Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/147 E. 2026/1118 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/147
Karar No
2026/1118
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/147 KARAR NO : 2026/1118

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I 127224 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2023/89 E. 2023/981 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.06.2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.11.2023 gün ve 2023/89 E. 2023/981 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 05.08.2022 tarihinde .... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın müvekkile ait ve sevk idaresindeki .... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin bu kazanın oluşumunda kusursuz, davalı sigorta şirketinden ZMMS sigorta poliçeli diğer davalı araç sürücüsünün ise asli ve tam kusurlu olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğünü, müvekkili tarafından yurtdışı bilirkişi ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak davalılara yükletilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bakiye hasar bedelinden oluşan 10.981,06 EURO'nun ....'den kaza tarihi itibariyle, davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü 06.12.2022 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihinde ki Merkez bankası Efektif Satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 500,00 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez bankası Efektif Satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilerek müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, arabuluculuk aşaması ile ilgili 2.400,00 TL vekalet ücreti de dikkate alınarak bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına ve kanuni vekalet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde 23/01/2022- 23/01/2023 tarihleri arasında 278491003094-4 no'lu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafın; müvekkili şirkete başvuru sonucunun 20220123927-1 no'lu hasar dosyası ile açıldığını, müvekkili şirketi tarafından talep sahibine, eksper raporu doğrultusunda hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, hasar bedeli KDV'sine ilişkin bir sorumluluğunun kalmadığını, hasar bedeli olarak davacı tarafa 6.200,00 TL ödeme yapıldığını, poliçe limitinin 100.000,00 TL olduğunu, bakiye poliçe limiti üzerinden, kalan taleplere ilişkin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, şirketin sorumluluğunun kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, uzman görüşü ile ilgili yapılan harcamalardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, müvekkili şirketten kaza tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini, müvekkilinin dava ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın müvekkili sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmesini, yargılama ve vekalet ücreti giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....; söz konusu olayda tek kusurlu tarafın kendisi olmadığını, davacı yabancı plakalı .... sayılı aracın çok hızlı geldiği için şeridinden çıkar çıkmaz sürtünme yaşandığını, idoya ait olan güvenlik kamera kayıtlarının istenmesi durumunda kazanın nasıl meydana geldiği ve karşı tarafa ait aracın normal hızın üstünde seyrettiğinin görüleceğini, sigorta şirketi tarafından davacı tarafın aracında meydana gelen hasar sigorta şirketi tarafından tanzim edildiğini, bu nedenlerle aleyhine açılan haksız davanın reddine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalıların davacıya bakiye hasar bedeli borcu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakla; mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; kazanın meydana gelmesinde kusur oranları irdelendiğinde davacının kusur ya da ihmalinin bulunmadığı, davalı sigorta şirketince sigortalı davalı araç sürücünün ise şerit değiştirme kuralını ihlal etmek suretiyle asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Hasar bedeli olarak KDV dahil 6795,50 Euro' dan sigorta şirketince yapılan 348,97 Euro düşülmek suretiyle, 6.446,53 Euro olacağı belirlenmiş olup alınan kusura ilişkin ve otomotiv bilirkişinin raporları denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli olduğu ve hesaplamalara da itibar edilmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulüne, 6.446,53 Euro'dan şirketinin poliçe limiti olan ve en son ödemesi düşülmek kaydıyla 93.800,00 TL aşılmamak kaydıyla, müracaat tarihi olan 06/12/2022'den itibaren, diğer davalı bakımından ise kaza tarihi olan 05/08/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4A maddesine belirtilen faiz oranında, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNDE 20/12/2023 TARİHLİ TAVZİH KARARI İLE : .." 1-Davalı .... vekilinin tavzih talebinin kabulüyle, mahkememiz 20/11/2023 tarihli kararın 1 no'lu bendinin "1-Davacının davasının KISMEN KABULÜYLE, 6.446,53 EURO'nun (Dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden) davacı şirketinin poliçe limiti olan ve en son ödemesi düşülmek kaydıyla, 93.800,00 TL aşılmamak kaydıyla, müracaat tarihi olan 06/12/2022'den itibaren, diğer davalı bakımından ise kaza tarihi olan 05/08/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4A maddesine belirtilen faiz oranında, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde düzeltilmesine, 4 no'lu bendin; "4-Davacı tarafından dosyamızda yapılan 2.529,75‬ TL yargılama gideri ve Davacı tarafça talep edilen 500 Euro ekspertiz ücretinin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden belirlenecek (500*17,5555) TL karşılığı olan 8.777,75‬ olmak üzere toplam ‬ TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre 11.307,5‬0 TL (Davalı.... A.Ş. 9.272,15‬ TL den sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine," şeklinde hükmün düzeltilmesi yönünde tavzih talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, fiili ödeme tarihindeki türk lirası karşılığına hükmedilmesi gerekirken hükmün tavzihi yolu ile değiştirilerek hükmedilen tazminatın dava tarihindeki kur karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığını, tavzih kararının TBK hükmü ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, yurtdışı ekspertiz ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi gerekirken dava tarihindeki kur üzerinden belirlenmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücretine dair hükümlerin de açıkça usule ve yasaya aykırılık içerdiğini, davalı sigorta yönünden reddedilen kısım olmadığından lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını, davanın reddedilen kısmı aynı hukuki sebebe dayandığından davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, arabuluculuk ücretine ilişkin paylaştırmanın da hükümde hatalı yapıldığını, müvekkiline ait araçta oluşan zarar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hasar tespitinin kabul edilmeyeceğini, aracın sağ ön kısmındaki deformasyon fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere yüzeysel olmadığını, jantlarda meydana gelen hasarın da onarım ile giderilebileceğinin tespiti doğru olmadığı gibi buna ilişkin doğrultma vs giderin hasara ilave edilmemesi de hatalı olduğunu, 190 Euro işçilik ücretinin ortalama işçişlik ücretleri arasında değerlendirilmesi sonucu 199 Euro işçilik ücretinin 175 Euro'ya düşürülmesinin gerçek zararın giderilmesi ilkesiyle bağdaşmadığını, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasarın gerçek zarar ilkesine göre belirlenmesi gerektiğini, Almanya'da işçilik ücretlerinin yüksek olduğundan hasar telafisi genellikle onarım değil parça değişimi şeklinde yapıldığını, tamiratın şekli hususunda müvekkilinin söz hakkı olmadığının dikkate alınması gerektiğini, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak raporlar arası çelişki giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar kaybının karşı taraf aracına ait ZMMS sigortacısı ve karşı taraf araç sürücüsünden tahsiline ilişkin maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 05/08/2022 tarihinde davalı ....sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile davacı sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı aracındaki hasarın tazminine yönelik açılan iş bu davada mahkemece araç sürücülerinin kusuruna ve araçtaki hasarın tespitine yönelik kusur ve makine bilirkişisinden alınan 06/09/2023 tarihli kök raporda kazanın oluşumuna davacı araç sürücüsünün etken olmadığı, davalı ....'ın ise etken olduğu yönünde kanaat bildirildiği, araçtaki hasarın ise yedek parça, işçilik ve KDV dahil toplam 6.795,50 Euro hasar oluştuğu yönünde kanaat bildirildiği itiraz üzerine sunulan 01/11/2023 tarihli ek raporda ise itirazların kök raporda karşılanması nedeniyle ek rapor ile değiştirilecek bir husus olmadığı yönündeki görüş karşısında mahkemece kazandırılan raporlar hükme elverişli bulunarak bilirkişi tarafından hesaplanan hasar bedelinden davalı sigorta tarafından yapılan 348,97 Euro ödeme düşülmekle davacı yan yönünden karşılanmamış 6.446,53 Euro hasar kaldığının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Somut olayda araç sürücüleri yönünden kusura ilişkin yapılan inceleme ve değerlendirmeler yerinde ve yeterli görülmekle kusur kanaatinin hükme esas alınması yerinde görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E-2018/5155 K) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.) Araç sürücüsü davalı ....'ın olduğu gibi ZMMS poliçecisi davalı sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb. nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) 6100 sayılı HMK'nun 294. maddesinde hükmün verilip tefhim edilmesi düzenlenmiş, yasanın 297/II maddesinde ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında davacı yan yönünden zarar ve kusur tespiti yapıldıktan sonra yabanca para birimi üzerinden talep konusu edilen hasar bedelinin davalılar yönünden sorumluluğu yönünde kurulacak hükmün 3095 sayılı yasa kapsamında yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihine göre TL karşılığı üzerinden kurulması gerekirken mahkemece fiili ödeme tarihi görmezden gelinerek kurulacak hüküm esasen infazı kabil bir karar olmayacağı gibi söz konusu kararın tavzih yolu ile düzeltilmesine imkan da bulunmamaktadır kaldı ki mahkemece yapılan tavzih de infazın kabil bir karar değildir. Dolayısı ile ortada infazı kabil ve denetlenebilir bir karardan söz edebilme olanağı bulunmadığındın esasa yönelik diğer sebepler incelenmeksizin davacı yanın istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kabule göre, mahkemece her ne kadar tavzih yolu ile hasar bedelinin infazına yönelik tavzih talebinin kabulüne karar verilerek 20/12/2023 tarihli tavzih kararı kurulmuş ise de davacının talebi karşılanmadığı gibi amacın da hasıl olmadığı esasen söz konusu hususun tavzih yolu ile düzeltilebilecek bir husus da olmadığı zira mahkemece yapılan tavzihin 6100 sayılı HMK'nın 305/2 kapsamında taraflara yüklenen borç ve hakların tavzih yolu ile değiştirilemeyeceği gibi genişletilemeyeceği kuralına aykırı olduğu görülmekle yukarıda açıklanan şekilde hesaplanan tazminat bedelinin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekirken aksi yönde değerlendirme yapılmış olması yerinde görülmemiştir. Yine kabule göre, somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi davacı zararının olay tarihindeki serbest piyasa rayiçleri göz önüne alınarak, orijinal yedek parça üzerinden ve KDV dahil olmak üzere tespitinin yapıldığı, raporda davacı yan yönünden hasarın yabancı para birimi üzerinden belirlenmesinin de yerinde olduğu, araçtaki hasarın tespitine yönelik dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi raporu ile davacı yanca sunulan ekspertiz raporu arasında çelişki olduğu gibi bir kısım parçaların bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmamış olmasının yerinde olmadığı belirtilmiş ise de ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasındaki her farkın çelişkiye yol açmayacağı, dosya kapsamındaki raporda ekspertiz raporundan farkın net, açık ve anlaşılabilir bir biçimde ortaya konulduğu gibi bir kısım parçaların hesaplamaya neden dahil edilmediği, bir kısım parçaların bedellerinin hatalı tespit ettirildiği yönündeki değerlendirmelerin sebeplerinin ortaya konulduğu göz önüne alındığında rapora yapılan itirazların soyut nitelikte olduğu gibi kazandırılan 06/09/2023 tarihli raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği ve denetime elverişli olduğu görülmekle mahkemece hükme esas alınması isabetli bulunmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince anılan dava şartına ilişkin eksiklikler giderilmeden davanın esası hakkında karar verildiğinden istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekillinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2023 tarihli, 2023/89 esas ve 2023/981 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/147, K. 2026/1118, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-147-e-2026-1118-k-8f81b3d82007