Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1678 E. 2026/2276 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1678
- Karar No
- 2026/2276
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1678 KARAR NO : 2026/2276
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2023 NUMARASI : 2022/872 Esas 2023/324 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının 30.06.2022 tarihli faturada belirtilen malları davalıya satıp teslim ettiğini, davalının faturada belirtilen gübreleri ticari amaçla müvekkilinden satın aldığını, ancak gübre bedelinin 212.669,07 TL'sini ödemediğini, bunun üzerine davacının Salihli 1.İcra Müdürlüğü'nün 2022/7855 Esas sayılı dosya ile takibe başvurduğunu, davalı borçlu itiraz etmiş ve takip durduğunu, bunun üzerine arabulucuya başvurulmuş bundan da sonuç alınamadığını, bu nedenlerle iş bu davayı açmak gereği hasıl olduğundan bahisle davaya konu Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/7855 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava İİK'nun 67. maddesinde belirtilen itirazın iptali davası olup, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde verdiği 12.08.2022 tarihli borca itiraz dilekçelerinde talep edilen meblağın 214.399,56 TL tamamına itiraz edildiğini ve 15.08.2022 tarihli icra dairesi kararıyla takibin durdurulduğunu, müvekkilinin karşı taraf davacı şirkete 212.669,07 TL asıl alacak borcu olmadığı gibi ödemede temerrüde düşmesinin de söz konusu olmadığından 1.730,49 TL işlemiş faiz borcunun da bulunmadığını, tarafların sözlü anlaşması gereğince davalı tarafından satın alma öncesi yapılan piyasa araştırmalarına göre %20 iskontolu zirai ilaç ve gübre satın alınmasına ve parasının da peşin olarak 03.02.2022 tarihinde ödenmesine rağmen, davacının peşin ödeme tarihine göre fiyatı tespit edilen 300.000 TL'lik zirai ilaç ve gübreyi teslim etmediğini, bir kısım gübreyi teslim ettiğini, zirai ilaç olarak hiçbir teslimat yapmadığını, teslim edilen bu gübrelerin faturasının istenmesine rağmen kesmediğinden davalı müvekkilinin faturasız satış yapmaması nedeniyle büyük zarara uğradığını, durumu vergi dairesine şikayet edince her iki tarafa vergi cezası geldiğini, son kullanma günü geçen bazı gübrelerin davacıya iade edildiğinde ise davacının iadeyi de onaylamadığını, davacının 05.07.2022 tarihinde geriye dönük olarak 30.06.2022 tarihli e-temel (istisna) faturası gönderdiğini ve faturada satın alma tarihleri farklı ve gübrelerin fiyatlarını aşırı derecede şişirerek 512.669,07 TL olarak gösterdiğini, bu suretle davacının satın alınan 300.000 TL'lik zirai ilaç ve gübre teslimatından teslim alınan gübrelerin satım bedelinin tahsil edildiği 03.02.2022 tarihindeki %20 iskontolu piyasa rayiçlerine göre olan 182.227,85 TL düşüldükten sonra kalan 117.772,15 TL'lik kısmı teslim edip borçtan kurtulmak yerine, aldığı 300.000 TL'sini şişirdiği fatura bedelinden düşüp 212.669,07 TL olarak haksız ve dayanaksız bir şeklide alacak talebinde bulunma yolunu tercih ettiğini, halbuki gerek yasal olarak ve gerekse tüm ticari anlayış ve teamüller gereği olarak bir malın bedeli peşin ödeniyorsa o malın ödeme tarihine göre rayiç piyasa değeri nazara alınacağı ve ona göre faturalandırma yapılacağı, daha sonra keyfi olarak bu değerler ve fatura içeriğinin değiştirilemeyeceği, bu nedenlerle yargılama yapılarak, davacının haksız ve dayanaksız olarak ve kötü niyetle açtığı davasının reddine ve (davalının fazlaya ilişkin tazminat ve alacak talep hakları saklı kalmak üzere) İİK'nun 67/2 ve son maddeleri gereğince takip konusu toplam alacağın %25'i oranında kötü niyet tazminatıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: Dava, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. "Salihli Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Salihli Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve Salihli Esnaf Odasına yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü. Mahkememizce aldırılan ziraat mühendisi ve SMMM bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti 16/01/2022 tarihli raporunda özetle; "davacı kayıtlarına göre davalıya düzenlenen 30.06.2022 tarihli 512.669,07 TL. Lık faturanın 420.000.-TL. Lık kısmının 30.03.2022 tarihinde 58 nolu yevmiye fişine 92.669,07 TL. Lık kısmının 30.06.2022 tarihinde 59 nolu fişe kayıt edildiği, 30.03.2022 tarihinde davalı dan 300.000.-TL. Avans kaydı yapıldığı böylece 512.669,07 ( - ) 300.000.- = 212.669,07 alacaklı göründüğü, Fatura kaydının farklı tarihlerde yapılması neticesinde HMK.222 maddesine göre Muhasebe usul ve esaslarına uyulmadığının görüldüğü, Düzenlenen fatura da 71 adet ürün bulunmasına karşılık davacının alış faturalarında bu ürünlerden sadece 17 adetinin bulunabildiği, Bulunabilen 17 adet ürün için davalı ya düzenlenen fatura da fiyatların piyasa koşullarına ve enflasyon verilerine göre çok yüksek olduğunun görüldüğü, her iki taraf da e-fatura mükellefi olmasına rağmen davalı tarafından düzenlenen iade faturasına ilişkin davacının itirazına ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı, davalı kayıtlarına göre davacı dan alınan faturanın defter beyan sistemine göre düzenlenen işletme defteri alış kısmına kaydedildiği, davacı ya düzenlenen iade faturasının gelir kısmına kaydedildiği, yukarıda açıklandığı üzere takiple bağlı kalındığından takip tutarının yerinde olmadığının" tespit olunduğu bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan ziraat mühendisi ve SMMM bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti 22/03/2023 tarihli ek raporunda özetle; "her iki tarafın e-fatura mükellefi olması nedeniyle davacının davalıya düzenlediği fatura e-fatura sistemi üzerinden davalıya ulaşmış, Yine davalının davacıya düzenlediği fiyat farkı iade faturası e-fatura sistemi üzerinden davacıya ulaşmıştır. davalı cevap dilekçesi ek-8 de bulunan fiyat listesi her iki taraf da olup bu liste üzerinden mutabakat olup olmadığı Mahkemenin takdirinde olduğunu, davacının kendisine düzenlenen e-faturayı defter kayıtlarına almaması faturayı ortadan kaldırmadığını, icra takibi için sadece davacı tarafından düzenlenen fatura yeterli olmadığından, iade faturasının da dikkate alınması gerektiğinden takip tutarının yerinde olmadığı" tespit olunduğunu bildirmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, aralarındaki ticari ilişkinin varlığı, ticari defter kayıtlarına göre alacak-borç ilişkisinin tespiti için mali müşavir ve ... bankası bilirkişilerden raporlar aldırılmıştır. TTK'nun 21/2.maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Emsal niteliğindeki Yargıtay kararlarına göre, faturanın alınıp ticari defterlere işlenmesi ve yasal 8 günlük süre içerisinde faturaya itiraz edilmemesi durumunda fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı, ayrıca sonradan iade faturası düzenlenmesinin itiraz anlamı taşımayacağı, iade faturasının borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmayacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2015/9568 Esas, 2016/2173 Karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2009/5122 Esas, 2010/2130 Karar ) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın 30.06.2022 tarihli 512.669,07TL tutarında fatura kestiği, bilirkişi raporuna göre bu faturanın davalı tarafın ticari defterlerine kaydedildiği, sonrasında davalı tarafın 06/07/2022 tarihli 330.390,59 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, davalı tarafça düzenlenen iade faturasının davacının ticari defterlerinde yer almadığı, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre, 512.669,07 TL tutarındaki fatura miktarından, davalı tarafça yapılan 300.000,00 TL ödeme düşüldükten sonra geriye 212.669,07 TL alacak kaydının bulunduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun şekilde tutulduğu, bilirkişi raporlarında bu hususların belirtildiği, yapılan yargılama sonucunda davalı tarafın 30.06.2022 tarihli 512.669,07TL tutarındaki faturayı ticari defterlerine kaydederek fatura içeriğini kabul etmiş olduğu, sonradan 330.390,59 TL tutarlı iade faturası düzenlemesinin tek başına faturaya itiraz anlamı taşımayacağı, iade faturasının davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, faturanın davalı tarafın defterlerine kaydedilmiş olmasının malın teslim edildiği ve içeriğinin kabul edildiğine dair karine teşkil edeceği, bu nedenle takip konusu faturadan dolayı davalının yaptığı 300.000,00 TL tutarındaki ödeme sonrasında davacının takip tarihi itibariyle 212.669,07 TL tutarında alacaklı olduğu, takipten önce davalının bu alacak nedeniyle temerrüte uğratıldığına ilişkin ihtar bulunmadığı, takipten önce davalının temerrüte uğratılma koşullarının oluşmadığı" şeklindeki gerekçe ile; "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/7855 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 212.669,07 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeye dayanak tutulan ve emsal olarak kabul edildiği ifade edilen yargı içtihatları yakından incelendiğinde; bu kararların eksik ve yanlış değerlendirildiği açıkça görüleceğini, Yargıtay 19. H.D.nin 2009/5122 esas ve 2010/2130 karar sayılı içtihadında yasal 8 günlük süre içinde kesilen iade faturasının geçerli bir itiraz olarak kabul edileceği, bu süreden sonra kesilen faturanın ise geçerli bir itiraz olarak kabul edilmeyeceği açıkça vurgulandığını, Yargıtay 19. H.D.nin 2015/9568 esas ve 2016/2173 karar sayılı içtihadında ise fatura içeriğine yasal 8 günlük sürede itiraz edilmemesi ve yaklaşık 9 ay sonra iade faturası düzenlenmesi halinde böyle bir savunmayı haklı görmemekte, yukarıdaki içtihatta da belirtildiği üzere yasal 8 günlük süre içinde kesilen iade faturasını fatura içeriğine geçerli bir itiraz olarak kabul ettiğini, bu hususları belirten bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar vermesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usule, yasaya ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda davacı şirket tarafından 05.07.2022 tarihinde oluşturulan ve geçmişe dönük 30.06.2022 tarihli olduğu belirtilen e-temel (istisna) faturanın elektronik sistem üzerinden davalı hesabına ulaşmasını müteakip 06.07.2022 tarihinde alınan malların alım (ödeme) tarihindeki gerçek değerleri mahsup edilmek üzere 330.390,59 TL meblağlı fiyat farkı iade temel e-faturası olarak ve "30.06.2022 tarihinde kesilmiş olan 512.669,07 TL'lik KLA2022000000005 nolu faturanın birim fiyatlarındaki yükseklik nedeni ile fiyat farkı iadesi kesilmiştir" şeklinde gerekli açıklamalar yapılmak suretiyle davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin kestiği e-faturanın sistem kayıtlarıyla sabit olan oluşturulma ve davalı hesaplarına gönderilme tarihi olan 05.07.2022 tarihi bir yana üzerinde kayıtlı olan 30.06.2022 tarihi dikkate alınsa dahi yasal 8. günün sonu olan 08.07.2022 tarihinden önce 06.07.2022 tarihinde davalı tarafından belirtilen fiyat farkı iade faturasının düzenlenip davacıya gönderildiğini, bu suretle yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde faturaya geçerli surette itiraz edildiği dosya kapsamıyla sabit olduğunu, davanın tarafları vuk hükümleri ve gelir idaresi başkanlığının "özelgelerine" göre elektronik ortamda e-defter tutmak ve e-fatura düzenlemek zorunda olan kişilerden olduğunu, bilirkişi raporuna göre hesaplamalarda geçen 16 kalem ürünün 2022 Mart ayında, 1 adet ürünün ise 2022/Nisan ayında davalıya giriş yaptığı kayıtlı olduğuna göre teslim tarihlerinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde fatura kesilmesi gerekir iken bu süreden çok sonra (2-3 ay sonra) fatura kesildiğinin kayıtlarla sabit olması karşısında bu e-faturanın geçersiz ve hükümsüz bir fatura olduğu, davacının alacak iddiasına hiçbir yönden dayanak oluşturmayacağının raporda belirtilmesi gerekir iken, belirtilmemiş olması önemli bir eksiklik olduğunu, bilirkişi raporlarında davacı defterlerinin HMK m.222 çerçevesinde usulüne uygun tutulmadığını ve davacı lehine delil olamayacağı açıklanmış ise de gerekçeli kararda "her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu, bilirkişi raporlarında bu hususların belirtildiği" şeklinde raporlara aykırı bir tespit olması raporların yanlış değerlendirildiğini gösteren çok açık bir çelişki olduğunu, Yargıtay 19. H.D.nin 2015/9568 esas ve 2016/2173 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve yasal koşulları oluşmadığından davacı lehine % 20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, davalı lehine % 25 kötü niyet tazminatıyla yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/7855 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 212.669,07 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir." karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu Salihli İcra Dairesi'nin 2022/7855 Esas sayılı dosya suretinin incelenmesinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 212.669,07 TL asıl alaca ve 1.730,49 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 214.399,56 TL alacağın temini için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 30.06.2022 tarih ve 512.669,07 TL bedelli fatura gösterilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 16.01.2022 tarihli raporda sonuç olarak; Davacı kayıtlarına göre davalıya düzenlenen 30.06.2022 tarih 512.669,07 TL bedelli faturanın 420.000.-TL.'lik kısmının 30.03.2022 tarihinde 58 nolu yevmiye fişine, 92.669,07 TL'lik kısmının 30.06.2022 tarihinde 59 nolu fişe kayıt edildiği, 30.03.2022 tarihinde davalıdan 300.000.-TL. avans kaydı yapıldığı, böylece davacı şirket ticari defterlerine göre davacının kayden 512.669,07 ( - ) 300.000. = 212.669,07 alacaklı göründüğü, fatura kaydının farklı tarihlerde yapılması neticesinde HMK.222 maddesine göre muhasebe usul ve esaslarına uyulmadığının görüldüğü, düzenlenen faturada 71 adet ürün bulunmasına karşılık davacının alış faturalarında bu ürünlerden sadece 17 adetinin bulunabildiği, bulunabilen 17 adet ürün için davalıya düzenlenen fatura da fiyatların piyasa koşullarına ve enflasyon verilerine göre çok yüksek olduğunun görüldüğü, her iki tarafın da e-fatura mükellefi olmasına rağmen davalı tarafından düzenlenen iade faturasına ilişkin davacının itirazına ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı, davalı kayıtlarına göre davacıdan alınan dava konusu faturanın defter beyan sistemine göre düzenlenen işletme defteri alış kısmına kaydedildiği, davacıya düzenlenen iade faturasının gelir kısmına kaydedildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve takibe dayanak olarak gösterilen davacı faturasının her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık davalı tarafça düzenlenen iade faturasının davalıda kayıtlı olmasına rağmen davacıda kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Davaya konu faturanın davalı ticari defterlerinde kaydedilmiş olması nedeni ile içeriği mal ve hizmetin davalıya verildiğine karine teşkil eder. Bu durumun aksinin davalı tarafça dava değeri itibarıyla yazılı deliller ile kanıtlanması gerekir. Davalı tarafça düzenlenen iade faturasının ise davacıda kayıtlı olmaması nedeni ile tek başına iade faturası düzenlenmesi davalı lehine bir durum oluşturmamakta olup davalı tarafın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve davacı tarafça kabul edilmeyen iade faturasının düzenlenmesine ilişkin dayanakların dava değeri itibarıyla yazılı deliller ile kanıtlaması gerekir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Takip ve davaya konu olan ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen 30.06.2022 tarih ve 512.669,07 TL bedelli faturanın davacı tarafın ticari defterlerine kaydedildiği ve davalı tarafça yapılan 300.000,00 TL'lik davalıya alacak kaydedilen ödeme düşüldükten sonra davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan bakiye 212.669,07 TL alacak kaydının bulunduğu görülmüştür. Ayrıca takip ve davaya konu 30.06.2022 tarih ve 512.669,07 TL tutarındaki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dava konusu iş bu faturayı ticari defterlerine kaydetmekle davalının fatura içeriğini kabul etmiş olduğu, davalı tarafça davacı adına 06/07/2022 tarih ve 330.390,59 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, davalı tarafça düzenlenen iade faturasının davacının ticari defterlerinde yer almadığı, davalı tarafça sonradan 330.390,59 TL tutarlı iade faturası düzenlemesinin tek başına faturaya itiraz anlamı taşımayacağı, iade faturasının davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, faturanın davalı tarafın defterlerine kaydedilmiş olmasının malın teslim edildiği ve içeriğinin kabul edildiğine dair karine teşkil edeceği, bu nedenle takip konusu faturadan dolayı davalının yaptığı 300.000,00 TL tutarındaki ödeme sonrasında davacının takip tarihi itibariyle 212.669,07 TL tutarında alacaklı olduğundan bahisle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Dosya kapsamına nazaran davalı iade faturasının dayanağı davalı tarafça yazılı deliller ile kanıtlanamamıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı iade faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmamasına, davaya konu alacağın faturaya dayalı likit bir alacak olmasına , davalının vergi dairesinden gelen kayıtlarına göre tacir olduğunun anlaşılmasına göre her iki taraf tacir olduğundan TTK 4. maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunmasına göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/05/2023 tarih, 2022/872 Esas ve 2023/324 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 14.527,42 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 3.631,85 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 10.895,57 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/10/2026