İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/122 E. 2026/718 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/122
Karar No
2026/718
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/122 Esas KARAR NO:2026/718

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/02/2026 KARAR TARİHİ:29/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde mübrez cari hesap ekstresi oluşturulduğunu, borçlu davalının müvekkili şirkete 376.885,33-TL tutarında borcu bulunduğunu, müvekkilinin davalı aleyhine 376.885,33-TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili için .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından tebliğ alınan ödeme emrine karşı itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, itirazında haksız olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın iptaline, takibin devamına, davalının haksız ve mesnetsiz itirazı sebebiyle alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili firmanın Mersis adresi ... Mah. Başer Sk. No:49/1, .../İstanbul olduğunu, dolayısıyla icra takibi bakımından yetkili müdürlük İstanbul Anadolu adliyesi icra müdürlükleri olduğu gibi, dava bakımından da yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri olduğunu, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçemizde de açıkça İstanbul Anadolu Adliyesi icra müdürlüklerinin yetkili olduğu belirtilerek yetki itirazında bulunduklarını, her ne kadar akdi ilişkiyi ve mal teslimlerini, dolayısıyla HMK md.10 ve TBK md.89 uyarınca uygulanabilecek davacının (alacaklının) yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olabileceği yönünde değerlendirmeyi kabul etmesek dahi davacının adresi de İstanbul Adliyesi yetki sınırları içerisinde olmadığını, davacının dava dilekçesinde adresini İstanbul Bağçılar ilçesinin sınırlar içerisinde gösterdiğini, Ticaret sicilinden kontrol edildiğinde de davacının adresi ... Sit. No:52/11, ... ... olarak gözüktüğünü, ...'ne bağlı olduğunu, HMK md.6 uyarınca davalının yerleşim yeri İstanbul Anadolu Adliyesi'nin yetkisine, HMK md.10 uyarınca davacının yerleşim yeri ise Bakırköy Adliyesi'nin yetkisine karar verilmesini, takip ise İstanbul Adliyesi icra müdürlüklerinde başlatılmış ve tarafınca yetkili icra müdürlüğü İstanbul Anadolu Adliyesi olarak gösterilip yetki itirazında buluduklarını, davacının irsaliye ve faturalarda malların kime teslim edildiği, ürünleri teslim aldığı iddia olunan kişilerin müvekkili ile bağlantısı belirsiz olduğunu, ayrıca borç miktarı hatalı hesap edilerek hatalı tutar üzerinden takip başlatıldığını, müvekkilinin takip tarihi itibariyle davacıya talep edilen bir tutarda borcu olmadığını, usule ilişkin itirazlarımız saklı kalmak kaydı ile, yapılacak ticari defter incelemesinde de ortaya çıkacağını, bu sebeple davacının taleplerini esas yönünden de kabul etmediklerini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; Öncelikle yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış bir takip olmadığı ve tarafımızca usulüne uygun şekilde yetkili icra müdürlüğünü gösterir yetki itirazının sunulmuş olduğu nazara alınarak, geçerli bir takip olmadığından davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü. DELİLLER: Kredili Satış Sözleşmesi, cari hesap ekstresi, .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir. Yapılan bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki ve cari hesap sözleşmesi kapsamında karşılıklı edimler üstlendiği, müvekkili tarafından işbu anlaşmaya istinaden üzerine yüklenen tüm edimlerin gereği gibi ve eksiksiz olarak yerine getirildiği, buna karşın davalının edimlerini ifadan kaçındığı, bu kapsamda düzenlenen faturaların ve sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulduğu, ticari defterler incelendiğinde de bunun açığa çıkacağı ileri sürülerek, davalının icra takibine itirazının iptali talep edilmiştir. Davalı vekilince ise, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu irsaliye ve faturalarda malların kime teslim edildiğinin, ürünleri teslim aldığı iddia olunan kişilerin müvekkili ile bağlantısının belirsiz olduğu, ayrıca borç miktarının hatalı hesap edilerek hatalı tutar üzerinden takip başlatıldığı ve bu durumun defter incelemesinde ortaya çıkacağı savunularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine, 19/09/2025 tarihinde, "cari hesap alacağı, faturalar, ticari defterler" sebebine dayalı olarak 376.885,33-TL asıl alacak üzerinden ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce, taraflarca sunulan deliller ve ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığının ve bulunuyorsa miktarının tespiti için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişinin 19/08/2026 tarihli raporunda özetle; "-Davacı ... Alışveriş Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin ticari defterlerindeki kayıtlarla örtüşen muavin kayıtları incelendiğinde; dava konusu icra takibinin dayanağı hesap ilişkisinin 2023-2025 yıllarındaki faturalar ve ödemelerden oluştuğunun anlaşıldığı, davaya konu faturaların davacı tarafça düzenlendiği ve ticari defterlerine kaydedildiği, fatura ve ödeme kayıtlarının tam dökümünün davacı tarafça incelemeye sunulan muavin kaydı dökümünde yer aldığı, davalının 06.10.2023-27.08.2025 tarihleri arasında toplam 2.299.515,10 TL tutarında ödeme ve mahsubunun bulunduğunun davacı tarafın kabulünde olduğu, başka bir ödeme yapılmış ise ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu, -Davacı tarafça sunulan ve her iki tarafından kaşe ve imzasını barındıran "Kredili Satış Sözleşmesi" başlıklı belge incelendiğinde, sözleşmenin 7. maddesinde aylık taksitlerin gününde ödenmemesi halinde aylık %4,5 oranında gecikme faizinin müşteri hesabına ilave edileceğinin kararlaştırıldığı, icra takibinde talep edilen aylık %4,5 faiz oranının akdi dayanağının bu hüküm olduğu, sözleşmenin üçüncü sayfasındaki tabloda 33/... ve 83/... numaralı müşteri hesapları için toplam 530.000 TL kredi limitinin onaylandığının yazılı olduğu, bu müşteri numaralarının, davacı muavin kayıtlarında davalı adına izlenen iki hesap koduyla örtüştüğü, -Takibe dayanak cari hesap ekstresi ile incelemeye sunulan muavin kaydı dökümü satır bazında mukayese edildiğinde, ekstredeki 202 kredili satış kaydının tamamının, belge numarası ve tutar düzeyinde muavin dökümüyle birebir örtüştüğü, ekstredeki 12 banka tahsilat kaydının tamamının da muavin dökümünde aynı belge numarası ve tutarla yer aldığı, iki döküm arasındaki kapsam farkının, muavin dökümünün 18.08.2023 tarihinden itibaren 83/... numaralı eski müşteri hesabını da içermesinden kaynaklandığı, eski müşteri hesabına ilişkin hareketlerin net etkisi, ekstrede denkleştirme kayıtlarıyla 33/... numaralı hesaba taşındığı, iki dökümün aynı kapanış bakiyesine ulaştığı, bu itibarla iki belge arasında kayıt düzeyinde çelişki bulunmadığı, -Muavin dökümünün aritmetik toplamının 376.885,55 TL, kümüle bakiye sütununun ulaştığı tutarın ise 376.885,33 TL olduğu, aradaki 0,22 TL tutarındaki farkın, eski müşteri hesabının dönem içi kapanışlarında bırakılan kuruş kalıntılarından kaynaklandığı, hesapta kümüle bakiye sütununun esas alındığı ve farkın takip tutarına yansıtılmadığı, -Takip tarihinden sonraki döneme ilişkin kayıtlarda herhangi bir tahsilat veya mahsup kaydına rastlanmadığı, -Yapılan ihtara rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, bu itibarla usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş davacı ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilerek 17.09.2025 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 376.885,33-TL alacaklı olduğunun değerlendirildiği" mütalaa edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı tarafından, cari hesaba ve faturaya dayalı alacağının tahsiline yönelik girişilen icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmektedir. Yukarıda özeti yazılı, yöntemine uygun şekilde düzenlenmiş ve hükme esas almaya elverişli nitelikteki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; taraflar arasındaki dava konusu icra takibinin dayanağı hesap ilişkisinin 2023-2025 yıllarındaki faturalar ve ödemelerden oluştuğu, davaya konu faturaların davacı tarafça düzenlendiği ve ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafından 06.10.2023-27.08.2025 tarihleri arasında yapılan toplam 2.299.515,10 TL tutarındaki ödemelerin davacı defter kayıtlarına işlendiği ve bunların mahsubunun yapıldığı ve davacı defter kayıtlarına göre nihayetinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 376.885,33-TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ise cevap dilekçesinde defterlerin incelenmesi halinde davacının alacaklı olmadığının veya bu miktarda alacaklı olmadığının tespit edileceği yönünde savunma yapmasına ve usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmasına rağmen defterlerini dosyaya ibraz etmemiştir. Bu itibarla, davacının sunduğu delillerle birlikte iddialarını ispatladığı ve davalı tarafın usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmemesi de gözetilerek davacı defter kayıtlarının sahibi lehine olacağı kanaatine varılarak davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacak likit olduğundan asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 75.377,06-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 25.745,03-TL ilam harcından, başlangıçta yatırılan 4.551,83-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 21.193,20-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 4.551,83-TL peşin harç, 732,00-TL başvurma harcı, 104,00-TL vekalet harcı ve 9.115,00-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 14.502,83-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 60.301,65-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.000,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak maliyeye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.29/09/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/122, K. 2026/718, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-122-e-2026-718-k-8c29df1f1e84