Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/994 E. 2026/1600 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/994
- Karar No
- 2026/1600
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2022/994 KARAR NO : 2026/1600
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/01/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/450E., 2022/32K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA : Genel Kurul Kararının İptali, Yönetim Kurulu Kararının İptali KARAR TARİHİ : 24/09/2026 YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVADA; Davacı vekili özetle: 06.09.2019 tarihinde davalının müvekkiline çağrı yapmadan usulsüz bir toplantı yaptığını ve toplantıya katılanların yok hükmünde olan mutlak butlanla malul kararlar aldığını, 06.09.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın incelenmesinde 31 ortağa çağrı mektubu gönderildiğinin yazılı olduğunu, oysa müvekkilinin bu sayıya dahil edilmediğini, yapılan toplantının yok hükmünde olduğunu, müvekkiline hiçbir çağrı yapılmaksızın gerçekleştirilen usul ve yasaya aykırı 06.09.2019 tarihli Genel Kurul kararında; 28.04.2008 tarihli 62 sayılı; 05.06.2008 tarihli 64 sayılı Yönetim Kararı, 20.11.2009 tarihli ve 71 sayılı, 14.01.2011 tarihli 74 sayılı, 03.03.2012 tarihli 77 sayılı Yönetim Kurulu Kararlarının iptaline karar verildiğini, kesinleşmiş yargı kararı gereğince doğabilecek kazai üyelikler hakkında Kooperatif Ana Sözleşmesinin 11. maddesi dayanak gösterilerek 2.600.000,00 TL tutarında borç tahakkuk ettirildiğini, üyelik alımı ile de ilgili olan Ankara 56. Noterliğince düzenlenen 30.05.2008 tarih, ... yevmiyeli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi İle Teminat Sözleşmesi'nin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkilin üyeliğinin, kesinleşmiş yargı kararı gereği doğan bir kazai üyelik olmadığını, bazı üyeler için hisse başına fahiş tutarda borç tahakkuk ettirilmesinin yasal olmadığını, dava konusu 06.09.2019 tarihli genel kurul kararının baştan itibaren geçersiz olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair hakkını saklı tutarak 06.09.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacı hakkında 30.05.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gerekçe gösterilerek 05.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortaklık kararı alındığını, 27.06.2013 tarihli genel kurul toplantısına kadar davacının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kooperatif nam ve hesabına arsa payı, aidat, ek ödeme, gecikme zammı gibi parasal yükümlülüklerine karşılık gelecek hiçbir ödeme yapmadığını, davacının zorunlu ortaklık koşullarına uymasının sağlanmadığını, ayrıca hiçbir ödentisi olmayan davacıya haksız menfaat sağlamak için ihtar ve ihraç işlemi uygulanmadığını, kooperatifin 27.06.2013 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla davacının üyeliğinin geçersizliğine karar verildiğini, kooperatifin genel kurul kararının iptal edilinceye kadar hüküm ve sonuç doğurmaya devam edeceğini, dava konusu 06.09.2019 tarihinde ortaklık sıfatı bulunmayan davacının genel kurul kararının iptalini isteme hak ve yetkisi ile aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı hakkında ortaklık kararı alınan 05.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararında katılım paylarının alınmamasına karar verilerek hem zorunlu olan genel kurul kararı olmadan inşaat sözleşmesinin 3.3.a maddesinde belirlenen 108.000$ katılım payından muaf tutulmasına karar verildiğini, ortaklar arasında eşitlik ve kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiğini, genel kurul kararı olmadan ayrıcalıklı karar alınamayacağını, imar geçmemiş paylı mülkiyete konu bir arazi üzerinde inşaat sözleşmesi yapmanın hukuken mümkün olmadığını, genel kurul kararı da bulunmadığı için 27.06.2013 tarihli genel kurulda mutlak butlanla sakat sözleşmenin geçersizliğine karar verildiğini, noterden gönderilen ihtarname ile batıl olduğunun bildirildiğini, kooperatif tarafından geçersizliğine karar verilen yok hükmünde bir sözleşmeye dayanarak davacının ayrıcalıklı bir ortak olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmesinin hiçbir hukuk kuralı bağdaştırılamadığını savunarak; hukuki dayanağı olmayan kötü niyetle açılmış davanın reddini talep etmiştir. BİRLEŞEN ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/35 ESAS SAYILI DOSYASINDA; Davacı vekili özetle: Davalı tarafın müvekkiline gönderdiği ihtarnamede, 06.09.2019 tarihinde bir Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, bu toplantıda alınan karar uyarınca kesinleşmiş yargı kararı sonucu doğabilecek kazai üyeliklerde hisse başına kooperatife ödenmesi gerekli 2.600.000,00 TL'lik bir borç olduğunu iddia ederek, bu paranın yarısı olan 1.300.000,00 TL'nin belirtilen sürede ödenmesinin, diğer yarısının ise 1 ay sonra ödenmesinin talep edildiğini, aksi halde Kooperatifler Kanunu'nun 16. ve 27. maddeleri gereği ihraç işlemlerinin uygulanacağının belirtildiğini, bu ihtarnamede müvekkili ... tarafından 26.08.2020 tarihinde tebellüğ edildiğini, içeriğinde bahsi geçen genel kurul toplantısında ve ekindeki tutanağa bu tarihte muttali olunduğunu, müvekkili tarafından cevabi ihtarname gönderildiğini ileri sürerek; müvekkilinin davet edilmemiş olduğu 19.10.2020 gün ve 2020/3 sayılı usul ve yasaya aykırı Yönetim Kurulu Kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gerekçe gösterilerek 05.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı hakkında ortaklık kararı alındığını, ortaklığın geçersizliğine karar verilen 27.06.2013 tarihli genel kurul toplantısına kadar geçen 5 yıllık süre içerisinde davacının kooperatife olan hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kooperatif nam ve hesabına arsa payı, aidat, ek ödeme, gecikme zammı gibi parasal yükümlülüklerine karşılık gelecek hiçbir ödeme yapmadığını, hiçbir ödentisi olmayan davacıya haksız menfaat sağlamak için 5 yıllık süre içerisinde eski yöneticiler tarafından davacının zorunlu ortaklık koşullarına uymasının sağlanamadığını, ayrıca Kooperatif Ana Sözleşmesi’nin 14. maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddelerinde yer alan emredici hükümlere uyulmayarak ihtar ve ihraç işlemi uygulanmadığını, davacıya birinci ve ikinci ihtarname gönderildiğini, 06.09.2019 tarihli genel kurul kararıyla belirlenen 2.600.000 TL borcun ödenmesini, aksi halde Kooperatif Ana Sözleşmesi’nin 14. maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddeleri gereğince ortaklıktan çıkarılacağının ihtar edildiğini ve ihtarnamelerin tebliğ edilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, davacının ikinci ihtarname ile yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine ihbarname ile kooperatif yönetim kurulunun 19.10.2020 tarih ve 2020/3 sayılı ihraç kararı gönderilerek kararın tebliğinden itibaren 3 ay içinde bu karara karşı iptal davası açılabileceği veya ilk kooperatif genel kurulunda görüşülmek üzere itiraz edilebileceğinin bildirildiğini, ihraç kararının 22.10.2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, ihraç kararının 22.10.2020 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra 19.01.2021 tarihli dilekçe ihraç kararının iptali için bu davanın açıldığını, kooperatifin 1995 yılında kurulduğunu, davacı hakkında üyelik kararı alınan 2008 yılına kadar geçen 13 yıl içerisinde hiçbir yeni üye kaydedilmediğini, davacının parasal yükümlülüklerinin 1995 yılından itibaren başlamış olup, ortaklıktan ihraç edildiği 2020 yılına kadar geçen 25 yıllık süre için, birikmiş arsa payı, aidat, ek ödeme, gecikme zammı yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının ortak olarak kaydedildiği 05.06.2008 yılından, üyeliğinin geçersizliğine karar verildiği 27.06.2013 yılına kadar geçen 5 yıllık süre içerisinde de eski yönetim kurulu tarafından hiçbir 6 yasal takibe uğramadığı gibi bu uzun süre içerisinde kooperatife uğramamış, aidat borcunu ve parasal yükümlülüklerini takip etmediğini, davacının hukuka uygun olarak Kooperatif Yönetim kurulunun 19.10.2020 tarih ve 2020/3 sayılı ihraç kararı ile ortaklıktan çıkarıldığını savunarak; kötü niyetle açılmış davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "... 1.nci ihtarname yönünden, davalı kooperatif tarafından davacıya Ankara 25. Noterliği’nden gönderilen 25.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ilk ihtarnamede (İşbu ihtarname 26.08.2020 tarihinde bizzat davacı imzasına tebliğ edilmiştir) aynen; “1- Sayın Muhatap, 05.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortaklık kararı alınmış olmasına rağmen dava konusu olan 27.06.2013 tarihli genel kurula kadar ...’ne karşı parasal yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, kooperatif nam ve hesabına arsa payı, aidat, ek ödenti, gecikme zammı gibi parasal yükümlülüklere karşılık gelecek hiçbir ödeme yapmadığınız tespit edilmiştir. Ankara 4. ATM’nin 06.03.2019 tarih ve 2019/10 E. 2019/205 K. Sayılı kararı, Yargıtay 23. H.D.’nin 08.07.2020 tarih ve 2020/771 E. 2020/2532 K. Sayılı kararı ile kesinleşmiş olup, bu karardan sonra ortaklığın gerektirdiği ödev ve sorumluluklar gündeme gelmiştir. 2- 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. Maddesinde ortakların hak ve vecibelerde eşit olması hüküm altına alınmış olup, Ankara 4. ATM’ce uyulan Yargıtay 23. H.D.’nin 01.06.2017 tarih ve 2015/8916 E. 2017/1663 K. Sayılı bozma kararında da 05.06.2008 tarihli üyeliğe ilişkin yönetim kurulu kararına atıfta bulunularak “Yönetim kurulunun genel kurul kararı olmaksızın peşin ödemeli ortak olma ve kaydetme yetkisi bulunmamaktadır” ilke ve açıklaması yer almıştır. 3- 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 8. Ve kooperatif anasözleşmesinin 11 ve 21 maddeleri dikkate alınarak; 06.09.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların 3. 18 Maddesinde, ‘kesinleşmiş yargı kararı gereğince doğabilecek kazai üyeliklerde kooperatif ana sözleşmesinin 11. Maddesi hükmü uyarınca kooperatife ortak kaydedileceklerden hisse başına kooperatife ödenmesi gereken meblağın 2.600.000.TL. olarak belirlenmesini, bu meblağın günümüz ekonomik koşulları dikkate alınarak yarısı peşin ve yarısı da bir ay sonra ödenmek üzere 30.06.2020 tarihine kadar alınmasına’ karar verilmiştir. Sonuç; yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda 06.09.2019 tarihli genel kurul kararıyla belirlenmiş olan 2.600.000.TL. borcunuzun yarısı olan 1.300.000.TL.yı bu birinci ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde kooperatifin ... şubesinde bulunan ……IBAN numaralı hesabına ödemenizi, aksi halde Kooperatif ana sözleşmesinin 14. Maddesi ile 1163 sayılı kanunun 16 ve 27 maddeleri gereğince ikinci ihtarname keşide edileceğini ..ihtaren bildiririm.” denilmiştir. Öncelikle ihtarnamede, genel kurul kararı belirtilerek 1.300.000.TL. borcun ödenmesi için 10 gün süre verilmesi, 06.09.2019 tarihli genel kurul kararına nazaran borcun üzerinden 30 gün geçmiş olması ve ayrıca hesap kesim tarihinin (borcun döneminin) genel kurul kararı içeriğinden anlaşılması nedeniyle bu yönlerden yasa ve ana sözleşmeye bir aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, istenilen borcun ödenmemesi halinde ihraç kararı alınacağı hususunda açık bir uyarı bulunmamaktadır. Halbuki ilk ihtarnamede de ödemenin yapılmaması halinde 14. Maddesi uyarınca işlem yapılacağı bildirilmiş olsaydı bu maddelerde ihraç prosedürü düzenlendiğinden aynı sonucu doğuracaktı. Ancak ihtarnamede söz konusu maddeler uyarınca ikinci ihtarname gönderileceği uyarısı yapılarak tereddüt oluşturulmuştur. Böylece, açık ihraç uyarısı bulunmadığından 1.nci ihtarnamenin geçersiz olduğu, borç yönünden geçersiz ihtarnameye dayalı olarak alınan ihraç kararının ana sözleşmenin 14. Maddesi hükmüne aykırı olacağı ve ihraç kararı şekil yönünden geçersiz olup iptali gerektiği, bu durumda esas yönünden incelemeye gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle; asıl dava yönünden; İptali istenen davalı kooperatifin 06.09.2019 tarihli genel kurul tarihi itibarıyla davacının ortaklık sıfatının bulunduğu, itale konu 06.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların, genel kurul toplantı nisabını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğu ve iptali gerektiği anlaşılmakla, davanın kabulü ile; Davalı kooperatifin 06/09/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden; İhraç kararına dayanak ihtarnamelerde istenen borcun dayanağı olan 06.09.2019 tarihli genel kurul kararının geçersiz olduğu, dolayısıyla geçersiz genel kurul kararında kararlaştırılan borcun istendiği, ihtarnamenin de geçersiz olması nedeniyle ihtarnameye istinaden alınan davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davalı kooperatif yönetim kurulunun 19.10.2020 gün ve 2020/3 sayılı kararının ana sözleşmenin 14. maddesi hükmüne aykırı olduğu anlaşılmakla, birleşen 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/35 Esas sayılı asıl dosyasında, davanın kabulü ile; Davalı kooperatif yönetim kurulunun, davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin, 19/10/2020 tarih ve 2020/3 sayılı kararının iptaline..." karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl dava yönünden; mahkemece yapılan yargılamada bilirkişi incelemesinin yapıldığı, bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazlarının dikkate alınmaksızın asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelerin tekrarından ibaret olduğu, raporda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığı, 27.06.2013 tarihli genel kurul kararının "niteliği itibariyle ihraç kararı olduğu" yönündeki mahkemece davanın kabulüne gerekçe teşkil eden değerlendirmenin bilirkişinin sübjektif nitelemesinden ibaret olduğu, genel kurul kararlarının kararın iptaline dair mahkeme kararı kesinleşinceye kadar hüküm ve sonuç doğurduğu, somut olayda ise iptal kararının 08.07.2020 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla 06.09.2019 tarihli genel kurul toplantısına davacı ve dava dışı Mehmet Yaman'ın çağrılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen dava yönünden ise; Mahkemenin 06.09.2019 tarihli genel kurulun geçersiz olduğu yönündeki karar ve gerekçesinin hukuka aykırı olduğu, ilk derece mahkemesinin dayanak kararın geçersizliğinden bahisle ihraç kararının mevzuata aykırı olduğu yönündeki aleyhe ve eksik incelemeye dayalı değerlendirmelerinin hukuken kabulünün mümkün olmadığı, davacı yanın ihtarname içeriklerine ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık iddiasının bulunmadığı, davacının yalnızca ihtarname ile istenilen 2.600.000 TL'nin fahiş olduğunu ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda davacının talep ve iddialarını aşar şekilde değerlendirme yapılmak suretiyle raporda yer verilen ihtarnamede ihraç uyarısı bulunmadığı, bu hususta tereddüt olduğu yönündeki değerlendirmelerinin mahkemece de hükme esas alındığı, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin dosya kapsamı ve ihtarname içerikleri ile bağdaşmadığı, davacının tamamıyla usulsüz şekilde kooperatife üye olarak kaydedildiği, davacının uzun süre kooperatife uğramadığı, hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediği, halihazırda ise hiçbir ödeme yapmaksızın menfaat temin etmek çabasına giriştiği, kooperatifin 1995 yılında kurulduğu ve diğer ortakların işbu dava tarihi itibarıyla 25 yıldır aidat ödedikleri dikkate alındığında herhangi bir ödemesi bulunmayan davacının da genel kurulca kararlaştırılarak diğer ortakların yatıkları ödemenin alım gücüne müsavi bir ödemeyi yapması gerektiğinin açık olduğu, birikmiş arsa payı, aidat, ek ödeme, gecikme zammı ve dosya kapsamına sunulu emsal bedel kalemleri düşünüldüğünde dahi genel kurul tarafından belirlenen tutarın fahiş olduğu yönündeki davacı iddiasının kötüniyetli olduğu, davacının kendisine ana sözleşmeye ve kanun hükümlerine uygun şekilde gönderilen ihtarnamelere rağmen hiçbir ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, kooperatif tarafından alınan ihraç kararının ana sözleşmeye ve kanuna uygun olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava; asıl ve birleşen davada davalı kooperatifin 06.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların ve davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin verilen 10.09.2020 tarih ve 2020/3 sayılı yönetim kurulu kararının iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken asıl ve birleşen dava yönünden (732x2) 1.464 TL istinaf karar harcından, peşin alınan (80,70x2) 161,40 TL harcın düşümü ile kalan 1.302,60 TL harcın asıl ve birleşen davada davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/09/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...