Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1563 E. 2026/2254 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1563
Karar No
2026/2254
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1563 KARAR NO : 2026/2254

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/04/2023 NUMARASI : 2022/245 Esas 2023/362 Karar DAVANIN KONUSU : Deniz Ticaret BAM KARAR TARİHİ: 13/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:13/10/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirket aleyhine İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14113 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçtiğini, müvekkili şirketin kara, deniz, hava yolu taşımacılığı, araç kiralama, yük ve kargo taşımacılığı Karayolu Taşımacılığı Yönetmeliği kapsamında, karayolu yurt içi ve yurt dışı taşıması, uluslararası nakliyecilik işleri yaptığını, davalı şirketin müvekkilinin hizmet verdiği şirketler arasında yer aldığını, davalı şirkte tarafından verilen talimat uyarınca müvekkili şirketin taşımaya konu eşyaları yükleme adreslerinden alarak varış adreslerine teslim ettiğini, hizmet bedellerinin davalı tarafa fatura edildiğini, taraflar arasında taşımaya yönelik ihtilaf bulunmadığını, taralar arasında taşıma işinden kaynaklanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketin taşımaya konu eşyaların taşınması için müvekkili şirket ile anlaştığını, müvekkili şirket tarafından yurt dışı deniz yolu taşıma hizmeti verildiğini, taşımaya konu eşyaların alıcısına teslim edildiğini, söz konusu taşımada davalı tarafın kusuru nedeniyle demuraj ücreti oluştuğunu, Gümrük işlerinin davalının sorumluluğunda bulunduğunu, demuraj ücretinin davalı taraftan tahsil edilmesi gerektiğini, Goch Gümrüğü'nde somut olaya konu eşyaların gümrük firması ya da davalı tarafça zamanında gümrük işlemlerinin yapılmamasından kaynaklı demuraj ücreti oluştuğunu, gümrük işlemlerinin tamamlanmadığına dair müvekkili şirkete hiçbir bilgi verilmediğini, davalı şirket eşyalarının ANSL1728701 numaralı konşimento tahtında taşındığını, teslim şeklinin Door to Door olduğunu, satıcının ihracat ve ithalatla ilgili gerekli izin ve belgeleri alarak gümrükleme masraflarını karşılamasının gerektiğini, teslim yerine kadar olan bütün riskin satıcıya ait olduğunu, taşımanın İzmir’den Antwerp Limanı'na aktarma, oradan da nehir yolu ile Almanya’ya varış şeklinde planlandığını, TCKU7494420 numaralı konteynerdeki eşyaların 13.02.2021 tarihinde Goch Gümrüğü'ne vardığında Goch Gümrüğü tarafından izin belgesi sunulmasının istendiği, taşımaya konu eşyalara ilişkin gümrük firması tarafından yetkili kurumdan izin belgesinin ibraz edilmediği gerekçesiyle konteynerin Gümrükten geçemeyerek 14.03.2021 tarihine kadar gümrükte beklemek zorunda kaldığını ve demuraj ücretinin oluştuğunu, TCNU50773777 numaralı konteyner için de aynı şekilde Goch Gümrük Müdürlüğü tarafından aynı belgelerin talep edildiğini, yine gümrük işlemleri tamamlanamadığı için konteynerin 24.02.2021 tarihine kadar gümrükte beklemesinden kaynaklı demuraj ücretinin oluştuğunu, alıcı firma tarafından .. ın gümrükçüsü tarafından gerekli belgelerin Goch Gümrük Müdürlüğüne sunulmasıyla gümrük işlemlerinin tamamlandığını, alıcı firmanın gümrükçüsü tarafından yapılması gerekli işlemlerin geç yapılmasından kaynaklı demuraj ücretinin oluştuğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında hizmet ilişkisinden kaynaklı müvekkilinin yerine getirmiş olduğu hizmet karşısında davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerine yerine getirmemesinden kaynaklı müvekkili şirketin borcunu tahsili amacıyla İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2021/14113 E. Sayılı dosyasıyla borçlu şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, davalı şirket her ne kadar borca itiraz etmiş olsa da itirazın haksız olduğunu belirterek davalı borçlunun İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14113 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı / borçlu şirket aleyhine % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketi gönderici firmanın, alıcı .. . isimli firma ile aralarındaki satış sözleşmesine istinaden haşarat öldürücü malların teslimi konusunda anlaştıklarını, malların tesliminin Goch / Almanya’da yapılacağını, müvekkili şirketin alıcıya ürünlerin teslimi, gümrükleme işlemleri hakkında yükleme notası belgelerinin hazırlanarak teslime hazır hale getirildiğini, ürünlerin TCNU 507 7377, MRKU 298 7031, TCKU 749 4420, TCNU 882 8430 numaralı konteynerlerle taşınmasının kararlaştırıldığını, müvekkili şirket ile davacı arasında anlaşma yapıldığını, müvekkili şirketin konşimento düzenleyerek sözleşmeye eklediğini, konşimentoya göre dört konteynerin ... gemisi ile Aliağa Limanı’na taşınacağını ve Antwerp limanında boşaltma yapılacağını, ürünlerin kapı teslimi olarak teslimatının yapılıp, teslimat yerinin Goch, varış yerindeki acentenin ...Almanya olarak belirlendiğini, taşıma hizmeti için 8.116,00 Euro navlun bedeli belirlendiğini ve 72.407,71 TL bedelin 29.01.2021 tarihli fatura ile ödemesinin yapıldığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin icra takibine konu edilen demuraj ücretinden sorumlu olmadığını, demuraj ücretinden gönderilen alıcının sorumlu olduğunu, taşıyan veya yetkili temsilcisinin bildirimi üzerine gönderilenin gemiden boşaltılan konteyneri gecikmeden teslim almasının gerektiğini, varma limanında eşya ile dolu konteynerin gönderilen tarafından zamanında teslim alınmamasının gönderilenin sorumluğunda olduğunu, konteynerin varış limanında beklenmesinden kaynaklı gönderilene teslimin geç yapılması ve bekleme ücreti demurajın taşıyana yansıtılması halinde sorumlunun gönderilen taraf olduğunu, icra takibinin konusu olan demuraj ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, pasif husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, TCKU7494420 numaralı konteynerde yer alan ürünlerin 13.02.2021 tarihinde Goch Gümrüğü'ne varışta X-Ray cihazına takıldığını, bu nedenle bekleme süresinin oluştuğunu, cihaza takılma hususunun davacı tarafça müvekkili ve alıcı firmaya bildirimin geç yapıldığını, konteynerin alıcıya tesliminin 1 ay gecikmeli yapıldığını, Goch Gümrüğü tarafından konteynerin X – Ray cihazından geçmesi için izin belgesi sunulmasının istendiğini, bu durumun gümrükçü firma tarafından bilinmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin ve alıcı firmanın gerekli evrakları hazırlayarak üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, davacı şirketin konteynerin kontrole takılması durumunu müvekkili ve alıcı firmaya bildirmekte geciktiğini, teslimat süresinin bir ay geciktiğini, davacı tarafın gümrükte yaşanan sorunu müvekkili şirkete ve alıcı firmaya geç ileterek hem de belgelerin ibrazı hususunda eksik bilgilendirme yaparak demuraj ücretinin oluşmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; davacı taşıyanın düzenlediği navlun faturasına istinaden yükün bulunduğu konteynerlerin Goch Gümrüğünde Almanya'ya girememesinden dolayı doğan demuraj bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline davasında pasif husumet ve esasa ilişkin olduğu belirlenmiştir. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Arabuluculuk son tutanağı, İzmir 21. İcra Müdürlüğü 2021/14113 Esas sayılı dosyası, faturalar, konşimento, konşimento tercümesi ve navlun faturaları, ödeme dekontu, mail yazışmaları, tarafların defter ve kayıtları incelenmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İzmir 21.İcra Müdürlüğü 2021/14113 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ....Şti.'nin 13.12.2021 tarihli ilamsız icra takibi ile borçlu ....A.Ş aleyhine 3.920,00 Euro alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçtiği, borçluya 18.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun borca, borcun ferilerine, işlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranına 27.12.2021 tarihinde itiraz ederek takibi 28.12.2021 tarihinde durduğu belirlenmiştir. Dosya üzerinde delillere göre davacının taşımadaki sıfatı, ara ve fiili taşıyıcıların durumları, yükleten / gönderilen sıfatları, oluşan demurajın sebebi, demurajdan dolayı yükleten / taşıtanın sorumlu olup olmadığı, taşıma bedelinin ve demuraj bedelinin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa sebebi, davacı ve dava dışı ara taşıyıcı... Şti'nin de defter ve kayıtları incelenerek, demuraj bedelinden kimin sorumlu olduğu / pasif husumet itirazının da değerlendirilmesi için teknik bilirkişi ...., kaptan ..., gümrükçü ... ve SMMM ....den 02.11.2022 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davacı şirketin defter ve kayıtlarıyla dava dışı ara taşıyıcı ... Şti'nin de defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacının defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, lehe delil özelliği taşıdığı, davacı dışı.... Şti.'nin de defter ve kayıtlarının da lehe delil özelliği taşıdığı, davacı şirketin defter ve kayıtlarında dava dışı .... tarafından .... firmasına 3.920 Euro bedelli yansıtma faturası düzenlendiği, bu faturanın demuraj alacağından doğduğu, davacı şirketin 09.08.2021 tarihinde 9382 yevmiye numarasıyla defter ve kayıtlarına girdiği, bu fatura bedelinin 18.03.2022 tarihinde ... Bankası vasıtasıyla ödendiği, davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalı .... A.Ş.’ne ait cari hesap ilişkisi incelendiğinde davaya konu fatura alacağının satıcılar hesabına alınmadan şüpheli alacaklar hesabına kaydedilerek İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14113 Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğu, süresterya alacağının boşaltma limanında gümrük işlemlerinin aksaması nedeniyle ortaya çıktığını, dava dışı .... Şti. tarafından düzenlenen 23.01.2021 tarih ve yükleten... A.Ş., ihbar ve gönderilenin adresinin ... olan varış limanı acentesinin ... şirketi olduğu, Aliağa Limanından yüklenerek Belçika’nın Anvers Limanında boşaltılacak olan 4 adet 24 palet yükün taşınmasının ... Şti. tarafından taahhüt edildiği, gönderilenin ... olduğu taşımada davacının taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla taşıma işini üzerine aldığından TTK m. 921 uyarınca taşıyan sıfatına sahip olduğu, daha sonra dava dışı .... Şti. ile başka bir taşıma sözleşmesi yaptığı, ..... Şti.’nin malı fiili taşıması için ... ile anlaştığı, süresterya arasından TTK hükümleri gereğince gönderilenin sorumlu olduğu, ... tarafından varış limanı acentesi ....adına 3.920 Euro bedelli fatura düzenlediği, ... Şti.’nin bu bedeli ödediği ve davacıdan talep ettiği, davacının da konteyner bekleme ücreti başlıklı olarak... A.Ş. adına fatura düzenlediği,....Şti.’nin ödememesi gereken bir bedeli ödediği, gönderilenin süresterya bedelinden sorumlu olduğu, gönderilenin bu bedeli fiili taşıyana ödedikten sonra beklemede kusurunun olduğunu iddia ediyorsa yükletene davalıya kendisinin rücu etmesi gerektiği, ancak bu işlem yapılmayarak varış acentesinin bu bedeli ödeyerek.... Şti.’ne rücu ettiği, yükleten ve gönderilen firmaların ....A.Ş. ve ... olması nedeniyle bunların aynı mı farklı mı firmalar olduğunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; ...’ın dava dışı.. . şirketinin Almanya acentesi olduğunu ...ve ... şirketlerinin ... Network üyesi bulunduklarını ... firmasının ara konşimentoda gerçek alıcıyı alıcı yaptığını, belirtmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 17.11.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunda belirtilen konteyner bekleme ücretinin asılsız bir fatura olduğunu, demuraj bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmamasına karşı ... isimli şirketin ödediğini ve daha sonra davacıya rücu ettiğini, davacının müvekkile fatura kestiğini, müvekkilinin demurajdan sorumlu olmadığını, ... şirketinin bu ödemeyi yapmasının bir gerekçesinin bulunmadığını, TTK m. 1203 vd. gereğince, gönderilenin ... olduğu bu nedenle .... AŞ aleyhine açılan davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirtildiği, TTK m. 1203 te eşyanın taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse bu kişinin navlun sözleşmesi veya konşimento ya da diğer bir denize taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimi istediğinden bütün alacakları ödemekle yükümlü kılındığını, sürestarya parasından da gönderilenin sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili hakkında pasif sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddini gerektiği, konteynerin X-ray cihazına takılması ve geçişi açısından GOCH Gümrüğü tarafından bir izin belgesi istendiğinden alıcının bu Gümrük işlemlerini bitirmesi gerektiği, gönderen şirket ile gönderilen şirketin aynı şirket olmadığı, kayıtlı adreslerin aynı olmadığı, aynı adreslere faaliyet göstermedikleri bu nedenle müvekkiline karşı husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacının bu beyanına karşı davalı vekilinin 24.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde müvekkili ile .... arasında hiçbir bağın bulunmadığını bu nedenle davanın reddini gerektiğini belirtmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Davacı şirketin defter ve kayıtlarıyla dava dışı ara taşıyıcı ... Şti'nin de defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacı şirketin defter ve kayıtlarında dava dışı .... tarafından .... firmasına 3.920 Euro bedelli yansıtma faturası düzenlendiği, bu faturanın demuraj alacağından doğduğu, davacı şirketin 09.08.2021 tarihinde 9382 yevmiye numarasıyla defter ve kayıtlarına girdiği, bu fatura bedelinin 18.03.2022 tarihinde ... Bankası vasıtasıyla ödendiği, davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalı ... A.Ş.’ne ait cari hesap ilişkisi incelendiğinde davaya konu fatura alacağının satıcılar hesabına alınmadan şüpheli alacaklar hesabına kaydedilerek İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2021/14113 Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğu, sürestarya alacağının boşaltma limanında gümrük işlemlerinin aksaması nedeniyle ortaya çıktığı belirlenmiştir. Dava dışı .... Şti. tarafından düzenlenen 23.01.2021 tarihli konşimentoda yükleten .. A.Ş. ihbar olunan ve gönderilenin ... olduğu, varış limanı acentesinin ise ... şirketi olan ve 4 adet 24 palet yükün taşınmasının Aliağa Limanından yüklenerek Belçika’nın Anvers Limanında boşaltılmasının taahhüt edildiği, bir konşimento düzenlendiği belirlenmiştir. Bu konşimentoda .... TTK m. 1228 vd kapsamında taşıyan sıfatına haizdir. Bu konşimento uyarınca kapıdan kapıya taşımayı üstlenmiştir (Aliağa dan GOCH’a). Ancak sürestarya parasının sorumlusunun gönderilen olması gereklidir. Somut olayda gönderilen .. .’tır Bu konşimento ile yüklenilen taşımada gönderilen... olup, davacı taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla taşıma işini üzerine almıştır. Davacı taşımayı üzerine alıp fatura düzenlemekle TTK m. 921 uyarınca taşıyan sıfatına sahip olmuştur. Davacı daha sonra dava dışı .... Şti. ile başka bir taşıma sözleşmesi yapmış ve dava dışı .... Şti. ile anlaşmıştır. Yine .... Şti.’de bu malı fiilen taşınması için yine dava dışı ... ile anlaşmıştır. TTK m. 1171/4f uyarınca boşaltma limanında doğan sürestarya parasından taşıtan sorumlu olmakla ile birlikte TTK m. 1203 uyarınca eşya taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse bu kişi eşyanın teslimini istediğinde denizde taşıma senedi hükümlerine göre ödemekle yetkili kılındığı, bütün alacakları ödemek ve diğer giderleri de vermekle yükümlü olacaktır. Somut olayda da dava dosyasında malı teslim alacak olan gönderilen ....’tır dolayısıyla sürestarya parasından bu şirket sorumludur. Dava dışı fiili taşıyan .... tarafından varış limanı acentesi .... adına 22.04.2021 tarihli 3.920 Euro bedelli fatura düzenlendiği ve .... Şti.’nin bu bedeli ödediği ve davacıdan talep ettiği, davacının da konteyner bekleme ücreti başlıklı olarak .... A.Ş. adına fatura düzenlediği belirlenmiştir. Dava dışı .... Şti.’nin ödememesi gereken bir bedeli (süresterya bedelini) ödediği belirlenmiştir. Oysa ki bu bedelden sorumlu olan taraf malı teslim alan gönderilendir. Gönderilenin sürestarya bedelinden sorumlu olmakla bu bedeli fiili taşıyana ödedikten sonra beklemede kusurunun olduğunu iddia ediyorsa yükletene rücu etmesi gerekmektedir. Zira gümrük evraklarının hazırlanmasında kusuru varsa taşıtan bu evrakların hazırlanmasından sorumlu ise taşıtana rücu etme hakkı bulunmaktadır. Ancak somut olayda bu işlem yapılmayarak varış acentesinin bu bedeli ödeyerek .... Şti.’ne rücu ettiği ve bu şirketin de davacıya rücu ettiği belirlenmiştir. Buna göre davalının somut olayda gönderilen olmaması nedeniyle davada sorumluluğu bulunmamaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda ... AŞ ile ....’ın aynı şirket olup olmadığı değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiş ise de her iki şirketin tüzel kişiliklerin farklı olduğu, aynı adreste faaliyet göstermedikleri ....’ın Türkiye’de kurulu bir şirket olmadığı, Türk Yasalarına göre GmbH niteliğinde bir şirketin kurulması da mümkün olmadığı, bu nedenle her iki şirketin birbirinden ayrı bir şirket olduğu, tespit edildiğinden davacının bu iddiasıda kabul edilmesi mümkün değildir'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacının davasının reddine, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olayda davalı şirketin taşımaya konu olacak eşyaların taşınması için müvekkili şirkete rezervasyon yaptırdığını ve müvekkili şirket tarafından yurtdışı deniz yolu taşıması hususunda hizmet verildiğini, taşıma ilişkilerine ilişkin tüm yükümlülüklerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini ve taşımalara konu eşyaların alıcılarına teslim edildiğini, müvekkili şirket tarafından yükümlü olduğu ifa yerine getirilmesine rağmen davalı şirket tarafından yükümlü olduğu edimin yerine getirilmediğini, dosya kapsamında alınan 02.11.2022 Tarihli Bilirkişi Raporu ile:"Gönderilen ve yükletenin .... isimlerini taşıması dolayısıyla gönderilen ve yükletenin aynı şirketler mi farklı şirketler mi olduğunun araştırılması gereği, birinci ihtimalin varlığında ise davalıya karşı ikame edilen davanın TTK m.921 uyarınca taşıyanın hak ve yükümlülüklerini haiz olacak ve navlun faturası düzenlemekle asil olarak sayın mahkeme önünde görülmekte olan davada taşıyan sıfatını haiz olacak davacının TTK m.1171, f.1 uyarınca sürastarya parasını talep hakkını haiz olduğu..." denildiğini, somut olayda gönderilen ve yükletenin aynı şirketler olduğunun sabit olup işbu hususta belgelerin dosyaya sunulduğunu, dosya kapsamında alınan 02.11.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı bulundukları itirazların dikkate alınmadığını, uygulamada fiili taşıyan firmaların alıcı firmalar ile muhattap olmadıklarını, arada bulunan acentelerden teminat mektubu alınarak işlemlerin yapıldığını, işbu dosya kapsamında alınan 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davaya konusu İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2021/14113 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 3.920,00 EURO asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Davaya konu icra takip dosyasında takip çıkışı toplam 3.920,00 Euro olarak gösterilmiş olup, eldeki iş bu dava dosyasında da davacı vekilince dava dilekçesinde harca esas değer olarak takip çıkış toplamı 3.920,00 Euro olarak gösterilmek suretiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davaya konu icra takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden 3.920,00 Euro alacak gösterilmiş olup TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür. 2004 Sayılı İİK'nın 58/3.maddesine göre, "Alacağın veya istenen teminatın Türk Parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlenmeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi," takip talebinde gösterilmelidir. TBK'nın 99. maddesine göre de; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine İlişkin 24.02.2025 tarih ve 2025/617 Esas, 2025/1082 Karar sayılı kararı; "....Uyuşmazlık, yabancı para üzerinden başlatılan icra takibinde takip talebinde yabancı para alacağının TL üzerinden değerinin gösterilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) Takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin İcra tutanağı ve takip talebi başlıklı 20. maddesinde; "İlâmların ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasına ilişkin işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile düzenli olarak geçirilir. Bu tutanağın ilk sayfası takip talebini içerir. Bu sayfaya ilâmın veya belgenin tarih ve numarası; hangi mahkeme veya makamdan verildiği; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; yerleşim yerindeki adresi, vergi kimlik numarası; (Değişik:RG-16/4/2013-28620) , ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı; alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; alacaklı yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yerindeki adresi (yerleşim yeri göstermezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır) ve hükmün veya belgenin özeti; bir terekeye karşı açılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak olan mirasçıların adı ve soyadı; yerleşim yerindeki adresleri; alacağın veya talep olunan teminatın cins ve Türk parası ile tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün; alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; alacaklının takip yollarından hangisini seçtiği geçirilir. İlâmsız takibe ilişkin bütün işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile kaydedilir. Bu tutanağın ilk sayfasını teşkil eden takip talebinde birinci fıkrada yazılı hususlara ek olarak, talep senede dayanıyorsa senedin tarih ve özeti ve senet yoksa borcun sebebi de gösterilir." düzenlenmelerine yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'nün 23.12.2024 tarihli yazı cevabında; "Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemleri yapılırken yabancı para cinsinden olan alacağın Türk Lirası karşılığının, takip talebinde açıkça gösterilmesine engel olan sistemsel bir hata bulunmamaktadır. İlgi (b) ve (d) sayılı yazılarımızda Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemine ilişkin "takip türü, takip yolu, takip şekli, taraf, alacak kalemi ve faiz bilgileri, takip tarihi veya fiili ödeme tarihi" takibi başlatan avukat tarafından girilmekte olduğu, avukatlar tarafından girilen veriler doğrultusunda İcra İflas Kanunun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gerekli unsurlar gereği takip talebi oluşturularak avukatın onayına sunulmakta ve veri girişi sonrasında düzenlenen bu belge üzerinde değişiklik yapılamadığı, Avukat Portal'da takip açılış aşamalarının birinci adımı olan "Dosya/Takip Bilgileri" ekranında "1/4 Açıklaması" alanına Avukat tarafından istenilen bilgilerin girilmesi gerektiği, söz konusu alana girilmesi gereken bilgilere dair EK-1'de gönderilen ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi yazılır." ifadesinin yer aldığı, Döviz takibi başlatan alacaklı vekilince, 1/4 açıklama alanına harca esas tutarın (yabancı para cinsinden olan alacağın) Türk lirası cinsinden yazması halinde bu bilginin takip talebine yansıtıldığı, Yine EK-2'de görüleceği üzere takip açılış aşamalarının üçüncü adımı olan "İlamlı/İlamsız Bilgileri" ekranında ise (1/4 açıklama alınana girilen veriye bakılmaksızın) girilen alacak kalemlerinin Türk Lirası cinsinden hesaplanan değeri "Takibe Esas Tutar" alanında gösterildiği..." açıklanmıştır. Tüm bu açıklamalar sonrasında uyuşmazlık konusu dava dosyalarının incelenmesinde; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2021/8111 E., 2021/13025 K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve 2021/5981 E., 2022/5251 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/6501 E., 2024/10385 K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve 2024/5364 E., 2024/10157 K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/265 E., 2024/315 K. sayılı kararının gerekçesi açısından genel hatları ile Dairemiz emsal kararlarına da uygun olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan doğrultuda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır....." şeklindedir. Buna göre, İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk Lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen de göz önünde tutulmalıdır.( HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar ) Yukarıda belirtilen nedenlerle dava konusu somut olayda, yabancı para alacağı üzerinden icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Bu durumda İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde takip talepnamesinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davası için, dava şartı niteliğinde bulunan geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.( Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3738 Esas- 2023/6140 Karar ve 2022/1883 Esas- 2023/5748 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf istemlerinin yazılı nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın re'sen kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı tarafça yatırılan harçların iadesine, 2-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2023 tarih, 2022/245 Esas ve 2023/362 Karar sayılı kararına kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 1.047,01 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 315,01 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk faliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 13/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1563, K. 2026/2254, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1563-e-2026-2254-k-cb1193959841