İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/185 E. 2026/751 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/185
- Karar No
- 2026/751
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/185 Esas KARAR NO : 2026/751
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, Uluslararası faaliyet gösteren bir Alman Şirketin kuruluşu 25 yıl öncesine dayanan sektöründe öncü ve saygın bir firma olduğunu, davalı borçlu ... A. Ş., müvekkili şirketten sanayii ürünleri düzenli olarak satın aldığını, davalı borçlu firma, 2025 yılı Eylül ve Ekim aylarından itibaren aldığı ürünlere istinaden düzenlenen faturala bedellerinin 22.393,87 Euro tutarındaki kısmını ödemekten imtina ettiğini, davalının ödeme yapmaması için hiçbir bahanesi olmadığını davalıya ödeme yapılması için birçok bildirimde bulunduğunu, ancak cevap alınamadığını, müvekkili firmanın haklı alacağını tahsil için son çare olarak davalı hakkında .... İcra Dairesi 2026/... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlu firma tamamen zaman kazanmaya yönelik ve haksız bir şekilde, anılan icra dosyasına itiraz ettiğini, borçlunun haksız itirazının iptali için arabuluculuk süreci başlatıldığını ancak arabuluculuk kurumundan da bir ilerleme kaydedilemediğini,İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2026/... sayılı arabuluculuk dosyası 'anlaşamama' olarak kapatıldığını, tüm bu sebeplerle müvekkili firmanın alacağının tahsili ile likit olan alacağa yapılan haksız İtirazın İptali ve %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini temin için sayın mahkemenize başvurma zarureti hasıl olmuştur, yargılama esnasında ortaya çıkacak durumlar da nazara alınarak davalı borçlunun .... İcra Dairesi 2026/... E., sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız ve zaman kazanmaya yönelik İtirazın İptali ile en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, arabuluculuk ücreti ve dava vekalet ücretinin ayrı ayrı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça başlatılan icra takibi usule aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafın iddia ettiği alacak kalemlerine ilişkin olarak daha önceden başlatıldığını, başkaca takiplerin ve davaların bulunup bulunmadığının mahkememizce resen araştırılmasının elzem olduğunu, nitekim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 30.11.2023 tarihli, 2021/1529 E. ve 2023/1852 K. sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere, "davalı borçlu vekili davaya konu icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde, icra takibinin mükerrer yapıldığını, aynı faturaya konu alacağın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile de talep edildiği" şeklindeki itirazların titizlikle incelenmesi zorunlu olduğunu, aynı kararda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesine atıfla "Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz." kuralının altı çizilmiş ve "mahkemece yapılması gereken iş, davalı borçlu vekilinin derdestlik itirazında bulunduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının getirtilip incelenmek suretiyle" sonuca gidilmesi gerektiği belirtiltiğini, aksi bir durum, anılan kararda da ifade edildiği gibi, "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması" sonucunu doğuracağını, bu nedenle öncelikle mükerrerlik ve derdestlik yönünden usuli inceleme yapılmasını talep ettiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, yalnızca fatura sunulması alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, Davacı taraf dava dilekçesi ekinde hiçbir ıslak imzalı sevk irsaliyesi veya teslim belgesi sunmadığını, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan kararında tespit edilen "6 adet fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini gösterir imzalı irsaliyenin sunulmadığı" ve "imzalı irsaliyelerin sunulmadığı" gerekçeleriyle davanın reddedilmesi gerektini, zira dosyaya sunulan belge ve bilgilerin davacının dava konusu ettiği alacak iddiasının varlığının kanıtlamaya yeterli olmadığı, Davacı, müvekkili şirketin kendisine borcu bulunmadığını ve teslimatların eksik/ispatlanamaz olduğunu bilmesine rağmen, sırf müvekkili ticari olarak zor durumda bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/504 E. ve 2024/176 K. sayılı emsal kararında, davacının 'takibinde haksız ve kötü niyetli olması' gerekçesiyle 'dava değeri olan 1,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine' hükmedildiği görüldüğü, bu doğrultuda davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten, arz ve talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Dairesi 2026/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Dairesi 2026/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında muhtelif faturalardan kaynaklı toplam 22.344euro asıl alacak ve 12,21 euro işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (19/01/2026) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinin sunduğu rapor özetinde; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, davacı yana ait ticari defter, belgeler, dosyaya mübrez belge, bilgi, dava dosyası, ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava konusu; davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 30.09.2025 tarihli, ... numaralı, 1.080,00 Euro tutarlı, 15.10.2025 tarihli, ... numaralı, 1.344,00 Euro tutarlı, 15.10.2025 tarihli, ... numaralı, 19.920,00 Euro tutarlı faturalardan kaynaklanan 22.344,00 Euro asıl ve 12,21 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.356,21 Euro tutarındaki alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğunu, Davacının 2025 ve 2026 yıllarına ait incelenen ticari defterlerinin E-Defter kapsamında tutulduğunu, 2025 yılına ait beratların yasal sürelerinde ve eksiksiz olarak Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklendiğini, 2026 yılı yönünden ise inceleme tarihi itibarıyla oluşturulması ve ibrazı gereken dönemlere ait beratların yasal sürelerinde sisteme yüklendiğini, envanter defterlerinin açılış onaylarının yasal süreleri içerisinde yaptırıldığını, ticari defterlerin sahibi lehine delil olma vasfının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup; davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı takibe konu edilen 3 adet toplam 22.344,00 Euro (1.080.419,14 TL) bedelli faturanın, davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; söz konusu faturalara ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme veya tahsilat kaydına rastlanmadığı, 08.01.2026 tarihinde 1.127.326,30 TL tutarındaki alacağın “2026/... Esas T.C. .... İcra Dairesi” açıklamasıyla 120 Alıcılar hesabından 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarıldığı, söz konusu kaydın tahsilat niteliğinde olmayıp alacağın icra takibine konu edilmesi nedeniyle gerçekleştirilen hesaplar arası muhasebe aktarımı niteliğinde olduğunu, 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarılan 1.127.326,30 TL tutar ile takip konusu 3 adet faturanın kayıtlı toplam bedeli olan 1.080.419,14 TL arasında 46.907,16 TL fark bulunduğunu, söz konusu farkın yabancı para cinsinden takip edilen alacağın dönem sonu kur değerlemesinden kaynaklanmış olabileceğinin değerlendirildiğinu, ancak bu hususu ayrıca tevsik eden açıklayıcı herhangi bir belge veya kaydın dosya kapsamında bulunmadığını, bu kapsamda takip konusu 3 adet faturanın toplam bedeli esas alındığında davacının takip tarihi olan 08.01.2026 itibarıyla davalıdan 22.344,00 Euro (1.080.419,14 TL) tutarında alacaklı olduğu tespit edildiğini, Davalı 13/07/2026 günü saat 14:00'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmadığını, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğini, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların e-fatura olarak düzenlendiğini, davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, faturalara konu malların sevk ve teslimine ilişkin irsaliyelerin dosyaya sunulduğunu, irsaliyelerde belirtilen ürün cinsi ve miktarlarının ilgili faturalar ile uyumlu olduğunu, teslim alan bölümlerinde isim ve imzaların bulunduğunu, faturaların elektronik fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiği ve dosyaya sunulan portal kayıtlarında “başarılı” durumda olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından söz konusu faturalara 8 günlük süre içerisinde itiraz edildiğini gösterir yazılı veya somut herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığını, bu hususların hukuki sonuç ve değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, Neticeten rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen toplam 22.344,00 Euro (1.080.419,14 TL) bedelli 3 adet faturanın davacının yasal ticari defterlerinde muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak kayıt altına alındığını, söz konusu faturalara ilişkin davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme veya tahsilat kaydına rastlanmadığını, faturalara ilişkin sevk irsaliyelerinin dosyada mevcut olduğu ve teslim alan bölümlerinde isim ve imzaların bulunduğunu, faturaların e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiği ve portal kayıtlarında “başarılı” durumda olduğunu, davalı tarafından 8 günlük süre içerisinde faturalara itiraz edildiğini gösterir herhangi bir belgenin dosyada yer almadığını, faturalarda belirtilen vade tarihleri esas alınarak yapılan hesaplamada takip tarihine kadar toplam 39,38 Euro işlemiş faiz hesaplanmakla birlikte, davacı tarafın takip talebindeki 12,21 Euro işlemiş faiz talebi ile sınırlı kalınması sonucunda, davacının takip tarihi olan 08.01.2026 itibarıyla davalıdan 22.344,00 Euro asıl alacak ve 12,21 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.356,21 Euro alacaklı olduğunu, Sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava; fatura alacağına dayalı olarak yabancı para borcu üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı tahsili istemine ilişkindir. Mahkememiz ve icra dairesi uyuşmazlığın ticari niteliği, tarafların yerleşim yerleri ve takibin başlatıldığı yer sebebi ile görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına ve mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasında taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 30.09.2025 tarihli, ... numaralı, 1.080,00 Euro tutarlı, 15.10.2025 tarihli, ... numaralı, 1.344,00 Euro tutarlı, 15.10.2025 tarihli, ... numaralı, 19.920,00 Euro tutarlı faturalardan kaynaklanan 22.344,00 Euro asıl ve 12,21 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.356,21 Euro alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiğine dair irsaliyelerin sunulduğu ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya 22.344,00 Euro asıl ve 12,21 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.356,21 Euro tutarında borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı:% 99,83 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; Davacı tarafın davalı hakkında .... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı icra dosyasında yapılan takibe, borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 22.344,00 euro asıl alacak ve 12,21 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.356,21 euro üzerinden takip tarihinden itibaren euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin Reddine, 2-)Asıl alacağın (22.344,00x50.3947-TL=1.126,02TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 12:49 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 77.974,28TL nispi karar harcından yatırılan 13.942,27TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 64.032,01TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.000,00TL'nin 5.989,80TL sinin davalıdan, 10,20TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 13.942,27TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 177.221,51TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 10.951,00TL yargılama giderinin kabul oranına göre 10.932,38TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.922,86TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır