Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/723 E. 2026/1059 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/723
- Karar No
- 2026/1059
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/723
KARAR NO: 2026/1059
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/12/2025
NUMARASI: 2024/947 Esas - 2025/1445 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile karşı taraf arasında imzalanan 21 Şubat 2020 tarihli ...CIF Satışına ilişkin sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlık hakkında sözleşmede düzenlendiği üzere tahkim kuruluna tazminat talebinde bulunuluğunu ve karar verildiğini, taraflar 21 Şubat 2020 tarihli ...CIF Satışına ilişkin sözleşmede belirtildiğini ve uyuşmazlık çıkması halinde tahkim yoluna başvuracaklarını belirlemiş olduklarını, bunun üzerine satıcı taraf olan ... Anonim Şirketi işbu satımdan kaynaklı olarak davacı şirket aleyhine tazminat talebi için .... Tahkim kuruluna başvurduğunu, tahkim kurulunun yaptığı inceleme neticesinde; satıcı tarafın iddialarında haksız olması sebebiyle davacı şirket aleyhine tazminata hükmedilmediğini, ayrıca kurul kararının 6.3. Maddesinde tarafların her birinin kendi yasal masraflarını üstleneceği ve 6.4. Maddesinde verilen bu kararın 17.607,50 İngiliz Sterlini tutarındaki ücretin Satıcılar olan ... Anonim Şirketi hesabından alınacağı kararı verildiğini, fakat tahkim masrafı 09.06.2021 tarihinde davacı şirket tarafından ödendiğini, işbu tazminat talebi ile ilgili 29 Nisan 2021 tarihli ..... ... nolu tahkim kurulu kararı ve.... Noterliğinin 24 Kasım 2021 tarih ... yevmiye nolu tercümesinin de ekte mevcut olduğu, tahkim kurulu kararının Türkiye'de hüküm ifade edebilmesi için tanınmasını ve icra olunabilmesi için tenfizini talep ettikleri, yukarıda izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; 29 Nisan 2021 tarihli ........ nolu tahkim kurulu kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizine, Tahkim yargılama gideri olarak ödenen 17.607,50 İngiliz sterlini miktarın ödeme tarihi olan 09.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödemesine, tercüme gideri, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davacı talepleri doğrultusunda ikame edilen davanın reddi gerektiğini, davalı şirket "..." adı altında toplanan ve petrokimya, enerji sektöründe, stratejik biyolojik yakıt üreten sanayici şirketler grubuna dahil şirketlerden biri olduğunu, İkitelli OSB’nin en büyük fabrikalarından biri olarak 150’ye yakın personel çalıştırırken 22.05.2017 tarihinde ürettiği stratejik ürünlerden dolayı geçirmiş olduğu sabotaj kaynaklı yangın sonrasında yatırımlarını en baştan yapmak zorunda kaldığını, akabinde 2018 yılı sonunda yaşanılan ödeme dengesizliğinden kaynaklı olarak vade konkordatosu kararı aldırmak zorunda kaldığını ve konkordato sürecine girdiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 29.06.2021 Tarihli, 2018/1313 E - 2021/ 582 K. Sayılı dosyası üzerinden, IIK ‘nın 305’ci maddesinde belirtilen tüm kosulların yerine getirildigini, konkordatonun tasdik sartlarının olustuğu, borçlular tarafından sunulan konkordato projeleri ve revize projelerin uygulanabilir olduğunu, komiser heyetinin gerekçeli raporu, bilirkisi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun basarıya ulasabilecegi gerekçesiyle, borçlu sirketlerin ve gerçek kisilerin konkordatosunun adi ve rehinli alacaklılar yönünden IIK 306. maddesi uyarınca tasdikine, borçlular tarafından konkordatoya tabi adi borçların 20.000,00’TL’ye kadar olan borçların 31.12.2021 tarihinde, kalan borçlardan 30.12.2022 tarihinde 1/3 ‘ü, 29.12.2023 tarihinde 1/3’ü, 30.12.2024 tarihinde 1/3’ü olmak üzere borçlular tarafından sunulan ödeme takvimi uyarınca ödenmesine, borçlular tarafından yapılandırmaya tabi rehinli borçların 30.06.2021 tarihinden başlamak üzere diger krediler yönünden 35 taksitte ve en son taksidin 31.12.2029 tarihinde sona erecek sekilde ödenmesini, İİK 308/c maddesi uyarınca konkordatonun tasdik kararıyla birlikte bağlayıcı hale geldiğinin karar altına alınmasına karar verildiğini, işbu yerel mahkeme kararınun ana para üzerinden vade konkondato kararı 17.02.2022 Tarihinde, İstanbul BAM 17.HD. Nin 2021/1672 E,- 2022/ 195 Sayılı kararı ile onandığını, süreç bu şekilde devam ederken işbu kere de 31.10.2021 tarihinde gerçekleşen siber saldırı ile; tüm iş ve işlemlerin yapılıp kaydedildiği sunucuları kriptolayarak kullanılmaz hale geldiğini, söz konusu yaşanan duruma ilişkin Küçükçekmece 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/732 D.İş Bilirkişi Raporunda da açıkça yazılı olduğu üzere davalı davacı şirket yönünden mücbir sebep oluşmuş olduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı 2021/58677 E. Sayılı Bilişim Suçlarına yönelik yürütülen soruşturma dosyasında Fordefence Adli Bilişim Laboratuvarları tarafından tanzim edilen Teknik Uzman Mütlaası da sunulmuş olduğunu, Küçükçekmece 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021732 D.İş dosyasında tespit edilen hususların devam ettiğine yönelik Küçükçekmece 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/ 14 D.İş dosyasının da celbini talep ettiklerini belirterek; haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettikleri, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " HMK madde 84 ve devamı maddelerde düzenlenen teminat, hukuki nitelik açısından HMK madde 114/1-ğ’de açıkça belirtildiği gibi bir ilk itiraz değil dava şartıdır. Dava şartları mahkeme tarafından esas hakkında incelemeye girişmeden önce araştırılır ve dava şartlarının varlığı tespit edildikten sonra esas hakkında tahkikata başlanılır. Buna göre davacının teminat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığına mahkeme, davanın esasına girişmeden önce re’sen karar verecektir. Mahkeme tarafından davacının teminat yatırması gerektiğine karar verildikten sonra hakim tarafından re’sen belirlenecek olan teminat miktarı belirlenen kesin süre içerisinde davanın esasına girilmeden önce yatırılmak zorundadır. Aksi halde dava usulden reddedilir. 10/09/2025 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline MÖHUK 48/2.maddesi uyarınca tenfize konu 17.607,50-İngiliz Sterlin'i alacağın %15'i oranında teminat yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmediği, 12/11/2025 tarihli celsede ise teminat eksikliğinin giderilmesi amacıyla kesin sürenin sonuçları da hatırlatılarak davacı vekiline yeniden 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak belirtilen süre içerisinde teminatın mahkememiz veznesine depo edilmediği anlaşıldığından, davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı adına vekaletten, yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi amacıyla 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış bulunmakta olduğumuz New York Sözleşmesi’nin IV. maddesi uyarınca ibraz edilmesi gereken hakem kararı, tahkim anlaşması ve tercümeleri eksiksiz şekilde dosyaya sunulmuş, Mahkemece, davacının Malezya'da bulunan iş yeri merkezi yabancı bir tüzel kişi olduğu gerekçesiyle MÖHUK m.48/1 uyarınca teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğu kabul edilmiş; teminat yatırılmaması sebebiyle HMK m.114/1-ğ kapsamında dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmiş, her ne kadar MÖHUK m.48 hükmünde yabancı gerçek ve tüzel kişiler bakımından teminat ödemesi düzenlenmiş ise de, teminat müessesesinin amacının, davalının yargılama giderleri ile muhtemel zararlarının güvence altına alınması olduğunu, somut olayda ve huzurdaki davada ise dava, bir tenfiz davası olup davalının korunmaya muhtaç somut bir zarar riski ortaya konulmadığını, davacıdan davanın son aşamasına gelmemize rağmen, kısa bir süre içinde teminat yatırılması istenmesinin fiilen imkansız olduğunu, uluslararası banka havalesi yoluyla gerçekleştirilmesi nedeniyle transfer süreci öngörülen süreden daha uzun sürdüğünü, bu sebeple teminat bedeli, davacıdan kaynaklanmayan teknik ve bankacılık işlemlerine ilişkin gecikmeler nedeniyle belirtilen süre içerisinde hesaba yansıtılamadığını, davacı şirketin Malezya merkezi olması, uluslararası para transferlerinin uygulamada uzun süreler gerektirmesi, ayrıca davanın son aşamasına gelinmiş olması nedeniyle davacının kısa süre içinde teminat yatırılmasının talep edilmesi fiilen mümkün olmadığını, her ne kadar usul hukuku hükümleri emredici olsa da davanın geldiği aşama göz önüne alındığında usul hukuku hükümlerin davanın geldiği aşama dikkate alındığında hukuki gerçekliğin ve hak dağıtımının hakkın yerine ulaşmasını imkansız hale getirdiğini, ilk derece mahkemesinin, 2022/213 Esas sayılı ilk kararında (tek hakimle de olsa) davanın kabulüne karar vermiş ve o aşamada bir teminat eksikliği nedeniyle reddetmemiş olup bu durumun davacıya usuli kazanılmış bir hak mevcut iken kararda teminat şartı aranmadan davanın esastan kabul edilmiş olması, davacı tarafça usuli bir güven oluşturduğunu, bozma kararının sadece "heyet halinde karar verilmesi gerektiği" usulüne ilişkin olduğunu, dosya heyet önüne geldiğinde, işin esası zaten incelenmiş ve haklılık görülmüşken, davayı usulden reddetmek için sonradan ağır bir teminat yükümlülüğü getirilmesi hukuki belirlilik ve güven ilkesine aykırı olduğunu, New York Sözleşmesi'nin III. Maddesi, taraf devletlerin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için, yerli hakem kararlarının tenfizinden daha ağır koşullar veya daha yüksek harçlar yükleyemeyeceğini hükme bağladığını, yerli bir hakem kararının tenfizinde davacıdan teminat istenmezken, yabancı hakem kararının tenfizinde sadece davacının yabancı olması sebebiyle teminat istenmesi, Sözleşme'nin III. maddesindeki "daha ağır koşul yüklememe" ilkesine aykırı olduğunu, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir ve kanunlarla çatışması durumunda sözleşme hükümleri esas alınması gerektiğini, Mahkemenin MÖHUK 48'i uygulayarak uluslararası sözleşmeyi ihlal ettiğini, New York Sözleşmesi'nin 3. maddesi; "Âkit Devletlerden hiçbiri, bu Sözleşmenin şümulüne giren hakem kararlarının tanınması veya icrası için, kendi (yerli) hakem kararlarının tanınması veya icrasında uyguladığı şartlardan daha ağır şartlar veya daha yüksek adli resim ve harçlar yüklemeyecektir" hükmünü amir olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/930 E., 2019/812 K. sayılı ilamında da tenfiz davalarının niteliği gereği davacıya ağır mali külfetler yüklenmesinin uluslararası sözleşmelerin ruhuna aykırı olduğu vurgulanmıştır. Mahkemenin, hiyerarşik olarak MÖHUK'tan üstün olan New York Sözleşmesi'ni ihmal ederek karar vermesi hukuka aykırıdır." denilmekle dosya kapsamındaki tüm belgeler tamamlanmış olmasına rağmen, sırf teminat yatırılmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında inceleme yapılmaması, hak arama özgürlüğünü hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, yabancı hakem kararının tenfizi davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Tahkime başvurulması üzerine Fosfa İnternational ... nolu tahkim kurulu tarafından 29/04/2021 tarihli karar verilmiştir.
Davacı tarafça, tahkim kararı uyarınca tahkim masrafının davalı tarafından ödenmesi gerekirken kendileri tarafından ödendiğinden bahisle söz konusu tahkim kararının tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, davaya heyet halinde bakılması gerekirken tek hakimli olarak bakılması nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının MÖHUK 48. Madde uyarınca yabancılık teminatını yatırmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK)'un 48. maddesi, "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." şeklindedir.
Davacı şirket Malezya tabiiyetinde olup, Malezya teminat muafiyetini de düzenleyen 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair La Haye Sözleşmesine taraf olmadığı gibi, Malezya ile Türkiye arasında teminat muafiyetini öngören ikili bir anlaşma da bulunmamaktadır.
Dışişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığı aracılığı ile verilen müzekkere cevabına ilişkin 01.02.2023 tarihli yazıda, "Kuala Lumpur Büyükelçiliğimizden alınan cevabi yazıda, Malezya Dışişleri Bakanlığı'nın örneği ekli Notasına atıfla, Malezya sınırları dışındaki herhangi bir ülke veya bölgenin yüksek mahkemelerinde verilen hüküm veya kararların tenfizinin "1958 Hükümlerin Karşılıklı Tenfizi Kanunu”nun (99. Kanun) 3. Bölüm'ünde düzenlenmekte olduğu, ülkemizin bahsekonu 99. Kanun'un mütekabil ülkeler listesinde yer almadığı (menfi), bu sebeple, ülkemiz mahkemeleri tarafından verilen hüküm veya kararların, 99. Kanun'un 3 (1) maddesince Malezya'da tenfiz edilemeyeceğinin bildirildiği kaydedilmektedir." hususları ifade edilmiştir. Alıntılanan yazı içeriğine göre Malezya ile Türkiye arasında karşılıklılık esasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde davacı şirketin Türkiye'de dava açabilmesi için MÖHUT'un 48. Maddesi uyarınca yabancılık teminatını yatırması gerekir.
Davacının yatırması gerekin teminat miktarı mahkemece yargılama giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak tutarda olmalıdır. Dava açılışında harç ödenmiş ve davacı kendisine yüklenen yargılama masraflarını yatırmıştır.
Ayrıca, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ve tenfizine ilişkin davalar eda davası değil, tespit davası niteliğinde olup, hakem kararlarının tenfizi davalarında nispi harç alınacağına dair bir düzenleme de bulunmadığından, maktu haç alınması ve davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.(Yargıtay 11. HD'nin 30.06.2025 Tarih ve 2024/6571 E. - 2025/4681 K. sayılı kararı; Yargıtay 11. HD'nin 12/03/2023 Tarih ve 2023/137 E. - 2024/2004 K. sayılı kararı; Yargıtay 11. HD'nin 17.01.2024 Tarih ve 2022/3968 E. - 2024/365 K. sayılı kararı). Bu hususlar nazara alınarak davalının lehine hükmedilmesi muhtemel vekalet ücreti, davalının yapması muhtemel kanun yolu giderleri ve bu aşamaya kadar yaptığı giderleri karşılayacak şekilde HMK'nın 87. maddesine uyarınca yabancılık teminatının takdir edilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince anılan bu hususlar gözetilmeksizin yabancılık teminatının belirlenmesi ve sonucunda teminatın yatırılmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026