Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/566 E. 2026/1765 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/566
Karar No
2026/1765
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/566

KARAR NO : 2026/1765

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/01/2023

NUMARASI : 2021/50 Esas - 2023/11 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yapılan anlaşmalar uyarınca acentesi olduğu şirketin yapmış olduğu taşımalar neticesinde taşımaya konu yüklere ilişkin terminal hizmetleri ve benzer bir takım hizmetler verdiğini, davalıya faturalar düzenlediğini, faturalarının davalı tarafından ödenmediğini, davalının icra takibine dayanak yaptığı ödeme dekontlarından dayanağı ödeme... A.Ş. tarafından davacıya ödendiğini, davalının davacıya yaptığı bir ödeme olmamasına rağmen davaya konu icra takibini başlatmasının anlaşılamadığını, davalının başvuruya konu icra takibini başlattığını, davacının banka hesaplarına bloke koydurduğunu, davacının ... plakalı araçlarını icra dosyasından haczettiğini, davalı tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası tahtında davacı aleyhine takip başlattığını, davacının elinde olmayan sebeplerle itiraz edilmesine fırsat kalmadan kesinleştiğini, davalı tarafından icra takibinin yapılarak davacının borçlusu olmadığı 3.152,06 USD tutarı için araçlarına haciz konulmasının kötü niyetli olduğunu, davacının icra takibine konu edilen herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından davacının davalıya borcu olduğuna ilişkin hiçbir fatura düzenlemediğini, davacı tarafından bir iade fatura da düzenlenmediğini, davalı tarafından başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, bir takım emtiaların konteynerler içerisinde davacının acentesi olduğu ...Ltd. tarafından taşınması işleri gerçekleştirildiğini, konteynerlerin tahliye limanına varması akabinde davacı tarafından faturalar muhteviyatı liman içi hizmetler, ekipman kontrolü, liman güvenlik hizmeti ve benzeri hizmetlerin davalıya verildiğini, faturaların davalı adına düzenlendiğini, davalının davacı tarafından düzenlenen faturalar karşılığını kendi şirketi adına davacı ile hiçbir ticari bağı olmayan ... firması aracılığı ile yaptığını, ödemelerin ... tarafından davalının adına yer verdiği açıklama ile davacıya ödediğini, ... firmasının davacıya ödeme yaptıktan sonra davalı tarafından eldeki davaya konu icra takibinin başlatıldığını, fatura muhteviyatı ve bakanlığın yazısının incelendiğinde davacının yük teslim talimat formu yada ordino ücreti adı altında bir hizmet için fatura düzenlenemediği görüleceğini, bakanlığın yazısına konu ettiği yük teslim talimat formu ücreti davalıya yansıtılmadığını, davacının faturaya konu liman içi hizmetleri vermiş olduğunu, davalının bu hizmet bedelleri karşılığı davacıya ödenmek zorunda olduğunu, davalının başlattığı icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, menfi tespit davanın hukuki temelini icra ve iflas kanunun 72/3 uyarınca icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmasının mümkün olduğunu, borcun tamamı ve alacağın %15'i oranında belirlenecek teminat toplamının alacağın %115'inin para ve/veya teminat olarak gösterilmesi şartıyla takibin durmasının sağlanabildiğini, menfi tespit davalarına konu edilen icra dosyasının incelendiğinde alacaklı davalı tarafından başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, herhangi bir dayanağı bulunmayan icra takibinin kalkması için menfi tespit davası ikame edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hak, alacak ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, alacağın tamamına (%100) ilave olarak alacak miktarının %15'i tutarındaki teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi üzerine, mahkeme veznesine depo edilen paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir uygulanmasını, ihtiyati tedbir kararı ile birlikte alacağın tamamı ve %15 fazlası teminat altına alındığından, uygulanan haciz kararlarının kaldırılmasına ve icra takibinin durmasını, yapılacak yargılama sonunda davacının haklı çıkması halinde İİK m. 72/5 uyarınca olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının uluslararası taşımada taşıyan acentesi olduğunu, acentelik ilişkisi taşıyanla kendi arasında olduğunu, elde edeceği kazanç, gelir veya komisyon gibi unsurlar davalı-taşıyan ile arasındaki anlaşmaya dayandığını, taşıyanın taşımak için teslim aldığı emtiayı, varma yerinde alıcısına-davalıya teslim edene kadarki sürecin tamamının navlun karşılığı ifa edildiğini, taşıyanın acente kullanması şube veya temsilcilerden yararlanması taşıyanın ticari kararı ve uygulaması olduğunu, bu çerçevede davacı ile davalı arasında bir akdi ilişki olmadığını, davalının tek borcu olduğunu, navlunun ödenmesinin temin olduğunu, bunun dışında zorunlu/gerekli masrafların ödeme yükümlülüğü olduğunu, TTK'nın 1196 madde 1. fıkrasına göre taşıyan navlun dışında pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad altında başkaca bir istemde bulunamaz dendiğini, hükmün açıklığına rağmen davacının haksız şekilde ilave gelir yaratmak amacıyla standart dışı dayanaksız masraf iddiası ile ödemeler talep ettiğini, davaya dayanak icra takibi konusu olan ödemelerin 25.04.2018 tarihli 807,20 USD, 24.04.2019 tarihli 374,10 USD, 24.04.2019 tarihli 374,10 USD bedelli ödemeler olduğunu, dava konusu olayda davalının 04.05.2019 tarihli ... şirketinin düzenlediği fatura ile toplam 37.699,20 USD bedelli polyester iplik satın aldığını, davalının 14.03.2018 tarihli ... şirketinin fatura ile toplam 69.125,00 USD bedelli polyester iplik satın alındığını, davalının 19.02.2019 tarihli ... şirketinin fatura ile toplam 48.446,79 USD bedelli polyester iplik satın alındığını, ithalata konu emtiaların ... numaralı konşimentolar ile ... limanından yüklenerek ... limanına dava dışı fiili taşıyan .... Ltd. tarafından deniz yolu ile taşındığını, konşimentolara kayıt düşüldüğü üzere malların ... navlun ücreti ödenmiş olarak ve .../... teslim şekli ile taşıma taahhüt edildiğini ve gerçekleştiğini, taşıyanın yükü konteynerden boşaltıp geçici depolama yerinde bırakana kadar taşıma taahhüdünün devam ettiğini, ithalata konu emtiaların İzmir ... Limanı'na vardığında davacı tarafından davalıya varış bildirimi yapıldığını, varış bildiriminde emtiaların tesliminin TCDD Geçici Depolama'dan yapılacağını, ancak davacı firmadan ekipman kontrol ücreti, liman güvenlik ücreti, yükleme dokümantasyon ücreti, geçici kabul ücreti, liman içi hizmetler, ... güvenlik ücreti gibi faturalandırılan ücretlerin emtiaların tesliminden önce peşin olarak ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıkta konşimento üzerine düşülen ... kaydı ile beraberinde teslim yeri ... yük istasyonunda, geçici depolama yerinde yük boşaltılmış olarak malların teslim edileceğine ilişkin anlaşma yapıldığını, davalının daha yüksek maliyete katlanmak istemediğinden malın beklemesi, gecikmesinden zararı engellemek istediğinden ihtirazı kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, davalıya davacının kendi adına ve kendi hesabına hizmet vermesinin söz konusu olabilmesi için akdi ilişki olması gerektiğini, böyle bir akdi ilişki yokken verilen hizmet ancak müvekkili-taşıyan adına olabileceğini, bu nedenle düzenlenen faturanın sıfat bakımından haksız olduğunu, ihtirazı kayıtla 24.04.2019, 25.04.2018 ve 24.04.2019 tarihinde ödeme yapılmış olduğu halde herhangi bir iade olmadığından İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek, davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacı aleyhine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Her ne kadar davalı vekilince dosyaya ibraz edilen İdari Yargı kararları doğrultusunda ordino ücretinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği savunulmaktaysa da; sunulan karar incelendiğinde kararın spesifik olarak ordino ücretinin tahsilini engeller nitelikte olmadığı, bu hususta davalı bulunan idarenin, eşyanın teslimi sırasında ibraz edilmesi gereken belgelerin belirlenmesi konusunda yetkisi bulunmadığından bahsedilerek yetki alanı dışında düzenleme yapılması nedeni ile tavan ücret belirlenmesine ilişkin genelgenin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara dayanarak davalının davaya konu ücretleri tahsil hakkının bulunmadığı sonucuna varılması mahkemece hukuken mümkün görülmemiştir. Gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına da gelmez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Bu konuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14 Hukuk Dairesi'nin 2022/752 Esas ve 2022/515 Karar numaralı ilamında da "Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi, deniz ticaretinin genel hükümlerine tabidir. Bakanlığın düzenlediği bir idari işlemin, idari yargı mercilerince yetki yönünden iptaline karar verilmiş olması, bu konudaki deniz ticaretinin genel hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacaktır." açıklaması bu yöndedir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da kısmen hükme esas alınarak açıklanan nedenlerle davanın kabulüne," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşıyanın, navlun dışında bir talepte bulunamayacağını, ayrıca yük için yaptığı masrafları bile aksine sözleşme yok ise yük ilgilisinden isteyemeyeceğini, (TTK m.1196/1-2) buna göre davacının söz konusu talepleri yapabilmesi için öncelikle ödemeleri navlun sözleşmesi, konişmento veya diğer bir taşıma senedi gereğince yetkili kılındığını ve bunları davacı yan hesabına ödediğini ispat etmesi gerektiğini, davacının bu iki hususu ispat edemediğini, davalının akdi olarak üstlenmediği, emir ve talimat vermediği hiç bir ödemeden sorumlu tutulamayacağını, davacının ithal edilen mala zilyetliğini kötüye kullanarak, haksız hapis hakkı ve ardiye bedeli tehdidi altında davalıdan yaptığı tahsilatları iade etmesi gerektiğini, yerel mahkemenin bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapora itirazlarını değerlendirmediğini, raporda yapılan tespitlerin mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğunu ve dayandıkları hukuka ve ticari teamüllere dahi aykırı beyanların hükme esas alındığını, TTK 1196. Madde, 1203. Madde, 1176. Madde kapsamında "terminal ücreti ve dokümantasyon bedeli" davalıdan istenmesinin hukuka uygun olmadığını, yerel mahkeme dosyaya sunmuş olduğu gerekçeli kararında bilirkişi raporundan alıntılar yaparak TTK hükümlerinin ayrıntılı düzenlenmediğini, konişmentoda bulunan ... kaydının; ticari teamüllere dayanıldığında dahi, davaya konu faturaların davalı tarafından ödenmesinin hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını, verilen kararın, açıkça hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, deniz yoluyla eşya taşıması sonucunda verildiği iddia edilen bir kısım liman hizmetleri için ödenmiş ücretlerin, iadesi istemiyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespit davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.

İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık temelde: davalıdan taşıma konusu yükün teslim koşulu olarak istenilen ve davalının ihtirazi kayıtla ödediği bir kısım giderlerin davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktasındadır.

"Ödeme yükümlülüğünün doğması" başlığını taşıyan TTK'nın 1203. maddesi "(1) Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur" şeklinde düzenlenmiştir.

Navlun sözleşmesi, üçüncü kişi lehine bir sözleşmedir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği navlun sözleşmesi ile gönderilenin aleyhine borç yaratılması mümkün değildir. Gönderilen ancak navlun sözleşmesinde veya konişmentoda, gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş ise ödeme yapmakla yükümlüdür. Gönderilenin yükü teslim alma hakkı, sözleşmede veya konişmentoda, yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış olan bazı alacakların ödenmesi koşuluna bağlanabilir. Bu alacakların, hangi alacaklar olduğu, tesellümün dayandığı sözleşme veya konişmentoda açıkça belirtilmelidir. Borcun üstlenip üstlenilmemesi noktasında kendisine ödeme yetkisi verilen kimse, serbest iradesiyle karar verir; ödemede bulunursa ancak o zaman asıl borçlu borcundan kurtulacaktır.

Davalı tarafça davacı hakkında İstanbul 19. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası ile 2.826,20 USD asıl alacak, 325,86 USD faiz toplamı 3.152,06 USD alacağın tahsili istemiyle 28/07/2020 tarihinde takip başlatıldığı, süresinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği, eldeki menfi tespit davasının 18/02/2021 tarihinde açılmış olduğu görülmektedir.

Davacı, davalının yurt dışından satın aldığı malların deniz yoluyla getirildiği İzmir limanındaki iş ve işlemler için düzenlediği bir kısım fatura bedelini davalıdan talep etmiş davalı da ihtirazi kayıtla fatura bedellerini ödeyerek mallarını teslim almıştır.

Fatura içerikleri ekipman kontrol ücreti, liman güvenlik ücreti, dökümantasyon ücreti, geçici kabul ücreti, liman içi hizmetler, ... güvenlik ücretine ilişkindir. Dosyaya sunulmuş dekontların tamamında, ödemelerin ihtirazi kayıtla yapıldığı açıklaması yazılıdır. Davalı bu ödemeleri mallarını teslim alabilmek amacıyla yaptığını ileri sürmektedir. Davalının ihtirazi kayıtla yaptığı bu ödemelere ilişkin davacının talep ettiği alacak kalemlerinin iade edilip edilmeyeceği hususu, taşıma sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir. Konişmentodaki sıfatı bildirim tarafı olan ve navlun sözleşmesinin tarafı olmadığı anlaşılan davalı/alıcının, bu giderlerinden sorumlu olacağına ilişkin konişmentoda bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca davaya konu edilmiş taleplerden bir kısmı da dokümantasyon ücretidir. Bu hususta ticari hayatta dokümantasyon olarak da anılan, limanlardaki yük teslim talimat formu uygulaması Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/12/2018 tarihli kararına istinaden Bakanlıkça kaldırılmıştır. Kaldırılmış bir uygulamadan dolayı da alacak talebinde bulunulamayacaktır. Bu nedenlerle ve TTK'nın 1203. maddesi uyarınca, davalı-alıcının sorumlu olduğu kanıtlanamayan alacak kalemleri için ihtirazi kayıtla davalıya yaptığı ödemeleri geri isteyebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı)

Yargılama aşamasında davacının talebi ile İİK 72/3 gereği icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verildiği ve icra dosyasına sunulduğu, 23/02/2021 tarihinde icra dairesince tedbir kararının uygulandığı anlaşılmakla İİK 72/4 Maddesi gereği davalı yararına reddedilen miktar üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.

Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kesinlik sınırı dava tarihindeki kur esas alınarak, İcra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit istemiyle eldeki dava açılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3.maddesinde alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunludur. Takibe konu borç yabancı para borcu olsa bile hüküm altına alınan yabancı para cinsinden alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının bulunarak TL cinsinden icra inkar / kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir. Menfi tespit davasına konu alacak takip tarihi itibarıyla 21.528, 57 TL olup %20 oranında 4.430,03 TL kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.

Hükmedilecek vekalet ücreti ve harçlar ise dava tarihindeki kur üzerinden 22.150,15 TL olarak belirlenmiş olup bu miktar esas alınarak hüküm kurulmuştur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın REDDİNE

2- 4.430,03 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 378,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 353,73 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 22.150,15 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,

9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta gideri 114,00 TL olmak üzere toplam 606,00‬ TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/566, K. 2026/1765, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-566-e-2026-1765-k-80ec36008b3f