Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1920 E. 2026/2337 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1920
Karar No
2026/2337
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1920

KARAR NO:2026/2337

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN) İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:23/09/2025

NUMARASI:2024/797 E - 2025/728 K

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:15/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesi gereği müvekkiline yapması gereken ödemenin yapılmadığını, işbu sebeple İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası vasıtası ile davalı/borçluya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlunun takibe konu anapara 12.500,00 USD tutarındaki borcunu ödemediğini, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya ile başlatılan icra takibine, davalı borçlu tarafından haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptaliyle birlikte takibin devam etmesine, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının lehine olmamak üzere %40 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılacak yargılama sonucunda haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf Konusu Mahkeme Kararı; Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;"Davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında, davacı alacaklı, takip talebi ile 12.551,65 Usd'nin tahsili talebinde bulunmuş, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden alacağın Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden davacı tarafından, davalı hakkında, usulüne uygun bir icra takibi yapıldığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle, davanın dayanağı olan icra takibinin usulüne uygun olmaması nedeni ile"

1-Usulüne uygun başlatılan icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,

2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İstinaf Başvurusu;Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; takip talebine ve ödeme emrine bakıldığında; "Toplam alacağımızın takip tarihinden itibaren alacak kalemine işlemiş/işleyecek yıllık bankalarca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz -usd- , icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek koşulu ile tahsili talebidir. Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır. BK 100 uyarınca yapılacak kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilecektir. Fiili ödeme tarihi karşılığı TL uyarınca ödeme seçilmiştir. (TBK 100. Md., ) Uygulanacaktır." denilmek sureti ile yabancı para cinsinden alacağın Türk Lirası karşılığının fiili ödeme tarihi olarak talep edildiği ve düzenlendiği açıkça görülmektedir.İcra İflas Kanunu'nun Takip Talebi başlıklı 58. maddesine bakıldığında "...alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi..." hükmü amir olup tarafımızdan başlatılan takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde fiili ödeme tarihindeki kurun tl karşılığı olarak dikkate alınması gerektiği belirtilmiş olduğu görülmektedir.İşbu durumda tarafımızdan başlatılan icra takibinin usule uygun olduğu " şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında, davacı alacaklı, takip talebi ile 12.551,65 Usd'nin tahsili talebinde bulunmuş, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden alacağın Türk Lirası karşılığının gösterilmediği anlaşılmıştır.Konu ile ilgili yasal düzenlemeler incelendiğinde;TBK'nın 99 uncu maddesinin üçüncü fıkrası;"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." hükmünü içermektedir.Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir.Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı).Eldeki dosyada, hem takip talebinde hem de ödeme emrinde takip konusu borç yabancı para cinsinden belirtilmiş ise de, TL karşılığının gösterilmediği tespit edilmiştir. Bu noksanlık kamu düzenine ilişkin olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmasının gerektiği ve Devletin hükümranlık hakları ile ilgili olduğu ,bu haliyle ortada usulen yapılmış bir takip, dolayısıyla dava şartı bulunmadığı, bu eksikliğin tamamlanabilen bir eksiklik olmadığı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 12. HD'nin 2024/7762 E. 2025/1018 K. Ve 2024/6378 E., 2025/200 K. Nolu ilamları da bu yöndedir.)O halde; HMK 1142 ve 115/ 2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1920, K. 2026/2337, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1920-e-2026-2337-k-3fff9962c9e1