İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/428 E. 2026/717 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/428
Karar No
2026/717
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/428 KARAR NO : 2026/717 .... DAVA : İtirazın İptali /Ticari Satımdan Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 13/06/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR Y.TARİHİ : 12/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında 24.02.2022 tarihinde imzalanan Sözleşme ile ....Projesi kapsamında yüksek güvenlikli kapı ve bariyer sistemlerinin .... numaralı sipariş formunda belirtilen tüm ürünlerin montaj hariç tedarikinin yapılması işinin üstlenildiğini, müvekkili firma tarafından sözleşmeye ve onaylanan projelere uygun olarak tüm ürünlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak üretildiğini, üretilen ürünlerin gerek müvekkili şirketin kontrolleri, gerek davalı şirketin kontrolleri, gerek 3. bağımsız kontrolör firma olan .... firmasının kontrollerinden geçerek davalıya teslim edildiğini, müvekkili firma tarafından düzenlenen icra takibine konu olan faturaların düzenlendiğini, ancak davalının bakiye 113.732,18.-USD alacağının ödemediğini, bu alacağın tahsili için davalıya karşı .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlunun takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla, .... sayılı dosyasındaki davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra - inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 21/09/2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin 15. maddesinde ....Dairelerinin yetkili kılındığını, ayrıca 6100 Sayılı HMK.'nın 10. maddesi ve 6098 Sayılı TBK.'nın 89. maddesi uyarınca ifa yerinin Ankara olduğunu, sözleşmeden doğan alacakta zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, davalının bir yandan bedelin ödendiğini, bir yandan işin üçüncü kişiye yaptırıldığını savunmasının çelişkili olduğunu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, iş programına uyulmaması hâlinde davalının sözleşmenin 10. maddesine göre sözleşmeyi feshetme veya günlük ceza uygulama seçimlik haklarına sahip olduğunu, işi üçüncü kişiye yaptırma hakkının bulunmadığını beyan etmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinin .... olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davada .... yetkili olduğunu, ayrıca dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında Yüksek Güvenlikli Kapı ve Bariyer sistemlerine ilişkin belirlenen tüm ürünlerin tedarikinin yapılması için 24.02.2022 tarihinde "Yüksek Güvenlikli Ürünler Sözleşmesi" düzenlendiğini, müvekkilinin bu Sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini usulüne uygun ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, fakat davacının edimlerini gereği gibi ifa edilmediğini, davacının belirlenen sürede ve teslimat programına uygun olarak işe devam etmediğini, bunun üzerine ....01.06.2022 tarihli ihtarnamesi ile davacıya işin gecikmesi nedeniyle menfi ve müspet zararın doğduğunun ihtar edildiğini, ihtara rağmen davacının iş programına uygun ifada bulunmaması nedeniyle müvekkilinin davacı nam ve hesabına işleri yaptırmak zorunda kaldığını, sözleşmenin 7. maddesi hükümlerine göre davacı şirketin sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle müvekkili şirketin üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kalacağı işlerden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, üçüncü kişilere yaptırılan iş için yapılan ödemeler için davacıya yansıtmaya faturaları düzenlendiğini, davaya konu edilen alacağın davacıya ödendiğini, müvekkilinin cari hesap ilişkisinde davacıya borçu bulunmadığını, bu nedenle dava konusu icra takibine de takas mahsup def-i hakkı saklı kalmak kaydıyla itiraz edildiğini, davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğunu da ispat edemediğini, ayrıca alacak likit olmadığında davacının icra inkar tazminatı talep edemeyeceğini beyanla; davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli davacı şirketin takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 4. Taraflar arasında 24.02.2022 tarihli satım sözleşmesi akdedildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 5. Uyuşmazlık; i. Mahkememizin ve icra dairesinin yetkili olup olmadığı ile zamanaşımı def'i, ii. davacının sözleşme konusu edimini ifa edip etmediği, iii. davalının sözleşmede kararlaştırılan mal bedelini ödeyip ödemediği, iv. davalının, davacının satımını borçlandığı malları üçüncü bir kişiden temin edip etmediği ve bu nedenle düzenlediği yansıtma faturalarının davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği, v. icra takibi tarihinde davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı, vi. icra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 6...olduğu, 113.732,18 USD fatura alacağının tahsili amacıyla 09.02.2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine borçlu tarafından yetkiye, borca, ödeme emrine, borcun dayanağına, cari hesaba, faturalara, asıl alacağa ve işlemiş-işletilecek faize, faiz oranına, borcun tüm ferilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı anlaşılmıştır. 7. ... arasında 24.02.2022 tarihinde imzalanan sözleşmenin incelenmesinde; "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 2. Maddesinde, 21-1019 işi kapsamında yüksek güvenlikli kapı ve bariyer sistemlerinin .... numaralı sipariş formunda belirtilen tüm ürünlerin montaj hariç tedarikinin yapılması işi olduğu; "Sözleşmenin Kapsamı" başlıklı 3. Maddesinde, ...’ın 21-1019 işi kapsamında kullanılacak olan ve nitelikleri iş bu sözleşme ve ayrılmaz parçası niteliğindeki eklerinde belirlenmiş bulunan ürünlerin işverenin Ankara merkezine teslim edilmesi işi olduğu; iş bu Sözleşme ile tedarik edilecek ürünlerin Sözleşmenin 5.1 maddesinde (ek teklif formunda) verilmiş olan tabloda belirtildiği gibi olacak ve iş sözleşmenin ekleri arasında yer alan ... Prefabrik malzeme dökümü şartname ve teknik gereksinimlerine uygun olacağı; "Teslimat" başlıklı 4. Maddesinde, tedarikçinin işbu sözleşme kapsamında ürünlerin tedariklerini yapıp, verilen iş programına göre işveren şantiye sahasında hazır edeceği, işveren tarafından proje içerisinde bulunan ürünlerin imalat projelerinin tümünün onaylanmasından sonra 90 içerisinde hazır edileceği; sözleşemeye konu ürünlerin, .... ve tedarikçi arasında akdedilen iş bu sözleşme ve eklerinde yer alan esaslar doğrultusunda tedarikçi tarafından.... kalite kontrollerini yapacağı ve kalite uygunluğunu onaylanması ve ilgili testlerin tamamlanması halinde anılan işin teslim edilmiş olacağı, tedarikçinin, sözleşme kapsamında ürünlerin tamamını, sözleşmenin 3.1,3.2., 3.3 ve 4.2 maddelerinde belirtilen şekilde ve sözleşmenin 4.1 maddesinde belirtilen süre içerisinde teslim etmemesi durumunda ...'ın malzeme bedeline ilave olarak geciken her gün için KDV hariç 250-TL gecikme cezası faturası düzenleyerek tedarikçiye ileteceği, tedarikçinin, bu türden faturaları fatura tarihinden itibaren 3 gün içinde peşin olarak ödemekle yükümlü olduğu, tedarikçinin, işbu sözleşmenin eklerinde belirtilen şartlara uygun teslimat yapmadığı taktirde anılan ürünlerin anılan uygunluğu sağlaması için gerekli işlemleri yapacağı, böylesi bir durumda işbu sözleşmenin 4.1. maddesinde belirtilen iş programının aksaması halinde işbu sözleşmenin 4.3. maddesinde belirtilen cezai müeyyidelerin uygulanacağı, ...'ın, ürünlerin tesliminden başlayarak 5 (beş) gün içerisinde, gelen ürünlerle ilgili kontrol yapacak ve bunun sonucunda yanlış yüklemeden ve/veya ambalajdan ve/veya montajdan kaynaklı meydana gelenlerde dahil olmak üzere, zarar tespitlerini, ayrıca işbu sözleşmenin 3. maddesi ve alt maddelerinde belirtilen nitelik ve miktara aykırılıkları ve benzeri hataları faks ya da elektronik posta yolu ile yazılı olarak riski ve masrafı tedarikçiye ait olmak üzere tedarikçiye bildireceği, görsel kontrol ile fark edilmesi mümkün olmayan ürün ayıpları ile ilgili rücu haklarının saklı olacağı, ...'ın, belirtilen nedenlerle ürünleri kabul etmeyeceğini bildirdikten sonra ürün bedellerini ödemekten kaçınabileceği, ...'ın ürünlerin işbu sözleşmenin 3. maddesi ve alt maddeleri çerçevesinde hatalı üretildiğini ve/veya taşındığını ve/veya monte edildiğini tespit ederse, bu durumda ürünlerin en kısa sürede aynları ile değiştirilmesini talep edebileceği veya ürün bedellerini ödemekten imtina edebileceği; "Sözleşme Bedeli" başlıklı 5. Maddesinde, sözleşme konusu işin toplam bedelinin 375.000 USD +KDV olduğu, sözleşme fiyatları için para biriminin Amerikan Doları(USD) olduğu, iş bu Sözleşme birim fiyatları yer aldığı iş bu sözleşmenin faturasının KDV’li kesileceği; "Ödeme Programı" başlıklı 6. Maddesinde, sevk edilen her parti ürünün teslim edilmesinde hakedişler şeklinde faturalandırılacağı ve o hakkedişin fatura tutarının tamamının fatura tarihi esas alınarak 60-90 gün vadeli çekler ile en geç1 hafta içerisinde ödeneceği; "Fesih Hükümleri" başlıklı 10. Maddesinde, taraflardan birinin, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve diğer tarafın ihlal eden tarafa bu hususta yazılı bir ihtarda bulunmasına rağmen, ihlalin, ihtarın tebellüğünden itibaren on beş (15) gün içinde giderilmemesi, protokol yapıldıktan sonra tedarikçinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü şartname ve protokol hükümlerine uygun yerine getirmemesi hallerinde işverenin, tedarikçinin taahhütlerini Protokol ve Şartnameye uygun olarak, sözlü ve yazılı olarak uygulayacağı, tedarikçinin bu ihtarnamede uyarıda belirtilen koşulları yerine getirmemesi durumunda işverenin Protokolü tek taraflı olarak fesih etmek ve/veya tedarikçiye 4.3., 4.4 ,4.5,,4.6 maddelerinde belirtilen günlük para cezasını uygulanarak işin devamını isteme konusunda seçimlik hakka sahip olacağı; "Damga Vergisi" başlıklı 14. Maddesinde, bu sözleşmeden kaynaklanan damga vergisinin Tedarikçi ve İşveren sorumluluğunda yarı yarıya olup, anılan ödemenin ... tarafından yapılacağı ve Tedarikçinin sözleşmenin 6 maddesinde belirtilen alacağından mahsup edileceği; "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı 15. Maddesinde, iş bu Sözleşme ile ilgili veya bu sözleşmeden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkların çözümünde ... yetkili olacağı hususlarında düzenleme yapıldığı görülmüştür. 8. Faturalar: Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 20/05/2022 tarihli ... 9. Davacının cari hesap işlem dökümü: Davacının 08/02/2023 tarihli işlem dökümünde 20/05/2022 – 08/02/2023 dönemi için toplam alacağın 311.381,56.-USD, toplam borcun 543.851,97.-USD ve bakiyenin 113.732,18.-USD olduğu; dökümde davalının 11/11/2022, 05/12/2022 ve 23/12/2022 tarihli faturalarının düşüldüğü, 23/12/2022 tarihli faturanın 18/01/2023 tarihli "Alış İade Faturası" ile geri alındığı görülmüştür. 10. İhtarname: Davalı tarafından davacıya keşide edilen .... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, iş programına uyulmadığı, gecikmelerin giderilmemesi hâlinde işin davacı nam ve hesabına yaptırılacağı, maliyetin yansıtılacağı ve ödemelerden mahsup edileceği ihtar edilmiş; ihtarnamenin tebliğ şerhi dosyaya sunulmamıştır. 11. Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılmış olup alınan rapor ve ek raporun sonuç kısımlarında özetle; davacı alacaklı şirketin dava konusu Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/133940 sayılı takip dosyasında faturalara konu bakiye 113.732,18 USD alacağının tahsili için davalı borçluya karşı 09.02.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrinin tebliğ üzerine borcu olmadığını belirterek takibe itiraz ettiği, davacı alacaklı tedarikçi şirket ile davalı borçlu şirket arasında yüksek güvenlikli kapı ve bariyer sistemlerinin 43000049983 numaralı sipariş formunda belirtilen tüm ürünlerin montaj hariç tedarikinin yapılması işi için 24.02.2022 tarihinde 375.000 USD +KDV bedelli Sözleşme düzenlendiği, davacı tarafından, davalı şirkete düzenlenen takibe konu faturaların tamamının tarafların defterlerine kaydedildiği, davalının itirazına dayanak davacı şirkete düzenlediği yansıtma faturalarından 17.02.2023 tarihli A01202300000056 numaralı 1.442.373,27.-TL bedelli iade faturası ve 15.08.2023 tarihli A012023000000497 nolu ve 43.089,28.-TL bedelli yansıtma faturası davacı defterlerinde kayıtlı olmadığından ve bu faturaların davacıya tebliğ edildiğini ispat edecek dosyada belge bulunmadığı, bu nedenle bu faturalarla ilgili davalının TTK’nın 21/2 maddesindeki karineden yararlanamayacağı, buna göre tarafların ticari kayıtlarına göre davacının, davalıdan icra takip tarihi itibariyle 114.632,56.-USD alacaklı olduğu, bu nedenlerle davacının takip talebindeki talebi ile bağlı kalınarak, davalıdan dava konusu Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/133940 sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacağın 113.732,18.-USD olduğu, davalının cevap dilekçesinde mahsup def’i hakkını saklı tuttuğu, davacının bu talebi yönünden nihai hukuki takdir ve değerlendirme Mahkemeye ait olmak üzere; davalının takipten sonra düzenlendiği ve davacı tarafından kabul edilen yansıtma faturaları dikkate alındığında ticari defter kayıtlarına göre 28.08.2023 tarihi itibariyle davacının, dava konusu icra takibinde talep edebileceği alacak miktarının 94.963,18.-USD olduğu bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 12. Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için girişile takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 13. Taraflar arasında imzalanan 24/02/2022 tarihli "Yüksek Güvenlikli Ürünler" sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin konusunun 21-1019 projesi kapsamında kullanılacak yüksek güvenlikli kapı ve bariyer sistemlerinin montaj hariç tedariki ve davalının Ankara merkezine teslimi olduğu, bedelin birim fiyat esasıyla ABD Doları cinsinden belirlendiği görülmüştür. Davacı satıcı, davalı ise alıcı konumundadır. 14. Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesi gerekmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. maddesinde "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir" hükmü bulunmaktadır. Bilirkişi heyeti kök raporunda, ürünlerin şartname ve sipariş formunda belirtilen ölçü ve özelliklerde özel olarak üretilmesi nedeniyle sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak nitelendirmişse de; öncelikle ürünlerin davacının standart olarak sunduğu ürünler dışında özel ölçüt sipariş edilerek kullanıldığı hususunda her hangi bir iddia ve delil sunulmadığı, davacının satışını yaptığı standart ürünler olduğu, bu bakımdan bilirkişinin hukuki nitelendirmesi Mahkememizi bağlamamaktadır (6100 Sayılı HMK m. 279/4). Sözleşme, başlığı ve içeriği itibariyle "montaj hariç tedarik" ile teslim noktasında zilyetliğin devrini ve karşılığında birim fiyatlı bedelin ödenmesini konu almakta; davalının sözleşmedeki haklarının teslim alınan ürünlerin muayenesi, kabul ve iadesi üzerine kurulduğu, faturaların da her parti teslimde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkememizin 08/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında da taraflar arasındaki "satım akdinin varlığı" ihtilafsız olarak tespit edilmiştir. 15. Sözleşmenin "Sözleşmenin Bedeli" başlıklı 5. maddesinde bedelin 375.000,00.-USD ve KDV olduğu ve sözleşme fiyatları için para biriminin ABD Doları olduğu kararlaştırılmış; sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmamaktadır. Davacı icra takibinde alacağını USD olarak talep etmiş, davalının ödemelerinin bir kısmı USD, bir kısmı TL olarak yapılmıştır. 16. Davacı şirket, davalı borçlu şirket ile 24.02.2022 tarihinde Yüksek Güvenlikli kapı ve bariyerlerin temini için sözleşme düzenlendiğini, sözleşme ve onaylanan projelere uygun olarak tüm ürünlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak üretilerek, kontrolleri de yapılarak davalıya teslim edildiğini ve takibe konu faturaların düzenlendiğini, fakat davalının faturalardan kaynaklı bakiye 113.732,18 USD alacağını ödenmediğini, bunun üzerine bu alacağın tahsili için Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/133940 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 17. Davalı şirket ise, davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini usulüne uygun ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, fakat davacının süresinde ve teslimat programına uygun olarak işe devam etmediğini, davacıya gönderilen ihtara rağmen iş programına uygun ifada bulunmadığını, bunun üzerine Sözleşmenin 7. maddesine göre işin davacı nam ve hesabına yaptırılmak zorunda kaldığını, bu kişilere yapılan ödemeler için davacıya yansıtmaya faturaları düzenlendiğini ve dava konusu alacağın davacıya ödendiğini, müvekkilin cari hesap ilişkisinde davacıya borçu bulunmadığı için dava konusu icra takibine de takas mahsup def-i hakkı saklı kalmak kaydıyla itiraz edildiğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 18. Genel ve özel dava şartları dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirilmiş; itirazın iptali davasının 2004 Sayılı İİK.'nın 67. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde (itiraz 03/03/2023, dava 13/06/2023) açıldığı, davadan önce dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğu (başvuru 15/03/2023, anlaşamama 14/04/2023; 6102 Sayılı TTK m. 5/A) ve davalının arabuluculuk dava şartına yönelik bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesi, cevap süresinin son günü olan 07/09/2023 tarihinde e-imzalanarak sunulmuş olup Mahkememizce 08/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında esas alınmış ve süresinde verilmiş cevap dilekçesi olarak kabul edilmiştir (6100 Sayılı HMK m. 104, 127). 19. İtirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada, davalı borçlu tarafından icra dairesinin ve Mahkememizin yetkisine yönelik yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmakla itirazın iptali davasında bir dava şartı olan yetkili icra dairesinde takip yapılması koşulunun bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. 20. Davalı borçlu tarafından yapılan yetki itirazında, müvekkili şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinin Ankara/Kahramankazan olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu beyan etmiş olup yetki itirazının usulüne uygun olarak yapıldığı değerlendirilmiştir. Bu kabule göre ise, takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu kapsamda İcra ve İflas Kanunu (İİK), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin değerlendirilmelidir. 21. İİK 50. maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılır, icra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati suretle karara raptolunur" hükmünü içermektedir. 22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yetki kuralları ise 5 ila 19. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 5 ve 6. maddelerinde genel yetki kuralı düzenlenmiş olup genel yetki kuralları dışında genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler de kabul edilmiştir (HMK m. 8, 10, 16, 11/2-3, 14/1, 15/1). Kural olarak özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmamaktadır. 23. Buna karşın Kanun’un ifadesinden, Kanun’da belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralları kesin yetki kuralıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir, başka yerde açılamaz (Pekcanıtez, Hakan / Özekes, Muhammet / Akkan, Mine / Taş Korkmaz, Hülya: Medeni Usul Hukuku, 15. B., C. III, İstanbul 2017, s. 2041 – 2042). 24. Böylece, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (HMK m. 5) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz. Onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. 25. Bu noktada, somut uyuşmazlığın çözümü bakımından yetki yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 Sayılı HMK.'nın 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesi yapılmıştır. Tacir olan taraflar sözleşmenin 15. maddesiyle "Ankara Mahkemelerini" yetkili kılmış olup davalının yetki itirazı hem İcra Dairesinin yetkisi hem de Mahkememizin yetkisi bakımından isabetli olmadığı değerlendirilmiştir. 26. Genel ve özel dava şartları somut uyuşmazlık bakımından değerlendirilmiş, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, diğer dava şartı noksanlıklarının da bulunmadığı değerlendirilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. 27. Davanın esasının incelenmesine geçilmesinden önce, davalı yanın zamanaşımı def'i yönünden yapılan değerlendirmede; davalı tarafından hangi süreye dayanıldığı ve sürenin hangi tarihten itibaren işlediği açıklanmaksızın soyut olarak zamanaşımı ve hak düşürücü süre def'inde bulunulmuştur. 6098 Sayılı TBK.'nın 146. maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" hükmü bulunmaktadır. Takip dayanağı faturalar 20/05/2022 – 03/11/2022 tarihli olup icra takibi 09/02/2023, dava 13/06/2023 tarihinde başlatılmıştır. Sözleşmenin satış sözleşmesi olarak nitelendirildiği nazara alınarak on yıllık süre dolmadığından zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. 28. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m. 190/1). 29. Davacı yan, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve icra takibine konu ettiği faturaların bu ticari ilişki kapsamında verilen mala ilişkin düzenlendiğini iddia ettiğine göre öncelikle davacı yanın faturaya konu edilen malın davalıya teslim edildiğini ispat etmesi, bu vakıanın ispatı hâlinde davalı yanın mal bedelinin ödendiğini ve borcun sona erdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Davalının üçüncü kişiye yaptırdığı işlerin bedelini davacıdan talep edebileceği ve bu bedelin davacı alacağından mahsubu gerektiği yönündeki savunmasının ispat yükü ise, bu savunmadan kendi lehine hak çıkaran davalıya aittir. 30. Teslim vakıası yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi raporunda 30/05/2022 – 19/10/2022 tarihli altı sevk irsaliyesinin ibraz edildiği ve irsaliyelerde teslim alan olarak Yiğit İKİSU'nun imzasının bulunduğu, ancak irsaliyelerdeki malzeme listesinin faturalarla birebir eşleştirilemediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte davalı, cevap dilekçesinde ve sonraki dilekçelerinde ürünlerin teslim edilmediğini ileri sürmemiş; aksine davaya konu bedellerin ödendiğini ve işin gecikmesi nedeniyle bir kısım işin üçüncü kişilere yaptırıldığını savunmuş, 08/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında satım akdinin varlığı uyuşmazlık konusu olmadığı kabul etmiştir. Takip dayanağı faturaların tamamı davalının ticari defterlerine kaydedilmiştir. 31. Uyuşmazlığın temel noktasını oluşturan malın teslim edilip edilmediği hususunda yaptırılan bilirkişi incelemesinde düzenlenen raporlar ile sabit olduğu üzere dava konusu fatura bedellerinin davalının ticari defterlerinde "borç" olarak kayıtlı bulunduğu saptanmıştır. TTK'nın 21/2. maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" hükmü bulunmaktadır. TTK'nın 21/2. maddesi gereğince faturayı alan kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi hâlinde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı kuralı ve HMK'nin 222. maddesi kapsamında usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği kuralı birlikte değerlendirildiğinde; davalının faturaları kendi defterlerine borç olarak kaydederek benimsediği ve faturaları yasal süresi içinde iade etmediği açıkça anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, faturanın alıcının ticari defterlerine kaydedilmesi, mala ilişkin bedelin borçlanıldığının ikrarı niteliğindedir. Bu bağlamda davacının edimini ifa ettiğinin ve alacağın varlığını ispatladığının kabulü gerekmiştir. 32. Delil sözleşmesi yönünden yapılan değerlendirmede ise; 6100 Sayılı HMK.'nın 193. maddesinde "(1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir" düzenlemesi yapılmıştır. Sözleşmenin 16. maddesindeki delil sözleşmesinin geçerliliği tartışmalı olmakla birlikte, geçerli kabul edildiği varsayımında dahi, bilirkişi incelemesine göre davalının kendi ticari defterleri icra takibi tarihi itibariyle davalının davacıya 1.942.674,87.-TL (126.817,47.-USD) borçlu olduğunu göstermektedir. Bu nedenle davalının dayandığı delil sözleşmesi, davalının borçsuzluğunu değil, bilakis borçlu olduğunu ortaya koymakta olup davalı lehine bir sonuç doğurmadığı değerlendirilmiştir. 33. Ödeme savunması yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme, borcu sona erdiren bir vakıa olup ispat yükü borçluya aittir. Davalının cevap ekinde sunduğu 22/06/2022 tarihli üç çek (76.260,00.-USD), 19/08/2022 tarihli 5.310,00.-USD karşılığı 95.585,84.-TL, 22/08/2022 tarihli 28.600,00.-USD karşılığı 517.925,98.-TL, 30/09/2022 tarihli 50.000,00.-USD karşılığı 926.855,00.-TL ve 05/01/2023 tarihli 2.225.000,00.-TL bedelli çek ödemelerinin tamamı hem davacının cari hesap dökümünde hem de tarafların defterlerinde kayıtlı olup bilirkişi hesabında davacı alacağından düşülmüştür. Davalı, icra takibi tarihindeki bakiyeyi karşılayan başka bir ödemeyi ispat edememiştir. 34. Yabancı para borcunun TL ile kısmen ifası yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı TBK'nın 99. maddesinin ikinci fıkrasında "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir" düzenlemesi yapılmıştır. Bu hükme göre USD cinsinden borçlanılan bedel için TL olarak yapılan ödemeler, ödeme günündeki rayiç üzerinden USD borcu itfa eder. Bilirkişi heyeti TL ödemeleri (95.585,84.-TL ve 2.225.000,00.-TL) icra takibi tarihindeki 18,8439.-TL kurla USD'ye çevirerek (123.147,85.-USD) icra takibi tarihindeki alacağı 114.632,56.-USD olarak hesaplamış ise de; bu yöntem TBK'nın 99/2. maddesine uygun değildir. 19/08/2022 tarihli ödemenin açıklamasına göre 5.310,00.-USD karşılığı olarak yapıldığı, 05/01/2023 tarihli çekin ise davacının cari hesap dökümünde ödeme günündeki karşılığı olan 118.738,23.-USD olarak düşüldüğü görülmekle; ödemelerin ödeme günündeki rayiçleriyle (5.310,00.-USD + 118.738,23.-USD = 124.048,23.-USD) düşülmesi sonucunda davacının icra takibi tarihindeki alacağı (237.780,41.-USD − 124.048,23.-USD) 113.732,18.-USD olarak hesaplanmış olup bu tutar davacının cari hesap dökümüyle ve takip talebiyle birebir örtüşmektedir. Bu itibarla ödeme günü kuru esas alınmıştır. 35. Davalının yansıtma ve iade faturalarının mahsubu yönünden yapılan değerlendirmede; davalının takas ve mahsup def'ini icra takibine itirazında saklı tuttuğu, cevap dilekçesinde yansıtma faturaları nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürdüğü ve bilirkişi raporlarına itirazlarında iade ve yansıtma faturalarının mahsubunu açıkça talep ettiği görülmüştür. Mahsup def'inin değerlendirilmesinde ölçüt, davacının davalı tarafından düzenlenen faturaları defterine kaydedip kaydetmediği ve süresinde iade veya itiraz edip etmediğidir. Zira 6102 Sayılı TTK.'nın 21/2. maddesi uyarınca davacının itiraz etmeksizin defterine kaydettiği ve iade etmediği faturaların içeriğini kabul etmiş sayılacağı, buna karşılık kaydetmediği veya iade ettiği faturalara konu işlerin yapıldığının ve bedelinin üçüncü kişiye ödendiğinin ise davalı tarafından ispatlanması gerektiği değerlendirilmiştir. 36. Bu ölçüt çerçevesinde; icra takibinden önce düzenlenen 11/11/2022 tarihli A022022000000455 (1.014,89.-USD) ve 05/12/2022 tarihli A022022000000515 (54.154,70.-USD) numaralı faturalar davacının defterlerinde kayıtlı olup davacı tarafından iade edilmemiştir; bu faturalar davacının cari hesap dökümünde ve bilirkişi hesabında davacı alacağından zaten düşülmüştür. 37. 23/12/2022 tarihli A022022000000551 numaralı 77.161,97.-USD bedelli fatura ise davacı tarafından defterlere kaydedildikten sonra 18/01/2023 tarihli iade faturasıyla geri alınmış, davalı da bu iadeye karşı ancak icra takibinden sonra 17/02/2023 tarihli iade faturasını düzenlemiştir; davalının bu iade faturası davacının defterlerinde kayıtlı değildir ve davacıya tebliğ edildiğine dair belge sunulmamıştır. Davacının kendi iradesiyle iade ettiği bu fatura bakımından, faturaya konu işlerin davacı nam ve hesabına yapıldığının ve bedelinin üçüncü kişilere ödendiğinin davalı tarafından ispatı gerekmektedir. Davalı, kök raporda bu belgelerin eksikliğinin açıkça belirtilmesine ve Mahkememizin 15/09/2025 tarihli müzekkeresine rağmen, yalnızca üçüncü kişilerce kendisine kesilen faturaları sunmuş, bu faturaların dava konusu siparişe ait olduğunu, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmeyi, ödemeyi ve malzemelerin teslimini gösteren herhangi bir belge sunmamıştır. 38. Ek raporda da üçüncü kişi faturalarının toplamının (1.527.485,25.-TL) yansıtma faturaları toplamıyla (2.986.477,03.-TL) örtüşmediği tespit edilmiştir. Kaldı ki, davalının 02/12/2022 ve 08/12/2022 tarihli e-postalarında davacıya bildirilen masraf kalemleri (üretim 855.635,00.-TL ve KDV'si 515 numaralı fatura ile, lojistik ve kalite 15.950,00.-TL ve KDV'si 455 numaralı fatura ile) 455 ve 515 numaralı faturaları karşılamakta, 551 numaralı faturanın karşılığını açıklamamaktadır. Sözleşmenin 7.3-7.5. maddeleri ise yalnızca kaza, zarar ve hasar nedeniyle yapılan ödemelerin rücuunu düzenlemekte olup işin davacı nam ve hesabına üçüncü kişiye yaptırılmasına ilişkin bir yetki içermemektedir. Bu itibarla 551 numaralı faturanın davacı alacağından mahsubu yerinde görülmemiştir. 39. İcra takibinden sonra düzenlenen yansıtma faturalarından 30/05/2023 tarihli ....(1.594,83.-USD / 32.450,01.-TL), 25/07/2023 tarihli .... (1.860,01.-USD) numaralı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı tarafından iade edilmediği bilirkişi raporlarıyla sabittir. Davacı bu faturaları iade etmeyip defterine kaydetmiş olduğundan, 6102 Sayılı TTK.'nın 21/2. maddesi uyarınca faturaların içeriğini kabul etmiş sayılır ve bu faturaların davacı alacağından mahsubu gerekir. Ancak mahsup, dava tarihindeki alacak durumuna göre yapılmalıdır; dava tarihi olan 13/06/2023'ten sonra düzenlenen faturalar dava tarihinde mevcut olmayan karşı alacaklara ilişkin olup dava konusu alacağın dava tarihindeki miktarını etkilemez ve bu davada mahsuba konu edilemez. Bu nedenle icra takibinden sonra düzenlenen dört faturadan yalnızca dava tarihinden önce düzenlenen 30/05/2023 tarihli .... numaralı 1.594,83.-USD bedelli fatura mahsupta dikkate alınmış; dava tarihinden sonra düzenlenen 25/07/2023, 31/07/2023 ve 28/08/2023 tarihli faturalar mahsupta dikkate alınmamıştır. Bunlar icra takibinde İcra Dairesince dikkate alınabilecektir. 40. 15/08/2023 tarihli .... numaralı 1.600,00.-USD bedelli fatura ise hem dava tarihinden sonra düzenlenmiş hem de davacının defterlerinde kayıtlı olmayıp tebliğ edildiğine dair belge bulunmadığından mahsuba konu edilmemiştir. 41. Bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinde; 03/07/2025 tarihli kök rapor ile 09/05/2026 tarihli ek rapor birlikte değerlendirilmiş; raporların tarafların ticari defter kayıtlarına, faturalara ve ödeme belgelerine dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Söz konusu raporlar hükme esas almaya yeterli olarak değerlendirilmiş olmakla birlikte, 6098 Sayılı TBK.'nın 99/2. maddesi uyarınca TL ödemelerin ödeme günündeki rayiç üzerinden düşülmesi gerektiğinden kök rapordaki 114.632,56.-USD'lik hesap yerine 113.732,18.-USD'lik alacak esas alınmış; takip sonrası yansıtma faturalarından yalnızca dava tarihinden önce düzenlenen 1.594,83.-USD'lik faturanın mahsubu gerektiği kabul edilerek 113.732,18.-USD − 1.594,83.-USD = 112.137,35.-USD alacağın varlığı kabul edilmiştir. Bilirkişi heyetinin sözleşmenin niteliğine ve faturaların hukuki sonuçlarına ilişkin değerlendirmeleri hukuki nitelendirme niteliğinde olup Mahkememizi bağlamamaktadır. Davalının yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması talebi, raporların denetime elverişli olması ve davalının itirazlarının yukarıda karşılanmış olması nedeniyle yerinde görülmemiştir. 42. Temerrüt ve faiz yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı TBK.'nın 117/1. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davacı icra takibinde işlemiş faiz talep etmemiş, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz istemiştir. Yabancı para alacaklarında 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca o yabancı para üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesaplarına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Davacının takip talebindeki "USD - Kamu Bankalarınca Uygulanan Azami Faiz %4,00 Yıllık ve değişen oranlardaki" faiz talebi bu hükümle uyumlu olup taleple bağlı kalınarak (HMK m. 26) asıl alacağa takip tarihinden itibaren bu esasla faiz işletilmesine karar verilmiştir. 43. İcra inkâr tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İİK.'nın 67. maddesinin ikinci fıkrasında "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir" hükmü bulunmaktadır. Davacının icra takibine konu alacağı, sözleşmeye, her iki tarafın ticari defterlerine kayıtlı USD faturalara ve belgeli ödemelere dayanmakta olup miktarı davalı tarafından bilinebilecek durumdadır. Bu nedenle alacak likit kabul edilerek, hüküm altına alınan 112.137,35.-USD alacağın %20'si olan 22.427,47.-USD'nin icra takibi tarihi olan 09/02/2023 tarihinde geçerli .... ABD Doları efektif satış kuru (18,8721.-TL) üzerinden TL karşılığı olan 423.253,46.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir; icra inkâr tazminatına yabancı para üzerinden hükmedilemeyeceğinden tazminat TL olarak belirlenmiştir. 44. Kötü niyet tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; dava kısmen kabul edilmiş olup davacının her iki tarafın defterlerinde kayıtlı faturalara dayanarak icra takibi başlattığı, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. 45. Sonuç olarak, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının Mahkememizin ve icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazları ile zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacının sözleşme konusu edimini ifa ettiği, TBK.'nın 99/2. maddesi uyarınca ödeme günü kuru esas alındığında icra takibi tarihindeki alacağın 113.732,18.-USD olduğu, bu tutardan davacının iade etmeyip defterine kaydettiği ve dava tarihinden önce düzenlenen 30/05/2023 tarihli 1.594,83.-USD'lik yansıtma faturasının mahsubu ile davacının 112.137,35.-USD alacağının bulunduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne, .... sayılı dosyasına yapılan itirazın 112.137,35.-USD asıl alacak yönünden iptaline, icra takibinin bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiz ile devamına, fazlaya ilişkin 1.594,83.-USD talebin reddine, 423.253,46.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın KISMEN KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... takip sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... takip numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın 112.137,35.-USD'lik (asıl alacak, işlemiş faiz ve KDV) kısmının iptaline, 112.137,35.-USD asıl alacağa, 09/02/2023 tarihinden itibaren işletilecek 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca ABD Doları üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz / faiz oranı (takip talebindeki yıllık %4,00 ve değişen oranlarda) ile icra takibinin devamına, 2. Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3. Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 22.427,47.-USD'nin icra takibi tarihindeki (09/02/2023) .... efektif satış kuru (18,8721.-TL) üzerinden TL karşılığı olan 423.253,46.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4. Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 5. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen 112.137,35.-USD'nin karar tarihindeki TCMB döviz satış kuru (49,0184.-TL) üzerinden TL karşılığı olan 5.496.793,48.-TL üzerinden binde 68,31 oranında alınması gereken 375.485,96.-TL harçtan, peşin alınan 34.128,78.-TL harç ile icra dosyasında alınan 10.731,83.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 330.625,35.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 6. Davacı tarafından yapılan 15.000,00.-TL bilirkişi ücreti ve 628,00.-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 15.628,00.-TL yargılama giderinden, kabul ve red oranına (%98,5977) göre hesaplanan 15.408,85.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye 219,15.-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 7. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, derkenar harcı, vekalet harcı toplamı 45.066,11‬‬‬.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 8. Davalı tarafından yapılan; 160,75.-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri, 6.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.160,75.-TL yargılama giderinden red/kabul oranına göre 513,14.-TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 9. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, 10. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre 3.076,25.-TL'sinin davalıdan, 43,75.-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 11. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kabul edilen 112.137,35.-USD'nin karar tarihindeki TL karşılığı olan 5.496.793,48.-TL üzerinden hesaplanan 715.743,48.-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 12. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen 1.594,83.-USD'nin karar tarihindeki TL karşılığı olan 78.176,01.-TL üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve maktu ücretin altında kaldığından maktu olarak belirlenen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren... . ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/10/2026

Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/428, K. 2026/717, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-428-e-2026-717-k-6af103ef83ec