İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/854 E. 2026/715 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/854
- Karar No
- 2026/715
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/854 Esas KARAR NO : 2026/715
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 20/11/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; "Borçlu ... ..., müvekkilim şirket olan ... ... A.Ş.‘ne olan cari hesap borcu sebebiyle .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açılmış ve borçlu tarafından takibe itiraz olunmuş ve takip durmuştur. İtiraz üzerine arabuluculuk bürosuna başvurulmuş ve arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamamıştır.(Ek) Arabuluculuk süreci işletilerek dava şartı yerine getirilmiştir. Takibe konu alacak, 12.07.2025 tarihli Cari Hesap ilişkisinden doğan, asıl alacağı 1.384,92 USD olan toplam alacaktır. Borçlu vekili itiraz dilekçesinde, alacaklı şirkete herhangi bir borçları olmadığını belirtmiş ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz etmiştir. Ancak , müvekkilim alacaklı şirket, bir Bilişim ve danışmanlık şirketi olup, faaliyetlerini şahıslara veya şirketlere satış veya hizmet vererek yürütmektedir. Müvekkilim şirket, borçlu ile aralarında bilişim ürün ve hizmet satışına ilişkin cari hesap ilişkisi bulunmaktadır.Müvekkilim şirket , borçlu şirketin haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olup , mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunmasını talep etmekteyiz. Karşı tarafın icra takibine vaki haksız itirazının reddi ile İcra takibinin devamına, haksız itirazdan ötürü % 20 inkar tazminatına hükmedilmesine, Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi" talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; "Taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapılmamış olmakla birlikte, müvekkil şirket adına davacı yan tarafından düzenlenen tüm faturalar süresinde ve tam olarak ödenmiştir. Davacı yanın icra takibine konu ettiği ve cari hesaptan doğduğunu ileri sürdüğü USD türündeki alacak kalemi, münhasıran ödeme günündeki kur farkından kaynaklanmaktadır.Her iki tarafın defter kayıtlarının incelenmesiyle de görüleceği üzere, müvekkil tarafından davacı yana yapılan tüm ödemeler, ilgili faturaların vade tarihlerinde ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiştir. Taraflar arasında cari hesap mutabakatı bulunmadığı gibi davacı yanın alacak kalemi olarak ileri sürdüğü tutarın herhangi bir ticari işlem, teslim, hizmet ifası veya taraflar arasında kararlaştırılmış kur farkı uygulamasına dayanmadığı açıktır. Davacı yanın ileri sürdüğü alacak iddiası, ticari hayatın olağan akışına ve TMK m.2 de düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırıdır. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı yanın icra takibine konu ettiği alacak kalemi haksız ve hukuka aykırı olup taraflar arasındaki ticari ilişkiye, defter ve kayıtlarla sabit ödeme düzenine ve hukuken geçerli bir borç ilişkisine dayanmamaktadır.Takip konusu tutar, herhangi bir hizmet veya mal tesliminden değil, tamamen ödeme günündeki kur farkından ibarettir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde, borçlunun talebi üzerine, takibin reddedilen veya hükmolunan kısmının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmelidir. İlgili hükme göre borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafından ilamsız icra takibi başlatılmış olması, borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmiş bulunması, alacaklının itirazın iptali davası açması, bu davanın kısmen veya tamamen reddedilmesi ve alacaklının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir. Öğreti ve Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere alacağının gerçekte mevcut olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde icra takibine girişen alacaklı kötü niyetli sayılmaktadır. Somut olayda davacı yan, bir ticaret şirketi olup Türk Ticaret Kanunu uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altındadır. Huzurdaki dosyadada davacı yan, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde düzenlenen faturaların tamamının süresinde ve tam olarak ödendiğini bilebilecek durumda olmasına rağmen, yalnızca ödeme günündeki kur farkı sebebiyle sadece kendi kayıtlarını ileri sürerek cari hesaptan doğan alacak gibi belirtmek suretiyle icra takibi başlatmıştır.Haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, Davacı yan aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenilmesine karar verilmesini" talep ettikleri görülmüştür. DELİLLER Delil olarak; gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı görülmüştür. Dosyaya bilirkişi ... tarafından 01.08.2026 tarihli bilirkişi kök raporu sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunda özetle; "Sayın Mahkemenin incelemesine sunulan dava dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden temin edilen resmi verilerin tetkiki neticesinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir: Ticari Defterlerin Usul Yönünden tetkik edildiğinde; Davacı Şirket (... ... A.Ş.)’nin 2025 yılına ait e-defterlerinin (Yevmiye ve Defter-i Kebir) onay ve berat işlemlerinin tebliğ hükümlerine uygun olarak yasal süresi içerisinde tamamlandığı, kağıt ortamında tutulan Envanter Defteri’nin noter açılış ve ara tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı görülmüş olup, defterlerinin sahibi lehine delil niteliği hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemenizde olduğu, Davalı Şirket (... A.Ş.)’in : davalı vekili ile defaten (telefon ve e-posta) üzerinden yapılan ticari defter ve kayıtların ibrazı ve yerinde inceleme yapma talebim iletilmesine rağmen, iş bu rapor tanzim tarihine kadar ticari defter kayıtların bilirkişiliğimize ibraz edilmediği, İncelemeye ticari defter kayıtlarını sunan davacının ticari defter kayıtlarından ve davalıya düzenlediği faturalardan tespitler doğrultusunda; Davacı şirketin ticari defterlerin taraflarları arasındaki ilişkinin cari hesap üzerinden takip edildiği, düzenlenmiş e-faturalarda ödeme koşulunun 30 gün vadeli USD olarak belirlendiği, Davalı şirketin bağlı olduğu vergi dairesinden gelen 2024 ve 2025 yılları karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz raporları incelenmesinde; davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturalarının tamamının, davalı şirketin vergi dairesi kayıtlarında mal/hizmet alışı olarak yer aldığı görüldüğünden davalının faturalardan haberdar olduğunun anlaşıldığı, davacının ticari defter kayıtlarında yukarıda raporun inceleme bölümünde detayı görülebileceği üzere davalya düzenlediği satış faturalarından (faturaların içeriğinin bilgisayar malzeme ve eklentileri olduğu) davalın ödemeleri düşüldüğünde takip tarihi itibariyla **davalı ... A.Ş.)’nin Türk Lirası (TL) olarak 56.088,23 TL cari hesap borcu bulunduğunun kavıtlı olduğu. Faturaların tutar olarak düzenleme şekli ve faturaların USD olarak ödeneceği bilgisi faturalarda mevcut olduğundan faturalardan davalının ödemeleri düşüldüğünde (USD) cinsinden takip tarihi itibarivla davalı şirketin, davacı şirkete 1.384,92 USD tutarında cari hesap borcu olduğunun hesaplanacağı. Davacının alacaklı olup olmadığını takdiri, alacağa faiz işletilmesi, faizin türü, nisbeti, başlangıcı gibi nukuki değerlendirme gerektiren hususlarda takdir tümüyle Sayın Mahkemenizin emrine olmak üzere, Dosyada taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeye rastlanmadığı, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair noter kanalı ile ihtarnameye dosyada rastlanmadığından faizin takipten sonra tahakkuk edebileceğine dair, raporumuzda yer verilen mali tespitlerin hukuki takdiri ve nihai değerlendirmesi" hususları tespit edilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK. 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemidir. Dava, davacının cari hesap alacak bedelinin davalıdan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu kapsamda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, dava konusu iddia bakımından yapılan bilirkişi incelemeleri sonucu incelemeye ticari defter kayıtlarını sunan davacının ticari defter kayıtlarından ve davalıya düzenlediği faturalardan tespitler doğrultusunda davacı şirketin ticari defterlerinde taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap üzerinden takip edildiği, düzenlenen e-faturalarda ödeme koşulunun 30 gün vadeli USD olarak belirlendiği, davalı şirketin bağlı olduğu vergi dairesinden gelen 2024 ve 2025 Yılları Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz Raporları incelemesinde davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturalarının tamamının, davalı şirketin vergi dairesi kayıtlarında mal/hizmet alışı olarak yer aldığı görüldüğünden davalının faturalardan haberdar olduğunun anlaşıldığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıya düzenlediği satış faturalarından davalının ödemeleri düşüldüğünde takip tarihi itibariyle davalının TL olarak 56.088,23 TL cari hesap borcu bulunduğu tespiti ile faturaların tutar olarak düzenlenme şekli ve faturaların USD olarak ödeneceği bilgisi faturalarda mevcut olduğundan faturalardan davalının ödemeleri düşüldüğünde (USD) cinsinden takıp tarihi itibarıyla davalı şirketin, davacı şirkete 1.384,92 USD tutarında cari hesap borcu olduğu anlaşılmakla takibin asıl alacak üzerinden devamına karar verilerek takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğünün 2025/... ESAS sayılı icra dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin asıl alacak miktarı üzerinden takip koşulları ile devamına, Davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla asıl alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 4.007,83-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 3.005,87-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan ilk gider, bilirkişi, tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 11.984,86-TL Yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde istinafı kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 06/10/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır