Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1424 E. 2026/2710 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1424
Karar No
2026/2710
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/1424

KARAR NO:2026/2710

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:24/02/2026

NUMARASI:2022/659 E - 2026/159 K

DAVANIN KONUSU:Alacak

KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş ile davalı şirket arasında ... A.Ş ... ve... Şube Müdürlüklerinin ihtiyacı olan "..."nin aşağıda belirtilen abone numaralarına Ptf+yekdem+%1.19 Kar Payı ile satın alımı konulu 05.12.2020 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin davalı şirketten hizmet alımı sürerken davalı şirket tarafından müvekkili şirkete 05.07.2021 tarihli ihtarname gönderildiği,söz konusu ihtarnamede özetle; EPDK tarafından tarife değişikliğine gidildiğini, 1 Temmuz’dan itibaren elektrik fiyatlarında tüm abone grupları için %15 oranında elektrik tüketim fiyatlarında artış yapıldığını, tarafımızca imzalanan sözleşmenin 19. maddesi gereğince tarafınızın sözleşmeyi askıya alma hakkı bulunduğunu ileri sürerek EPDK tarafınca açıklanan fiyat artışının mücbir sebep kapsamında sayılacağından bahisle Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesinin askıya alındığını bildirildiği, müvekkil şirket tarafından Ankara ... Noterliği kanalıyla gönderilen 06.07.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verilmiş, davalı şirket tarafından gönderilen 05.07.2021 tarihli ihtarnamedeki hususların kabul edilmediğinin bildirildiği, davalı şirket ile akdedilen 05.12.2020 tarihli sözleşme, 11 madde ve eklerinden müteşekkil olup davalı şirketin yapmış olduğu haksız artışın hukuki dayanağı olarak göstermiş olduğu ve sözleşmenin 19. maddesi olarak belirttiği madde sözleşmede bulunmadığı, taraflarca akdedilen 05/12/2020 tarihli 1 yıllık sanayi tipi elektrik hizmeti konulu sözleşmede sözleşmenin askıya alınmasına ilişkin herhangi bir madde yer almamakla birlikte mücbir sebep hâlleri de sözleşmede düzenlenmediği, bu nedenlerle mevcut olmayan sözleşme maddeleri dayanak gösterilerek mücbir sebep gerekçesiyle sözleşmenin askıya alınması haksız ve hukuka aykırı nitelikte olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede mücbir sebep hâlleri sayılmadığı, ancak sözleşmede mücbir sebebe ilişkin düzenleme bulunsa dahi EPDK tarafından yapılan %15’lik artış öngörülebilir düzeyde olduğundan mücbir sebep olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığı,Gelinen aşamada davalı şirket tarafından, tarafımıza bildirilen herhangi bir yazılı fesih bildirimi bulunmadığı, 60 günlük bildirim süresine uymaksızın resmiyeti dahi bulunmayan bir ihtarname ile "sözleşmenin tek taraflı askıya alınması" iradesinin hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığı, 2021 Ağustos ayı dahil olmak üzere, bu tarihten itibaren müvekkil şirkete fatura edilen bedeller, fatura ödenmediği gerekçesiyle davalı şirket tarafından sağlanan elektriğin kesilmesi tehdidi altında, ticari faaliyetin bu sebepten ötürü aksamaması adına ihtirazi kayıtla ödenmiş, sözleşmedeki fiyat ile arttırılan bedel arasındaki farklara ilişkin her türlü hakkın saklı tutulduğu ve bu farklardan kaynaklanan zararın tahsili için yasal yollara başvurulacağı davalı firmaya 09.09.2021 tarihinde haricen bildirildiği, sonuç itibariyle, müvekkilin 2021 Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları fiyat farkından kaynaklanan zararı toplamda 631.266,40- TL civarında bir miktardan müteşekkil olduğu, zarar miktarının tam olarak belirlenebilmesi adına müvekkili şirket ve davalı şirket ticari defterlerinin, faturaların, ödeme dokümanlarının uzman bilirkişi tarafından incelenerek hesaplanması ve bu hesaplama üzerinden müvekkili şirket zararının tazminine karar verilmesi gerektiği, yukarıda detayları ile izah edilen ve mahkemece resen tespit olunacak hususlar bakımından; öncelikle davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini haksız olarak ihlal ettiğinin ve müvekkili zarara uğrattığının tespiti ile birlikte, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yana ait dava dilekçesinde belirtilen hususları kabul etmediklerini,davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri eksiz bir şekilde yerine getirerek mevzuata uygun olarak işlem tesis ettiğini,bölgede bulunan ... Şirketi olarak faturalama işlemlerini tesis etmekte olup yapılan tüm işlemler EPDK tarafından her yıl yayınlanan tarifeye uygun olarak yapıldığını,davacı yan ile 01/01/2021Enerji Tedarik Başlangıç Tarihi ve 31/12/2021 İkili Anlaşma Sona Erme Tarihli Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi (Yüksek Tüketimli Serbest Tüketici ) imzalandığı,işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirket ... Şirketi olarak Serbest Tüketici vasfında olan davacı yana enerji sağlamayı taahhüt ettiği, serbest tüketici olan davacı yan ile akdedilen sözleşme müvekkili şirketin kusuru bulunmayan sebeplerin ve olayların meydana gelmesi hasebiyle Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi (Yüksek Tüketimli Serbest Tüketici )'ne ilgili maddelerine uygun olarak sona erdirildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun tarafından elektrik üretiminde oluşan maliyet artışları nedeniyle tarifelerde değişikliğe gidildiği, yapılan bu ani değişiklik sonucunda müvekkili şirketinde aralarında bulunduğu Türkiye'deki tüm ... Şirketleri yani Elektrik Perakende Şirketleri akdetmiş olduğu ... Sözleşmelerini bir bir sona erdirmiş ve Enerji Piyasasında Portföy boşaltılması olarak geçen durum meydana geldiği, müvekkili şirkette diğer ... Şirketleri gibi bu olağanüstü durumdan çok etkilinmiş olup fahiş miktarda zarar ettiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) ilk 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olmak üzere elektrik fiyatlarında tüm abone grupları için yüzde 15 oranında elektrik tüketim fiyatlarında artış yapıldığı, ilerleyen süreçlerde zamlar artarak devam ettiği, devam eden süreçte elektrik tüketim birim fiyatlarına yüzde yüzün üzerinde zam yapıldığı, müvekkili şirketin mahvına sebep olan bu durum üzerine müvekkili şirket diğer tüm ... Şirketleri gibi portföy boşaltmak zorunda kaldığı, çünkü hiçbir Elektrik perakende şirketi oluşan bu piyasada ... Sözleşmesi yapamamış ve sözleşmede belirtilen elektrik tüketim birim bedeli üzerinden satış yapamadığı, taraflar arasında akdedilen 01/01/2021 Enerji Tedarik Başlangıç Tarihi ve 31/12/2021... Sözleşmesi (Yüksek Tüketimli Serbest Tüketici ) 19. Maddesinde Mücbir Sebep ve Fiili İmkansızlık Halleri istinaden Tedarik Sözleşmesi askıya alındığı, bu kapsamda maddenin sair hükmünden de anlaşılacağı üzere Yetkili Tedarikçi sözleşme kapsamın da üzerine düşün yükümlülükleri askıya alma hakkı mevcut olduğunu belirterek davacının taleplerinin reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkeme;

"-Davacının davasının kabulü ile 203.351,02TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; maliyet artışı nedeniyle sözleşmenin feshi nedeniyle davacının zararını talep ettiğini,kararın usul ve hukuka uygun olmadığını,bilirkişi heyet raporunda herhangi bir dayanak olmaksızın davacının dilekçesi ekinde sunmuş olduğu hesap tablolarının ve hesap tutarının uygun olduğu ve makul olduğu kanaatine varıldığı, bilirkişi raporunda hiçbir şekilde hesaplamaya ilişkin bir veri, hesaplama yöntemi bildirilmediği,hesap yönteminin izaha muhtaç olduğu,davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği,serbest tüketici olan davacı yan ile akdedilen sözleşmenin müvekkili şirketin kusuru bulunmayan sebeplerin ve olayların meydana gelmesi hasebiyle Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi (Yüksek Tüketimli Serbest Tüketici )'ne ilgili maddelerine uygun olarak sona erdirildiğini, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) ilk 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olmak üzere elektrik fiyatlarında tüm abone grupları için yüzde 15 oranında elektrik tüketim fiyatlarında artış yapıldığı,ilerleyen süreçlerde zamların artarak devam ettiği,devam eden süreçte elektrik tüketim birim fiyatlarına yüzde yüzün üzerinde zam yapıldığı,davalı şirketin mahvına sebep olan bu durum üzerine müvekkili şirketin diğer tüm ... Şirketleri gibi PORTFÖY boşaltmak zorunda kaldığı,hiçbir Elektrik perakende şirketi oluşan bu piyasada Enerji Tedarik Sözleşmesi yapamamış ve sözleşmede belirtilen elektrik tüketim birim bedeli üzerinden satış yapamadığını,Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 35. maddesinde belirtilen; doğal afet, salgın hastalık, savaş, seferberlik halleri, halk ayaklanmaları, terör hareketleri, grev, lokavt, işçi hareketleri, ülke genelinde yaşanacak doğalgaz tedarik güçlüğü, ... tarafından kısıt talimatı verilmesi, ... ve/veya ilgili ... Şirketi’nce yapılacak bakım-onarım çalışmaları ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla mücbir sebep sayılan bir hâlin 30 (otuz) günü aşması veya aşacağının anlaşılması, hallerinde mücbir sebebin olduğu kabul edildiği,görevli tedarik şirketlerin enerji teminini kesintisiz olarak aboneye sunma yükümlülüğü genel kural olmakla birlikte bu durumun istisnasını mücbir sebepler oluşturduğu,genel hukuk kuralları gereği mücbir sebep illiyet bağını kesen ve borçluyu sorumluluktan kurtaran bir kurtuluş yolu olduğu,mücbir sebep kavramına Borçlar Kanununun çeşitli hükümlerinde yer verilmiş ise de bir tanımı yapılmadığını belirterek,davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalı istinafının reddini talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,sözleşmenin feshi nedeniyle zarar tazminine yöneliktir.Alınan 02/06/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda;

"1 Mahkeme tarafından 12.01.2023 tarihli celsede davalının defter incelemesine karar verildiği, davalının faaliyet adresinin Erzurum ili olduğu görülmekle birlikte henüz davalının ticari defterlerinin talimatla incelendiğine ilişkin olarak dosyaya henüz herhangi bir bilirkişi raporu sunulmadığı,

2.)Yanlar arasındaki çekişmede, her iki yanca en son imza edilmiş sanayi tipi elektrik hizmet alımı işine ait 05.12.2020 tarihli Sözleşme hükümlerinin uygulanabileceği,

3.)05.12.2020 tarihli sözleşmenin davalı yanca askıya alındığı beyanına yönelik sözleşmenin davalı yanca feshinin haksız fesih olarak değerlendirilebileceği,

4.)Davacı yanın sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak menfi zararını talep ve dava edebileceği,

5.)Davacı yanın menfi zararının hesap edilebilmesi için Sayın Mahkemece öncelikle davacı şirketin davalı yanı davet ederek uyguladığı ihalede başka bir firmadan teklif alınıp alınmadığının, alındı ise söz konusu tekliflerin ne oranda/bedelde olduğunun öncelikle belirlenmesinin gerekeceği,

6.)Başka bir firmadan teklif alınmadı ise, davalı şirketin pazarlık görüşmesine davet edildiği ve aynı zamanda davalının imza ettiği Taahhütname tarihi olan 24.11.2020 tarihi itibarı ile sanayi tipi elektrik hizmet alımı işinin piyasa fiyatı itibariyle davacı yanın menfi zararının hesaplanabileceği,

7.)Davacı yanın menfi zarar talebine ilişkin hesaplamanın heyetimiz uzmanlık alanı içerisinde olmadığından davacı yanın menfi zararının hesaplanamaması nedeniyle, Enerji Piyasası elektrik hizmet alımı (ihale) işinde ve bu konudaki hesaplama iş ve işlemlerinde uzman Elektrik Mühendisi bilirkişi tarafından davacı yanın menfi zararının hesaplanabileceği,

8.)Davalı yanın temerrüdünün dava tarihi itibarı ile oluştuğu, işbu dava ile talep ve dava edilmiş 1.000,00.-TL yönünden de dava tarihinden itibaren tacir olan yanlar bakımından avans faiz oranı işletilebileceği"belirtilmiştir.Daha sonra heyete eklenen elektrik mühendisi bilirkişinin de katılımıyla sunulu 13/04/2024 tarihli raporda özetle;"Taraflar arasında imzalanan 05/10/2020 tarihli sözleşmenin “Fiyat Farkı ve Fiyatlandırma” başlıklı 4. Maddesi’nde “Firma, sözleşme süresi boyunca, EPDK tarafından açıklanan fiyatlara göre faturalandırma yapacaktır. “EPDK tarafından açıklanan PTF+YEKDEM birim fiyatlarının toplamı üzerine, firma tarafından eklenecek ORAN sonucunda, oluşan birim fiyat 0,52 TL/kWh rakamını geçmesi durumunda, firma elektrik birim fiyatını 0,52 TL/kWh olarak faturalandıracaktır” hükmü yer almıştır.Bundan dolayı, sözleşme 4.Madde hükmü gereğince davacının Ağustos’2021, Eylül’2021, Ekim’2021 ve Kasım’2021 aylarında kullandığı elektrik enerjisinin bedelleri 0,52 TL/kWh birim fiyatı üzerinden 962.110,92 TL olarak hesaplanmıştır.Davalı şirketin, Ağustos’2021, Eylül’2021, Ekim’2021 ve Kasım’2021 ayları için tahakkuk ettirdiği elektrik enerji bedeli için 1.134.442,30 TL olarak belirlenmiştir. Ancak, davalı sözleşmede yer alan 0,52 TL/kWh aktif enerji bedeli yerine, EPDK Ulusal Tarife fiyatı 0,635338 TL/kWh üzerinden hesapladığından sözleşmeye aykırıdır.Davacının tükettiği elektrik enerjisinin bedeli 962.110,92 TL, davalı şirketin tahakkuk ettirdiği bedel 1.134.442,30 TL olduğundan davacı ...Şirketi, davalı ... Şirketi’nden 1.134.442,30 TL-962.110,92 TL=172.331,38TL (istirdat) isteyebileceği " belirtilmiştir.İtiraz üzerine alınan 20/09/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle;

"1.)Huzurdaki davanın; davacı elektrik satın alan tarafından, davalı elektrik dağıtıcı/satıcısı aleyhinde, davalının sözleşme şartlarına uymaması nedeni ile oluşan zarar/alacak talepli 28.07.2022 dava tarihli bir alacak davası olduğu,

2. )02.06.2023 tarihli heyet olarak düzenlenmiş kök raporumuzda arz olunan; yanlar arasındaki çekişmede, her iki yanca en son imza edilmiş sanayi tipi elektrik hizmet alımı işine ait 05.12.2020 tarihli Sözleşme hükümlerinin uygulanabileceği, 05.12.2020 tarihli sözleşmenin davalı yanca askıya alındığı beyanına yönelik sözleşmenin davalı yanca feshinin haksız fesih olarak değerlendirilebileceği, davacı yanın sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak menfi zararını talep ve dava edebileceği, davacı yanın menfi zararının hesap edilebilmesi için Sayın Mahkemece öncelikle davacı şirketin davalı yanı davet ederek uyguladığı ihalede başka bir firmadan teklif alınıp alınmadığının, alındı ise söz konusu tekliflerin ne oranda/bedelde olduğunun öncelikle belirlenmesinin gerekeceği, başka bir firmadan teklif alınmadı ise, davalı şirketin pazarlık görüşmesine davet edildiği ve aynı zamanda davalının imza ettiği Taahhütname tarihi olan 24.11.2020 tarihi itibarı ile sanayi tipi elektrik hizmet alımı işinin piyasa fiyatı itibariyle davacı yanın menfi zararının hesaplanabileceği, şeklindeki görüş ve kanaatimizin aynen korunduğu,

3.) 13.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporundaki hesaplamanın Elektrik Mühendisi ... tarafından yapılmış olması, ancak yanların 13.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna itirazlarının değerlendirilmesine ilişkin görevlendirmede Elektrik Mühendisi ...’nın atanmaması nedeniyle, 13.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda bilirkişi Elektrik Mühendisi ... tarafından yapılmış hesaplama neticesinde oluşan değerlendirme ve sonucun, SMMM ve Hukukçu bilirkişiden oluşan heyetimizce değerlendirilmesinin söz konusu olamadığı,

4.)Heyetimiz SMMM üyesi tarafından, davacı yanın yasal ticari defter ve kayıtlarında işlenmiş bilgi ve hususlar esas alınarak düzenlenmiş ve Sayın Mahkemeye sunulmuş bulunan 02.06.2023 tarihli “Ayrık Mali Görüş” başlıklı raporda arz edildiği üzere;

-Davacı yanın KDV öncesinde 513.620,28 TL alacaklı olduğu,Hesaplama yapılırken davacı taraf davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında (Fiyat Farkı ve Fiyatlandırma” başlıklı 4. Maddesi) en çok 0,52 TL/1 KWH Elektrik Bedeli + 0,129281 TL ... Bedeli = 0,649281 TL fiyatlandırmaya göre KDV öncesinde ve 513.620,28 TL davacının davalıdan alacaklı olabileceği mütalaa edilmekle birlikte nihai takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,

-Davacı yanca yapılmış fatura ödemeleri tarihleri ile dava tarihi arasındaki süreçte davacı yanın 513.620,28 TL olarak hesaplanabilecek asıl alacağına 61.162,90 TL tutarında avans faizi bedeli hesaplandığı, davacının belirtilen asıl alacağına dava tarihinden itibaren % 15,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği,Hususlarındaki tespit / hesaplama ve değerlendirmeyi değiştirecek yeni bir bilgi ve belge mevcut olmadığından, hesaplama ve değerlendirme sonucunun aynen korunduğu,

5.) Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/71 E. Sayılı dosyası üzerinden düzenlenmiş bulunan 13.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ile ise;Davalının defterlerinin TTK ve VUK ilgili maddelerine uygun tutulduğu,Davalı ... tarafından davacı ...’a (KDV dahil) 1.113.618,49 TL. tutarında fatura düzenlediği, sözleşmeye göre düzenlemiş olduğu faturalann toplamının ise (KDV dahil) 757.333,26 T olduğu ve davacı 1.113.618,49 TL-757.333,26 TL=356.285,23 TL (KDV dahil ) sözleşme fiyatına göre fazla ödeme yapıldığı sonuç ve kanaatine varıldığı,

6.) Heyetimiz SMMM üyesi tarafından düzenlenerek Sayın Mahkemeye sunulmuş bulunan 02.06.2023 tarihli “Ayrık Mali Görüş” başlıklı raporda, KDV hususunda; yapılan hesaplamanın KDV hariç olarak yapıldığı, zira; dava dosyası içeriğinde davacı tarafından, iş bu davaya konu bedele ilişkin davalıya kesilen herhangi bir kesilen fatura görülemediği,Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere Mahkeme'ce takdir olunacak olası zarar/alacak bedeline hükmedilmesi durumunda, Sayın Mahkeme'ce takdir edilen tutara + % 18 KDV eklenmesi ile davalıya fatura kesilmesi, bir suretinin Sayın Mahkeme'ye ibraz edilmesi ve ayrıca davalıya ilgili faturanın da tebliğ edilmesi ve tebliğ şerhinin Sayın Mahkeme'ye ibraz edilmesi halinde; bu şekilde davacının davalıdan KDV talep edebileceği, görüşünün de aynen korunduğu" belirtilmiştir.İtirazları kapsar alınan 17/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;

"a) Davacı Şirketin İtirazlarının Karşılanması:Davacı şirketin davalı şirketten isteyebileceği (istirdat) bedelin 172.331,38TL olarak hesaplanabileceği,Davacı şirket alacağına KDV eklenmesi halinde KDV dahil alacak tutarının 203.351,02 TL olacağı, Davacı yanca çekilmiş Ankara ... Noterliği’nin 06.07.2021 tarih ve ...Nolu ihtarnamesinin dava konusu edilen menfi zarar alacağına ilişkin temerrüt ihtarı niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden, söz konusu ihtarnameye dayalı temerrüt halinin varlığından söz edilemeyeceği, davacı yanın menfi zarar talebine ilişkin temerrüdün dava tarihinden itibaren oluşacağı mütalaa edilmekle birlikte, davacı yanın talebi veçhile faiz hesaplaması yapılması halinde ise; İşlemiş faiz tutarının 44.720,27.-TL olarak hesaplanabileceği,

b) Davalı Şirketin İtirazlarının Karşılanması:Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. Maddesinin “Firma, sözleşme süresi boyunca, EPDK tarafından açıklanan fiyatlara göre faturalandırma yapacaktır. “EPDK tarafından açıklanan PTF+YEKDEM birim fiyatlarının toplamı üzerine, firma tarafından eklenecek ORAN sonucunda, oluşan birim fiyat 0,52 TL/kWh rakamını geçmesi durumunda, firma elektrik birim fiyatını 0,52 TL/kWh olarak faturalandıracaktır” hükmü gereğince, davacının Ağustos’2021, Eylül’2021, Ekim’2021 ve Kasım’2021 aylarında kullandığı elektrik enerjisi bedellerinin 0,52 TL/kWh birim fiyatı üzerinden 962.110,92 TL olarak hesaplanabileceği, Davalı şirketin ileri sürebileceği mücbir sebep halinin söz konusu olamayacağı,Davalı şirketin EPDK’nın %15 oranındaki zammını ileri sürerek 05.12.2020 tarihli sözleşmenin askıya alındığı beyanına yönelik sözleşmenin davalı yanca feshinin haksız fesih olarak değerlendirilebileceği, Sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davacı şirketin talep ve dava edebileceği zararının 172.331,38TL olarak hesaplanabileceği,Davacının KDV dahil alacağının ise 203.351,02 TL olarak hesaplanabileceği,Davalının temerrüdünün dava tarihinden itibaren oluşacağı ancak mahkemece takdir edilmesi halinde işlemiş faiz tutarının ise 44.720,27.-TL olarak hesaplanabileceği" belirtilmiştir.Davacı taraf Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) tarafından elektrik üretiminde oluşan maliyet artışları nedeniyle tarifelerde değişikliğe gidilmesi üzerine akdedilen sözleşmenin feshi sonucu uğramış oldukları zararını talep etmiştir.Borçlar Kanunu 137. Maddesi uyarınca mücbir sebep durumu nedeniyle borcunu ifa edemeyeceği hususlarının öngörüldüğü,ayrıca sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli ölçüde değişmişse artık tarafların sözleşme ile bağlı olmaması gerektiği, sözleşmenin yapıldığı zamandaki şartların önemli ölçüde değişmesi halinde sözleşmeye bağlı kalmayı beklemek adil sonuçlar doğurmayacağı gibi Türk Medeni Kanunu m.2 uyarınca dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceği,Türk Borçlar Kanunu’nda beklenmeyen hal şartı, "aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138.maddede düzenlenmiş olduğu, bu maddeye göre, sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmenin uyarlanabilmesi için olağanüstü bir durumun gerçekleşmesi gerektiği,Yargıtay kararlarında da sözleşmenin uyarlanması ya da sözleşmeden dönülmesi için sonradan ortaya çıkan durum değişikliklerinin olağanüstü nitelikte olması gerektiğinin ifade edildiği, özellikle değişen koşulların olağanüstü olmasının yanı sıra, objektif nitelikte de olması önem arz ettiğini, toplumun tamamını etkileyen olaylar siyasi veya doğal nedenler, savaş, ekonomik kriz ve para değerinin düşmesi, salgın ve bulaşıcı hastalıklar, ani işsizlik, genel açlık, borsa fiyatlarının alt üst olması, ülke ekonomisine etki eden büyük bankaların iflas etmesi, yeni vergilerin yürürlüğe girmesi, ithalat veya ihracat yasağı gibi sebepler bu olaylara örnek gösterilebileceği,değişen hâl ve koşullar sebebiyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge, aşırı ve açık biçimde bozulmuşsa edimlerin dengelenmesi ve adil çözüme ulaşılması ayrıca TMK m.2 kapsamında dürüstlük ilkesinin de gereği olduğunu, sözleşmenin uyarlanabilmesi için aranan bir diğer şart, sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumun sözleşmenin kurulması anında öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenemeyen bir durum teşkil etmesi gerektiği açıktır.Tarafların tacir olduğu, bu bakımdan gerek davacı ve gerekse davalının basiretli bir tacir gibi sözleşme hüküm ve sonuçlarını sözleşme imzalanırken iyice değerlendirmesi gerektiği düşünülmelidir.Davalı taraf TBK 138.madde kapsamında sözleşmenin maliyet artışları nedeniyle devam ettirilemeyeceğine dair sözleşmenin uyarlanması davası açmadığı da dosya kapsamı ile sabittir.Bu durumda TM 2.madde kapsamında dürüstlük kuralı da göz ardı edilmemelidir.Bu açıdan sözleşmenin erken feshi nedeniyle davacının davalıdan zararını talep edebileceği kabul edilmelidir.Bu doğrultuda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) tarafından elektrik üretiminde oluşan maliyet artışları nedeniyle tarifelerde değişikliğe gidilmesi üzerine akdedilen sözleşmenin feshi sonucu uğramış oldukları zararın tazminin talep ve dava edilmiştir. İlk derce mahkemesince verilen karar hukuka aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde bozulması ve haksız olarak açılan davanın reddi gerekmektedir.Davalı taraf ise sözleşmenin bu maddeye istinaden feshedildiğini davacı tarafa bildirmiş, davalı süresinden önce irade fesih beyanı ile sözleşmeyi sona erdirmiş, sözleşmede erken fesih yönünden davacı abone için cezai şart öngörülmüş iken,sağlayıcı davalı yönünden ise cezai şart ve yaptırım maddesi düzenlenmemiştir.Tarafların tacir olduğu, bu bakımdan gerek davacı ve gerekse davalının basiretli bir tacir gibi sözleşme hüküm ve sonuçlarını sözleşme imzalanırken iyice değerlendirmesi gerektiği düşünülmelidir.Davalı taraf TBK 138.madde kapsamında sözleşmenin maliyet artışları nedeniyle devam ettirilemeyeceğine dair sözleşmenin uyarlanması davası açmadığı da dosya kapsamı ile sabittir.Bu durumda TM 2.madde kapsamında dürüstlük kuralı da göz ardı edilmemelidir.Bu açıdan sözleşmenin erken feshi nedeniyle davacının davalıdan zararını talep edebileceği düşünülmelidir.O halde son ek bilirkişi heyet raporunda da diğer raporlarla örtüşür şekilde belirlendiği üzere davacı şirketin davalı şirketten 172.331,38TL asıl alacak ve KDV dahil olmak üzere toplam 203.351,02 TL alacaklı olduğu hesaplandığından,bu ek raporlar doğrultusunda davacının sözleşmenin erken feshi nedeniyle toplamda 203.351,02 TL alacaklı olduğu açıklığa kavuşmuştur.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 13.890,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.472,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.418,18 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1424, K. 2026/2710, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1424-e-2026-2710-k-fde3da8181fa