İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/643 E. 2026/652 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/643
- Karar No
- 2026/652
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/643 Esas KARAR NO :2026/652
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:07/03/2023 KARAR TARİHİ:23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı ... Limited Şirketi arasında inşaat malzemeleri alım satımı hususunda anlaşma yapıldığını, sözleşme gereği davalıya toplam 425.000,00 TL değerinde çek teslim edildiğini, çeklerin bankaya ibraz edilerek davalı tarafından tahsil edildiğini, davalının sözleşme konusu malzemeleri 14.06.2021 tarihinden itibaren parça parça göndermeye başladığını ancak bir süre sonra gönderimi durdurduğunu, davalının sözleşme ile kararlaştırılan 28/02/2022 tarihine kadar malzemeleri teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkilin davalı ile defaatle iletişime geçmesine rağmen sonuç alamadığını, müvekkilin ifadan vazgeçerek uğradığı zararın giderilmesini talep ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilin ticari itibarının zedelendiğini ve maddi zarara uğradığını, davalıya ödenen bedelden teslim edilen ürünlerin bedeli düşüldüğünde 257.922,25 TL tutarın iadesinin gerektiğini, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alınamadığını, davalının mal kaçırma ihtimaline karşı ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, 14/06/2021 tarihli sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, 257.922,25 TL tutarın 28.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle iadesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın avans faiziyle tahsilini, 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini ve davalının menkul, gayrimenkul ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczi ile davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, BA-BS kayıtları, vergi dairesi müzekkere cevabı, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında avans çeki olarak verilen çekler karşılığında malların teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak ödenen bedelin iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, taraflarca yapıldığı iddia olunan akit gereği, davacı tarafça ödendiği ve gönderilmediği iddia olunan malzemelere karşı olarak şimdilik 257.922,25 TL bedelin davalıdan talep edildiği, ayrıca 1.000 TL yoksun kalma tazminatı ve 50.000 TL manevi tazminatın istenmesine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Davacı, davalı ile arasında inşaat malzemeleri alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, çeklerle davalıya ödeme yapmasına rağmen davalının teslim etmesi gereken inşaat malzemelerini teslim etmediğini, bu sebeple davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek alacak ve tazminat davası açmıştır. Davalı taraf ise davaya cevap vermemiştir. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. TBK'nın 207. maddesine göre, asıl olan peşin satış olup peşin satışta mal teslimi ile bedelin teslimi aynı anda olur. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu tespit ve bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde; Somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı, davalının çek karşılığı malı teslim etmeyerek çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Hukuki ilişkiden mücerret olan çekteki imza da inkâr edilmemiştir. Ödeme vasıtası olarak düzenlenen çeklerin avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Bu durumda, ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden bu karinenin aksinin ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan, davacı borçlunun malların tesliminden önce avans olarak çeklerin verildiğini, malın teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. İddianın ileri sürülüş şekline göre, ödediği çek bedelleri yönünden ispat yükü davacıdadır. Davacı, çeki avans olarak verdiğini ve muaccel bir borç için vermediğini kanıtlamalıdır. Çek yazılı belge olup, satım sözleşmesinde tarafların edimlerini aynı anda ifa etmesi gerektiğine ilişkin karineye göre davacı taraf dava dilekçesindeki iddiasını ispat etmelidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 25/06/2026 Tarih, 2022/2145 Esas, 2026/1206 Karar sayılı ilamı) Yukarıda da belirtildiği üzere, çek bir ödeme aracı olup kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Bu hususun aksi ancak kesin delillerle ispat edilmelidir. Davacının avans çeki iddiasının yasal ve kesin delillerle kanıtlanmadığı, yasadaki çeke ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, çek hamilinin her durumda mal veya hizmet teslimini kanıtlama yükü altında bırakılmasının, çeke ilişkin düzenlemelere aykırı olduğu açıktır. Bu tür bir kabul tarzı çekin ve çeke ilişkin düzenlemelerin anlamsız kalması sonucunu doğuracaktır. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda, ispat yükü üzerinde olan davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı ancak davacı vekilinin duruşmadaki beyanında yemin deliline dayanmayacaklarını bildirdiği, açıklanan nedenlerle davacının iddiasını ispatlayamadığı ve bu sebeple davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 5.275,90 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 4.453,90 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanacak olan 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine, Dair karar, tarafların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi. 23/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır