında taşımacılık işi için anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından taşıma işlemi yapılarak fatura kesildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; 4.400,00 USD bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 15.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 16.09.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi. Davacı yanın ticari defterlerini incelemek üzere ----- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup talimat mahkemesince düzenlenen rapor dosyamız arasına alınmıştır. Raporda özetle; davacı defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğunu, davacı tarafın 2023 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda; 2022 yılından devir eden davalıdan alacak bakiyesinin olmadığını, 2023 yılında davalı tarafa toplam 83.004,68 TL (4.400,00 USD) tutarında 1 adet satış faturası kaydının olduğunu, kur değerlemesi kayıtlarından sonra davalıdan 31/12/2023 tarihinde alacak bakiyesi kaydının 129.528,08 TL tutar olduğunun tespit edildiğini, 2023 yılından 2024 yılına devir eden alacak bakiyesi tutarının 129.528,08 TL ile kayıtlı olduğunu, 2024 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda; 2023 yılından devir eden davalıdan alacak bakiyesi kaydının 129.528,08 TL olduğunu, 2024 yılında davalı tarafa satış faturası kaydının veya tahsilat olmadığını, kur değerlemesi kayıtlarından sonra davalıdan 31/12/2024 tarihinde alacak bakiyesi kaydının 154.982,52 TL tutar olduğunun tespit edildiğini, 2024 yılından 2025 yılına devir eden alacak bakiyesi tutarının 154.982,52 TL ile kayıtlı olduğunu, özetle faturanın kur karşılığının deftere işlendiğini belirtmiştir.Davalı tarafa defter ve kayıtlarının sunmak üzere ihtaratlı kesin süre verilmiş ise de davalı verilen kesin sürede defterlerini sunmamıştır.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, fatura konusu hizmeti yerine getirip getirmediği, karşılığında davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği, bu kapsamda davacının başlattığı takibe davalının itirazının haklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ----.H.D. --- Esas, ---- Karar sayılı kararı)Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce davalı yanın defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulduğu, davalıya usulüne uygun ihtarat yapıldığı, davalı yanın defterlerini sunmadığı davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki ticari ilişki ve davacının 4.400,00 USD alacaklı olduğu ve takip tarihi itibari ile bu alacak miktarı kadar haklılığı kanıtlanmıştır.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay ----HD ----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-avanın kabulü ile; davalının ---. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının iptali ile, takibin 4.400 USD alacak üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi birlikte icra takibinin DEVAMINA, 2-İptaline karar verilen 4.400 USD’nin takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 10.337,98 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.836,54 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 8.501,44 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 2.264,14 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından sarfedilen 1.221,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/828, K. 2026/580, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-828-e-2026-580-k-16da9e12528c