Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1479 E. 2026/1543 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1479
Karar No
2026/1543
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1479

KARAR NO : 2026/1543

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07/05/2024

NUMARASI : 2022/175 E. - 2024/100 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu gelinlikleri "... ..." ticari işletmesine iş akdiyle bağıtlanmış olduğunu ... tarafından eşsiz ve ilk olarak tasarlandığını, müvekkiline ait olan şirketçe kamuya sunulduğunu, Müvekkilinin satılan gelinliklerin Dünya çapında bir üne sahip olduğununu, ... Fuarı, ... Fuarı, 2019 yılında İngiltere ... etkinliğinde yılın çıkış yapan markasında finalistliğe layık görüldüğünü, İzmir ... fuarına 2 sene boyunca katıldığını, Müvekkilinin onayı olması halinde müvekkiline ait markalı ürünlerin showrooma ve web siteye konulacağını bizzat davalılar tarafından ifade edilmesine rağmen müvekkilinin onayını beklenmeksizin web siteye ve showrooma konan ürünlerin hala dava tarihi itibariyle kiralanmakta olduğunu, Davalı tarafından yazılmış olan mail sonrası müvekkilinin, söz konusu tasarımların kendisine ait olduğunu ve gerek marka hakkından gerekse tasarım hakkından yalnızca kendisinin faydalanabileceği ve işbu hukuka aykırı eylemlere son verilmesi gerektiği yönünde davalı yana ihtarname iletildiğini, aynı ihtarda herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın gerek müvekkiline ait Callisto koleksiyonunda yer alan "..." tasarımının, web site üzerinden "... - ... gelinlik" adıyla, gerek showroomda müvekkiline ait markalı ürünlerin kiralanmasına izin verilmediğini ve açıkça ifade edilmesine rağmen, ihtarı tebliğ alan davalının söz konusu ürünleri kiralamaya devam ettiğini bununla birlikte davalının markasını "...." şeklinde kısaltarak kiralamaya devam ettiğini "... tasarımı" olduğu ifade edilerek hukuka aykırı ve haksız kazanç elde edecek şekilde kiralama yapmaya devam ettiğini, ... tarafından, 29.06.2022 tarihinde gittiği "..." ... "...kesim gelinlik" adıyla müvekkilinin markası kullanılarak https://www... com/...- kiralik-gelinlik sitesi üzerinden kiralanan gelinlik denenerek gelinlikte herhangi bir değişiklik yapılıp yapılamayacağının sorulduğuğnu davalılarca markalı tasarım ürünler üzerinde müşterilerin istediği şekilde değişiklik ve tadilat yapılabileceği ifade edildiğini, aynı hukuka aykırı perspektif ... adı altında https://www...com/... web sitesinde "..." başlığında yer alan haberlerde söz konusu hukuka aykırı rekabet kırıcı eylemleri gerçekleştirdiklerini açıkça ifade ettiklerini, en son 2023 yılı için çıkarılan, güncel 11 parçalık "callisto" koleksiyonunda yer alan ... modeli, müşterilerce en çok tercih edilen modellerden olduğunu söz konusu tasarımın gelinlere özel dikimi 42.000 TL olduğunu, davalı tarafından markalı bu tasarımın izinsiz kiralanması, müvekkilin satışlarında olağanüstü bir düşüşe sahip olduğunu, söz konusu faaliyetle elde ettiği hukuka aykırı gelirlerin tamamımın, müvekkili bakımından maddi zarar oluşturduğunu, Davalının faaliyetleri sonucunda müvekkiline ait markalı tasarımlı ürünlerin, mevcut fiyatının altında satışı ve kiralanması yapılarak müvekkilinin ticari faaliyetlerini baltalama neticesi doğurmakta ve açıkça dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmekte olduğununu, davalının izinsiz satışı, ihtardan sonra müvekkiline ait markanın ürün üzerinden kaldırılarak lisansız olarak faaliyetine devam etmesi, gelen müşterilerine müvekkile ait tasarım hakkı ve markalı ürün üzerinde izinsiz değişiklik ve tadilata giderek ürünü kötüleştirmek suretiyle mevcut fiyatının da altında satışa sunması vb eylemlerinin tamamımın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olup haksız rekabet teşkil ettiğini, Yoksun kalınan kazanç hesabının 6769 Sayılı SMK 151/2-c bendi uyarınca gelinliklerin bedelleri, müvekkilin marka ve tasarımlarının dizi sektörü/fuarlar/eventler kapsamında ulusal ve uluslararası tanınırlığı da dikkate alınarak “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, gerek edimin niteliği gerek Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, kişiye özel dikilmiş gelinliğin özgün ve ayırt edici bir tasarım mahiyetinde olduğunu ve müvekkilinin piyasada tanınmışlığından yararlanarak gelinliği kiraya verdiklerini, müvekkilinin ticari faaliyetini baltalayıcı şekilde, dürüstlük kuralına aykırı olarak, onun namından ve ürün kalitesinden faydalanarak izinsiz bir şekilde gelinliği kiralama faaliyetini sürdüren davalının haksız rekabet teşkil eden fillinin tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin 10/11/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının haksız rekabet teşkil eden fiilinin önlenmesini, durdurulmasını, yoksun kalınan kazanç hesabının 6769 Sayılı SMK 151/2-c bendi uyarınca gelinliklerin bedelleri, müvekkillerinin marka ve tasarımlarının dizi sektörü/fuarlar/eventler kapsamında ulusal ve uluslararası tanınırlığı da dikkate alınarak “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” dikkate alınarak hesaplanarak HMK m.107 çerçevesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince tasarımın itibar kaybından ötürü müvekkillerine verilen manevi zarar da gözetilerek 20.000,00 TL manevi tazminatın ve 5.000,00 TL marka hakkına verilen zarara ilişkin tazminatın dava tarihinden işleyerek değişen oranlı ticari faiziyle ile birlikte davalıdan tahsilini, verilecek kararın masrafı davalıdan alınmak şartıyla, başlangıç ve gerekçe bölümlerinin bir özetinin ve hüküm fıkrasının tamamının Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalıların işletmelerini ... ve ... Adi Ortaklığı‟nın ... markası altında, 2017 yılının nisan ayında kurduğunu ve işletmeye başlandığını, Davalılardan ...‟nun başkalarının tasarım ürünü gelinliklerini, abiyelerini ya da giysilerini kuracağı web sitesine yükleyerek ya da ürünlerini mağazasında sergileyerek kiralama yapabileceği bir iş modeli geliştirdiğini, iş modeli olarak gelinliklerini kiraya vermek isteyen gelinlik sahiplerinin ürünlerinin sergilenmek amacıyla teslim alındığını ve ilgilenen kiracıların olması halinde gelinlik sahibi ile kiracı arasındaki ticari bağ kurulduğunu, ilgili gelinliğin kiralanması halinde de kira bedeli gelinlik sahibi adına tahsil edildiğini ve komisyon bedeli kesilerek kalan tutar gelinlik sahibine iletildiğini, bunun yanında gelinlik sahiplerinin ihtiyacını gözeterek gelinlik üzerinde terzilik hizmeti talep edilmesi halinde gelinliğin vücuda oturtulması için terzilik hizmeti de verilmeye başlandığını, ilerleyen zamanda davalıların gelinlikleri kiralamaya aracılık etmektense özel seçilmiş tasarım gelinlikleri gelinlik sahiplerinden ücret karşılığı satın alarak satın alınan gelinlikleri kiralama modeline geçildiğini, ...'dan gelinlik satın alan gelinliğin maliki olan kişiler gelinliklerini kiralamak için davalıların web sitesinde bulunan Kiraya Ver formunu doldurduğunu, ancak prensip olarak iş birliği yapma isteği ile ... ile iletişime geçilmeden kendisine ait olan hiçbir ürün mağazaya kabul edilmediğini, ... ile iş birliği yapabilmek adına davalıların 15 şubat 2022 tarihinde info@....com adresine e-posta attığını, bu epostada Davalılar ...'nın doğrudan onayı olmadığı için müşteri ürünlerini henüz kabul etmediklerini fakat başvuru yapanların ürünlerini satın almak istediklerini ve yine kabul ederler ise tanışarak kendilerinden direk olarak ürün alımı yapmak istediklerini belirttiklerini, Ancak hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadığını, bu eposta üzerinden birkaç ay geçmesinin ardından Dolap uygulaması üzerinden bir kullanıcının davalılara ulaşmış ve ... markalı gelinliğini acilen satmak istediğini çünkü yurtdışına taşınacağını belirttiğini, 2022 yılının Nisan ayının başında davalılar ilgili gelinliği 17.000-TL ödeyerek gelinlik sahibinden satın aldığını, Davalılara herhangi bir model adı belirtilmediğinden ve ... ile iletişim kurulamadığından davalılar kendi gerçekleştirdikleri fotoğraf çekimleri ile birlikte gelinliği web sitesilerine yüklemişlerdir. Modelin adı mal sahibi tarafından iletilmediğinden ürün adına ...-... gelinlik' olarak belirtilmiştir. Ardından, ...‟nın gelinliğin kiralanmasından ve marka kullanımından rahatsız olduğunu ihtar ettiğini, ilgili ihtarnamenin tebliğ alınmasının ardından davalıların ilgili gelinliğin maliki olduğu ve semerelerinden yararlanma hakkı olduğu neticesinde gelinliği kiralayabileceğini ancak marka ve isim kullanımı konusunda ...'nın marka kullanımı konusunda hassasiyet göstererek markayı kaldırdığını ihtar ettiğini, o tarihten sonra gelinliğin ismi '...gelinlik' olarak güncellendiğini, kısa bir süre sonra ise ürün hem web sitesinden, hem de mağazadaki reyondan kaldırıldığını,Gelinliğin web sitesine eklenmesinden bu güne kadar gelinliğin kiralanması için 3 farklı kişi ile kiralama sözleşmesi imzalandığını, davalının 17.000-TL ödeyerek satın almış olduğu gelinlikten yalnızca 10,550 TL kazandığını, ayrıca gelinlik yalnızca 1 kişi tarafından kiralanarak kullanılmış olduğunu, Söz konusu gelinliğin kişiye özel dikilmiş FSEK uyarınca eser niteliği taşıyan bir ürün olmadığını Gelinliklerin FSEK'te yer alan anlamda eser olmadığı gibi Borç Kanunu uyarınca kişinin talebi ile kişiye özel hazırlanan bir eser niteliği de bulunmadığını, gelinliklerin tasarımın tescil edilmesi halinde tasarım tesciline ilişkin hakların korunduğu ancak gelinliğin tasarımı tescil edilmediği gibi davalıların tasarıma ilişkin bir ihlalleri de bulunmadığını, ayrıca ...'nın koleksiyonunda da bulunan bu gelinlik kişiye özel, eşsiz ve tek olarak üretilmiş bir model olmadığını, bu gelinlik modelinin aynısı farklı kişilerce giyildiğini, müşteri tarafından da reyondan hazır olarak satın alınmış olunduğunu, bu kapsamda FSEK veya borçlar kanunu kapsamında eser niteliğinde olmayan bu ürünün eser niteliğinde korunmaya tabii olmadığı bir mal olarak alım satıma ve kiralamaya açık olduğunu, Davalıların gelinlik üzerinde herhangi bir değişiklik, bozulma veya kötüleştirme yapmadığın, Müşteriler ile yapılan 3 farklı sözleşmede üzerinde yapılacak tadilatlar başlığının karşısında etek boyu kontrol edileceği ve göğüs dekoltesi kapatılacağı belirtildiğini, model veya tasarım üzerinde herhangi bir oynama yapılmadığını. firmanın hiçbir şekilde tasarımı değiştirmediğini davanın reddini talep ve beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut dosya kapsamında davalı tarafından mahkeme salonunda incelemeye alınıp kıyaslanan tasarımın orijinal ürün olduğu kanaatine varılmış, yine aynı görsellerde davalının sunduğu gelinlikte doğrudan davacıya ait markanın gizlenmeyerek davacı adına ... Tescil no.‘... markasının gelinlik iç etiketinde paylaşıldığı, üründeki ayırt edici markanın davalı tarafından gizlenmediği, davacının ürününü satışa sunmakla ilgili ürün için pazarda dolaşımı üzerinde kontrolünü kaybetmiş olmakla bu ürünler için hakkını tükettiği, kalıp tasarım ve biçim değişikliğinde kiralayan müşteri talebi doğrultusunda “dekolte kapama” gibi tasarım modelinin değiştirildiği, kişisel kullanım amacıyla tasarım değişikliğinin tek başına tecavüz boyutuna ulaştığının kabulüne imkan vermediği, üründen rekabet kırıcı ve hukuka aykırı şekilde faydalanma ya da kötüleştirme halinin somut olayda bulunmadığı, davalının davacı tasarımına yönelik ... Tescil no.‘... markasının da gizlenmediği göz önüne alındığında; haksız rekabet hallerinde Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinin uygulanması gerektiği düzenlenmiş olup, ayrıca TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayıldığından davalının haksız rekabet oluşturan nitelikte ticari nitelikte bir davranış veya uygulama ile aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesine yönelik bir fiilinin ispatlanamadığı kanaati ile davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-30/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 21.11.2023 tarihli bilirkişi ek raporu birbiriyle çelişmekte ve farklı sonuçlar içermekte olduğunu, mahkemenin çelişkileri gidermeksizin 30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunu hükme esas aldığını ve hukuka aykırı karar verdiğini,

-30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin bilgi birikimlerini ve yetkilerini aşan incelemelerle dolu olduğunu, nihai karara esas alınması ve söz konusu raporun kabulünün mümkün olmadığını, birçok hususta gerekli incelemeler yapılmaksızın, uzmanlık alanlarında görüş beyan edilmekten sakınıldığını, bir ürünün orjinal olup olmadığının mutlak surette tekstil uzmanı bir bilirkişi vasıtasıyla incelenmek suretiyle anlaşılabilecek bir bilgi olduğunu, bu incelemede salt elbise iç etiketine bakılarak "orjinal" tespitinde bulunmayı bir bilirkişi yerine sıradan bir vatandaşın dahi yapabileceğini, söz konusu gelinliğin dikişlerini, müvekkilin tasarımlarındaki kusursuz geçişleri, müvekkilin ar-ge çalışmaları doğrultusunda yapmış olduğunu, hafif- esnek-dayanıklı tasarımlarının düşünüldüğünde bu özelliklerin hiçbirinin irdelenmeksizin orjinallik tespitinin gerçeklikten uzak olduğunu,

-Bilirkişi raporunda belirtilen tükenme ilkesinde kiralama eylemini de barındırdığı dolayısıyla hak ihlali olmadığı yönündeki görüşün, bilirkişilerin görev ve yetkilerini aşan hukuki mütalaa niteliğinde olduğunu, Bilirkişilerin hukuki görüş paylaşmasının yasak olduğunu, Dolayısıyla söz konusu değerlendirmelerin kabulünün ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,

-30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda tekstil alanında uzman bilirkişi olmaksızın bir giysi etiketinin orjinal olup olmadığının tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Marka etiketinin dahi taklit edildiği piyasa şartlarında, tasarımcı bilirkişinin söz konusu etiketin orjinal olup olmadığını tespit edebilecek bilgi birikimi olmadığını,

-30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda, gerekçeli kararda aynen belirtildiği üzere "Sayın Mahkeme tarafından davacı vekilinin iddia ettiği üzere, davalı tarafın tasarım sahibinin müvekkil şirket olduğunu bilmesine rağmen, tasarımcı bilgisini ve tasarım gelinliklerin piyasaya sunulduğu markasını gizlediği kanaatine varılması halinde, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği, haksız rekabet kapsamında emeğin korunmasına büyük önem verildiği, davalının uyuşmazlık konusu ürünü kendi emeği sonucu oluşturulmuş gibi göstermesi halinde bunun haksız rekabet teşkil edeceği," ifade edildiğini, ancak söz konusu hususların bilirkişilerce incelenmediğini, herhangi bir gerekçe bulunmaksızın mahkeme tarafından reddedilmiş olduğunu, müvekkilce gönderilen ihtar neticesinde sanıkların söz konusu tasarım sahibinin müvekkili şirket olduğunu bilmesine rağmen; hem tasarımcı bilgisini hem de tasarım gelinliklerin piyasaya sunulduğunu, markanın gizlenerek, tasarım ve marka hakkının sahibini yanıltan ve kendi iş ve emek ürünleriymişcesine gösterdiklerini, açıkça rekabete aykırı hususların incelenmemiş ve tartışılmamış olduğunu, Ancak bu hususların dahi, müvekkilinin tasarladığı gelinliklerini bu şekilde haksız rekabet fiilleriyle piyasaya sunamayacağını bilen sanıkların göndermiş olduğu mailde adeta suçu ikrar ettiklerini, bağlantısız ve yüzeysel bir şekilde tükenme hakkından bahsedilmesinin abesle iştigal olduğunu,

-Davalıların açıkça müvekkili şirkete 15 şubat 2022 tarihinde e-posta ile söz konusu tasarımın satışa konulması konusunda izin maili gönderdiklerini, ardından ...‟nın gelinliğin kiralanmasından ve marka kullanımından rahatsız olduğunu ihtar edildiğini, o tarihten sonra gelinliğin ismini "...-... gelinlik" ismiyle değil- marka saklanarak "...gelinlik" şeklinde satışa sunulduğunu ve bir süre boyunca bu şekilde satışta kaldığını kabul ettiğini, Sayın mahkemece görüleceği üzere davalıların haksız eylemlerini bizzat ikrar ettiklerini, Yukarıda ( 4. Maddede) yer alan bilirkişi raporundaki yer alan açıklamalar doğrultusunda söz konusu ikrarının davanın kabul edilmesine yeterli olduğunu,

-İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce yargılama boyunca pek çok ihmali ve hatalı kararlar verilmiş olduğunu, görevlendirilen bilirkişilerin görevi kapsamında gereken özenli ve detaylı inceleme yapmaması neticesinde defaten ödenmek zorunda kalınan gider ve masraflardan dolayı müvekkili şirketin adalete yönelik inancını kaybetmiş olduğunu, Dolayısıyla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, her defasında binlerce liralık yeni bir bilirkişi masrafına katlanılmasının bir hukuk garabeti olduğunu

-Dava dilekçesinde açıkça 55/1-a-4 maddesine değinilmesi ve bu maddenin de ihlal edildiği ifade edilmesine rağmen 30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda geçen " TTK m. 55/1/a, 4 hükmü kapsamında bir iddia bulunmaması nedeniyle bu bakımdan değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır." ifadesi anlamlandırılamadığını, bu konuda bilirkişilerce inceleme yapılmadığını,

-Dava dilekçesinde davalılarca verilen röportajlar ve reklamlarda gelinlik satın almanın mantıksızlığı ve kiralamanın ne kadar avantajlı olduğu yönündeki karşılaştırmalı reklamlarda bariz bir rekabet problemi olduğu ifade edilmesine rağmen, 30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda "Davacı vekili bu kapsamdaki aykırılık iddiasını ileri sürerken karşılaştırmalı reklamlara vurgu yapmış ancak somut uyuşmazlık kapsamında bir iddiada bulunmamıştır." ifadesi anlamlandırılamadığını, somut uyuşmazlıkta dava dilekçesindeki taleple bağlı olan sayın mahkemenin ve sayın bilirkişilerin söz konusu ihlalin bizzat somut uyuşmazlığa dahil olduğunun dahi anlaşılmamasının taraflarınca yadırgandığını,

-TTK m. 55/1-a-6 göz önünde bulundurulduğunda; müvekkili şirketin tasarım ve markalaşma yönündeki emeğini hiçe saydığı ürünlerini (ki davalılarca fatura fiş sunulmaksızın orjinal olduğu iddia edilmektedir) neredeyse onda bir fiyatına defalarca kiralayan bir işletmenin varlığı halinde sektörde rekabet namına bir ortamın kalmadığını, hukuki meselelerde kıyaslanabilecek temel insan profilinin; kötücül reklam ve röportajlar gözetildiğinde müvekkilinin gün be gün satışlarının düştüğünü, davalıların "yeşil moda" popülaritesine sığınarak müvekkilinin vermiş olduğu emek ve zahmeti çekmeksizin para kazandığını,

-TTK m. 55/1-a-8 kapsamına bilirkişi raporunda geçen "müşterilerin korku, kaygı, bezginlik gibi duygular dolayısıyla hukuki işleme taraf olmaya yönelmektedir" yönündeki hukuki mütalaanın haricinde manipülatif satış ve pazarlama yöntemlerinin de ele alınmakta olduğunu, en iyi manipülasyonların müşterinin manipüle edildiğini anlamadan yapılan pazarlamalar olduğunu,

-Tükenme hakkının söz konusu olabilmesi için Tüketici tarafından satın alınan ürünün orjinal olması, Tüketicinin ürüne ilişkin hukuki işlemlerinin dürüstlük kuralına uygun olması ve hakkın kötüye kullanılması teşkil etmemesi ,Hukuki işleme konu ürünün kötüleştirilmemesi, bozulmaması; kendisine karşı manevi hakkı bulunan ve devirle dahi sona ermeyen üründen rekabet kırıcı ve hukuka aykırı şekilde faydalanmaması gerekmekte, olduğunu, tüm bilirkişilerin henüz daha ilk unsurda; iddiasını delillendirmeyen sanıkların ispatına hükmettiğini ancak tükenme hakkından bahsedilirken diğer iki unsuru gözetmeksizin baştan sonra yanlış ve yanıltıcı raporlar ortaya koymuş olduğunu, yaygın olarak fikri mülkiyet dosyalarında bilirkişilerin tekstil ürünlerinin dikişlerine, etiketlerine, malzeme kalitesine fiziken bakılıp incelenerek kanaat verilmesinin aksine yüzeysel bir şekilde ele alınmış olduğunu, bu yaklaşım yapılan değişiklikleri de görmeksizin devam ettirildiğini, müvekkiline ait tasarım bütünlüğü ve ürün kalitesine bağlı marka itibarının yerle bir edildiğini,

-30/03/2024 tarihli Bilirkişi raporunun 26. Sayfasında;"..tasarımcı bilgisini ve tasarım gelinliklerin piyasaya sunulduğu markasını gizlediği kanaatine varılması halinde, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği,.. " ifade edilmiş olduğunu, Aynı raporun 30. Sayfasında ise "18.04.2022 tarihle ihtardan önce '... Kesim Gelinlik' adı altında, 13.07.2022 tarihli paylaşımda ihtar sonrası '... ...' adı altında yayınlandığı" belirtilmiş olduğunu, markanın gizlendiğine dair bilirkişilerce tespit yapılması gerekirken, söz konusu hususun da mahkemenin takdirine bırakıldığını, mahkemece hiç bir değerlendirme yapılmaksızın gerekçesiz bir şekilde davanın reddedilmiş olduğunu, halbu ki müvekkilince tebliğ edilen ihtar sonrası, web siteden kaldırılana kadar hukuka aykırı satış ilanının devam ettiğini, bu durumu davalıların da ikrar ettiğini, ilk bilirkişi raporu ile 0/03/2024 tarihli bilirkişi raporunun çeliştiğini; bir heyetçe ele alınan hususların diğer heyetçe hiç değinilmediğini; ehil bilirkişi seçimlerindeki yanlışlıklar sebebiyle ilk derece mahkemesince yapılmış olan ihmallerle müvekkilinin defalarca gereksiz masraf yaptığını, Sayın mahkemece söz konusu raporlardaki isabetsizlikler doğrultusunda davanın reddine yönelik karara itirazının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilsiz tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, oluşturması halinde bunun durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile tazminat taleplerine ilişkindir.

Dosya kapsamında alınan 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya münderecatından da anlaşılacağı üzere davalı taraf, davacının tasarlamış olduğu gelinlikleri, ilgili gelinliklerin satışı yapılan mecralarda alan kişilerden satın alıp kiralamakta veya gelinlik sahiplerinin gelinliklerini kiralamasına aracılık etmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlıkta davalının dava konusu faaliyetlerinin bir taklit ürünü kamuya arz etmesi üzerinde değil, orijinal ürünler üzerinden yapılan faaliyetlere ilişkindir. Karşılaştırmaya tabi ürünler aynıdır. davalının satış, kiralama gibi faaliyetlerde bulunduğu ürün davacının hak sahibi olduğu, izini dahilinde piyasaya sunulan orijinal ürünlerdir. Aksi yönde herhangi bir iddia ya da veri dosya münderecatında mevcut değildir. Dava konusu ürünler için SMK 152/1 “Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır”. hükmü uygulama alanı bulacaktır. Davacı ürününü satışa sunmakla ilgili ürün için pazarda dolaşımı üzerinde kontrolünü Kaybetmiş olmakla bu ürünler için hakkın tüketildiğinden bahsedilecektir. Davacı tarafından davalının gelinlikler üzerinde hak sahibinin izini olmadan değişiklik ve tadilat yapılarak ürünün kötüleştirildiğini bu durumun dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği iddia olunmuş, davalı taraf ise gelinlikler üzerinde herhangi bir değişiklik, bozulma, kötüleştirme yapılmadığını, model veya tasarım üzerinde herhangi bir oynama olmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafında dosyaya sunulan davalının imza etmiş olduğu, Gelinlik Kiralama Sözleşmesinde üzerinde yapılacak tadilatlar kısmında “göğüs önü kapatılacak” şeklinde bir beyan bulunduğu, bunun haricinde tasarım üzerinde değişiklik gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamıştır. Dolayısıyla SMK 152/2‟nin de uygulanmasını gerektiren bir hal de tespit edilememiştir. Heyetimizde davalı faaliyetleri davacını marka ya da tasarım hakkına tecavüz teşkil etmediği yönünde görüşe ulaşılmıştır Marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığından maddi tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların da oluşmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır Davalının ürünlerin mevcut fiyatının altında satışı ve kiralanmasının davalının ticari faaliyetlerini baltaladığını, ürün üzerinde izinsiz değişiklik ve tadilata giderek ürünün kötüleştirildiğini bu hususların dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiştir. Davalı vekili gelinlikler üzerinde herhangi bir değişiklik, bozulma, kötüleştirme yapılmadığını, model veya tasarım üzerinde herhangi bir oynama olmadığını, firmanın hiçbir şekilde tasarımı değiştirmediğini beyan etmiştir.Davalı tarafında satışı ve kiralaması yapılan ürünler 2. el ürünler olduğundan mevcut fiyatının altında satışı yapılmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği, davacı tarafında dosyaya sunulan davalının imza etmiş olduğu, Gelinlik Kiralama Sözleşmesi‟nde üzerinde yapılacak tadilatlar kısmında “göğüs önü kapatılacak” Ģeklinde bir beyan bulunduğu, bunun haricinde tasarım üzerinde değişiklik gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamadığı tespit edilmiştir davalıların eylemlerinin davacı yana ait marka ya da tasarım haklarını ihlal etmediği, davacı yan ile haksız rekabet teşkil etmediği yönünde görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Dosyaya sunulan 21.11.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı yanın bildirimleri veçhile heyetimizce fiziki bir ürün incelenemediğinden davalı kullanımındaki ürünün orijinal olup olmadığı heyetimizce detaylı olarak analiz edilemediği, davalının kullanımında olan ürünlerin orijinal olmadığı yönünde Sayın Mahkemeniz nezdinde bir kanaatin oluşması halinde davalı yanın tespit edilen ilgili kullanımların davacı yana ait tescilsiz tasarıma tecavüz teşkil eder mahiyette olacağı, Mahkemenizde ilgili ürünlerin orijinal ürünler olduğu kanaatinin oluşması ihtimalinde ise kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizin devam ettiği yönündeki görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Dosyaya sunulan 30.03.2024 tarihli bilirkişi ikinci kök raporunda özetle; Davalı tarafın müşterileri tarafından satın alınan farklı marka ürünleri aracılık yaparak bir diğer müşteriye kiralandığı, Mail yazışma ile Davacı tarafa modellerini beğendiği ve ticaretini yapma talebini belirttiği dosya kapsamında karşı Davacı taraftan bu talebe cevabın gelmediği, Davalı tarafça https://www...com/... sayfanın kapatıldığı bulunamadığı, 18.04.2022 tarihle ihtardan önce “... ...”adı altında13.07.2022 tarihli paylaşımda ihtar sonrası “... ...” adı altında yayınlandığı Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde,Davalı tarafından mahkeme salonunda incelemeye alınıp kıyaslanan tasarımın orijinal ürün olduğu Kalıp tasarım ve biçim değişikliğinde kiralayan müşteri talebi doğrultusunda “dekolte kapama” gibi tasarım modelinin değiştirildiği, Davalı tarafından mahkeme salonunda incelemeye alınıp kıyaslanan tasarımın orijinal ürün olduğu kanaatine varılmış, yine aynı görsellerde davalının sunduğu gelinlikte doğrudan davacıya ait markanın gizlenmeyerek davacı adına ... Tescil no.‘...’ markasının gelinlik iç etiketinde paylaşıldığı ,SMK 152/1 uyarınca TÜKENME HAKKININ uygulama alanı bulacağı, Sayın Mahkeme tarafından davacı vekilinin iddia ettiği üzere, davalı tarafın tasarım sahibinin müvekkil şirket olduğunu bilmesine rağmen, tasarımcı bilgisini ve tasarım gelinliklerin piyasaya sunulduğu markasını gizlediği kanaatine varılması halinde, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği, haksız rekabet kapsamında emeğin korunmasına büyük önem verildiği, davalının uyuşmazlık konusu ürünü kendi emeği sonucu oluşturulmuş gibi göstermesi halinde bunun haksız rekabet teşkil edeceği, Davacı vekili tarafından iddia edilen haksız rekabetin özel halleri yukarıda tek tek incelenmiş olup, bu iddiaların somut uyuşmazlık çerçevesinde ispatlanamadığı ve bu kapsamda haksız rekabet bulunmadığı, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Tükenme İlkesi Türk Hukukunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 152 de düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca; “(1) Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır. (2) Marka sahibi, birinci fıkra hükmü kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir. Markayı taşıyan mal marka sahibi tarafından ya da onun izni ile bir defa piyasaya sürüldükten sonra artık bu malların tedavülünün engellenememesi, fikri mülkiyet haklarına sağlanan koruma ile serbest ticaret, kamu yararı ve özel mülkiyetin korunmasında menfaat arasında bir dengenin korunması gerekir. Tükenme İlkesi marka hakkının sahibi ile kamunun yararı arasında bir tür denge kurmaktadır.

Marka sahibi herhangi bir malı bir kez satıp piyasaya sürdükten sonra belli bir coğrafi bölgede artık o malın müteakip satışlarına, el değiştirmesine, ikinci, üçüncü el satışlarına engel olamaz.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davada, davalıların, davacı şirket altında faaliyet gösteren ... tarafından tasarlandığını beyan ettiği gelinliği dava dışı üçüncü kişiden satın alarak bu gelinliğin kiralanmasının haksız rekabet ve davalı yana ait olduğu iddia edilen tescilsiz tasarımın tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, davalı taraf, davacının tasarlamış olduğu gelinlikleri, ilgili gelinliklerin satışı yapılan mecralarda alan kişilerden satın alıp kiralamakta veya gelinlik sahiplerinin gelinliklerini kiralamasına aracılık etmekte olduğu, dava konusu gelinlik tasarımının orijinal ürün olduğu, davacının hak sahibi olduğu, izini dahilinde piyasaya sunulan orijinal ürün olduğu, marka ve tasarım tescilinden doğan hakkın tüketilmesi ilkesi uyarınca bu malların alıcıları tarafından piyasaya tekrar arzı ve fiyat düzenlemelerinin hukuka aykırı olarak değerlendirilemeyeceği, davalıların internet sitesinden davacı tarafça üretilip piyasaya sunulan orijinal ürünlerin kiralamasını yapmalarının marka ve tasarım haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, haksız rekabet yönünden kiralama faaliyetinin marka ve tasarımın itibarının zedelenmesi hali dışında ticari hayatın gerekliliğinden kaynaklandığı, aksi halde ticari hayata ilişkin her faaliyetin haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesi gereken bir durum oluşacağı, davacı tarafça her ne kadar bilirkişi raporunda tekstil mühendisi bilirkişi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, tasarım uzmanı bilirkişinin de ürünün orjinal ürün olup olmadığı konusunda tespit yapabileceği, 30/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda tasarım uzmanı bilirkişi bulunduğu ve ürün üzerinde inceleme yapılarak, ürünün orjinal ürün olduğu sonucuna varıldığı, ayrıca raporlar arasında çelişki bulunmadığı, raporların denetime elverişli olduğu bu konudaki istinaf istemlerinin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/05/2024 tarih ve 2022/175 E., 2024/100 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1479, K. 2026/1543, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1479-e-2026-1543-k-72ef354c13f1